18. yüzyılın aristokrat dünyasında geçen Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi (Portrait de la jeune fille en feu), resim dersinde ortaya çıkan gizli bir tabloyla açılıyor. Filmin adını aldığı “alev almış genç kız” portresi, hem bir sanat eseri hem de tutkulu bir aşkın başlangıcı olarak ekrana yansıyor.
Héloise’in portresini çizmesi için görevlendirilen ressam Marianne, genç kadına gizlice yaklaşır; gündüzleri hizmetçi kılığında gözlemler, geceleri ise tuvale aktarır bakışlarını. Marianne’in gözünden izlediğimiz Héloise, portreye yansıyan bir obje olmaktan çok, kendi bakışıyla karşılık veren aktif bir karakter olarak ortaya çıkar. İki kadının birbirini çözme süreci, zamanla derin ve tutkulu bir aşka dönüşür.
Film, sadece bir aşk hikâyesi anlatmakla kalmıyor; 18. yüzyılın toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerini de gözler önüne seriyor. Kadınların seçim hakkının kısıtlı olduğu bir çağda, Marianne ve Héloise’in ilişkisi hem bireysel hem de toplumsal bir direniş niteliğinde. Céline Sciamma, senaryo temelli sinemacılığıyla aşkın görsel ve duygusal yönlerini ustaca harmanlıyor. Her sahne, zekâ ve tutku ile dolu, sade ama bir o kadar etkileyici bir sinema dili sunuyor.
Filmin finale yaklaşırken yarattığı duygu yoğunluğu, izleyiciyi adeta büyülüyor. Sciamma, karakterlerle biraz daha kalmak istediğini hissettiren ikinci bir final sahnesi ekleyerek bu etkisini pekiştiriyor. İzleyiciye hem görsel bir şölen hem de kalpte iz bırakan bir aşk deneyimi sunan Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi, 2019’un değil, önümüzdeki yılların da unutulmaz filmlerinden biri olarak kayda geçiyor.