Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Hâlâ Buradayım - I’m Still Here | Ainda Estou Aqui (2024) - Film Eleştirisi
Hâlâ Buradayım - I’m Still Here | Ainda Estou Aqui (2024) - Film Eleştirisi
Hâlâ buradayız!
Walter Salles’in uzun bir aradan sonra sinemaya döndüğü “I’m Still Here” / “Hâlâ Buradayım”, yönetmenin 2012 yapımı On the Road’dan sonraki ilk uzun metrajı. Film, Brezilya’nın askeri diktatörlük döneminde kaybedilen eski milletvekili Rubens Paiva ve ailesinin gerçek hikâyesini anlatıyor. Hikâye, Rubens’in oğlu Marcelo Rubens Paiva’nın kaleme aldığı anı kitabına dayanıyor. Salles’in aileyi yakından tanıyor oluşu ve çocuklarıyla arkadaşlık geçmişi, filmi yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda kişisel bir anlatıya dönüştürüyor. İzlerken insan, bu meselenin yalnızca Paiva ailesine değil, kayıplarla sınanmış bütün toplumlara ait olduğunu hissediyor.
Salles denildiğinde akla ilk gelen filmlerden biri kuşkusuz Central Station. Ancak “Hâlâ Buradayım”, duygusal derinliği ve politik arka planıyla bu güçlü filmin yanına, hatta belki karşısına yerleşebilecek bir yapım. Yönetmen, yıllarca bekledikten sonra seyirciyi sarsan ama bunu bağırmadan yapan bir politik drama ile geri dönüyor. Onun sinemasında karanlık hiçbir zaman mutlak değildir; umut, direniş ve insan onuru mutlaka bir yerden sızar. Bu filmde de yasın içinden filizlenen bir yaşam arzusu hissediliyor.
Film, 1971 yılında Rubens Paiva’nın askeri yetkililer tarafından “ifade vermek üzere” evden alınmasıyla başlıyor. Aynı gün geri döneceği söyleniyor; fakat bir daha kendisinden haber alınamıyor. Yetkililer gözaltıyı inkâr ediyor, izler siliniyor. Anlatı bu noktadan sonra Rubens’in değil, geride kalanların gözünden ilerliyor. Özellikle de eşi Eunice’in sessiz direnişine odaklanıyor.
Eunice rolünde izlediğimiz Fernanda Torres, performansıyla büyük takdir topladı; film festivallerinde ödüller kazandı ve uluslararası arenada öne çıktı. Eunice karakteri, aleni bir isyan yerine kontrollü bir metanet sergiliyor. Ağlamayan, yıkılmayan, çocuklarının önünde dimdik duran bir kadın görüyoruz. Hatta gözaltına alındığı ve işkence gördüğü sahnelerde bile soğukkanlılığını korumaya çalışıyor. Bu tavır, bazı anlarda seyirciyi şaşırtıyor; çünkü beklenen öfke ya da çöküş gelmiyor. Ancak belki de bu, inkâr ile direncin iç içe geçtiği bir hayatta kalma biçimi.
Filmin ilk bölümünde Paiva ailesi, Rio de Janeiro’daki sahil evlerinde neşeli ve entelektüel bir hayat sürüyor. Çocuklar sahilde oynuyor, ev kahkahalarla doluyor. Fakat fonda dolaşan askeri araçlar ve helikopter sesleri, yaklaşan karanlığın habercisi gibi. Çocukluk bir süreliğine dünyayı korunaklı kılıyor; ta ki gerçeklik kapıyı çalana kadar.
“Hâlâ Buradayım” yalnızca bir kayıp hikâyesi değil; aynı zamanda kaybedilen güzel günlerin yasını da tutuyor. 16 mm’nin grenli dokusu, anı defteri hissi yaratıyor. Kamera çoğu zaman bir gözlemci gibi; sanki bir film setinde değil de gerçek bir evin içinde dolaşıyoruz. Özellikle taşınma sahnesinde küçük kızın babasının artık dönmeyeceğini fark ettiği an, büyümenin en acı hâline dönüşüyor. Eunice’in, eşinin ölümüne dair gayriresmî haberi aldıktan sonra çocuklarını dondurma yemeye götürmesi ise belirsizlikle baş etmenin tuhaf ama insani bir yolu gibi duruyor.
Film üç ayrı zaman diliminde ilerliyor: 1970’lerin başı, 1996 ve 2014. Bu zaman sıçramaları, travmanın sadece bir döneme ait olmadığını; yıllar boyunca biçim değiştirerek varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Finalde ise etkileyici bir geçiş var: Fernanda Montenegro, yıllar önce “Central Station” ile Oscar’a aday gösterilmiş bir oyuncu olarak, yaşlı Eunice’i canlandırıyor. Anne-kızın sinemasal mirası burada anlamlı bir şekilde kesişiyor.
Film, trajedinin ortasında umudu arayan bir bakışla başlıyor ve öylece sonlanıyor. Jenerikte gördüğümüz gerçek aile görüntüleri, direnişin ve sabrın simgesi gibi. Eunice’in, eşinin ölümünü belgeleyen resmi evrakı eline aldığında hissettiği buruk rahatlama, belirsizliğin son bulmasının getirdiği acı bir huzur. Çünkü bazen kesinlik, umut kadar yakıcıdır.
“Hâlâ Buradayım”, kaybın ağırlığını bağırmadan anlatan; yasın içinden saygın bir direniş çıkaran bir film. Seyirciye omzuna dokunan bir el gibi yaklaşıyor. Ve şunu hatırlatıyor: Kimi hikâyeler sadece geçmişe ait değildir, hâlâ bizimle yaşamaya devam eder.
Yazar: Leydihan
|