16 Ağustos 2026, 12:20
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Ada | Islands (2025) - Film Eleştirisi
Ada | Islands (2025) - Film Eleştirisi
Islands incelemesi – Cinsel gerilim ve tehlikeli derecede kibar karşılaşmalar
Olay örgüsündeki ters köşeyle dikkat çeken bu ilgi çekici noir gizeminde, bir çiftin tatil köyündeki bir tenis koçuyla arkadaş olmasının ürkütücü sonuçları konu ediliyor.
Alman yönetmen Jan-Ole Gerster; başrollerini Sam Riley ve Stacy Martin’in paylaştığı, merak uyandıran bir noir gizemine imza atmış. Başarılı oyunculuklar ve zekice görsel fikirler barındıran filmin dramatik yapısı ve duygusal odağı biraz daha toparlanıp keskinleştirilebilirdi. Yine de Islands, Jacques Deray’in La Piscine (Senaryo) veya Paul Schrader’ın The Comfort of Strangers (Yabancı Kucak) filmlerini andıran cinsel gerilimi ve tehlikeli derecede kibar karşılaşmalarıyla seyircisinin zekasına saygı duyan, olan biteni kendi kendilerine çözebileceklerini varsayan akıllıca bir yapım.
Riley, Kanarya Adaları’ndan Fuerteventura’daki orta halli bir otel kompleksinde tenis koçluğu yapan Tom’u canlandırıyor.
Neredeyse on yıldır burada olan Tom; endişesiz, sorumluluksuz, gecelerini alkol alıp uyuşturucu kullanarak ve kadınlarla bitmek bilmeyen tek gecelik ilişkiler yaşayarak geçirdiği amaçsız ve anlamsız hayatından giderek daha da huzursuz olmaktadır. Trajik bir şekilde, bir zamanlar otel kortunda Rafael Nadal ile kısa bir süre oynama fırsatı bulduğu için kendisine “Ace” (As) lakabı takılmıştır; hatta dedikodular bu anıyı yüzlerce seyircinin önünde tenis efsanesine karşı kazanılmış (hayal ürünü) görkemli bir zafere dönüştürmüştür.
Ancak Tom artık alkolizmin pençesine düşmektedir; her sabah akşamdan ne olduğunu hatırlamadan arabasında, plajda ya da havuz başında akşamdan kalma bir halde uyanmaktadır.
Otel paket turlarıyla gelen standart müşteri kitlesinden çok daha şık ve sofistike olan İngiliz çift Anne (Stacy Martin) ve Dave’e (Jack Farthing) garip bir ilgi duymaya başlar. Çift, Tom’u sevimli küçük oğulları Anton’a (Dylan Torrell) özel ders vermesi için ikna eder. Tom onlara adayı gezdirmeyi kabul eder; birlikte akşam yemeğine çıkarlar ve yemeğe gittiklerinde Anne, kendisini insanların neden tanıdığını açıklayan kısa ekran deneyimlerine değinerek başarısız bir televizyon oyuncusu olduğunu anlatır. Ardından içki içmek için çiftin odasına geçilir ve olaylar dramatik ve ürkütücü bir noktaya evrilir.
Bu, içinde bir sürpriz barındıran bir drama; ancak Gerster bu sürprizi alışılagelmiş dahiyane senaryo şaşırtmacalarıyla veya belirgin bir şekilde yüzünüze vurmak istemiyor. Gerçeğin farkına son derece yavaş ve neredeyse hissettirmeden varıyorsunuz. Yine de seyirci olayı kavradıktan sonra, birinin veya bir şeyin bunu açıkça dile getirmesini —ya da bunun yokluğunda, korkunç gerçeğin yarattığı duygusal etkinin netleştirilmesini— bekleyebilir. Makul derecede uzun sayılabilecek bu filmde bunu tam olarak alıp almadığımızdan emin değilim; fakat bir yönetmenin incelikli ve ince eleyip sık dokuyan bir yolu seçmesi ferahlatıcı. Ayrıca Riley, Martin ve Farthing’den son derece iyi oyunculuklar izliyoruz.
|
|
|
|
|