Tasavvuf Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmek..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Hallac-ı Mansur Ve Şeytan’ın Savunulması
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
153
Konu Bilgileri : Tasavvuf
Konu Basligi
Hallac-ı Mansur Ve Şeytan’ın Savunulması
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
153

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 04 Şubat 2025, 22:19  
Çevrimiçi
Tu me manques.
 
Mesmerize kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Hallac-ı Mansur Ve Şeytan’ın Savunulması

Hallac-ı Mansur Ve Şeytan’ın Savunulması

“(…)Hallac’ın konuşmaları Şeytan’ın savunulması değil “ŞEYTAN” ismi ile ne anlamamız gerektiğidir.

Hallac Şeytan’ın varlığını inkar etmemiştir. Tam aksine İslam’daki Şeytan kavramının Allah ile çatışmaya giren ilkel dinlerin ve tekrar ilkelleşmiş olan tek tanrılı dinlerin şeytan anlayışından tamamen farklı olduğunu kanıtlamıştır. Kur’an’daki anlatımın mecazlardan sıyrılarak anlaşılması gerektiğini izah etmiştir…”

* * *
11-) Ve lekad halaknaküm sümme savvernaküm sümme kulna lil melaiketiscüdu liAdeme fesecedu illâ ibliys lem yekün mines sacidiyn;

(Ey Ademoğlu) andolsun (ki) sizi halkettik (insani manayı takdir ve izhar ettik)… Sonra sizi tasvir ettik (sûretlendirdik)… Sonra melaike’ye (kuvvelere “Secde edin Adem’e” dedik… İblis (vehim) hariç (hepsi) secde ettiler… (O) secde edenlerden olmadı.

12-) Kale ma meneake ella tescüde iz emertük kale ene hayrun minhu halakteniy min narin ve halaktehu min tıyn;

Buyurdu: “Sana emrettiğimde seni secde etmekten ne menetti?”… “Ben daha hayırlıyım ondan; beni Nar’dan (manyetik beden?) halkettin onu tıyn’den (hücresel yapıdan) halkettin” dedi.

13-) Kale fehbıt minha fema yekûnü leke en tetekebbera fiyha fahruc inneke mines sağıriyn;

Buyurdu: “(O halde) in oradan!.. Orada büyüklük taslamak senin için olacak şey değildir… Çık!.. Muhakkak ki sen küçülenlerdensin”.

14-) Kale enzırniy ila yevmi yüb’asun;
“(İnsanların) ba’solacakları güne (vefatlarına) kadar bana mühlet ver” dedi.

15-) Kale inneke minel münzariyn;
Buyurdu: “Muhakkak ki sen mühlet verilmişlerdensin”.
16-) Kale feBima ağveyteniy leak’udenne lehüm sıratakel müstekıym;

“Beni (B sırrınca) sapıttırmana (mukabil sebebiyle onun gereği) yemin ederim ki (Hakkın Zatından gafil?) elbette senin sırat-ı müstakiym’ine onlar için oturacağım (onlara engel olacağım; da vasıl olamayacaklar)”. ( A’RAF SURESİ- B MEAL H. GÜLER)

Hallac’ın başını derde sokan açıklamalarından birisi belki de en başta geleni Azazil’in yani sonradan “İblis ve Şeytan” olarak isimlenenin savunmasını yapmış olmasıdır.
Hallac’ın bu savunması karşısında dönemin devlet idaresinde etkin olan “yüzeysel şeriat bilginleri” verecek cevap bulamamışlardır. Ancak; “Bu sözler küfrü icâp ettirir ve katli câizdir” fetvasını tekrar ederek zaten ölümü kesinleşmiş olan Hallac’ı bir kez daha ölüme mahkum etmişlerdir.

“Derme çatma mahkeme” heyetinden başka “asil bir mahkeme” daha vardır ki asıl yargılama ve hüküm orada verilir. Bu mahkeme insanlık ile birlikte kurulan “halk mahkemesi” olan “halkın gönlüdür”. Hallac’ı halkın gönlü öyle bir yargılar ki “şehit” hükmünü verir ve “ halkın gönlüne defnedilir”. Şehitlerin diri olma sırlarından biri de budur. Halkın gönlüne giren Hak’kın gönlüne girmiş olacağı için “ebedi diri” hükmünü alır. Şimdi Hallac’ın muhteşem “savunmasını” inceleyelim.

Azazil ve Âdem ve diğer melekler yok iken
sadece Allah var idi.

Allah kendisine ibadet edecek ve isyan edecek
kendinden “başka” iki varlık daha olsun diledi.
O’nun dilemesi “olmak“ tır.

Olan O’nun ilmidir.

Olmak başkasını yaratmak değildir
Yaratmanın sırrı budur.

Allah ezeli itaat ve ebedi kulluk halinde kalan melekler olarak teklik’ten (ahadiyetten); sayısız sonsuz melekler olarak çokluk (kesret) âleminde tecelli etti. Bundan dolayı “melekler” Hak’tır. Allah; kendisine “evvel”de itaat “şimdi”de isyan ve sonsuza kadar da isyanına devam edecek varlık olsun diledi. Allah’a kendisine ezelde isyan eden bir varlık olamazdı. Çünkü ezelde sadece kendisi vardı.
Fakat Allah’da ezelde kendisi ile birlikte var olan “isyan”edeceklerin ilmi mevcuttu. Bu isyan ilmi ile birlikte mevcut olan “itaat” ilmi de vardı.

İsyanın itaate itaatin isyana dönüşebilmesi de vardı.
Tüm bu ilimler birleşerek ”AZAZİL“ mânâsı ZAHİR oldu.
Bundan dolayı AZAZİL’in BÂTIN’ı ZÂHİR’i EVVEL’i ve ÂHİR’i HAK’tır. HAK kendisindeki “ÂSİYE” (isyan eden itaat etmeyen başkaldıran) mânâsına İBLİS libasını giydirerek“BÂTIL” boyutuna Şeytan yansıması yarattı. Hak ona “secde et” diye emir verdi; İblis “Senden gayrıya secde etmem” dedi.

Hak “O halde ebedi olarak ben’den uzaklaştırılacaksın” dedi.

İblis yine aynı cevabı verdi; “Sen’den başkasına secde etmem!“ Ve İblis şu şiiri okudu:

“İnkârlarım seni takdis
aklım önünde tehvis (hevesle itaat halinde)
senden ayrı bir şey mi ki Âdem?
orta yerde kimmiş iblis?
senden başkasına yok benim yolum
seni seven boynu bükük bir kulum”
“Secde et” emrine “melekiyet” tecellileri hemen uydu.
Çünkü melekler sadece itaat kökenli esmadandı.
Bu arada;
evvel âhir zâhir bâtın…
zât sıfat esmâ ef’al
ve
itaat ve isyan…
vahdet ve kesret…
asıl ve tecelli…
gibi bir ayrıma düşmeden
Allah
Hak olarak
İNSAN gerçeğinde
kendisine secde eden ve secde etmeyen mânalarını seyrediyordu.
İnsan;
tüm esmayı kendisinde seyretti.
Hiçbir var oluş ve tecelli ile sınırlanamayan
Allah ismi ile işaret olunanın
Hak Batıl Âdem Melek ve İblis
olarak kendi nefsinde “cem” olduğunu fark etti.
Hak Şeytan’a sordu; ”Kibirlendin mi?”
Şeytan cevap verdi;

“Seninle birlikteliğim sonradanlık şeklinde olsaydı
senden ayrı fakat senin mahlukun olarak kibirlenmek bana yaraşırdı.

Halbuki benim seninle olan birlikteliğim ezelidir.
Bundan dolayı kibirlenen ben değilim sensin ! “
Ve şu şiiri okudu;
“Ondan üstünüm ben!
Hizmetim ondan kıdemli
Şu âlemlerde seni benden iyi tanıyan var mı ki?
Benim sende muradım
Senin de bende muradın var.
Ve senin beni isteyişin daha eski.
Ya senden başkasına secde etseydim?
Secde etmeyince aslıma dönmem gerekti.
Çünkü sen beni ateşten yaratmışsın.
Bu bir gerçek.
Ve ateş ateşe dönecek
Netice olarak
Takdir edip seçme senin elinde.
Ne kaldı kopacak ne var korkacak?
Nasıl olsa uzak düşmüşüm sana
Anladım bir bana yakınla uzak
Sevgiyle ayrılık olur mu yoldaş?
Ayrıldım ayrılık oldu arkadaş.
Ey tek kudret sana hamd sana senâ
Seçkin bir kul eğilmez başkasına.”

Şeytan’ın kendisinin Âdem’den eski olduğunu hizmetinin daha kıdemli olduğunu söylemesi zamansallıkla ilgili değildir.

Üstünlük iddiasında da (kendine göre) haklıdır. Bazı yönlerden (kendine göre) üstündür.

Mesela tenzih;

(Allah’ın varlığı yanında başka varlıklar kabul etmemek)
ve teşbihte (varlıkların Hak’kın tecellileri olduğunu kabul etmek) o an için Âdem’den daha üst bilgiye sahiptir.

Tenzih ilminde kendi varlığının Allah’dan ayrı bir varlık olmadığını bilir. Allah’ı başka varlıkla var olmaktan böylece tenzih eder.

Teşbih ilminde kendi sanal varlığının ÂSİ kökenli esmâ topluluğu olduğunu bilir. Böylece kendi varlığının Hak olduğunu teşbih eder.

Âdem Şeytan’ın bu ilmine onda olmayan başka bir ilimle cevap verir. Bu ilim aslında tenzih ve teşbih ilminin birleştirilmesi olan TEVHİD ilmidir.

Âdem; Allah’ın tecelli etmek (teşbih) ve tecelli etmemek(tenzih) gibi bir durumu olmadığını her an kendisi olarak var olduğunu TEVHİD ilmi ile bilir. Böylece melek ve şeytan kavramlarının kendi hakikatindeki itaatkarlık ve isyankarlık kuvvetleri olduğunu fark eder.
Şeytan’ın kendisine secde ettiğini görür

ama Şeytan secdesinin Allah için olduğunu itiraf edince
“secde etmedi” kabul eder.

Ve şeytan’ın secdesinde
“Ey âdem! Zâhiren secdem seni meydana getiren esmâ topluluğunadır.

Yoksa senin toprak varlığına değildir.
Secdem sana değil Hak’kadır.

Sen kendini Âdem olarak görüyorsan secdem sana değildir.
Sen kendini Hak olarak biliyorsan secdem Hak’kadır.
Her halükarda secdem sana değil Hak’kadır !”
Dediğini işitir.

Melekler ise hiçbir yorum yapmadan secde etmişlerdir. Çünkü melekler Hak’kın varlığını hangi isim ve resim altında olursa olsun tanırlar ve secde ederler. Meleklerin boyutunda tek varlık Hak’tır. Hatta melekler hâlâ Âdem’in varlığından dahi haberdar değillerdir.

Âdem ise meleklerin Şeytan’ın ve kendisinin var olmadığını var olanın Hak olduğunu TEVHİD ederek ezeli ve ebedi yalnızlığını yaşamanın hüznü ile dolu olarak GÖZ YAŞI (ilim irfan) dökmektedir.

Hallac varlığın hakikatini “ ÇIPLAK KELİMELERLE ” ortaya dökünce birazcık aklı olan herkes MÂRİFET’den payına düşeni anlar.

Hallac’ın meczub olmadığını hakikata tam uyanmış olduğunu aklı başında hatta “ilahi akıl”a (küllî akıl-evrensel akıl) ulaştığını anlarlar.

Hallac’ın konuşmaları Şeytan’ın savunulması değil “ŞEYTAN” ismi ile ne anlamamız gerektiğidir.

Hallac Şeytan’ın varlığını inkar etmemiştir. Tam aksine İslam’daki Şeytan kavramının Allah ile çatışmaya giren ilkel dinlerin ve tekrar ilkelleşmiş olan tek tanrılı dinlerin şeytan anlayışından tamamen farklı olduğunu kanıtlamıştır. Kur’an’daki anlatımın mecazlardan sıyrılarak anlaşılması gerektiğini izah etmiştir.

Yine de tek tanrı inancından ALLAH gerçeğine yükselemeyen din adamlarının ve din adamlarının güdümündeki saltanatın

“Şimdi de Şeytan’ın varlığını ve Tanrı’ya kafa tutuşunu inkar ediyor

Kur’an’ı sapıkça yorumluyor
bir kez daha ölüme mahkum edildi zındık!”
fetvası ile şehid olmaktan kurtulamamıştır.

Alıntıdır

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
hallacı, mansur, savunulması, Şeytan’ın


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forumlara Hızlı Geç




JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK
❤
❤

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor