Kitaplık Beğendiniz kitapların tanıtımları..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi
Konudaki Cevap Sayisi
2
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
142
Konu Bilgileri : Kitaplık
Konu Basligi
Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi
Konudaki Cevap Sayisi
2
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
142

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 16 Nisan 2026, 12:11  
Çevrimiçi
 
Penelope kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi

Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi





Görünmez Kentler’in İtalya’daki baskısından (di Anastasia – 2014) bir illüstrasyon.

Josef Kılçıksız


Italo Calvino’nun şehirleri size, kaybettiklerinizin gitmediğini, sadece biçim değiştirdiklerini; bir şarkının içinde, bir duvar yazısında, sokağın başında, bir köprünün ortasında beklerken ya da çölde ansızın çöken gecenin ağırlığında geri döndüklerini söylüyorlar.

Görünmez Kentler’in İtalya’daki baskısından (di Anastasia – 2014) bir illüstrasyon.
Italo Calvino, Binbir Gece Masalları’nı andıran hiper metni için anlatısal hayal gücü hem güçlü hem şiirsel olan Marko Polo adlı figürü sahneye sürüyor. Betimlemeler, metni yerçekimsiz bir ortama çekiyorlar. Şehrazat tarzı hikâyeler, kentlerdeki büyülenme anına geniş bir hayali alan açıyorlar.

Calvino’nun Görünmez Kentler’i muhayyel bir yolculuğun ara mekânlarını keşfetmeye yönelik; yolcuyu acımasız bir dünyadan koruyan soluklanma duraklarını, bir zihin haritasında işaretlemeye yönelik.

Uzamsalın bolca tüketilip sınır ve onu aşmanın seyyah için bir meydan okumaya dönüştüğü yolculuklar. Kaçış ve kayboluş yanılsamasının geçiş yolculukları; muhayyel duraklardan somut duraklara geçerken, özneyi dünyadaki tüm eksikliklere bağlayan hikâyeler… İhtimal dışı şehirlerde yolunu ararken kaybolan özneyi güvenli karşı kıyılara geçiren köprülerin ve bu köprüleri hangi taşların ayakta tuttuğunun anlatıları. Bu köprüler ki, sanki iyicil bir mesajı taşımak, ruhlar arasında narin bir bağ olmak için inşa edilmişler. Ama aynı zamanda, öznenin onların üzerinden kendini, bir kayıtsızlıkla imlediği dünyanın boşluğuna bıraktığı…

Kelimeler, görünen izleri görünmez olanlarına; hem arzu edilene hem korkulana bağlarken boşluğun üzerine gerilmiş kırılgan asma köprüleri andırıyorlar. Bu asma köprülerin üzerinde, yolculuğun zamanı, ruhun zamanı ile örtüşüyor. O köprülerde bekleyen ‘kalbin politikliği’ çok bariz: orada kalp, yalnızca bireysel bir organ değil; hatırladıkça direnen kamusal bir mekân gibi.

Görünmez kentler niçin görünmez?

Köprü başlarında usanmadan ve büyük bir aşkla bekleyiş, ama bu öyle boş boş bir bekleyiş değil; köprüden, bir zamanı, çağı izlemek, anlamak, dahası aktarmak hali ile… Marco Polo’nun yol almasını sağlayan, merak ve başka bir mekâna/çağa köprülenme arzusu. Bu köprülerin yolun sonunda nereye bağlanacağının müphemliği, okuru teyakkuzda tutmaya yönelik. Marko’nun betimlemeleriyle okur, bir rüya arazisine dalıyor. Tırmandığı her bir basamak, başka çağa atılmış bir çentik gibi.

Calvino’nun şehirleri size, kaybettiklerinizin gitmediğini, sadece biçim değiştirdiklerini; bir şarkının içinde, bir duvar yazısında, sokağın başında, bir köprünün ortasında beklerken ya da çölde ansızın çöken gecenin ağırlığında geri döndüklerini söylüyorlar.

Görünmez kentler, belki de var olmadıkları için görünmezler. Kitapta, düşsellik, daha derin bir gerçeğe ve şehri ayakta tutan görünmez ruha dokunacak kadar yakınlaşmayı sağlayan kestirme bir yol.

Kaybın örtük ikinci veçhesi, sınır. Şehirlerin tam ortasından geçen sınır çizgisinin aşağısı ile yukarısı arasındaki kültür, mimari ve tarih farkının bu gerçeği, sizi bir ‘yok yer’e götürüyor. Cümlelerin ritmi de yok yer’e varma arzusuna göre ayarlanmış gibi: ortalığı ayağa kaldırmadan, gürültü patırtı çıkarmadan birbirlerine eklenen cümleler…

Calvino’nun şehri, istisnai olanla gerçeğe benzeyen arasında denge kuran bir model. Orada şehir, yalnızca bir varlık ihtimali ve şehrin var olabilmesi, dilin olasılıklarına bağlı. Her satırı ve tespitleri ile damla damla aktardıkları, Marko Polo’nun gözünün gördüğü bir ânın karşılığı.

Calvino olay örgüsünü, sadece coğrafi olarak uzak olanda değil, zamanda da uzak bir orta çağ dünyasına konumlandırıyor. Uzak, seyyahın kendine tuttuğu ters ayna; onda kendine ait “az”ı ve hiç sahip olmadığı “çok”u keşfettiği…

Marko Polo, lirik bir dille sunuyor gözlemlerini. Sadece toprağın üstünü değil, toprağın altını da görüp aktarıyor. Sonra zaman zaman geçmişe dönüyor. Yakın tarih, uzak tarih, şimdiki biz. Kahırlı şeyler, yazgılar, tavsiyeler, keşifler… Ama öyle didaktik değil, sohbet eder gibi.

Calvino, dilsel imkânsızlığın etrafında, şehirlerin çıkmaz sokakları gibi, ‘çıkmazlı/çözümsüz’ (aporetik) bir durum inşa ediyor: Nesnelerden, danslardan, çığlıklardan, pantomimden ve işaretlerden oluşan göstergebilimsel bir sistem… Bazısı geçmişe, yokluğa ve uçuruma batmış, kimi hâlâ yapım aşamasında olan ya da hiç bitmemiş bu kentler, Calvino’nun gösterge ağlarıdır.

Kubilay Han: “Tüm bu işaretleri öğrendiğim gün, sonunda imparatorluğuma nasıl sahip olacağımı bilecek miyim?” diye soruyor. Marko, “Efendim, o gün siz kendiniz işaretler arasında bir işaret olacaksınız,” diye yanıtlıyor. (GK, s. 183)

Her yere ekilmiş acılar ve yaralar arasında kalan insanın, sağır ve iletişimsiz olmak istediği durumları kışkırtan şehirlerde, sahneye genellikle sessizlik hâkim: Kaybın ve ayrılığın ertesinde harika bir sükûnet şansı… Şatoda toplanan karakterlerin bir büyünün etkisi altında dilsizleşip kendilerini bir deste Tarot kartıyla ifade etmeye çalıştıkları Kesişen Kaderlerin Kalesi’nin ahvali gibi.

Dil çok bilindik hâle geldiğinde yerini sessizliğe bırakıyor. Kelimelerin saklandığı yer olarak sessizlik, “başka bir yer için muhtemel başka bir şeyi” anlatmak olarak çok işlevsel. Marco Polo, ayların ayları kovaladığı büyük elli beş yolculuk döngüsü boyunca, anahtarlarına sahip olmadığı bir dünyayla yüzleşip zaman zaman onun sağır kapılarına tosluyor.

Dilin saklandığı yerlerden birisi de satranç tahtası:

“Son görevinden dönen Marko Polo, Han’ı bir satranç tahtasının önünde oturmuş beklerken buldu. Onu bir işaretle karşısına oturmaya ve yalnızca satrancın yardımıyla, ziyaret ettiği kentleri anlatmaya davet etti. (…) Büyük Han’ın satranç taşları, cilalı fildişi parçalarındandı. Tehditkâr kuleleri ve ürkek atları ustaca dizip, piyon şeritlerini vezirin ilerleyişine göre düz veya eğik yollarla sürüyor; siyah beyaz kentlerin perspektiflerini ve uzamlarını dolunay geceleri aracılığıyla adeta yeniden yaratıyordu.” (GK, s. 214)

Marko Polo okura adeta, “benimle gelirsen kötülüklere katlanmayı öğrenirsin. Benimle gelirsen, başkalarının yaralarını iyileştirirken kendi yaralarını da iyileştirmeyi öğrenirsin” diyor. O şehirlerdeki kimi bahçelerin terasları, ‘aklın gölleri’ne; kimileri ise çölün bucaksızlığına bakıyorlar. Kâh ormanlardan, kâh çöllerden, bazen meydan savaşlarından, yer yer hazine ve ganimetlerin saklandığı saraylardan geçerek ilerleyen yolculuklar…

Marko, yolculuğu boyunca, malikânelere kapatılmış kızları, tarla işlerini, buğday ve üzüm hasadını, serfin cezalandırılmasını, bazı ensestleri, bazı yangınları, idamları, kuşatmayı, istilayı ve yağmayı, her türlü vebayı ve haramiliği görüp yazdı. Vardığı şehirlerde, varoluşun yama tutmayan dikişlerinden sızan kan, ancak şehri terk ettiğinde pıhtılaşıyordu. Calvino’nun lirik anlatımı, işte bu alevler içinde kalmış bozkırlardan (şehirler) doğdu. Okur, alev söndüğünde hikâyenin, bazen sadece ucu kararmış küçük bir kibrit çöpünden; bazen de, ekini küle çeviren büyük anız yangınlarından ibaret olduğunu görüyordu.

Calvino şehirlerini, İsadora, Dorothe, Anastasya, Despina, Bersabe, Andriya gibi farklı kadın isimleriyle adlandırdı. Kitabına yedirdiği, “şehri ara, rüyandaki kadını bul” önermesiyle kentleri, dişil ve düşsel olanın yanına yerleştiriyor; sanki “Despina’da ne yaşamaya acelem var, ne de ölmeye” demeye getiriyordu. Calvino kentleri, kavranılan geçiciliğin ötesine geçmelerini sağlayan mitler üzerine inşa etti. Kurt ulumasını tekerlek gürültüsünden, içeriyi dışarıdan, yeraltını yerüstünden, rüyayı gerçekten hangi çizginin ayırdığını tanımlamak okura bırakılırken, kent ve rüyanın yer değiştirmeleri boyunca okurun, değişik kent fragmanlarından kendi şehrini icat etmesini sağladı.

 
Alt 16 Nisan 2026, 12:11  
Çevrimiçi
 
Penelope kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Yanıt: Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi

🔒

İçerik Kilitli

Bu mesajı görüntüleyebilmek için
üye olmalı ve giriş yapmalısınız.

 
Alt 16 Nisan 2026, 12:13  
Çevrimiçi
 
Penelope kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Yanıt: Görünmez Kentler: Şehir tarihinde bir kriz anının betimi

🔒

İçerik Kilitli

Bu mesajı görüntüleyebilmek için
üye olmalı ve giriş yapmalısınız.

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
anının, betimi, bir, görünmez, kentler, kriz, tarihinde, Şehir


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forumlara Hızlı Geç




JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK
❤
❤

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor