Selam arkadaşlar, yine sabahattin ali şiirleriyle boğuşurken aklıma takıldı. Hani şu "Aldırma gönül, aldırma!" diye başlayan şiiri var ya, gerçekten insanın içini bir burkuyor. Özellikle şu dizeler:
"Kara bulutları kaldırın,
Güneşli günleri yoldan çevirin.
Şu dağları delip geçsin,
Yol ver, ey zindan!
Ve sen de ey ölüm,
Sen de ey korku,
Ey yalnızlık, ey son, ey hiçlik,
İşte geliyor, işte geliyor,
İşte geliyor, işte geliyor!"
Bu şiirde bir umutsuzluk, bir çaresizlik var ama aynı zamanda bir kabulleniş, bir teslimiyet de var gibi. "Aldırma gönül" derken aslında bir teselli mi arıyor, yoksa durumu kabullenmenin verdiği bir sükunet mi bu? Sizin bu şiirle ilgili düşünceleriniz neler? Hangi dizesi sizi en çok etkiliyor? Paylaşırsanız sevinirim.