Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Good Fortune (2025) - Film Eleştirisi
Good Fortune (2025) - Film Eleştirisi
Good Fortune İncelemesi: Aziz Ansari’nin Büyük Dönüş Komedisi Güldürmekte Zorlanıyor
Çok yönlü sanatçının ilk yönetmenlik denemesi, zamanlaması yerinde olan sınıfsal eleştirisiyle iyi niyetli bir çaba sergilese de, kendisine has mizah tarzı filme pek uymuyor.
Sinemalarda komedi filmlerinin eksikliği —eskiden neredeyse her hafta yaşanan bir durumken— o kadar çok şikayet edilen bir konu haline geldi ki, nihayet bir tane çekilmiş olması bile bir pazarlama aracına dönüştü. Geçen ay vizyona giren The Naked Gun uyarlaması, tam da bu soruna değinen ve komedi filmlerinin yokluğunu kamu spotu havasında ele alarak bu türe destek vermenin toplumsal önemini vurgulayan bir reklam kampanyası kullandı. (Bu çağrı yalnızca kısmen işe yaradı; film makul fakat yeterli sayılmayacak bir gişe hasılatıyla dönemini kapattı.)
Aziz Ansari’nin Good Fortune filminin Toronto’daki galasında festival başkanı Cameron Bailey, kalabalık bir seyirci topluluğuyla birlikte gülmenin artık ne kadar sıra dışı bir his haline geldiğine değindi.
Oyuncu, senarist ve yönetmen olan Ansari’nin kendisi de, Barbie’nin milyar dolarlık başarısının ardından sinemalarda izlenecek bir komedi filmi yapma arzusunu insanlara aşılamaya çalışıyor. O bu türün önemine inanıyor, peki ama sektör neden inanmıyor?
Son dönemde verilen yeşil ışıklar, Hollywood’un bu talebin sadece nostaljik bir özlemden ibaret olmadığını nihayet kavramaya başladığını gösteriyor. Ancak yine de vizyona giren az sayıdaki komedi filminin üzerinde, türün ticari olarak hâlâ ayakta kalabileceğini kanıtlamaları yönünde haksız bir baskı var. (Adam Sandler’ın Happy Gilmore 2 ile Netflix’te elde ettiği devasa izlenme sayıları, izleyicilerin komediyi artık nerede bulmayı kanıksadığını bir kez daha gösterdi.)
Good Fortune, hem beyazperde komedisini yeniden canlandırma hedefiyle hem de Amerika’daki giderek katlanan sınıfsal uçuruma dair zamanlaması yerinde mesajıyla iyi niyetli bir yapım. Ancak filmde yeterince kahkaha yok; varlığı fikri, onu izleme deneyiminden daha cazip hissettiriyor.
Son birkaç yıldır gözlerden uzak olan Ansari, şüphesiz çok komik bir insan; ancak mizah tarzı, kahkahalara boğan katıksız bir komedi filmi için çok uygun değil. Netflix’teki şık ve zeki dizisi Master of None, flört, iş ve dostluk ilişkilerinin genellikle absürt olan gerçeklerine dair ince gözlemler içeren bir mizaha sahipti. Bu durum, karizmatik bir başrol de olan Ansari için biçilmiş kaftandı. Ancak bu duyarlılığı yüksek konseptli, fantastik bir komediye taşımak yazık ki işe yaramayan bir hamle olmuş; çok yönlü sanatçı bu süreçte kendini ve özgün kişiliğini kaybetmiş.
Başrol oyuncusu Bill Murray hakkındaki iddialar nedeniyle prodüksiyon aşamasında rafa kalkan ve daha dramatik bir komedi olduğu belirtilen ilk yönetmenlik denemesi Being Mortal’ın ardından Ansari, o filmin diğer iki yıldızını —Seth Rogen ve Keke Palmer— daha geniş kitlelere hitap eden bir proje için yeniden bir araya getirdi. Good Fortune, Freaky Friday ve Trading Places filmlerini harmanlama çandaki, yetişkinlere yönelik fantastik bir hayat değiştirme komedisi.
Aynı zamanda günümüz güvencesiz çalışma ekonomisinin (gig economy) imkansızlığına; aşırı zenginler ile geri kalanımız arasındaki uçurum büyüdükçe her geçen gün daha da acımasızlaşan bu sisteme dair bir şeyler söyleme gayreti.
Ansari, belgesel kurgucusu olması gerekirken günlerini minnetsiz perakende işleri ile uygulama tabanlı hizmet işleri arasında koşturarak geçiren ve geceleri arabasında uyuyan Arj karakterini canlandırıyor. Yaşam, özellikle de zenginlerin nasıl yaşadığı kendisine hatırlatıldığında haksız bir mücadeleye dönüşüyor. Örneğin, soğuk su banyoları, 250.000 dolarlık saatler ve fahiş fiyatlarla ithal edilmiş suşiler eşliğinde yapılan baştan savma iş toplantılarıyla dolu bir dünyada yaşayan teknoloji zengini Jeff (Rogen) gibi... Arj kendisini kısa bir süreliğine Jeff’in asistanı olarak çalışırken bulur, ancak bu lüks hayatın tadını azıcık tattıktan sonra aniden kovulur ve kıt kanaat geçindiği eski yaşamına geri döner.
İkisi de, yardım etmek için bir fırsat gören endişeli ve hırslı koruyucu melek Gabriel (Keanu Reeves) tarafından izlenmektedir. Gabriel, Arj’in Jeff’in hayatının gerçek yüzünü ve göründüğü kadar mükemmel olmadığını gördüğü an eski hayatına dönmek isteyeceğine inanarak ikilinin yaşamlarını değiştirir. Ancak zengin olmanın aslında sürüyle sorunu çözdüğü ortaya çıkar ve Arj eski haline dönmeyi reddeder.
Ardından karmaşık bir kaos baş gösterir.
Bu, alt ve üst sınıflar arasındaki sert farklılıkları konu alan bir film; ancak kendi yapısındaki sert uyumsuzluklar nedeniyle bocalıyor. Bir zamanlar sıkı bir kurguya sahip olan bu komedi türünün daha salaş ve derbeder bir yorumu: Düşük bütçeli ve ayakları yere basan bir film gibi çekilmiş fakat uydurma bir fantastik senaryoya sahip; büyük komedi unsurları etrafında tasarlanmış ama çoğunlukla Ansari’nin kendi dizisinde sergilediği küçük, tebessüm ettiren anlara bel bağlıyor.
Fikir başlangıçta kısa süreliğine eğlenceli gelse de Ansari bu fikri çabucak tüketiyor ve yarım yamalak düşünülmüş kuralların sınırlarını zorlayan, karmaşık ve tekrara düşen bir kısırdöngünün içinde sıkışıp kalıyor. Filmde tempo duygusu yok; aceleye getirilmiş ve seyirciyi uzaklaştıran kurgusuyla Ansari, özenmeye çalıştığı filmlerdeki o özgüvenli dokunuşa ve akıcı formüle çaresizce ihtiyaç duyuyor.
Ansari her zamanki gibi sempatik, Rogen da öyle. Reeves’i de franchise/seri filmlerinin dışında görmek ferahlatıcı; ancak tek bir şakaya dayalı karakteri bir süre sonra kabak tadı veriyor. Mizahının büyük kısmı, ünlü oyuncunun belirli şeyleri yapıp söylemesinin ne kadar "komik" olacağı varsayımına dayanıyor (Reeves’in "chicken nuggies" demesi, filmin sandığı kadar komik değil).
Film, ticaret ve topluluk hakkında çoğunlukla yüzeysel hayat dersleri öğrenen üç karakterden ibaret. (Palmer, sendika kurmaya çalışan bir sevgili adayı rolünde her zamanki gibi büyüleyici ancak yeterince kullanılmamış.) Ansari’nin niyeti iyi olsa da, sınıf ve çalışma hayatına dair zamanlaması doğru mesajları abartılı bir komedinin içine yedirmeyi başaramıyor ve bu dengesiz filmi hak edilmemiş, zorlama bir duygusallıkla sonlandırıyor. Bu iş, Ansari'nin düşündüğünden daha zor; bizim izlememiz için ise olması gerekenden çok daha zor.
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]: Leydihan
|