Yani sabah kalkıp dişlerini fırçalarken ''bugün de iki kişiyi pasif agresifle yavaş yavaş tüketeyim'' mi diyorlar? sanmam.
Çünkü kötülük planla değil, içselleşmeyle yapılır. Nefes alır gibi, göz kırpar gibi. Otomatik vitese geçmiş bir çürümüşlüktür bu. Hatta öyle ki, çoğu zaman kendilerini mağdur zannederler ama o da şöyle yaptılar, “ben aslında iyiliğini düşündüm''ler havada uçuşur. Vicdanları simsiyah değil; daha çok gri ama o griyi yıllar önce kendileri boya kutusundan seçmiş, şimdi unutmuşlar.
En fenası da kötü insan, kendine iyi niyetle baktıkça daha da kötüleşir.
Çünkü farkında olmayan kötülük bulaşıcıdır. Kendini iyilik zanneden biriyle yaşamak, ateşli ama yanlış yazılmış bir reçeteyle yaşamak gibidir. Sonunda ya ruhun iflas eder ya da onun gibi olmaya başlarsın.
Evet, bazı kötüler hiç aynaya bakmaz. Çünkü orada gördükleri şeyin adını koyarlarsa, cehennem başlar. O yüzden hep başkalarına bakarlar. Başkalarını yargılarlar. Kötülüklerini yansıtırlar, ama sahiplenmezler.
Bazen de sen, gecenin bir yarısı oturmuş bunu sorgularken… O çoktan uyumuştur. Mışıl mışıl. Çünkü kötüler huzurlu uyur, suç onların uykusunu kaçırmaz. Sadece bizimkini kaçırır.
Yani?
Farkında değiller.
Farkında olmak, insanı biraz da iyi yapar.