04 Ekim 2026, 18:42
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Sultana (2026) - Film Eleştirisi
Sultana (2026) - Film Eleştirisi
Sultana: Yeşilçam’ın Pavyon Gülünden Modern Dönem Direk Dansçısına Bir Dönüşüm Hikayesi
Erdi Işık’ın kaleme aldığı ve ödüllü yönetmen Ali Kemal Güven’in kameraya taşıdığı Sultana, festival maratonunun sonuna yaklaşırken Atlas Sineması’nda gerçekleştirilen görkemli galasıyla sinemaseverlerle buluştu. Tam kadro katılan oyuncuların heyecanı salona da yansırken, yapım ekibinin bir önceki başarılı ortaklığı olan Mukadderat’ın ardından yine iddialı bir kadın öyküsüyle karşımızda olduğunu görüyoruz.
Cide’li senarist Erdi Işık, Mukadderat’ta izlediğimiz kasaba kadınından sonra bu kez gözünü Yeşilçam’ın efsanevi pavyon figürlerine dikiyor. Türkan Şoray başta olmak üzere Türk sinemasının geçmişinde iz bırakmış o yalnız pavyon kadınları, bu filmde günümüzün direk dansçısı kadınlarına evriliyor.
Rod Medya’nın yapımcılığını üstlendiği projede, başrolde yer alan Tuba Büyüküstün ile birlikte tam 7 kadın oyuncu yer alıyor.
Aylarca Süren Zorlu Bir Hazırlık Süreci
Filmin en dikkat çekici yanlarından biri, oyuncuların performans için göze aldığı fiziksel fedakarlıklar. Tuba Büyüküstün Paris’te hazırlık yaparken; Derya Pınar Ak, Seray Kaya, Rojin Erden, Begüm Akkaya, Itır Esen ve Şirin Sultan Saldamlı İstanbul’da aylarca süren yoğun bir direk dansı eğitimi almış. Çekimler öncesi vücutları morluklar ve yaralar içinde kalan oyuncular, sahnelerde adeta profesyonel birer dansçı ustalığı sergiliyor.
Kadronun vazgeçilmez isimlerinden Nur Sürer ise pavyonun eski günlerinden kalma, hayatın sillesini yemiş ve huzurevinde ful makyajla ölümü bekleyen eski bir "pavyon gülü" olarak yine büyüleyici bir performans sunuyor. Görsel açıdan filmin kostüm ve makyaj tasarımı büyük bir özenle hazırlanmış; özellikle Tuba Büyüküstün’ün kostümleri moda çevrelerinin dahi beğenisini kazanacak nitelikte.
Yeşilçam Arketiplerinin Modern Revizyonu
Erdi Işık, senaryosunda Yeşilçam’ın klasikleşmiş arketiplerine göz kırpıyor. Romantik marangoz figürü Tarık Akan ya da Ediz Hun’u hatırlatırken; pavyonun patronları, zorbaları ve pavyondaki kadına aşık olup onu "evinin kadını" yapmaya çalışan saf delikanlılar hikayenin tanıdık yapı taşlarını oluşturuyor. İstiklal Caddesi’nin arka sokaklarındaki o hayali Sultana pavyonu, sinema izleyicisine nostaljik ama bir o kadar da taze bir sokak kültürü sunuyor.
Hikayenin Özü ve İzleyiciye Yansıyanlar
Pavyon hikayelerinin özündeki acı gerçekler bu filmde de tüm çıplaklığıyla masaya yatırılıyor: Hayatta kalmak için para kazanmaya çalışırken fuhuş sarmalına sürüklenen, sistemin ezdiği kadınlar; birlikte direnç göstermek yerine birbirlerinin kuyusunu kazanlar ve zengin zorbaların şiddet sarmalı...

Film, danslar, göz alıcı kostümler ve renkli dünyasıyla görsel bir şölen sunarken; arka plandaki seks, şiddet, suç ve düşmüşlük temalarıyla da seyircisini burkuyor. Dans sahnelerinin oyuncuların büyük emeğine olan saygıdan ötürü uzun tutulmuş olması yer yer tempoyu düşürse de, filmin eğlenceli ve coşkulu gala atmosferi tüm ekibin bu projeye olan inancını gözler önüne seriyor.
Başarılı kadrosu ve cesur anlatımıyla sinemamızda uzun süre konuşulacağa benzeyen Sultana, Yeşilçam dinamiklerinin bugüne ne kadar güçlü uyarlanabileceğinin de en net kanıtı. Biz de sinemaseverler olarak Erdi Işık’tan yeni ve heyecan verici senaryolar beklemeye devam ediyoruz!
Yazan: Leydihan
|
|
|
|
|