Yaşam Hikayeleri Yaşamla ilgili size ilham verebilecek hikayeler.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Bir Organ Nakli Öyküsü Aranan Kalp Bulundu
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
525
Konu Bilgileri : Yaşam Hikayeleri
Konu Basligi
Bir Organ Nakli Öyküsü Aranan Kalp Bulundu
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
525

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 11 Temmuz 2025, 17:27  
Çevrimdışı
 
Krizantem kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Bir Organ Nakli Öyküsü Aranan Kalp Bulundu

Bir Organ Nakli Öyküsü Aranan Kalp Bulundu




Size uygun bir kalp bulundu. Evinizden ayrılmayın. Biz şimdi gelip sizi alacağız. Dr. Simon.

Yazarımız Mahmut Temizyürek, Almanya’da bir yıl önce kalp nakledilen Fırat Büyükalp’in öyküsünü yazdı.

İçeri girer girmez, telesekreterde şu notu buldu: “Size uygun bir kalp bulundu. Evinizden ayrılmayın. Biz şimdi gelip sizi alacağız. Dr. Simın.

Beklediği o an işte bu andı; buydu o müjde. Aile hemen toplandı. Haberi aldıklarından bu yana geçen süre yirmi dakika. Kapıda ambulans gelirdi. Fırat, çocukluğundan buyana yanından hiç ayrılmadığı oyuncak ayısı Teddy’sini kapıp ambulansa bindi. Ambulans onu bir uçağa, uçak 45 dakika içinde hastane kapısına, kapıda bir tekerlekli sandalye ameliyathaneye taşıdı. Fırat’la ayıcığı Teddy’yi. Anne, baba, ağabey, trene koştu. Herşey çok hızlı, tren hızlı, insan hızlı, yaşam hızlı, ölüm hızlı.

Hastaneye ulaşmasından 8 saat sonra artık yeni bir kalbi vardı Fırat’ın. Artık 30 yıl boyunca yaşadığı çilenin sonuna gelmişti, yepyeni bir yaşamın başlangıcına. Direncini, sabrını, metanetlini; 30 yıllık ömrünü şu sözü özetliyor: “Ben hastalıkla değil, hastalık benle yaşadı. “

İki yaşındayken doktorunun “Delik bu kalp” dediği kalbin sahibi bir insan gerçek öyküsü bu. Yaşamla ölüm arasında o incecik çizgide ilerleyen bir ömrün öyküsü. Bir kalp atışıyla ikincisi arasına sıkışmış otuz yıl. Buna mucize de denebilir, Fırat’ın destanı da.

Başından başlayalım.

Fırat’ın dudaklarında ve tırnaklarında o hüzünlü rengin, mora çalan mavinin belirmesiyle anlaşıldı farklı bir çocuk olduğu. Hastalığının tıpsal kod adı: VSD. Açılımı: Ventriküler septal defekt. Onu başkalarından ayıran dudaklarında ve parmaklarındaki bu hüzünlü maviyi ezilmeden taşımak için binlerce patika yol buldu Fırat.

Askeri hekim bir babanın (Dr. S. Hikmet Büyükalp) ve Türk sanat müziği solisti bir annenin (Nevin Güler) ikinci çocuğu Fırat. 24 Aralık 1969’da doğmuş, Doğu’nun hatırası bir ad vermiş çocuklarına anne baba; su gibi aziz bir yaşam dilemişler kızlarına. Su gibi akan, ele avuca sığmaz bir çocuk olmuş; adını aldığı ırmak gibi gür bir neşeyle. Düz duvar tırmanan cinsten bir çocuk.

Hekimler, 1971’de Hacettepe’de Fırat’ın kalbinin delik olduğunu saptıyorlar. O aşamada yapacak bir şey de yok. Hekimlerin dedikleri şu ki: Bir olasılık kalpteki delik kendi kendine kapanabilir. Öbür olasılık, kalp büyüdükçe onunla birlikte delik de büyüyecek.

Almanya’ya göçen ailesinin yanında cıvıl cıvıl bir çocukluk yaşıyor Fırat; yedi yaşına dek sorunsuz, endişesiz. Ancak, Fırat’ta okula başladığında, solukta daralma, dudaklarda ve tırnaklarda mavileşme, karın şişmesi, karaciğer büyümesi başlıyor. Neden belli: Dünyada çok az çocuğun başına gelen olay: Kalbi delik doğmuş olmak. Hekimler, tedavi için müdahale edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Hekim babanın soğukkanlı bilinci yatıştırıyor telaşlarını.

Fırat’ın göğsü ilk kez yedi yaşında açılıyor. Sonradan defalarca açılıyor bu göğüs kafesi. Şakasını yapıyor Fırat bunun: “Fermuar gibi oldu göğsüm” diyor. İki açılma arasında göğüs kafesini oluşturan kemikler kaynamaya bile fırsat bulamıyor neredeyse Her açılış kalbe ritm vermek için. O durduğunda insan dalgası çekilen kumsal gibi kuruyakalıyor.

Fırat’ın kalbine ilk nakil, kapakçık nakli. 1977’de Götingen Hastanesi’nde kalp kapakçığı takıyorlar Fırat’a. Hem de organik bir organ nakli bu. Domuzdan alınan kalp kapakçıkları. Fırat’ın kalbine yerleştiriliyor. Herşey güzel, sonuç mükemmel! Şansı şu ki Fırat’ın, organ nakli alanında gelişmenin büyük atılımlarla yaşandığı bir dönemde hasta olması.

Hastanede bir arkadaş ediniyor Fırat. Adı Marget; yaşıtı, aynı hastalıktan yatıyor o da, aynı ameliyatı oluyor. Onunla arasındaki tek fark, o yıllar anlamını pek bilmedikleri iki kelime. Mitral ile aort. Ama ikisinin bildiği kesin bir şey var ki, hiçbir ameliyat oyunu durduramaz.

Serum takılan o seyyar askıyı, mayi askısını kaydırarak yapıp koridorda dolaşıyorlar, kollarında serum bağlantıları. Aralarında eşsiz bir yakınlık var; birbirinin yüzüne bakıp kendi gerçeğini gören iki insan. Fırat, bir Margret’e bayılıyor, bir de oyuncak ayıcığı Teddy Bear’e. İkisiyle kuruyor tüm özdeşlik duygusunu. Hatta, Teddy’nin de kalbinin kırık olduğunu düşünerek ameliyat ediyor, makasla kesip göğsünü Teddy’nin Margret moralsiz, teslimiyetçi, o Fırat kadar dirençli değil. Durumunu kabullenemiyor. Margret’i teselli etmek Fırat’a düşüyor.

Bir yıl iyi gidiyor herşey. Ancak, bir yıl sonra, 8 yaşına geldiğinde mitral kapakçıkta oluşan tıkanma kesiyor yaşamının akışını. Eğer kapakçığın yerine yenisi takılmazsa başka türlü yaşayamaz Fırat. Bu kez mekanik bir kapakçık takılıyor kalbine. Daha doğrusu kelebek kanatları gibi karşılıklı iki metal kapakçık. Ameliyat süresince uyuduğu o derim uykudan saat tiktaklarıyla uyanıyor Fırat. İlk tepkisi şu: “İçimde saat unuttunuz!” Herşeye dayanılabilir belki ama, bu tiktakları banyoda eko yaparken duymak, dayanılmaz! Her vuruş Çin işkencesi…

Ama dayanıyor Fırat. Üstelik, şakaya dönüştürüyor bu sesleri. [COLOR="red"]Göğsünden gelen sese şaşıranları o daha da şaşırtıyor: [/COLOR]“İçimde saatli bomba var!” Farklılığını erken öğrenmişti zaten Fırat. Almanya’da bir yabancı olduğunu unutmuyor hiç, bir de kalbinin çok özel bir kalp olduğunu. Herkes de onu bu gerçeğiyle kabulleniyor, arkadaşları ayırmıyor onu, her oyunda her eğlencede Fırat da var. Dahası, Fırat evin kültür, sanat kılavuzu. Nerede konser var, oyun var, hangi film oynuyor, ailesini, arkadaşlarını bilgilendiren, yönlendiren Fırat

Bundan da ilginç bir boyut var ki ibret alacak cinsten. Ameliyat zamanlarında eğitimi aksamasın diye, öğretmenleri düzenli bir biçimde hastane odasına geliyor, Fırat’a ders vermeye. Fırat’sa zeki mi zeki! O, zeki olduğuna inanmıyor görünse de, onca engele karşın kayıp yok eğitiminde.

Ancak, şansı zekâsı kadar iyi değil Fırat’ın. Takılan mekanik kapakçıklardan biri, daha yılını doldurmadan çalışmaz oluyor. Gerekçesi “teknik hata!” Üçüncü kez açılıyor Fırat’ın göğüs kafesi. Amaç, iki yeni kapakçık takmak. Bunla kalsa iyi. İşte bu işlem sırasında kalbin AV düğümüne (AV nodu da deniyor) yakın bir yer yırtılıyor. Asıl ölümcül yarayı o anda alıyor Fırat. Kalbin duvarı yarılıyor. Ve.. Kalbi duruyor!

Ameliyat anında verilen karar; Kalbe pil takılacak, başka çare yok! O derin uykudan bir daha uyandığında Fırat, bu kez karnından sarkan iki kablonun, soğuk, ürkütücü görünümü, tiktaklara eşlik ediyor. Bu yeni mekanik alet, kalbin hep aynı nabızda atmasını sağlıyor: 90… 90… 90…

Ne seksen, ne yüz. Doksana ayarlı kalbinde, ruhunun fırtınaları dizginleniyor Fırat’ın. Ne mi bunlar? Karl Manhem’in filminin kahramanı Vinitu öldüğünde hüngür hüngür ağlıyor örneğin. Ağabey Murat, onu istediği yere götürmeyince ağlıyor, burnunu çeke çeke. Teyzesinin ölümü gözyaşına boğuyor Fırat’ı. Oysa nabız aynı: 90… 90.. 90… Ama ağlarken bir heyecan, kalpten gelen bir duygu yok. Aşırı zorladığında? Bayılıyor o zaman. “Herşey beyinde” diyor Fırat. Herşey. Kalp yalnızca bir motor. Hayatın motoru.

Kalbe takılan bu pil için 10 yıl ömür vermişlerdi. Ancak, öyle olmuyor, üç ay sonunda pil duruyor! Ölümü görüyor adeta o zaman Fırat! “Her yer karanlık anne, yetiş anneciğim, yetiş!” Hastaneyle ev arası uzaklık 75 km. Nevin Hanım, Fırat’ı nasıl alıyor, nasıl arabaya bindiriyor, nasıl hastaneye varıyorlar, nasıl ameliyathaneye giriyor Fırat? Bir ömür uzunluğunda bu süre Nevin Hanım’a göre, o 1982 yılında o kısacık süre. Bakıyorlar ki kalbe takılan pilin kablosu kırılmış! Onu onarıyorlar ama az kullanıldığı için değiştirmiyorlar. (Ah, o hekimin tutumluluk hevesi! Buna çok içerlemiş Fırat: “Neden yeni bir pil takmıyorsun, hazır açmışken göğüs kafesimi?” )




Fırat Büyükalp tüm zorluklara karşın yaşama yine de gülümseyerek bakıyor.


Bir beş yıl çalışıyor bu pil. O pilin verdiği güçle yaşamın ritmimi de yakalıyor Fırat: âşık oluyor. Hoşlanma, beğenme duygusu daha çok. Bir kalp çarpıntısıyla başlamıyor ama beyinde hissedilen bir duygu bu. Yüz kızarması, el terlemesi yok.

İlişkisi Almanya dönüşü mektuplarla sürüyor. Ancak, burada müthiş bir olay var! Fırat, “Türkçem yeteriz” diye mektuplarını annesi kaleme alıyor. Fırat Almanca söylüyor, anne Türkçe yazıyor. Ağabey Murat, bu mektup aşkına şu espriye katılıyor: “Oğlanın mektubunu da babası yazıyor olmalı”

Olağan bir aşk bu, paylaşımcı bir aşk, neşe var, saflık var. Elbet, olağan bir biçimde son buluyor. Ancak, beş yıl sonra pilin ömrü dolmuş, sık sık durma sorunları yaşanıyor. 1993’te kalp pilinin kendi kendini şarj etmesini sağlayacak bir defibilatör takılıyor Fırat’ın kalbine. Bu alet hem titreşim sağlıyor hem de pil durdurduğunda reanimasyon (yeniden canlandırma, bir tür şarj etme) işlevi yapıyor.

Fırat bu haller içinde, kalbi dura vura, liseyi bitiriyor, üniversiteye giriyor, evden ayrılıp yurtta yaşamaya başlıyor. Turizm işletmeciliği okuyor Fırat. “Bir gün olur ülkeme dönersem, bu alanda bir hizmetim olur” diye, bu bölümü özellikle seçiyor. Her an bir şey olacak duygusuyla yirmi dört saatini kırksekiz saate çıkarıyor: “Acelem var. Kalbim bana engel çıkarırsa zaman kazanayım” Boynunsa bir SOS kolyesiyle dolaşıyor. “Pace Maker’ım var, mitral kapağım var, marcumar kullanıyorum?” Bu kolyede acilen yapılacak herşey yazılı. Kalp pilinin durma anında öten bir siren uyarıyor çevredekileri. Tam dört kez kalbi duruyor Fırat’ın. Biri var ki onda gerçekten ölüm sınırına dayanıyor. Ancak, sekiz dakika içinde hastaneye yetiştiriliyor, pili duran kalbiyle Fırat.

Pil arızaları çoğalıyor, sorunlar birikiyor. Görülüyor ki, kalbin gücü iyice azalmış 16’nın altına düşmüş.

Bu arada, kader arkadaşı Margret, daha fazla dayanamayıp ölmüş!

Nakil şart! Kronik organ hastalarının, başka hiçbir yol olmadığı için duydukları iki kesin sözcük. Bu, şu demek: Derhal organ nakli için uygun bir hastaneye başvurulacak. Gerekli tetkikler yapılacak ve.. Beklenecek.

Tüm bunları bir hekim söylüyor Fırat’a, Dr. Hammer. Ne var bunda, elbet bir hekim söyleyecek bunu, denebilir. Evet ama bu doktorun kendisi de kalp nakli olmuş biri. Şimdi sapasağlam, işinin başında. Fırat öyle inanıyor ki Dr. Hammer’a.

Bir kalp beklenecek. Bu arada okulu bitirmiş, işe başlamış, kendi ayakları üzerine duran bir Fırat olmuş. Artık o bir yetişkin, yaşamın olağan sorunlarının hepsini düzene koymuş. Üstelik yeniden aşık olmuş. Yaşam tiktaklarını duyursun yeter ki, her cilvesine razı yaşamın.

Milenyum başlarken, Hannover’deki hastanede umut içinde organ nakli sırasına giriyor Fırat. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi, az ya da çok, milyonlarca kronik organ hastası var. Organ naklinden başka kesin çözüm yok. Organ bağışı olmadan da nakil yok. Dünyada her gün binlercesi yaşanan trafik kazalarında ya da başka nedenlerle ölen insanların organları var. Bunalt ya toprağa gömülüp çürüyecek ya da ona muhtaç olan bir başka insana yaşam vermek için yaşama yeniden dönecek!

Fırat, beklemenin ilkini yapmış, beklemek yıllarca sürebilir. Ama o ana hazır olmazsan, an kaçıp gider. Onu tutkuyla bekleyen bu anı asla kaçırmaz. İşte o duyguyla, hastaneye 700 metre uzakta engelli hastalar için hazırlanmış özel bir apartmana taşınıyor Fırat. Yaşamına özel bir özen gereken insanların arasında, bekliyor.

Bir gün, yedi ay sonra bir gün, anneyle birlikte kent dışındaki hipermarket alışverişinden dönüyorlar. Araba radyasyonu açma alışkanlıkları pek yok ama ne hikmetse o gün, o an açıyor anne. Düğmeye bastığı anda radyo şu haberi veriyor: “Az önce Hamburg-Lübeck yolunda feci bir trafik kazası yaşandı ve beş genç öldü, ikisi yaralı. “

Olayın keskin acısı! Geri dönülmez ölüm yolunda beş genç. Acıdan acı! Ancak! Bu acıya eşlik eden bir umut var! O anda bir kalp bulunacağı umudu doğuyor anneyle kızında. Bir an yanlarında cep telefonunun olmamasına kahroluyorlar ama o anda kalp piline zararlı, kullanamazlar zaten.

Derhal eve dönüyorlar. İçeri girer girmez telesekreter
deki işte o muhteşem sözleri duyuyorlar: “Size uygun bir kalp bulundu, evinizden ayrılmayan, biz gelip sizi alacağız. Dr. Simon.”
Devam edecek

 
Alt 14 Kasım 2025, 01:39  
Çevrimdışı
 
Krizantem kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Yanıt: Bir Organ Nakli Öyküsü Aranan Kalp Bulundu

🔒

İçerik Kilitli

Bu mesajı görüntüleyebilmek için
üye olmalı ve giriş yapmalısınız.

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
aranan, bir, bulundu, kalp, nakli, organ, Öyküsü


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forumlara Hızlı Geç




JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK
❤
❤

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor