29 Mayıs 2026, 23:57
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Şeytan Marka Giyer 2 | The Devil Wears Prada 2 (2026) - Film Eleştirisi
Şeytan Marka Giyer 2 | The Devil Wears Prada 2 (2026) - Film Eleştirisi
Şeytan yine marka giyiyor ama bu sefer karşısındakine pabucunu ters giydirmekte kararlı! Tam 20 yıl aradan sonra, yönetmen David Frankel bizi yeniden moda ve medyanın o acımasız ama parıltılı dünyasına davet ediyor.
Film, yazılı basının can çekiştiği ve her şeyin "tıklanma sayısı"na indirgendiği bir dönemde geçiyor. İlk sahnelerde bir grup gazetecinin öğle yemeğinde aldığı "yayın organımız kapandı" mesajıyla yaşadığı şok, aslında sektörün acı bir gerçeğini yüzümüze çarpıyor.
Efsane Kadro Yeniden Bir Arada
Miranda Priestly rolünde Meryl Streep, 70’li yaşlarında bile o buz gibi duruşundan hiçbir şey kaybetmemiş. 20 yıl önce asistanı olan Andy Sachs (Anne Hathaway) ise bu kez çok farklı bir konumda karşımıza çıkıyor. Çalıştığı dergi batınca eski yuvasına, yani Runway’e geri dönüyor. Ancak bu sefer asistan olarak değil, "yaratıcı haberler editörü" olarak!

- Meryl Streep: Huysuz ve otoriter Miranda karakterinde yine devleşiyor.
- Anne Hathaway: Fiziksel olarak neredeyse hiç değişmemiş, karakterin olgunluğunu harika yansıtmış.
- Stanley Tucci & Emily Blunt: Orijinal kadronun bu iki kilit ismi, eski enerjiyi ve sinsiliği koruyarak filme büyük renk katıyor.
Görsel Bir Moda Şöleni
Konu sizi sarmasa bile film tam bir görsel şölen sunuyor. New York sokaklarından Milano Moda Günleri'ne, Venedik’teki büyüleyici defilelerden özel davetlere kadar her kare titizlikle işlenmiş. Hele bir de Lady Gaga’nın bir şarkılık performansı eşliğinde gerçekleşen defile sahnesi var ki, izleyeni adeta büyülüyor.
Tirajın yerini tıklama sayısının aldığı, sermaye sahiplerinin medyadan elini çektiği bir dünyada özgür basın nasıl hayatta kalacak?
Film sadece kıyafetlerden ibaret değil; derin bir medya eleştirisi de barındırıyor. "Kağıda basılı yayınlar biterken fikirler nasıl yayılacak?" sorusunu sordurtuyor. İki yüzlü insanların yükseldiği, gerçeği yazmak isteyenlerin ise görmezden gelindiği bir sistemde, gazeteciliğin nasıl nefes alabileceğini sorguluyoruz.
Sonuç Olarak...
İki saate yakın süren yapım, su gibi akıp gidiyor. Medya sektöründe çalışanların, moda tutkunlarının ve lüks perakende dünyasını merak edenlerin kaçırmaması gereken bir film olmuş. The Devil Wears Prada 2, hem eğlendiriyor hem de sektörün karanlık yüzünü düşündürüyor.
İyi ki sinema var ve iyi ki David Frankel bu efsaneyi tozlu raflarda bırakmamış!
Yazan: Leydihan
|
|
|
|
|