Josh Ruben’in yönettiği Heart Eyes, Sevgililer Günü’nün romantik havasını korku ve aksiyonla harmanlayan sıra dışı bir film. Hikaye, lüks bir mücevher markasında çalışan Ally (Olivia Holt) etrafında şekilleniyor. Kampanya sunumu sırasında, geçmişteki talihsiz aşıkların hikâyelerini ele alan projeleri, maskeli ve ölümcül bir katilin gölgesinde gerçekleşir. Bu da şirkete, genç ve karizmatik pazarlamacı Jay’i (Mason Gooding) getirme zorunluluğu doğurur.
Jay, sosyal medyada eski sevgilisiyle olan ilişkilerini takip eden Ally’ye hayranlık duymaktadır. Dışarıdan sert görünse de Jay, nazik, kararlı ve duygularını açıkça ifade eden bir karakterdir. Ally ise aşkı hep tehlikeli ve aldatıcı olarak görür; ta ki Sevgililer Günü’nde ikili istemeden Heart Eyes katilinin hedefi olana kadar. Kaçış ve hayatta kalma çabaları sırasında, sürekli olarak birlikte olmadıklarını kanıtlamak zorunda kalırlar; çünkü hayatları buna bağlıdır.
Film, romantizmi ve gerilimi başarılı şekilde dengeliyor. Sevgililer Günü’ne dair klişe ve alaycı ögeleri, kanlı ve heyecanlı bir aksiyonla birleştiriyor. Ally’nin karamsar umutsuzluğu ile Jay’in iyimser romantik bakışı arasında sürekli bir gerilim var; bu da izleyiciye karakterlerle özdeşleşebileceği anlar sunuyor. Senaryo, romantik komedi klişeleriyle dalga geçerken, bunları kanlı ve absürt sahnelerle harmanlıyor.
Olivia Holt ve Mason Gooding’in kimyası, klişelerin farkında olmalarına rağmen izleyiciyi sürekli “Acaba olacak mı?” sorusunun ortasında tutuyor. Filmde çeşitli çiftleri görüyoruz: sevgilisiyle mutlu olanlar, aşkı yapmacık yaşayanlar, özlem duyanlar ve yeni aşka yelken açanlar.
Heart Eyes katili, stilize ve akılda kalıcı bir tasarıma sahip: kırmızı kalp gözlü, soluk sarı maskesiyle hem korkutucu hem de absürt bir figür oluşturuyor. Katliam sahneleri yaratıcı, hızlı ve absürt bir tempoya sahip; izleyici sürekli gerilim ve komedi arasında gidip geliyor. Ruben, cinayetleri bir karakter unsuru gibi işleyerek, filmin temposunu hiç düşürmeden sürükleyici bir deneyim sunuyor.
Heart Eyes, romantizmi, gerilimi ve absürd şiddeti bir araya getiren, Sevgililer Günü’ne özgü ama alışılmışın dışında bir korku-aksiyon filmi olarak öne çıkıyor.