Yağmurdan Dipnot
Ortasına daldığım şehrin rüyasından uyandırılıyorum
Kalk, kendi yatağına terle artık...
Sanırım yavaş yavaş kırılmaya başladı beyaz
Prizmanın dibine topladığım renkleri dağıtıyorum
Kırmızının gölgesi kimi öper, sarıya kim dokunur?
Tadı tonsuz ufuklara uzanan binbir mavi
Zaten karanlığa hangi renk kuşak bağlar ki?
Uykusuzluğuma yağan yağmur dinmek üzere
O da yoruldu gecelerimi yıkamaktan...
Bu gece sadece dumanın izine masallar yazıyorum
Soluk sesim yankılansın diye aynalara uzandım
Göğsümden geçen her an bende kalsın
Geçen yıldan kalma biraz masumiyetle durulanır sarhoşluğun sisi
Kısık sesle fısıldar, pembeleşir bir şarkı yeni güne doğarken
Saatimi kuran eski bir sevgilidir belki...