Pedro Almodóvar, yaşam, aşk, cinsellik, yas ve pişmanlık temalarını sıklıkla işlerken, Yandaki Oda ile İngilizce çektiği ilk dramatik komediye imza atıyor. Film, Sigrid Nunez’in What Are You Going Through romanından uyarlanmış ve Almodóvar’ın alışıldık renkli, güçlü kadın karakterleri üzerinden ölüm ve yaşamın değerini sorgulayan bir anlatı sunuyor.
Öykü, ölümden korkan yazar Ingrid ile savaş muhabiri Martha’nın yeniden bir araya gelmesiyle başlıyor. Martha’nın kanser teşhisi ve ötanazi isteği, ikilinin New York dışında doğayla iç içe bir lüks eve taşınmasına neden oluyor. Martha, geçmişinden ve kızının babasıyla yaşadığı sorunlardan söz ederken, Ingrid onun bu yolculuğuna tanıklık ediyor. Almodóvar, Martha’nın karamsarlığını öne çıkarmaktan çok, ölüm deneyiminden yaşam sevincini algılamamızı sağlıyor. Film boyunca Faulkner, Hemingway, Joyce gibi yazarlar ve Edward Hopper gibi ressamlar üzerinden edebiyat ve sanat tartışmaları izleyiciye sunuluyor.
Kötümserliğe Karşı Umut
Ingrid, eski sevgilisi Damian ile konuşurken kötümserliğe karşı duruyor; dünyanın neoliberalizmin ve iklim krizinin etkisiyle zor bir yer haline geldiğini savunan Damian’a yanıtı net: “İnsanlara umut yok diyemezsin. Trajedinin içinde yaşamanın yolları vardır.” Filmdeki yapım tasarımları, kostümler ve müzik (Alberto Iglesias) Almodóvar’ın simetri ve renk seçkisiyle birleşerek izleyiciyi etkiliyor. Eduard Grau’nun kameraları ise New York’un dışındaki sahnelerde pembe kar ve aynalar aracılığıyla karakterlerin ruh hâllerini yansıtıyor. Tilda Swinton, Julianne Moore, John Turturro ve Esther Rose McGregor başrolleri paylaşıyor.
Neoliberalizmin Kurbanları: Sean Baker’ın ‘Anora’ Filmi
Sean Baker, Anora ile 21. yüzyılın işçi sınıfının marjinalde kalan temsilcilerini odağına alıyor. Brooklyn’de erotik dansçı ve seks işçisi olarak çalışan Anora, kendi kontrolünü elinde tutan güçlü bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bir gece tanıştığı Rus oligarkın oğlu Ivan ile kendisini lüks ve yozlaşmış bir Amerikan ortamında buluyor. Baker, neoliberalizmin aşk, cinsellik ve duygusal hayatlar üzerindeki etkilerini sorguluyor.
Baker’ın filmi, 1970’lerin Amerikan bağımsız sinemasını ve klasik romantik dramatik komedileri anımsatıyor. Mikey Madison, Mark Eydelshteyn, Yuri Borissov, Karren Karagulian ve Vache Tovmasyan oyunculuklarıyla dikkat çekiyor. Anora, hem erotik görselliği hem de karakterlerin özgüveni ve mücadele ruhuyla öne çıkıyor. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ile ödüllendirilen film, günümüz Amerikan toplumunun yozlaşmış portresine karşı bir eleştiri niteliği taşıyor.
Özetle, Yandaki Oda ölüm ve yaşam üzerine felsefi bir bakış sunarken, Anora güçlü ve bağımsız bir kadının neoliberal toplumdaki yerini sorguluyor. İki film de sinemaseverler için hem estetik hem de düşündürücü deneyimler sunuyor.