İktidar ve Hırsın Portresi: The Apprentice
Yönetmen Ali Abbasi, daha önce Sınır ve Kutsal Örümcek gibi filmleriyle dikkat çekerken, bu kez eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk yıllarına odaklanan bir biyografik yapımla karşımıza çıkıyor. Cannes ana yarışmada prömiyer yapan “The Apprentice”, Trump’ı hem karanlık hem de masum yanlarıyla, hırslı ve tatminsiz bir figür olarak mercek altına alıyor.
Film, temelde iki bölüme ayrılıyor. İlk bölümde 1970’lerin genç ve hevesli Trump’u ile avukatı ve politika danışmanı Roy Cohn’un ona yükseliş stratejilerini aktardığı dönem işleniyor. Bu bölüm karakter derinliği ve anlatım açısından dengeli. İkinci bölüm ise Trump’ın güç ve yolsuzlukla dolu yollarını ve on yıl sonraki iktidarını yansıtırken daha kopuk bir ritim sergiliyor; sanki izleyici sıradan bir insanın yükselişini gözlemliyormuş gibi hissettiriyor.
Senarist Gabriel Sherman, tanıdık bir Trump hikâyesi sunarken, oyuncuların performansları bu anlatıyı yukarı taşıyor. Trump’ı Sebastian Stan, Roy Cohn’u ise Jeremy Strong canlandırıyor. Stan ve Strong’un detaylara verdiği önem, ses tonlarından mimiklere kadar karakterlerin derinliğini pekiştiriyor. Roy’un kesik ve ürkütücü sesi, Trump’ın ise yumuşak ama kesintisiz konuşması film boyunca karakter ayrımlarını güçlendiriyor.
Filmin çarpıcı sahnelerinden biri, Trump’un kendisini yetiştiren Roy’un doğum gününü Amerika temalı bir pasta ile kutlamasıdır. Bu sahne, güç, manipülasyon ve sadakatin sınırlarını gösterirken, karakterlerin rollerinin yer değiştirdiği bir an olarak öne çıkıyor. Trump’un kibri ve kontrol arzusu, Roy’un geçmişte öğrettiklerinin tersine kullanılmasıyla izleyiciye hem korkutucu hem de düşündürücü bir tablo sunuyor.
Görüntü yönetmeni Kasper Tuxen, 1970’lerin grenli dokusunu ve 1980’lerin farklı tonlarını ustaca sunuyor. Trump daha canlı, sarı tonlarda resmedilirken, Roy’un mekanları loş ve gölge ağırlıklı kalıyor; bu da karakterlerin psikolojisini görselleştiriyor.
Sonuç olarak “The Apprentice”, iktidar hırsı ve güç mücadelesini başarılı oyunculuklar ve özenli görsellikle işleyen, Amerikan Rüyası ile karanlık gerçekliği aynı karede sunan bir biyografi filmi. Trump’ın yükseliş hikâyesi bazen eksik bir bütünlük sunsa da, karakterlerin içsel çatışmalarını ve güç dinamiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.
Yazar: Leydihan