Işıkları Söndürme – Klasik Korku Klişeleriyle Dolu Bir Yolculuk
Oops Doughnuts Productions yapımı Don't Turn Out the Lights, yönetmen ve senarist koltuğunda Andy Fickman’ı ağırlıyor. Görüntü yönetmenliğini Ethan Palmer üstlenirken, müzikleri Nathan Wang imzası taşıyor. Filmde Finley Rose Slater, Jasper Cole, Jarrett Austin Brown ve Bella DeLong gibi isimler yer alıyor.
Hikaye, bir grup gencin müzik festivaline gitmek için karavanla çıktıkları yolculukta yaşadıkları doğaüstü olaylar etrafında şekilleniyor. Arkadaşlar, ıssız bir yolda beklenmedik saldırılara maruz kalıyor, telefonlarının çekmemesiyle çaresizliğe düşüyor ve bir kabusun içine sürükleniyorlar. Film, başlangıç sahnesinde küçük bir kız çocuğunun mırıldandığı şarkıyla klişeleri habercisi olarak sunuyor. İlk dakikaları atlattığınızda, orta halli oyunculuk performanslarıyla seyirciyi hikayeye biraz daha dahil etmeyi başarıyor.
Andy Fickman, Stephen King’in “Kamyonlar” öyküsünden, “Wrong Turn” ve “Jeepers Creepers” gibi klasik ıssız yol-gerilim filmlerinden esinlenmiş. Doğaüstü varlığın kimliği ve motivasyonu uzun süre gizli tutuluyor; bu tercih, basit klişelerden bir nebze de olsa sıyrılmayı sağlıyor. Ancak film, aralara serpiştirilen toplumsal mesajlar ve gençlerin ilişkilerini sorgulayan sahnelerle kendini ciddi bir anlatım iddiasına soksa da, tüm bunlar “izle ve unut” türünden bir yapımın sınırlarını aşamıyor.
Filmin adının Blue Light’dan Don’t Turn Out the Lights’a evrilmesi ve yapım sürecindeki isim değişiklikleri, projenin sette şekillendiğini gösteriyor. Doğaüstü olayların finalde belirsiz bir şekilde işlenmesi, yaratıcı bir çözümden çok izleyiciye karmaşa bırakıyor.
Özetle, “Işıkları Söndürme”; doğaüstü korku temasını, klasik yol kovalamaca klişeleri ve arka arkaya yerleştirilmiş twistlerle sunan, kafa karıştırıcı ancak ortalama bir gerilim filmi. Orta halli performanslar ve tahmin edilebilir senaryosu ile izleyicide kalıcı bir etki bırakmıyor, ancak kısa süreli bir korku deneyimi arayanlar için bir seçenek olabiliyor.
Yazar: Leydihan