26 Temmuz 2025, 10:00
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Grigori Rasputin hakkındaki vahşi gerçek ve neden tapınıldığı
Grigori Rasputin hakkındaki vahşi gerçek ve neden tapınıldığı
Grigori Rasputin, 1869 yılında Pokrovskoye köyünde doğdu
Okuma yazmayı öğrenmedi
Çocukken karda yiyecek çalan ve çılgınlar gibi koşuşturan biriydi
Ama yine de insanlar onun içinde tuhaf bir kıvılcım olduğunu söylüyorlardı
O kıvılcım onu bir hiçken bir imparatorluğun başına taşıdı.
Rasputin 18 yaşındayken Khlysty adı verilen bir gruba dahil oldu. Tanrı'ya yakınlaşmak için çok günah işlemek gerektiğine inanıyorlardı. Seks, içki...
Kendisine bir aziz, bir "staretz" demeye başladı
İnsanlar onun deli olduğunu düşünüyordu ama kadınlar onu takip etmeye başladı.
19 yaşındayken Proskovya adında yerel bir kızla evlendi. Onunla dört çocuğu vardı. Ne olursa olsun kocasını destekledi
Rusya'nın yarısıyla yatsa bile gözünü bile kırpmadı. Bunun "kutsal misyonu" olduğunu söyledi
Rasputin sadece kendi işine bakmış, onu vahşi hayatına bırakmıştı.
Ailesini bırakıp uzun yolculuklara çıktı.
Yunanistan'da Kudüs ve Aynoroz gibi yerlere yürüdü. Sadakayla geçindi.
Uzun, karışık bir sakal bıraktı. Çok kötü kokuyordu.
İnsanlar geleceği görebilen ve şifa verebilen bu çılgın keşiş hakkında fısıldaşmaya başladılar.
Rasputin 1903 yılında başkent St. Petersburg'a geldi.
Kendine has havası onu zengin ve güçlü bu insanların arasında fark edilir kılıyordu. Kilise ileri gelenleri ve soylular onu partilerine davet ettiler.
İki yıl sonra, Çar ve Çariçe'yle tanıştı. İşte o zaman her şey değişti.
Çar'ın oğlu Aleksey hemofili hastasıydı. Doktorlar onu iyileştiremediler.
Rasputin geldi, çocuğa dua etti ve bir şekilde kanamayı durdurdu. Kimse nasıl olduğunu bilmiyordu. Belki şans, belki hipnoz...
Çariçe ona mucize yaratan diyordu. O günden sonra onlar için dokunulmaz oldu.
Rasputin kızların peşinden koşmazdı. Onun peşinden koşarlardı. Zengin hanımlar, hizmetçiler, hatta rahibeler.
Evinin önünde bekleyip onu görmek için yalvarıyorlardı. Ona saplantı dolu mektuplar gönderdiler. Kimisi çıplak halde çizip yollardı kendini.
Onun şu çarpık sözü vardı: "Benimle günah işle, Tanrı seni daha çok sevecek."
Kulağa çılgınca geliyor ama kadınlar buna inandı.
Onlarla yattığını ve bunun "ruhunu arındırdığını" söyledi.
Kocaları bile umursamıyordu: Onlar da bunu kutsal sayıyorlardı.
Şunu bir düşünün: yağlı sakal, lekeli cüppeler ve kirle kaplı tırnaklar.
O kadar kötü kokuyordu ki insanlar boğuluyordu.
Kimseye boyun eğmedi. İşte o saf güven kadınları zayıflattı.
Kokularına değil, duruşlarına önem veriyorlardı.
Rasputin uçurumun kenarında yaşıyordu. 1914 yılında akli dengesi bozuk eski bir müridi tarafından karnından bıçaklandı. Hayatta kaldı.
Daha sonra düşmanları onu tekrar tekrar öldürmeye çalıştılar. Zehirle ve kurşunla.
O yürüyen bir hedefti.
Çoğu erkek etkilemek için konuşur. Rasputin ise hayır. O sadece orada oturuyordu, sessizce, kocaman gözleriyle bakıyordu. Neredeyse hiç konuşmadı.
Konuşurken yavaş ve derin konuşurdu.
Kadınların onu duyması için öne eğilmelerini sağladı.
Bir kıza bakıp, "Sen farklısın. Tanrı seni seçti." derdi.
Prenses ya da köylü olması fark etmezdi.
Bu kartı defalarca oynadı ve her seferinde işe yaradı.
1915 yılında Çar, Birinci Dünya Savaşı'na girmişti. Rasputin, Çariçe Aleksandra'nın yanında kaldı.
Onun söylediği her şeyi dinledi. Devlette önemli mevkilere gelenleri seçiyordu. Soyluları kızdırdı ama umursamadı.
İktidardaki kadınlar ona körü körüne güveniyordu.
Çılgın gecelerini müzik, içki ve kadınlarla geçirdi.
İnsanlar onu sarhoş bir şekilde sendeleyerek etrafta dolaşırken, yakınında kim varsa onu yoklarken görüyorlardı. Skandal üstüne skandal.
Ama bu onu daha da büyüttü. Kadınlar kaosu severdi; Kurallara uymadığının kanıtıydı.
Aralık 1916. Bir grup soylu onun ölmesi gerektiğine karar verdi. Onu evlerine davet ettiler ve ona zehirli kek yedirdiler.
İşe yaramadı. Göğsünden vuruldu, faha sonra tekrar vuruldu hatta donmuş bir nehre atıldı.
Daha sonraysa ciğerleri suyla dolu halde ölü bulundu.
|
|
|
|
|