Sadece şarkıları söylemedi,
şarkıların içine aşkı, sızıyı, hasreti katık edip yüreğimize serdi..
1918’de Bursa’da doğdu. Yoksul bir ev, sessiz bir çocukluk.
Üstelik kekeme. Konuşurken takılan kelimeler, şarkı söylerken mucizeye dönüşüyordu.
Daha çocukken anlıyor, kaderi kelimelerle değil, nağmelerle yazılacak.
Çok küçük yaşta yoksulluğu öğrendi. Ayrılıkları, eksikliği, açlığı. İstanbul’a bir umut gibi geldi. Annesine kavuştu ama hayat hâlâ sertti. Buna rağmen müzik onu bırakmadı. Musiki cemiyetlerinde ustalar fark etti sesini.
Radyoya çıktı. Sonra gazinolara. Bir kadın, ilk kez tek başına sahnedeydi. Salon susuyor, herkes dinliyordu. Çünkü bu sadece güzel bir ses değil, acıyla yoğrulmuş bir hayat konuşuyordu adeta.
Atatürk de dinledi onu. Dolmabahçe’de, Savarona’da, Cumhuriyet balolarında. Heyecandan dizleri titrerken sesi dimdikti. Cumhuriyet’in sesiyle, Cumhuriyet’in kurucusu aynı odada buluştu. O anlar, onun kaderini de mühürledi.
Aşkları oldu... Evlilikler… Ayrılıklar... Yalnızlığı, güçlü durmayı öğrendi. Sahne ışıkları sönünce de ayakta kalmayı.
Yıllar geçti. Binlerce plak, sayısız konser, bitmek bilmeyen alkışlar… O alkışlar ki bir ömrün tanığıydı.
Sonra ağır ağır bir veda geldi. Sahne ışıkları söndü, perdeler kapandı. Derken hayat bu kez sessizce vurdu kapıyı. Felç… Ve ardından sesini kaybediş. Bir ömrü sesle var etmiş bir kadının, en kıymetli varlığıyla sınanışıydı bu.
Ama onun sesi kaybolmadı. Çünkü bazı sesler bedene ait değildir, hafızaya kazınır.
8 Şubat 2015’te,
97 yaşında sessizce veda etti bu dünyaya.
Bir şarkı başladığında, “Bir ihtimal daha var” dendiğinde Müzeyyen Senar hâlâ oradadır...
#MüzeyyenSenar #CumhuriyetinDivası #TürkSanatMüziği #EfsaneSes #BirİhtimalDahaVar
Teşekkürler Hatırlatalım Dedik