Ressamlar Türk ve yabancı ressam biyografileri..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi - Hüseyin Gezer Heykeltıraş
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
218
Konu Bilgileri : Ressamlar
Konu Basligi
Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi - Hüseyin Gezer Heykeltıraş
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
218

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 11 Temmuz 2025, 16:23  
Çevrimdışı
 
Krizantem kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi - Hüseyin Gezer Heykeltıraş

Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi - Hüseyin Gezer Heykeltıraş



Mersin’in Mut ilçesinde 1923 yılında doğdu. 1927 yılında, ilkokulu Mut’ta okudu. 1932 yılında, ortaokulu okumak için Silifke’ye geldi. 1935 yılında, liseyi Balıkesir’de okumaya başladı. 1938 yılında, Necati Bey Öğretmen Okulu’na girdi. 1940 yılında, mezun oldu. 1941 yılında, bir yıl Karaköse’de öğretmenlik yaptı. 1941 - 1944 yılları arasında İkinci Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak uzayan askerlik hizmetini tamamladı. 1945 yılında, askerlikten sonra, Hasan Ali Yücel’in yardımıyla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Heykel bölümünde Prof. Belling’in öğrencisi oldu. 1947 yılında, “Çocuk ve Ana”, “Çıplak Kadın” adlı yapıtlarını tamamladı. Akademiden mezun oldu. Fransız hükümetinden kazandığı bir burs ile Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda Saupic Atölyesi’nde iki yıl çalışma hakkı yaptı. 1949 yılında, İstanbul’daki Kayseri Öğrenci Yurdu için “Nuh Naci Büstü’nü yaptı. 1950 yılında, yurtdışı eğitimini bitirdi. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne asistan olarak girdi. 1951 yılında, Devlet Resim- Heykel Sergisi’ne “Efenin Aşkı (Aşkın Kudreti) “ çalışmasıyla katıldı. Ikincilik ödülü aldı. Karaman’da “Karamanoğulları Mehmet Bey Büstü” , “Anıtkabir Kabir Heykelleri” ve “Hürriyet Kulesi” konuları için açılan proje yarışmasında ikincilik aldı. 1954 yılında, “İskenderun Kore Gazileri Anıtı’nın rölyefini yaptı. 1955 yılında, İDGSA müdür yardımcısı oldu. 1956 yılında, resim bölümünde sürdürdüğü modelasyon derslerinin yanında, heykel bölümü atölye öğretmeni oldu. 1957 yılında, Ankara Ana Çocuk Sağlığı Merkezi için “Ana ve Çocuk” kompozisyonu yaptı. “Köprülü Mehmet Paşa” ve “Yahya Kemal” büstlerini tamamladı. 1958 yılında, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, “Atatürk Başı” çalışmasını bitirdi. 1960 yılında, İstanbul Belediye Sarayı girişindeki büyük boy “Atatürk Başı”, başkan ve başkan yardımcılarının odalarındaki “Atatürk” profillerini düzenledi. Sadi Çalık’la birlikte Belediye Sarayı sergi salonundaki “Hitit Güneş Kursu Agrandismanı’nı tamamladı. 1961 yılında, “Geyve Atatürk Anıtı”, “Karabük Demir Çelik Fabrikası Atatürk Anıtı’nı” yaptı. Derece verilmeyen İstanbul Beyazıt Meydanı Hürriyet Anıtı Yarışması’nda başarı ödülü aldı. 1962 yılında, İDGSA müdür yardımcılığından ayrıldı. Akhisar Atatürk Anıtı’nı yaptı. 1963 yılında “Balıkesir Atatürk Anıtı’nı yaptı. 1964 yılında, “Antalya Atatürk Anıtı’nı (Ulusal Yükseliş Anıtı) “ , “Kars Gazi Ahmet Muhtar Anıtı” nı, “Ordu Atatürk Anıtı”nı yaptı. 1965 yılında, “Tunceli Atatürk Anıtı”nı yaptı. Ankara Fen Fakültesi Anıt Yarışması’nda ikincilik ve üçüncülük aldı. 1966 yılında, “Polatlı Atatürk Anıtı”nı yaptı. Dumlupınar Zafer Anıtı Yarışması’nda üçüncü oldu. Paris Müze Rodin’de Heykel Sergisi’ne katıldı. İDGSA müdürlüğünü üstlendi. “Atlılar” adlı yapıtını yaptı. 1967 yılında, Galeri 1’de açılan İDGSA Öğretim Üye ve Yardımcıları Karma Sergisi’ne katıldı. 1968 yılında, Işık Lisesi, “Işık” rölyefi çalışmasını yaptı.

Alman hükümeti tarafından davet edildi. 1969 yılında, profesör oldu. Romanya’ya davet edildi. Belçika, Anvers’te Uluslararası Heykel Sergisi’ne katıldı. İDGSA başkanlığından ayrıldı. Resim Heykel Müzesi müdürlüğüne getirildi. 1970 yılında, Paris Türk Büyük Elçiliği’ne “Atatürk Başı”, Lizbon Türk Büyükelçiliği önüne “Silivri Atatürk Anıtı” , “Mut Karacaoğlan Anıtı”nı yaptı. İstanbul’da cumhuriyetin 50 yılı için “50 Yıl Anıtı”nı yapmaya başladı fakat vali değişimleri ve kaynak sorunları yüzünden yarım kaldı. Kültür Bakanlığı’nın çoğaltılıp yayılması planlanan Atatürk Büstü 1. Yarışması’nda birincilik, 2’nci yarışmada ise, birincilik ve üçüncülük aldı. “50 yılın Resim ve Heykeli” adlı ortak kitabın resim bölümünü Nurullah Berk, heykel bölümünü ise, kendisi yazdı. 1975 yılında, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde karma sergiye katıldı. Kültür Bakanlığı ve Diyarbakır Belediyesi’nin ortaklaşa açtığı Ziya Gökalp Anıtı Yarışması’nda birincilik ve üçüncülük ödüllerini aldı. 1976 yılında, İstanbul, “Avcılar Atlı Atatürk Anıtı”nı mimar İmran Gezer ile birlikte yaptı. Resim Heykel Müzesi müdürlüğünden ayrıldı. Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü başkanlığını üstlendi. 1978 yılında, Bolu Köroğlu Anıtı Yarışması’nda ikincilik aldı. İki aşamalı TBMM Anıt Yarışması’nda birincilik ödülünü mimar İmran Gezer ile birlikte aldı

“Neyzen Tevfik” ve İzmir Fuar girişindeki “Atatürk Başı” çalışmalarını yaptı. 1980 yılında, Atatürk’ün Bitlis’e gelişini anlatan “Büyük Kabartma ve Çeşme” kompozisyonunu mimar İmran Gezer ile birlikte gerçekleştirildi. 1981 yılında, TBMM “Özgürlük ve Bağımsızlık Anıtı” kompozisyonunu mimar İmran Gezer ile birlikte yaptı.

1982 yılında, İçişleri Bakanlığı yanı “Polis Şehitleri Anıtı”nı mimar İmran Gezer ile birlikte tamamladı. “Adana Atatürk ve 5 Ocak Anıtı”nı yaptı. 1983 yılında, Isparta’da “Atatürk, Gül ve Halı Anıt” kompozisyonunu mimar İmran Gezer ile birlikte düzenledi. Gebze Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi “Çocuk ve Ana” kompozisyonu, “Kurtuluş Savaşı’nda Türk ve Kadın” rölyefini yaptı. Anadolu Uygarlıkları Sergisi’ne katıldı. İskenderun Demir Çelik Fabrikası “Atatürk Başı” yapıtını tamamladı. “Yatan Kadın” ve “Hasta Çocuk” adlı yapıtını tamamladı. 1984 yılında, “Cumhuriyet Dönemi Türk Heykeli” adlı kitabı yayımladı. “Çocuk Özlemi” adlı çalışmasını bitirdi. 1985 yılında, İstanbul Harp Akademileri Kampüsü” “ Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal Heykeli”ni yaptı. İstanbul, Rumeli Hisarüstü Dua Tepe’de yaptırılması planlanan Fatih Anıtı Yarışması’nda mimar İmran Gezer, kent mimarı Mehmet Çubuk, peyzaj mimarı İsmet Vildan Alptekin, yardımcı heykeltıraş Rahmi Aksungur’dan oluşan ekip ile birincilik ödülünü aldı. 1987 yılında, emekli oldu. İmran Gezer ile “Fatih Anıtı”nı tamamladı. 1988 yılında, “Karadeniz Ereğli Atatürk Anıtı” kompozisyonunu mimar İmran Gezer ile birlikte yaptı. Gazi Osman Paşa’da “Atatürk” ve “Gazi Osman Paşa” anıtlarını yaptı.

“Küçükköy Atatürk Anıtı”nı tamamladı. 1991 yılında, İstanbul Atatürk Müzesi’ne “19 Mayıs 1919 Arifesindeki Kıyafeti ile Atatürk Büstü”nü yaptı. Devlet Sanatçısı ünvanını kabul etmedi. 1992 yılında, Silifke’ye ikinci “Atatürk Anıtı”nı kazandırdı. Bu anıt, Konya, Antalya, Adana yol kavşağına dikildi. Ankara Devlet Konservatuarı’na “Adanan Saygun Heykeli”, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’ne “İbrahim Çallı Heykeli”, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’ne “İbrahim Çallı Heykeli”, Mersin Üniversitesi kampüsüne ise, “Atatürk Anıtı” yaptı. Mersin Üniversitesi kendisine onursal doktor ünvanını verdi. Mersin Özel Türkmen Lisesi bir sınıfa onun adını verdi. 1988 İlkokul öğretmeni Ali Rıza Özal’ın büstünü yaptı. Silifke’de yıkılan okulun yanındaki parka konulmasını sağladı. 2000 yılında, “Bilkent Üniversitesi Atatürk Anıtı”nı yaptı. Taşucu Belediyesi ve Mersin Üniversitesi birlikte “Hüseyin Gezer Uluslararası Taş Heykel Sempozyumu” düzenledi. Yerli ve yabancı heykeltıraşların katıldığı sempozyum çerçevesinde açılan karma sergiye katıldı. “Cumhuriyet Dönemi Türk Heykeli” adlı çalışması İş Bankası Kültür Yayınları arasından çıktı. 2002 yılında, “Uluslararası Hüseyin Gezer Taş Heykel Sempozyumu” Mersin’de gerçekleştirildi. Çok sayıda karma sergiye katılan sanatçı, İstanbul ve Ankara’da kişisel sergiler açtı.

CUMHURİYETİMİZİN KENDİYLE YAŞIT SANATÇISI:



Fotoğraf: Hüseyin Gezer atölyesinde çalışırken.

Çağdaş uygarlık düzeyine erişmenin yolu bilimden, sanattan, kültürden geçiyordu. Cumhuriyet’i kuran ve yükseltenlere düşen görev “az konuşup çok üretmekti.” Cumhuriyet ile yaşıt heykeltıraş Hüseyin Gezer de az konuştu çok üretti.

1923 yılında Mersin’in Mut ilçesinde doğdu. Babası köy tahsildarı, amcası çömlekçiydi. Kardeşleri okula giderken kendisi evde tek başına kalamıyor, ağlayıp duruyordu. Bazen onların peşine düşüp okula gidiyordu. Bu gidişler arttı. Kardeşleri öğretmenlerine durumu anlattı. Onlar da “ Bırakın gelsin” dedi. Böylece Hüseyin Gezer okula başlamış oldu. Daha çocuk yaşta heykele olan yeteneğini çevresine gösterdi. Mut’un killi topraklarında oyun oynarken, gördüğü herşeyin, insanların, hayvanların yüz ve bedenlerini ustaca çamura aktarıyordu. Yaşıtlarından daha zeki ve yetenekliydi. Bir gün nedenini bilmeden okulun önüne çağrıldı. Eski körüklü bir fotoğraf makinesi önüne konuldu. Sınıf birincisiydi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Mut ve çevresinde ortaokul yoktu. Bu nedenle Silifke’de ortaokula yazıldı. Ancak yaşı tutmadığı için mahkeme kararı ile yaşı büyütüldü.

Silifke ortaokulunda değerli öğretmenler vardı. Öğretmenler yurt dışında eğitim gören ve birkaç yabancı dil bilen nitelikli kişilerdi. Okul müdürü Ali Rıza Özal Hüseyin Gezer’i çok sevdi. Bir gün yanına çağırdı. “Güzel resimler yapıyormuşsun” dedi. Hüseyin Gezer de “ Heykel de yaparım” dedi. O da “Ne heykeli yapabilirsin? “ deyince Hüseyin Gezer “Aslan da yaparım, Atatürk heykeli de… “ Müdür “Yap Görelim” dedi. Gezer ırmak kenarından aldığı çamurdan aslan ve Atatürk heykelleri yaptı. Müdür onun yaptığı Atatürk ve aslan heykellerini güneşte kurutup odasında masasına koydu. Onu o yıllarda yüreklendiren Ali Rıza Özal’a duyduğu sevgiyi, yıllar sonra bir büstünü yapıp Silifke’ye göndererek gösterecekti.

Öğretmenleri matematik ve fen bilimlerindeki yeteneğine bakarak ondan mühendis olmasını istediler. Ancak o yıllarda Lise yalnızca Konya ve Adana’da bulunduğu için ailesinin onu okutmaya gücü yetmedi. Önünde üç seçenek vardı. Ziraat, orman ya da öğretmen okullarında parasız yatılı okuma. Parasız yatılı sınavını kazanıp, Necatibey İlköğretmen Okulu’nda derslere başladı. Bir gün resim öğretmeni Sırrı Özbay onu yanına çağırdı. “Resme yeteneğin var. Gel atölyede çalış” diyerek onunla ilgilendi. Kendindeki doğal yeteneği görüp destekleyen resim öğretmeni sayesinde mühendis olmaktan vazgeçmiş, sanatçı olmaya karar vermişti. Okuldaki müzik ve resim atölyeleri donanımlıydı.



Fotoğraf: Hüseyin Gezer’in yapıtlarından: Ankara, Bilkent Üniversitesi’ndeki anıt

Hüseyin Gezer okuldaki atölyede bir yandan resimler, bir yandan da Atatürk’ün, İnönü’nün ve okul çevresindekilerin büstlerini yaptı. İlk sergisini o yıllarda açtı. Güzel Sanatlar Akademisi, onun için tek hedef haline gelmişti.



Fotoğraf: Hüseyin Gezer’in yapıtlarından: Antalya’daki “Ulusal Yükseliş Anıtı”

Okulu birincilikle bitirdi. O dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’in okullarını birincilikle bitirenlere kendi el yazısıyla yazıp imzaladığı “İftihar Kitabı”ndan biri de ona verildi. İkinci Dünya Savaşı kapıya dayanınca askerlik gündeme geldi. Askerliği sırasında akademiye gidebilmek için para biriktirdi. Bir ara askerdeyken izin alıp Ankara’ya gitti. Gazi Eğitim’in üç bölümüne girebilme hakkı vardı. Resim, matematik bölümlerinin sınav dönemi geçtiği için Fransızca bölümüne kayıt oldu. Ancak yüreğimin gitmek istediği yere, Güzel Sanatlar Akademisi’ne, başvuruları mecburi hizmeti olduğu için geri çevrildi.

Bir gün Ankara’da dolaşırken Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir kuyruk gördü. Sorduğunda bakanın her çarşamba günü öğretmenleri yedişer kişilik gruplar halinde alıp sorunlarını dinlediğini öğrendi.

Bir hafta sonra o da sıraya girdi. Hasan Ali Yücel onu yanına çağırıp oturttu. “Ne istiyorsun?” diye sordu. Gezer yanında getirdiği iki zarftan birini açtı. Yıllar önce yazıp imzaladığı kitabı uzattı. Hasan Ali Yücel kitaba baktı. Gezer bu kez ikinci zarfı açıp içinde yaptığı resim ve heykellerin fotoğraflarını ona uzattı. “Mecburi hizmetim var. Beni akademi sınavlarına almıyorlar” dedi. Hasan Ali yanındakilere dönerek “Çocuğun işini halledin” diye seslendi. Büyük bir sevinçle oradan ayrılan Gezer bir hafta sonra GSA Genel Müdürlüğü’ne uğradı. Sınav dönemi geçmesine karşın özel bir sınav düzenlendi. Büyük bir başarı gösterdi. Akademiye alındı. Okul başlayıncaya dek olan süre içinde yaz aylarında para kazanabilmenin yolunu aradı. Su İşleri Müdürlüğü’nün açtığı sınavı kazanarak muhasebe bölümünde yaz boyunca çalıştı.

Akademiye başladığında çok heyecanlı ve sevinçliydi. Fırçaları bez yerine defalarca elbisesine, paltosuna sürdü. Çalışkanlığı ve disiplini sayesinde akademiyi de birincilikle bitirdi.

Yurt dışında eğitim önemliydi. Akademiyi birincilikle bitirdiğinden Fransa hükümetinden gelen bursla ödüllendirildi. Paris’te günlerini şöyle özetleyecekti Hüseyin Gezer:

“İki yıl kaldım, Academie Julian’da Prof. Gimond’un atölyesinde heykel ve Ecole Des Beaux Arts’da Saupic’in atölyesinde de taş çalıştım. Fakat beni en çok etkileyen Muse Guimet’deki Uzak Doğu heykelleri oldu.”

Akademiye asistan oldu. Bir yandan sanatını geliştirip uygularken, bir yandan da sanat eğitimi alanında öğretmenlikten yöneticiliğe uzanan çeşitli alanlarda çalıştı. Devlet Güzel Sanatlar Akademileri Kanunu’nun çıkmasında büyük emek harcadı. Resim ve Heykel Müzesi’nde de yönetici olarak hizmet verdi. Hüseyin Gezer, sanatın geniş halk kesimleri ile kucaklaşmasında Atatürk’ün başlatmış olduğu adımların önemini çok iyi kavramıştı. Yıllarca yasaklanan heykel sanatını yeniden diriltmek kolay değildi. Bunu çok iyi biliyordu çünkü kendisi de heykel sanatının kucaklaşamadığı, halkın içinden geliyordu.

Bu konudaki görüşlerini şöyle özetliyor Hüseyin Gezer:

“İlk cumhuriyet kuşağı sanatçıları Avrupa’daki eğitimlerini tamamlayıp yurda dönüşleriyle birlikte sanat hayatımızda pek dar bir ortamda kalan, az sayıda aydına yönelik olmakla birlikte, bir canlılık ve etkenlik başlatmışlardı. Özellikle ressamlar çok aktiftiler. Ancak herşeye rağmen bu çabalar sınırlı kalıyor, dergileri ziyaret eden konferansları izleyen ya da bu yazıları okuyan az sayıdaki aydına ulaşabiliyordu. Doğrusu başka türlüsü de beklenemezdi.



Fotoğraf:Hüseyin Gezer’in yapıtlarından: İstanbul’daki “Fatih Anıtı”

Entelektüel içeriğine henüz giremediğimiz bir dönem uygarlıktan, ayrı yapıdaki, ayrı nitelikteki bir kültürden ancak birkaç sanatçı aracılığıyla saksıda çiçek getirilir gibi, getirilmiş bulunan bu değerlerin toplumca anlaşılması, benimsenmesi, hele benliğine sindirilmesi olanağı yoktu. Sadece belli salonlarda izlemeye sunulan bu yapıtların geniş halk kitlelerine seslenmeyen dergilerde yürütülen düşüncelerin halka ulaşması beklenemezdi.”

Ona göre sanat “İnsanı insan yapan değerlerin en üstünü niteliğindeki “yaratıcı yeteneğin” ortaya koyduğu en “ insanca” eylemdir.



Fotoğraf: Hüseyin Gezer’in yapıtlarından: “Sevgililer” anıtının detay görüntüsü.

Sanat yapıtı “insanlığın ortak zevk ve acılarının” evrensel gerçeğe yönelik fikir gücünün bir yönü bir parçası ölümlü bir yaratıktan doğmuş ölümsüz bir varlıktır. Tüm insanlıktan, toplumdan ve çevreden gelen ışınların sanatçının iç dünyasından yansıması biçiminde çıkar ortaya. Türlü çiçeklerden toplanan malzemenin arının sihirli laboratuvarında bala dönüşmesi gibidir. Sanatta evrenselliğe bölgesellikten gidebileceğine inanan Hüseyin Gezer kendini ve sanatını şöyle anlatıyor:

“Sanat anlayışım ve yapıtlarım ana hatlarıyla tamperemanımın ve zihni yapımın niteliklerini yansıtır: “Nizam ve Denge Tutkusu” ve “Heyecanlı, Coşkun bir duygusallık” güzel sanatlar eğilimi yanında pozitif bilimler, özellikle matematik, başlıca tutkularımdan olmuştur. Herşeyi ana yapısıyla net çizgileri içinde ve yerli yerinde görmek isterim. Çok düzenli bir düşüncenin yön gösterdiği bir hayat tarzı, yaşantıma her zaman egemen olmuştur. Bu niteliklerim yapıtlarımı açık olarak etkiler. Heykellerimde kompozisyonu düzenleyen elemanlar alt yapıda kendini hissettirler. Sanatta evrenselliğe bölgesellikten gidebileceğine, bunun doğanın ve sanatın kanunları gereği olduğunu düşünür, bu gelişmeleri izlerim. Figüre bağlayım, onda insana has bir taraf bulunduğuna daha yakından değdiğine inanırım.”

Hüseyin Gezer’e göre heykel sanatının bir konu olarak topluma ulaşmasında en etkili rolü Atatürk Heykelleri oynuyordu ve bu konuda şunları söylüyordu:

“Kurulan yeni düzenin halka benimsetilmesi için anıtlar dikiliyordu kentlerin meydanlarında. O devrede henüz Türk heykelciler bu görevi yerine getirecek olgunluğa gelmedi diye de bu uygulamalar Avrupa’da ilişki kurulan bazı sanatçılara yaptırılıyordu. Ancak zamana kadar insanlar için böyle bir konunun varlığından haberdar olmayan halk bir anda kentlerin meydanlarında, değişik seyredende bambaşka etki yapan, ilgi çekici yapıtlarla karşılaşıyordu. Orada yakın geçmişin acı günlerini hatırlatarak içini burkan, kazandığı zaferin gururuyla göğsünü kabartan “şekilli anlatımlar” buluyordu. Onların odak noktasında ya üstünde asker üniforması ya da sivil giysisiyle kendisini ezik, yenik düşüren bir düzenden çıkarıp, zafere ulaştıran, incinen gururunu yükselten büyük kurtarıcısının şeklini görüyordu. Bu şekillerin aslında uygunluk derecesi, sanat yönünden başarı ölçüsü onu ilgilendirmiyordu. O kadar ki halkın gözünde her “boy heykel” ya da büst “Atatürk” olmuştu. Heykel kavramı Atatürk halinde şekillenmişti kafasında ilk kez. Bu bakımdan ben iyi, kötü anıtların heykel sanatının benimsenmesi, yayılmasında büyük yararlar sağladığına inanlardanım.

Canonica’nın Taksim anıtındaki Atatürk figüründen küçüktülerek pişmiş topraktan yaptığı ve yurdun her köşesine yayılan (aslında ne heykel ne de Atatürk olarak bir değeri, benzerliği bulunmayan) büstlerin bile ne kadar ilgi topladığı o çağa erişen herkesin hatırlarındadır.

Bu büstler, bir anda kapışılmış, bürolar, dükkanlar ve evlerin baş köşesine oturtulmuştur. Hatta Anadolu’nun ücra köşelerinde bir çok çocuk ilk heykel yapma özentisini bu büstü gördükten sonra duymuştur.”



Fotoğraf: Hüseyin Gezer’in yapıtlarından: İstanbul, Beşiktaş’taki “Yahya Kemal”

Cumhuriyetle yaşıt bir sanatçımız olan Hüseyin Gezer’in, henüz küçükken minik elleriyle yaptığı küçük heykelleri, şimdi kendi boyunu kat kat aşıyor. Yaptığı anıtsal Atatürk ve diğer heykelleriyle, Anadolu’nun ücra bir köşesinde herhangi bir çocuğa ilham vermeye devam ediyor.

——

 
Alt 17 Temmuz 2025, 16:17  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Yanıt: Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi - Hüseyin Gezer Heykeltıraş

🔒

İçerik Kilitli

Bu mesajı görüntüleyebilmek için
üye olmalı ve giriş yapmalısınız.

__________________

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
cumhuriyet, gezer, heykeltıraş, hüseyin, karnesi, kuşağının


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forumlara Hızlı Geç




JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK
❤
❤

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor