Demirkubuz’un Daha Yumuşak ve Tanıdık “Hayat”ı
Usta yönetmen Zeki Demirkubuz, “Kor”dan tam 7 yıl sonra beyaz perdeye geri dönüyor ve “Hayat” filmiyle izleyici karşısına çıkıyor. “Kader” ve “Masumiyet” gibi önceki yapımlarıyla akrabalık bağı taşıyan film, toplumsal baskılar ve ailesinin dayatmaları nedeniyle istemediği biriyle evlendirilmeye çalışılan Hicran’ın hikayesini anlatıyor. Başrollerde Miray Daner, Burak Dakak ve Cem Davran yer alırken; Umut Kurt, Melis Birkan, Doğu Demirkol, Osman Alkaş ve Kayhan Açıkgöz de filmde önemli yan roller üstleniyor. Demirkubuz’un senaryosunu kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini, Nuri Bilge Ceylan’ın “Kuru Otlar Üstüne” filminde de çalışan Kürşat Üresin ve Cevahir Şahin üstleniyor.
Demirkubuz, “Yeraltı” sonrası hayranlarını biraz üzmüş ve ilk dönem filmleri kadar güçlü bir yapım sunamamıştı. “Hayat” ise, yedi yıllık aradan sonra, onu tanıdığımız temalarla karşımıza çıkarıyor. Film, Hicran üzerinden ilerliyor; istemediği biriyle evlendirilmek istenen genç kadının yaşam mücadelesi ve aidiyet arayışı işleniyor. Rıza ve Orhan karakterlerinin eklenmesiyle hikaye derinleşiyor: Rıza saplantılı, Orhan ise kültürlü ama özgüveni eksik ve kıskanç bir profil çiziyor. Film boyunca her iki karakterin de eylemleri Hicran’a odaklanıyor ve sonunda tümü, kaçınılmaz olarak hayata ve kadere boyun eğiyor.

Fragman ve tanıtım vaatlerine bakılırsa, film içerik olarak izleyicide yeni bir şey sunmak yerine, Demirkubuz’un önceki yapımlarını anımsatıyor. “Kader” ve “Masumiyet”i beğenenler için tatmin edici bir deneyim sağlarken, yenilik arayan izleyici için sınırlı kalıyor. Biçimsel açıdan ise yönetmen yenilikler sunuyor: 3,5 saate yakın süresi, iki saat ve altında kalmayı alışkanlık haline getiren Demirkubuz için bir değişim; Nuri Bilge Ceylan ekibinin desteği ise görsellikte dikkat çekici bir ihtişam yaratıyor. Ancak kurgu hataları ve aceleci geçişler, hikayeyi zaman zaman parçalı ve anlaşılması zor hâle getiriyor.
Oyuncu kadrosu filmi dengeliyor. Miray Daner’in sessiz ve etkileyici performansı, Burak Dakak’ın ilk büyük rolündeki başarısı ve özellikle Cem Davran’ın güçlü performansı filmin öne çıkan unsurları. Hicran ve Orhan karakterleri başarılı şekilde yazılmış; Rıza ise zaman zaman yapay bir izlenim bırakıyor, ancak yan karakterler bu açığı kısmen kapatıyor.
Demirkubuz, bu hikayeyi uzun yıllar önce tasarlamış ancak başka projeler araya girmiş. Film, “Yazgı” ve “İtiraf”ta olduğu gibi ana karakterin kaderi üzerinden ilerliyor. İlk dönem filmlerinin izlerini taşıyan yapımda, Hicran’ın hayatı sıradanlaştırılmış ve kaderine mahkûm edilmiş şekilde son buluyor. Yönetmen, artık daha bilge bir bakış açısı sunuyor; karamsarlık azalırken, toplumsal gerçeklikler daha belirgin hâle geliyor. Kendi ifadesiyle: "Yaşam insanı yumuşatıyor, Hayat'ın eski filmlerimdeki kadar karanlık olmadığına katılıyorum. Bence bu iyi bir şey. Sürekli aynı adam olarak kendini tekrarladığında sıkılıyorsun. Döneklik olmadıktan sonra, yaşamının değişimine inanmak lazım, ona biraz karşılık vermek lazım."
“Hayat”, eleştirilecek eksiklerine rağmen, “Yeraltı” sonrası Demirkubuz’un en başarılı filmi olarak öne çıkıyor. Bir geri dönüş niteliğinde; tanıdık sularda rahat ve etkileyici bir sinema deneyimi sunuyor.