Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Ermeni Müzisyen Charles Aznavour Hayatı
Ermeni Müzisyen Charles Aznavour Hayatı
Charles Aznavour (Şahnur Vağenag Aznavuryan, Shahnour Vaghenag Aznavourian, d. 22 Mayıs 1924; Paris- ö. 1 Ekim 2018, Mouriès), Ermeni asıllı Fransız şarkıcı, söz yazarı, oyuncu ve diplomat.
Charles Aznavour Cannes'da, 2014
İlk yılları ve Ailesi
Ermeni kökenli bir ailenin oğlu olarak 22 Mayıs 1924'te Paris'te, Rue Monsieur le Prince'te dünyaya geldi. Gürcistan doğumlu babası Michael Aznavourian şarkıcı, Adapazarı doğumlu annesi Knar Baghdasarian ise oyuncuydu. Paris'te "Caucase" isminde bir lokantaları vardı. Sanatçı bir aileden geldiğinden küçük yaşta tiyatroyla tanışan Aznavour, bu yaşlarından itibaren ablası Aida ile birlikte oyunlarda rol alıp şarkı söylemeye başladı.
İkinci Dünya Savaşı
İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Alman işgali devam ederken Charles Aznavour ve ablası; Yahudileri, Nazilerden korumaya ve saklamaya çalıştılar. Bu çalışmaları sırasında direniş örgütleri ile de iş birliği yaptılar. Bu direniş örgütlerinin arasında aile dostları olan Misak Manuşyan ve ekibi de vardı. Charles Aznavour ve ablası Aida bu kurtarma çalışmaları nedeniyle Raoul Wallenberg Ödülü’ne layık görüldüler.
Müzik Kariyeri
Erken Dönem Müzik Kariyeri
Charles Aznavour’un "Fransa’nın Frank Sinatra’sı" olma yolunda ilk adımları 1941 yılında Alman işgali sırasında gazete satarken bestecilik ve yorumculuk yapan Pierre Roche ile tanışması sayesinde atıldı. Bu tanışma Roche&Aznavour ikilisini doğurdu. Aznavour sözleri yazıyor, yeni ortağı da besteyi yapıyordu. 1944'te, Damia ve Charles Trenet gibi isimlerin kariyerlerinde önemli rol oynayan Raoul Breton yapım şirketi ile sözleşme imzalayan ikili, dönemin popüler isimlerinden Edith Piaf'la tanıştırılıp onun 1947-48 yılları arasında "Les Compagnons de la Chanson" ile birlikte çıktığı turneye dâhil olsa da izleyicilerden pek fazla ilgi görmedi. Aznavour bu dönemde Piaf'ın önce şoförlüğünü, daha sonra sekreterliğini ve nihayet asistanlığını yapacak ancak “Kaldırım Serçesi” ona bir türlü söz yazarı gözüyle bakmayacaktı. Kırklı yılların sonlarına doğru birlikte seslendirdikleri "Le feutre taupé" ve "Départ Express" gibi şarkıların yanı sıra Georges Ulmer için yazdıkları "J’ai bu" (1947) ile dikkatleri çeken Roche ve Aznavour, Pierre Roche'un 1950'de Kanada turnesi sırasında genç şarkıcı Aglaé'ye tutulması ve onunla evlenerek Atlantik'in karşı kıyısına yerleşmesi sonucunda yollarını ayırmak zorunda kaldı. Yalnız kalmasının ardından söz yazmaya ağırlık verse ve bu konuda başarılar yakalasa da esas tutkusu şarkı söylemekti fakat bu amaçla çıktığı sahneden her seferinde ıslıklanarak inmek zorunda kalıyordu.
Çelimsiz fiziği, kısa boyu ve titrek sesi halk arasında onu aşağılayan çeşitli takma isimlerle anılmasına neden olmaya başlamıştı. 1953'te Fas'ta verdiği bir konserde seyirciler tarafından ayakta alkışlanması onun için bir umut ışığının doğmasına neden olsa da 1955'te Sidney Bechet'nin açılış sanatçısı olarak çıktığı Olympia sahnesinde yuhalanmaktan bir kez daha kurtulamayacaktı. Trenet, Yves Montand ve Edith Piaf gibi “kadife sesli” şarkıcıların egzotik nakaratlarla dolu şarkılar seslendirdiği bir çağda yaşlılık, ölüm ve yalnızlık gibi iç karartıcı konuları anlatan şarkılar söyleyen boğuk sesli bir adam dinleyicileri hiç de cezbetmiyordu.
Ün Kazanması
Amacına ulaşabilmek için işine dört elle sarılan Aznavour'un şansı, 1956 yılında nihayet dönmeye başladı. Bu dönemde genç ve dinamik radyo kanalı Europe No 1'ün "Sur ma vie" gibi şarkılarını yayımlaması, yeni kurduğu plak şirketini güçlendirmeye çalışan Eddie Barclay’in dikkatini çekecek ve ünlü yapımcı, Aznavour’a zamanında ilgi görmeyen eski şarkılarını yeni düzenlemelerle tekrar kaydetme imkânını sağlayacaktı. Sanatçı, aynı yılın mart ayında bu kez Alhambra’da sahne aldığında izleyicilerin olumsuz tepkileri, yavaş yavaş hayranlığa dönmeye başlamıştı. 1960’ın aralık ayında aynı salonda, kendisi gibi başarıyı bir türlü yakalayamayan bir şarkıcının hikâyesini anlattığı "Je m’voyais déjà’yı" seslendirmesinin ardından onu konser boyunca soğuk bakışlarla izleyen seyirciler tarafından alkış yağmuruna tutulması, şeytanın bacağını nihayet kırmış olması anlamına geliyordu. Geç gelen bu şöhretten aldığı güçle kendini yazmaya veren Aznavour, 1960 ile 1965 arasında; "Les Comédiens", "La bohème", "For me formidable" ve "Et pourtant" gibi önemli şarkılara imza attı. Başarısının boyutları öylesine büyüktü ki yıllarca hor görülen bu ufak tefek Ermeni; 1963’te New York’ta Carnegie Hall’da sahne alacak, böylece Amerika’da ve dünyada uzun yıllar sürecek parlak bir kariyere ilk adımlarını atacaktı.
1963 yılında Charles Aznavour
Doğum: Shahnour Varenagh Aznavourian
22 Mayıs 1924
Paris, Fransa
Ölüm : 1 Ekim 2018 (94 yaşında)
Mouriès, FransaMeslekŞarkıcı, Söz yazarı, Oyuncu,Diplomat
Etkin yıllar: 1933-2018
Evlilik
- Micheline Rugel
(e. 1946; b. 1952)
- Evelyne Plessis
(e. 1956; b. 1960)
- Ulla Thorsell
(e. 1967)
Çocuk(lar) : Seda, Katia, Misha, Nicolas, Patrick

1963 yılında Charles Aznavour Sahne Performansları
Charles Aznavour sahnede bambaşka bir kimliğe bürünüyor, "La bohème’de" elinde ünlü beyaz mendili ve hayalî fırçasıyla modelini resmeden beş parasız bir ressama, "Mon émouvant amour’da" sevgilisiyle işaret diliyle anlaşmaya çalışan umutsuz bir aşığa dönüşüveriyordu. Sahne performansı konserin sonlarına doğru seslendirdiği "Les deux guitares" ve "Emmenez-moi" ile zirve yapıyor, sarhoş bir adamın hayatı sorguladığı ilk şarkıda yalpalayarak kuzeyin gri gökyüzünden kaçıp sıcak adalara gitme arzusuyla yanıp tutuşan bir denizciye hayat verdiği ikincisinde ise müziğin temposuna uygun bir şekilde kendi etrafına dönerek sahneyi baştan sona katediyordu.
|