Hırvat yönetmen Daina O Pusic’in İngiltere’de geçen ilk uzun metrajlı filmi Tuesday / Ayrılış, izleyiciyi hem tuhaf hem de düşündürücü bir atmosferle karşılıyor. Film, başlarda insanların koca, kirli bir papağana yalvarmasını veya ona direnmesini göstererek farklı bir ton yaratıyor. Öğreniyoruz ki bu papağan, geleneksel Azrail/ölüm tasvirinin renkli ve alışılmadık bir yorumu; yıpranmış duruşu ve taşıdığı yük, izleyiciyi ölüm ve hayat kavramlarını yeniden düşünmeye zorluyor.
Film, annelik ve kayıpla yüzleşmeyi dramatik bir şekilde işlerken, Julia Louis-Dreyfus’un canlandırdığı anne Zora’nın inkardan kabullenmeye uzanan yolculuğu ön plana çıkıyor. Kızının ölümcül hastalığıyla başa çıkmakta zorlanan Zora, çoğu zaman inkâr mekanizmasına sığınarak, evdeki doldurulmuş fareleri satarak evi geçindirmeye çalışıyor ve kendi duygusal çatışmasını da yansıtıyor.
Lola Petticrew’un hayat verdiği Tuesday karakteri ise ölüm karşısında daha empatik bir duruş sergiliyor. Zeki ve duyarlı bir çocuk olarak, can alma rolündeki papağanın tüylerini temizleyerek zaman ve güven kazanmaya çalışıyor. Annesiyle vedalaşmak, onunla bağ kurmak istiyor ancak Zora’nın inkârı nedeniyle iletişim kuramıyor ve bu durum fantastik bir gerilime dönüşüyor.
Papağanı seslendiren Arinze Kene, karakteri etkileyici bir şekilde hayat veriyor. Can alıcı, bazen anlayışlı bazen de yırtıcı olan bu varlık, insanların yaşamları için sürekli pazarlık yaptığı, geçmişin yükünü taşıyan bir figür olarak öne çıkıyor. Filmdeki özel efektler ve ses tasarımı, bu doğaüstü karakterin gücünü ve tehdidini başarılı bir şekilde aktarıyor.
Film ciddi bir tona sahip olsa da, bazı sahnelerde kuşun havalanması gibi absürt anlar mizahi bir dokunuş katıyor. Yönetmen zaman zaman ölümle mücadele temasından karmaşık duygusal anlara geçiş yapıyor, ancak bu da filmi daha yaratıcı ve derin bir hâle getiriyor. Sinematografik açıdan özenli kareler, klostrofobik ve kıyametvari anlar ile film, insanlığın acı, öfke ve kabullenme süreçlerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Özetle Tuesday / Ayrılış, ölüm ve kayıpla yüzleşmenin fantastik ve empatik bir anlatımı. Üç ana karakter üzerinden insan duygularının derinliklerine inen film, şefkat, öfke ve kabullenme anlarıyla izleyiciyi etkileyen özgün bir bakış açısı sunuyor. İzleyici olarak biz de bu yolculuğa kendimizi kaptırmaktan geri duramıyoruz…