Maji | Vefk Ezoterik öğretilerden majiler, büyüler, tılsımlar ve vefkler..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Kliffotik Kara Büyü
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
99
Konu Bilgileri : Maji | Vefk
Konu Basligi
Kliffotik Kara Büyü
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
99

Kullanıcı Etiket Listesi


Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Leydihan

  
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 13 Şubat 2025, 03:13  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Kliffotik Kara Büyü

Kliffotik Kara Büyü

… Bu sefer gene çok karıştırılan bir konu olan Kara Büyüyü irdeleyeceğiz. Gelmiş geçmiş her tarihi kaynak gibi bu konuda da bir çok yanlış anlaşılma yada hatalı yorumlama olduğu için değinmekte fayda görüyorum. Kara Büyünün elbette bir çok çeşidi ve yorumlaması mevcut, bunların hepsine değinmek hem zaman kaybı hemde gereksiz takrar olacağından, ben burada sadece Kliffotik Kara Büyüye değineceğim. O nedenle lütfen bir önceki yazım olan Kabballah ve Kliffoth‘u okuyun. Aşina olmayanlar için orada bir çok kavram ve terimin açıklamasını bulabilirsiniz.

Kabballah gibi Kabballah’ın anti-kavramı olan Kliffoth da bir çok mistik sistemle harmanlanabilen bir yapı olarak aslında bir büyüden çok bir tür kişisel gelişim yolu yada sistemidir denebilir. Zaten büyünün mantığında bir şeyleri “dönüştürmek” ve “kontrol (manipüle) etmek” yatar. Kliffotik Büyüde de bir şeyleri dönüştürüp kontrol etmeye çalışırız, ama Diğer büyülerden farklı olarak burada ki asıl amaç kendimizi dönüştürüp kontrol edebilmektir. Zira kendisine hakim olabilen çevresine de hakim olmakta başarılı olacaktır.

Kliffotik büyü Kara Büyü yada Karanlık Sanatlar denen büyünün Sol-El yolu yaklaşımı içinde sayılır. O nedenle “kötücül” gibi algılanabilir. Ama buradaki “kötülük” zararlı kötülükten çok yararlı, bir bakıma “eğitici/sınıyan” kötülüktür. Mantık şudur; Gelişebilmek için zorlanmamız, zorlu koşullarla uğraşmamız gerekir. Mesela aynen vücut geliştirirken ağırlık kaldırmak yada bir saat kardiyo koşmak gibi, nasıl kas yapmak için bedeni fiziki zorlamalarla zorluyorsak, ruhu da benzeri zorlamalarla geliştirmek gerekir. O nedenle Klifotik büyü kişinin kendisini aşabilmesini sağladığı egzantrik bir sistemdir; Kara Şamanizm ve/veya Eldritch Büyüsünün bir türevidir denebilir. Ayrıca Kliffoth’un zaten “negatif” bir sistem olması ve diğer bir “negatif” yöntem olan Kara büyü ile birlikte uygulanması ile iki “negatifin” çarpımı sonucu “pozitif” sonuçlar elde edilebilir.

Bu büyünün yakın bağlantılı olduğu diğer bir büyü sistemi ise “kötü ünlü” Goetik büyüdür. Goetik yada Goetia popüler kültürde yada daha çok Aleister Crowley gibi konuya meraklıların lanse ettiği şekliyle başka bir alemden (boyuttan) “demon” çağırma büyüleri olarak bilinir. Fakat tarih boyunca bir çok kişi bu büyüleri yanlış anlayarak ve uygulayarak hüsrana uğramışlar ve üstüne üstük Goetik’in adı “kötüye” çıkmıştır; ama aslında bu hem çok yüzeysel hemde hatalı bir yaklaşımdır. Bunun açıklamasını birazdan yapacağım, ama Kliffotik büyüye geçmeden Goetik’in bir özetini yapalım.
Goetik Büyü

Goetik’in kökeni Kral Süleyman‘a dayanan gizemli bir irfana dayandığı söylenir. İlk olarak Goetia terimi Süleyman’nın Küçük Anahtarı da denen Lemegeton‘da geçmiştir. 72 tane demonun tanımlaması yapılır. Demon’nun Türkçeye direkt çevirisi iblis, şeytan, cin …vb… şeklinde çevrilebilir, ama kültürümüzde kullandığımız “cin” kelimesi “demon” için en yakın kelime olacaktır. Fakat yinede ben Cin yerine Demon kelimesini kullanacağım. (Pokemon, Digimon gibi … böyle daha şirin )

Peki Demon ne demektir; Demon kelimesi Antik Yunancadaki Daimon’dan evrildiği düşünülür. Daimon’lar İnsanlar alemi ile Tanrılar alemi arasında var olan ve bu iki alem arasında aracılık yada elçilik yapan, yada belli anlaşmalar (pact) ile “güç” alış verişi yapan varlıklardır. Demon denen varlıklar en basit tabirle Araf yada Purgatory denen yerde var olan varlıklardır. Bu varlıkların, içinde yaşadıkları doğaüstü alem nedeniyle bir takım doğa üstü güçleri vardır ve belli koşullarda insanlarla iletişim kurup bu güçlerini bir şeyler karşılığında sunabilirlermiş.

Kral Süleyman tarafından yazıldığı iddia edilen (ama büyük ihtimalle başkasının da yazmış yada editlemiş olabileceği) Lemegeton’da bu varlıkların nasıl çağırılacakları, ayinleri, sigilleri …vb ritüelleri anlatır. Bilindiği gibi Kral Süleyman bilgeliği ve hayvanları, ruhları ve hatta demonları yani cinleri kontrol edebildiğine dair efsanelerle tanınır. O nedenle Goetik Büyüye Süleymanik (Solomonian) Büyü de denebilir, ve bu işle ilgilenen çok büyük çoğunluk tarafından sigillerle ruh (demon) çağırma büyü sanatı olarak görülür. Ama elbette böyle görülmesi (yada öyle olduğunun sanılması) onun tam olarak öyle olduğu anlamına gelmemektedir (hemen herşeyde olduğu gibi). Bir kere Lemegeton’un gerçekten Kral Süleyman tarafından yazılmış olup olmaması bile muammadır; ki içindeki büyülerin gerçek olup olmamasına daha gelmedik bile.

Süleymanik büyüye dair en eski yazılı kayıtların tarihi 16.yy’la gider, ama bir çok tarihçi bu bilginin kaynağının asıl kökeninin antik babil büyülerinden ilham alabileceğini işaret etmiştir. Hatta büyük ihtimalle Yahudilerin Babildeki esaretleri sırasında bu büyü kültürünün yahudi kültürüne girmesine neden olmuş ve oradan da Süleymanik büyü ve daha sonrada Kabballah/Kliffot büyüsü geliştirilmiştir, diye rivayet edilir….

Goetik büyü demon çağırma büyüsü olarak ve daha çok da bu demonların “kötücül” sebeplerle çağrılmasından dolayı “Kara büyü” olarak adlandırılır, kara/siyah burada kötücül anlamındadır. O nedenle de Goetik büyüye genellikle “alçak (low)” büyü denirken, Theurjik (ulvi) büyüye “ulu (high) büyü” denir.. Aslında buradadaki alçak ve uludan kasıt, büyünün asıl niyetidir. Yani büyüyü kötücül bir niyetle yapıyorsanız ona “alçak” büyü, iyi niyetle yapıyorsanız “ulu” büyü deniyor. Ama bu açıdan bakarsak aslında büyünün Goetik (siyah) yada Theurjik (beyaz) olmasınından çok büyücünün asıl niyeti büyüyü alçak yada ulu yapmaktadır, denebilir. Theurji daha ulvi, yumuşak başlı ve içsel aydınlanmaya dayalı bir büyü sistemi olarak Kabalatik bir yapıdadır, o nedenle light (ışık ve hafif anlamında) magic/büyü de denir, Magnum Opus‘daki ıslak yönteme karşılık gelir. Goetia ise daha sert, hızlı ve karanlık bir büyü sistemi olarak Kliffotik bir yapıdadır, Magnum Opus‘daki kuru yönteme karşılık gelir , o nedenle dark-magic (karanlık/kara büyü) de denir ve daha dikkatli olunması gerekir. Ayrıca Bkz. Büyü Çeşitleri !

Bunu şöyle örneklendirebiliriz. Mesela elimizde bir bıçak var. Bu bıçağı ister yemek yapmada kullanırız, yada bir şey kesmede (bitki budama…vb), yada insan öldürmede de kullanabiliriz. Yani anlayacağınız, bir “aleti” iyi yada kötü yapan sizin onu nasıl kullandığınızdır, aletin kendisi iyi yada kötü olamaz. …
SHEMHAMFORASH

Goetik büyünün anahtarı “Shemhamforash” formülüne dayanır denir. Bu kelime Tanrının 72 gizli ismini ifade eder, ve ayrıca Goetia’da bahsedilen demonların sayısının da 72 olması ile de düşündürücüdür. Bu demonlar Sitra-Ahra (diğer taraf/boyutun) ‘nın anti-alemlerinde var olan Kliffotik ruhlardır; ve Her demona karşılık bir melek, yada her meleğe karşılık bir demon geliyordur, bkz. AngelsofS.

Burada ki 72 sayısı oldukça enteresandır. Yani neden 72 ? Bazı kabalistik yorumlara göre Alemimiz 6 günden yaratılmıştır (Hiristiyan yorumlarda 6 günde yaratmış 1 gün dinlenmiş denir. Ama burda sadece mesai yapılan günler sayılıyor); yani 6 burada yaratımı ve güneşi temsil eder. Ve dünyamızın güneş çevresinde 12 ayda dolandığı için; 6×12=72 kutsal sayısına ulaşırız…. Başka bir yoruma göre ise, 72 sayısı bir tür uzay-zaman yaratımı ile alakalıdır. 12 aya karşılık, her aya hükmeden 6’şar ruh vardır; ve gene 6×12=72 kutsal sayısına ulaşırız…. Bu çeşitleme daha da çoğaltılabilir; bir günde 24 saat ve her saate karşılık 3 ruh var dersek; 3×24=72, ve yahut 4 element vardır (hava, su, toprak, ateş) ve her elemente 18 ruh hükmeder…vb. Aslında buradaki ana fikir “72” sayısının çok bölenli olmasıdır, ve antik çağlarda bir sayı ne kadar çok bölene sahipse o kadar uğurlu ve kutsal sayılırdı. Mesela günümüzde saatlerin halen 60 dakika, dakikanında 60 saniye olması o zamanlardan kalma bir takıntının sürüklemesidir. Zira bir sayı çok bölenli olursa ona istenen anlamı itaf etmek yada eğip bükmek daha kolaydı… benzer mantıkla bir sayı asal sayı ise uğursuz yada en iyimser “itici” kabul edilirdi, o nedenle 11, 13 …vb (yani 10’dan yüksek) asal sayılar uğursuzdur. Zira bu sayıların kendilerinden ve “1”den başka bölenleri yoktur, ve diğer sayılara bölünmeleri kesirli olacaktır. Halbuki antik zamanlarda insanların haç görmüş vampir gibi korktukları 2 temel şeyden biri kesirli sayılar, bir diğeri ise irrasyonel sayılardır. Özellikle irrasyonel sayılardan şeytan kadar korkulurdu zira bu sayılar kesirli olarak bile ifade edilemezler ve ondalık açılımları kendini tekrar etmeden (düzensizce), “sonsuza” kadar sürer. Çünkü Antik insanlar o muazzam soyut sonsuzluğu kavrayamadıkları için, anlamadıkları şeyden ürkmüşlerdi. O nedenle sonsuzluk (eternity, ve yahut negatifi ile “abyss”) şeytanla özdeş gibiydi (Evet, bence Şeytanın sayısı 666’dan çok Pi, e yada {\displaystyle {\sqrt {2}}} sayısı gibi bir şey olmalı…:P)…. Enterasandır ki insan zihni bir kedi gibi sınırları belli olan dar kutularda kendisini çok daha rahat hissediyordur.

Ayrıca not etmek gerekir ki, Goetik ve Kabballah/Kliffotik büyüde nümeroloji ve kainatı matematik-geometri ile açıklama düsturu önemli yer tutar. Özellikle nümeroloji o kadar tutulmuştur ki uygulamaları Abrahamik Semavi dinlere bile sıçramıştır. Fakat burada, özellikle nümeroloji ile uğraşırken dikkat etmek gereken ince bir husus vardır. O da soyut <-> somut dönüşümleridir. Mesela bir kelimeyi sayıya dönüştürmek somuttan soyuta bir dönüşümdür. Zira kelime soyut kavramları harflede simgeleştirerek somutlaştırır. Ama bu kelimeler zamanla değişebilir, zira diller özellikle konuşulan diller zaman içinde evrilir, bir harf düşer yada ses kayması olduğu için harfler değişir… falan. Sonra bu zamanla değişim geçirmiş kelimeleri tekrar sayılara çevirmek istediğimizde “hatalı” değerler elde edilebilir…. O nedenle nümerolojiyi direkt kelimeler üzerinde kullamak yerine saf matematik ve denklemlerle, soyut çerçeveden çıkmadan kullanmak daha doğru olabilecektir.
Demonoloji
Goetik (ve bağlantılı olduğu Kliffotik) büyünün merkezinde bir takım demonları ritüeller eşliğinde çağırıp onlara iş yaptırmak yattığı şeklinde görülebilir. Bu demonlar o kadar fazladırlar ki (72 temel demon ve diğerleri ile birlikte nerdeyse yüzlerce) şimdi hepsini tek tek irdelemem hem çok vakit, hemde gereksiz tekrara girer. O nedenle burada Goetik büyüdeki demonların temel özelliklerinden ve Kliffotik Bilgi Ağacının alemlerine (Kliphalarına) hükmeden ve kişisel gelişimimizi sağlayan Demonlardan bahsedeceğim. Diğer demonlarla ilgili ayrıntılı bilgilere çeşitli kaynaklardan kolayca ulaşabilirsiniz, mesela; List of demons in the Ars Goetia.

Ayrıca not; Bu kadar çok sayıda, yani meleklerden kat ve kat daha fazla Demon olmasını Din tarihçeleri, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş aşamasında diğer tanrıların Seçilen Tek bir tanrıya karşı açıkta kalması ve kötü olarak gösterilmesinden dolayı olabileceğini söyler.

Goetik’de, özellikle Süleyman’nın Küçük Anahtarında bahsedilen demonlara şöyle bir göz gezdirdiğimizde, enteresan bir şey fark ederiz. Bu demonlar bize önceden belletilen iblis/şeytan vari varlıklardan çok bilimle ve edebiyatla ilgilenen bazısı sıkı birer savaşçı olan böyle oldukça “entelektüel” Aydın demonlardır; neredeyse hepsi orta çağda serbest bilimler (free/liberal science) olarak tanımlanan dallarda uzamandırlar, bunlar; grammer, retorik, mantık, geometri, aritmetik, müzik ve astronomidir. Elbette fiziksel tanımlamaları (çok başlı olma, yada bedeninin bir kısmı başka diğer kısmı başka bir hayvan gibi …vb) hala alışık olduğumuz demon gibiler, ama ilgili kaynaklarda zihin ve meşreplerinin oldukça gelişkin oldukları yazılır. Mesela bu demonlar bilim ve edebiyatın yanı sıra gelmişi geçmişi ve geleceği de bilebilirler ve kendilerine sorulan soruları doğrulukla yanıtlarlar. Önceki mitlerden kanıksadığımız “trickster (düzenbaz/hilekar)” varlıklar değillerdir, yalan dolana baş vurdukları, en azından kayıtlarda, bahsedilmemiştir. Bundan belki de, yalana dolana ihtiyaçları olmadıkları kadar kudretli ve bilgili oldukları sonucu çıkarabiliriz, bilemiyorum; ve yahut düzenbaz olmadıkları imajı vererek düzenbazlık da yapıyor olabilirler (YTD*).

Uzun lafın kısası bu demonlar oldukça yüksek profilli varlıklardır ve kendi aralarında batılı soyluluk sistemine benzeyen ayrıntılı hiyerarşik bir yapı vardır. Krallar, prensler, dükler ve markiler …vb…. şeklinde ünvanlara sahiptirler ve bu 72 temel demonun her birinin belli sayıda lejyon’u (yada tugay’ı) vardır. Ama kişisel bir ordu olarak düşünülebilecek bu lejyonların gerçekten bildiğimiz anlamdan askeri lejyon mu yoksa başka bir anlamda mı kullanıldıklarından emin değilim.

Bu demonlar arasında en önemlileri elbette “düşmüş” bir melek olan Lucifer’dir. Ama Lucifer’in ismi 72 Goetik demon listesinde geçmez. Zira onun yeri her daim apayrıdır ve ayrıca Lucifer gibi üstün bir demonu basit bir büyü ayini ile çağırabileceğimizi düşünmek saçmalık olacaktır, elbette. Ama Goetik büyü ile çağırabildiği söylenen bu 72 demon arasında oldukça kudretli demonlar da vardır. Bunlar Belial, Astaroth, Asmoday ve diğer “Kral” ünvanlı demonlardır. Goetik kaynaklara (Grimorium Verum) göre en önemli 3 demon ise; Lucifer (nam-ı Diğer Satan, Maloch, Samael…?), Beelzebuth, ve her ne kadar ünvanı “Dük”de olsa Astaroth‘dur. Bunlardan başka Lucifer’dan hemen sonra yaratıldığı söylenen Belial, Samael’in oğlu yada türevi olduğu söylenen “Kara Samael” Asmoday ve Kliffotik Bilgi/Ölüm Ağacının Kliphalarına hükmeden diğer demonlar da en üstün demonlar arasında sayılabilir. Ayrıca not; bu sayılan demonların hepsi 72’lik Demon listesinde değiller, ama bazı demonların aynı anda farklı isimler alabileceğini göz önünde bulundurmakta fayda olabilir.

Kliffotik Büyü

O zaman Ölüm/Bilgi ağacının ruhsal yolculuk aşamasında karşılaşılacak Demonları inceleyelim, bkz. Hayat ve Ölüm ağaçları, Numaralanmış Sepihirotları (sol) ve Kliphaları (sağ)).

(X) Nahema; Görece Lilith’den çok daha az tanınan Nahema’nın Lilith’in kızı yada küçük kızkardeşi veyahut, Lilith’in başka bir versiyonu bile olduğu söylenir. Zira Nahema ve Lilith birbiriyle oldukça benzeşen demonlardır; ikiside dünyevi (meteryalistik) ve içgüdüsel/fizyolojik (cinsellik, yemek, uyku…vb) zevkleri temsil ederler. Peki bu meteryalistik yada hormonal zevkler kötü müdür ? elbette bu yoruma açıktır, ama ruhsal tekamülde bedensel ve maddi zevkler kötülenirken, ruhsal ve manevi gelişim teşvik edildiğinden Nahema ve Lilith “kötü” demonlar olarak görülür. Ama aslında onların kötülüğü bir nevi “faydalı” yada “eğitici” bir kötülüktür denebilir. Yani en temel içgüdülerimize karşı irademizi sınıyan demonlardır bunlar. O nedenle, eğer bu sınamayı geçebilirsek, karanlık aydınlanmanın ilk adımını atabiliriz. İşte böylece, Ölüm/Bilgi Ağacındaki Lilith kilipasına hükmeden Nahema bilinmeze açılan kapının ilk demonudur, denir.

(IX) Lilith; En Meşhur demonlardan biri olan Lilith ile ilgili bir çok renkli efsane mevcuttur. Ama ben size daha değişik bir versiyonunu anlatayım. Bildiğiniz gibi Lilith Adem’den aşağı olmayı kabul etmeyince (ve yahut tanrı onu Adem ile zorla evlendirilmeye çalışınca) cennetten kaçıp Lucifer ve demonların safına katılmıştı. Adem için Havva yaratıldıktan sonra ise, o ikisini cezbetmesi için bir yılan gelir ve yasak (bilgi) meyvesini onlara yedirir. Çoğu kişi bu yılanın Lucifer yani Satan / Şeytan olduğunu sanıyordur. Ama çoğu teolojiste göre o yılan aslında Lilith’dir. Zira eski bir sümer fırtına tanrıçasından türediği düşünülen Lilith’in tasviri belinden aşağısı bir yılan olan güzel bir kadın gibidir (burada Şahmeran ile benzeşim var), ve Bilgi ağacının meyvesini koparıp Havva ve Adem’e yedirerek çocuksu masumiyeterini kaybetmelerini sağlamıştır.

Kabalistik yoruma göre ise de, Lilith aslında (Lucifer ile birlikte) Da’at (Bilgi) Sephirotuna bağlantılıdır, Bkz. Hayat Ağacı şeması. Ve bizim şu anda Baba-Oğul-Anne (Kutsal Ruh) olarak bildiğimiz kutsal üçleme (trinity), eskiden (yani Da’at’ın düşüşünden önce) Baba-Anne-Oğul-Kız şeklinde kutsal dörtlemeydi; ve Hayat ağacındaki yerleri ise sırasıyla Chokmah (Bilgelik), Binah (Anlayış), Tiphareth (Güzellik) ve Da’at’ır (Bilgi). Bu dörtleme tarot kartlarında ki kraliyet kartlarına bile yansımıştır; Baba (Kral), Anne (Kraliçe), Oğul (Şovalye/Prens), Kız (Prenses/Bakire). Ama düşüşten sonra dörtlü üçlemeye dönüştü ve sıradan iskambil kartlarına şöyle yansıdı; Baba (kral, papaz, rua), Anne (kraliçe, dam), Oğul (bacak, vale)…

Peki ama Lilith neden Adem’e boyun eğmemişti ? Aslında burada Lilith’in başkaldırısı Lucifer’e oldukça çok benzemektedir. Lucifer insana secde etmek istememişti çünkü kendisini insandan üstün görüyordu, Lilith (Kız=Da’at) ise Adem’e (Oğul=Tiphareth) boyun eğmek istemedi çünkü o da Adem’den üstün görünüyordu; Hayat Ağacına bakarsanız seviye olarak Da’at‘ın Tiphareth‘den yüksekte olduğu görülür . O nedenle kavram olarak Lilith ile Lucifer’in birbiri ile oldukça denktir ve aynı sephirotu, Da’at’ı (bilgi), paylaştıkları düşünürlür…. Havva yaratıldıktan sonra Da’atın yada bilgi ağacının yasak meyvesini ona yedirten Lilith’in karanlık egosu ise tüm insan soyunun kadınlarının içine girmiş olur, ve zamanı gelince uyanmayı bekliyordur.

Peki Lilith bir anlamda bilgiyi temsil ediyorsa bu bilgi neydi ? o yenen yasak meyvede ki bilgi neydi ? Yorumculara göre bu bilgi büyücülük, rüyalar, çeşitli okültüzmler …vb’dir. Da’at düşünce hem Lucifer hemde Lilith bilgileri ile birlikte boşluğa (Abyss) düşmüştür. O nedenle bizler bu çağda büyüyü ve benzer gizemleri tam olarak anlayamıyoruzdur. Ve o nedenle Ölüm/Bilgi Ağacındaki Gamaliel kilipasına hükmeden Lilith karanlık rüyalar, astral büyü, cadılık…vb şeyleri rüyalar ile insana tanıştırır. Lilith’in bilgisi bir bakıma metafiziksel bir bilgidir ve insanlarla rüyalar vasıtası ile bağlantı kurabilir. Bir demon kraliçesi olan Lilith succubus (kadın) ve incubus (erkek) olarak, yılan kadın olarak, vampir kraliçesi olarak, ve rüyaları ören bir örümcek olarak görünebilir; ve bizi bu gibi rüyalar ve bilinmezliklerle sınar.

(VIII) Adrammelek; Ölüm/Bilgi Ağacındaki Samael kilipasına hükmeden Adrammelek felsefenin delirtici etkisini ve, deliliğin bilgeliğinden sorumludur. Ona göre, büyücü tekamülünü tamamlayabilmek için sözde etik bariyerlerden sıyrılmalıdır; yani Sanat ve estetik değerleri etik değerlerin yerini almalıdır (bir bakıma Dadaizm felsefesinde takılır)… Bize dayatılan tüm etik kural ve değerler tek tek sorgulanır; saçma, dayanaksız ve vadesi geçmiş olanlar elenir, mesnetli olanlara ise bilinçli bir şekilde hak verilir.

Adrammelek’in hükmettiği Samael’in temsil ettiği kavram ise “Tanrı’nın Zehridir”; peki ama bu ne demektir ? … Burada ilizyonlar ve yalanlar zehirlenir. Astral düzlemin bu yakasındaki kutsal kasede zehirli bir sıvı vardır. Bu sıvı sanki bir alkol gibi bünyenin kimyasını değiştirir, karakteri değişim geçirir; normal baskılanmış kişiliği gider/ölür yerinde asıl özü gelir/doğar. Artık hayata yeni gözlerle bakar. … Ama buradaki numara, bizim özümüz gerçekten nedir ? bir canavar mı, bir aziz mi ? … işte Adrammelek bizi bizimle yüzleştirerek, aslında bizi bizle sınar. Ve bunu da bir “trickster” gibi dümen çevirerek, kurnazlık ve bilgelikle yapar (bir bakıma Sokratik Yöntem kullanır). Yani bir bakıma bir yandan bizi kısıtlayan etik kuralları sorgularken diğer yandan da kendimizi de sorguluyor olacağız.

(VII) Baal; Ölüm/Bilgi Ağacındaki A’arab Zaraq kilipasına hükmeden Baal bizi büyücülüğün ofansif tarafıyla tanıştırır. A’arab Zaraq, Hayat ağacındaki Netzach’ın eşliğidir ve her iki sephirot ve klipha “savaşı” temsil ederler. Netzach barışı amaçlayan savaştır ve beyaz güvercinler olarak zaferi getirir. A’arab Zaraq ise “hayatı” yenmeyi amaçlayan bir savaştır ve siyah kuzgunlar olarak “dağılım (dispersion)” getirir. Burdaki kunduzlar haberci gibidirler, sanki Odin’in kuzgunları Huginn (düşünce) ve Munin (zihin) gibidirler. Bizlere bilgi ve bilgelik getirirler ama bu yasaklı bir bilgeliktir.

Evet, Baal bize yasaklı bir bilgelik sunar. Sembolik bir ölümle ölüm korkusundan sıyrılıp Hayata meydan okumaya başlarız, ve aynı ayna hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini öğreniriz. Bu derste kuzgunlar bize Thagirion kilipasına giden yolda rehber olup rüya ve kabusların kara-denizinden geçmemizi sağlarlar. Ama kişi kunduzları takip etmeyi bırakıp rüyaların romantizmine dalarsa yok olur. Bu aşamada madde ve ruhun “yasaklı” birleşimi ile kendimizi yeniden doğurur ve üstün-demonik bir seviyeye gelerek üst soyut alemlere geçmeye hazır oluruz. ve İşte bu aşamadan sonra büyücü adayı tam anlamıyla soyut alemlere yol almaya başlamıştır.

(VI) Belphegor; Ölüm/Bilgi Ağacındaki Thagirion kilipasına hükmeden, Sözüm ona tembellik demonu olan Belphegor tartışmacı, eleştirel ve sorgulayıcıdır. Ama bunu yapıcı bir şekilde yaptığı için sonuçta gecelerin aydınlığını, tanrı ile yaratımının birliğini temsil eder. Bu tarz kişisel/ruhsal gelişim için uzun meditasyonlar gerektiği için, belki o nedenle Belphegor tembellikle suçlanmış olabilir.

Hayat Ağacındaki Tiphareth güneşi (sun), güzelliği (kalp) ve oğulu (mesihi) temsil eder. Ölüm Ağacındaki Thagirion ise içsel Kara Güneşi, münakaşayı ve anti-mesihi temsil ediyordur. Ama bu mesih / anti-mesih zıtlığı tamamen bakış açısıdır. Zira Mesih bir güneş gibi halkını besleyip aydınlatırken, halkının düşmanları için bir anti-Mesih olarak onları yok eder. Yani bir bakıma Mesih ve Anti-Mesih aslında aynı kişilerdir, aydınlık ve karanlık bir arada olabiliyordur. Ve Bildiğimiz güneş sıradan dünyayı aydınlatırken, içsel kara-güneş iç dünyamızı aydınlatır, ve bireysel bir aydınlanma sağlar. Aynı anda aydınlığı ve karanlığı yaşarız, ve 2 zıt gücü dengelemeye çalışarak sınanırız.

(V) Asmoday; Onun, suçlayıcı melek Samael‘in oğlu yada onun başka bir tezhürü olduğu söylenir, ve Goetik’in 72 demon listesinde 32’inci sıradadır. Evlilik yada aile bağlarını kopararak bireyselliği körüklediği söylenir. Bu yolla ilişkisel bağları kırarak arzu ve acı/ızdırap duydularının nasıl kontrol edileceğini öğretir.

Ölüm/Bilgi Ağacındaki Golabhab kilipasına hükmeden Asmoday acı çekerek terbiye olmanın erdemini dayatır. Hayat ağacındaki karşıtı Geburah gibi o da “ayrık-ayırıcı” güçlerin etkisindedir. Ama hayat ağacındaki Geburah (sertlik) Chesed (merhamet) ile dengelenirken, Ölüm ağacındaki Golabhab’ı dengeleyecek bir şey yoktur. Buradaki güçler en sert ve haşin şekildedir ve bir tür arzu ve acının karışımı olarak sado-mazo bir komplekse bürünmüştür. Fakat buradaki acıdan zevk alma metaforu basit bir cinsel hazdan öte, aslında acı yada çile çekerek kazanılacak erdemin tatminidir, denebilir.

(IV) Astaroth; Aslında Sümer’den İnanna ve Babil’den İştar’a denk düşen bereket ve savaş tanrısı Astarte’den türediği düşünülür. Yani aslında “Kadın” Demondur ama astral boyutta var olan demonların bizim bildiğimiz anlamda cinsel türleri olmadığı için aslında Kadın formunda da gözükebilen demondur demek daha doğru olacaktır. Zira bazı tezahürlerinde Astaroth kendisini uzun siyah (gölge) adam silüetinde gösterir. Ki bu tezahür Lovecraft kurgu mitosundaki Nyarlathotep‘in tezahürlerine çok benzerdir (HP. Lovecraft’ın burdan mı ilham aldığını bilemem). Lovecraft’an konu açılmışken, kurgu mitosunda ki en kudretli varlığın Azathoth olduğunu ve Astaroth ismi ile oldukça benzer olduğunu işaret etmek isterim. Zaten Nyarlathotep’in Azathoth’dan türemiş olması da bu çapraşık bağlantıları sanki biraz olsun anlaşılır yapıyor gibidir.

Baal bize sembolik bir ölüm sunmuştu, Astaroth ise bizi öldükten sonra yolcu olacağımız yer-altına götürür. Ölüm/Bilgi Ağacındaki Gha’agshelah kilipasına hükmeden Astaroth ruhsal yolculuğumuzda boşluğu (abyss) geçmeden önce hazırlanmamıza yardımcı oluyordur. Bunun için ise parça parça niteliklerimizi geride bırakıp boşlukla en öz halimizde yüzleşmemizi sağlayacaktır. Bu aslında Sümer Destanındaki Tanrıça İnanna‘nın yer altına inip kız-kardeşi olan Ölüm Tanrıçası Ereshkigal‘i görmek için 7 kapıyı geçmesi gibidir; her kapıyı geçerken elbisesinden bir parça bırakır ve 7’inci kapıyı da geçtiğinde ise çırılçıplak yani en öz hali ile Ereshkigal’le yüzleşir… Yer altındaki bu 7 kapı şimdiye kadar geçtiğimiz ve sınandığımız Klipha ve Demonları Temsil ediyordur. Astaroth da dahil şuna ana kadar 7 Demon ve hükmettikleri Kliphaları, yani sembolik olarak yer altının (underworld) 7 kapısını geçmiş olduk. Kalan 3 aşamayı, yani Demonu ve Kliphasını geçmeden evvel “Abyss”i yani dipsiz boşluğu aşmamız gerekiyordur !?

(0) Abyss (Boşluk); Abyss’i burada Hayat Ağacındaki Da’at’ın tam anlamı ile zıttır. Hayat Ağacındaki Da’at, Bilgelik (Chokmah) ve Zeka’nın (Binah) çocuğu (ürünü) sayılırdı ve Bilgiyi temsil ederdi. Ama düşüşten sonra Da’at’ın bilgisi paramparça olarak Abyss’ye düşmüş ve Ölüm/Bilgi ağacının anti-alemleri (kliphaları) boyunca darmadağınık yayılmıştır.

Bu aşamaya gelenlerde Merak bilgi açgözlülüğüne dönüştüğünde, kişi (ruhsal) yolculuğunun asıl amacını kaybeder ve (gizli) bilginin fildişi kulesinde hapsolur. Kliffotik Da’at yani Abyss, hayata getirilmeyen veya yaşamla yeniden birleşmeyen bilgidir. Aynı zamanda kendisini bilginin küçümsenmesi ve ölümü içinde sunabilir. Ve yahut bir tür işe yaramaz yada “değersiz” bilgi olarak da yorumlanabilir. O Nedenle anlamı “Değersiz olan” olan Belial Abyss’e hükmeder. Ayrıca. bkz. nature-of-the-qlippoth.

Hayat Ağacında iken en üst 3 sephirota (Keter, Binah, Chokmah) ulaşmayı başaramayanlar Da’at’ın boşluğuna düşer ve kurban olurlardı. Ölüm Ağacında ise “Abyss” büyücünün eski ve ölümlü bedenini aşmasını sağlayan karanlık bir nehir gibidir. Şu ana kadar geçilen 7 aşama (Klipha) büyücünün bünyesini öyle zorlu ruhsal bir basınçla sınamıştır ki, artık bu nehri geçebilenlerin ruhu hayatın tüm renklerini ve spektrumunu barındıran kara bir elmasa dönüşür. Artık son 3 Klipha ve onların Demonları ile yüzleşmeye tam anlamıyla hazırdır. Ama ondan önce Abyss’in demonu Belial ile yüzleşmelidir.

(!) Belial; Her ne kadar Demonlar arasında Lucifer en büyüğü olsa da Kliffoth’la yakın bağlantılı Goetia’nın merkezinde aslında Belial vardır, ve Kliffotik ruhsal gelişimimiz boyunca belki direkt olmasa bile dolaylı olarak her aşamada bizi gölgeler ardında sınıyan bir varlıktır. O nedenle parçaları Ölüm/Bilgi Ağacının tüm kliphalarına yayılmış Da’at’ın zıttı olan Abyss’i bölgesine hükmeder.

Belial’in Lucifer’den sonra yaratıldığı söylenir, bazı bilginlere göre kelime anlamı “değersiz olan”dır, ama bazılarına göre ise Bel (“Lord”, kral, hükümdar) ve Al (“tanrı”) hecelerinin birleşmesi ile “Kral-Tanrı” yada “Tanrıların Kralı” anlamına geldiği de söylenir. İkinci çıkarım belki daha doğrudur zira Kabbalah ve Kliffoth adlı yazımda alemimiz yaratılmadan önce, sırası ile Qemetial, Belial ve İthiel’in hükmettiği 3 öncül ve “kötücül” alem yaratıldığınını söylemiştim. Ama bu alemler o kadar kötüydü ki Tanrı o alemleri yok etti, ama belli ki alemlere hükmeden melekleri (düştükten sonra demon olacaklar) yok etmemişti. … Daha sonra olaylar gelişip Lucifer düşünce, onun en sadık takipçisi Belial de peşinden düşer ve insanlık alemini yok etmediği sürece huzur bulmayacağına yemin eder. Bunun için ise insanların zihinlerine saçma sapan fikirler yada saplantılar sokarak asla cennete ulaşmamalarını sağlarmış. Yani aslında bildiğimiz kilişeleşmiş (sürekli insanı günaha davet eden, altını oyan) anlamda Şeytan/İblis (Devil) işte bu Belial’dir.

Belial Goetia’nın merkezinde olduğu için diğer Demonlara göre bir çok renkli hikayesi vardır. Bunlardan biri ise Belial’in insanlığa nasıl musalat olduğunu anlatır; Hikayeye göre Kral Süleyman üstün büyü gücü ile demonları prinç (brass) bir kaba hapsetmiş (burası biraz Alaadinin sihirli lambası gibi oluyor), ve sonra halkının güvenliği için bu kabı Babil’in en derin gölünün dibine atmış. Ama Kral Süleyman hakkı rahmetine kavuşunca, babil halkı kabın içindekileri çok merak ederek, bir hazine bulacakları umuduyla onu gölün dibinden geri çıkarmışlar. Kabı açar açmaz içindeki tüm demonlar 4 bir tarafa kaçıp etrafa dağılmış (Burası da Pandoranın kutusu gibi olmuş). Ama kaçmayan tek bir demon varmış, o da Belial’miş. O Babilde kalmış ve babil halkının ona sunduğu kurbanlar karşılığında onların sorularını cevaplamış. Ve böylece antik babilliler ona bir tanrı gibi tapmaya başlamışlar.

Bir başka versiyon da ise Belial’in Beliyya’al olabileceği yönünde bir hikaye vardır. Hikayeye göre Adam Kadmon Tanrı ile Tanrının yaratımları arasındaki bağlantı olarak kötücül elementleri insanlıktan ayıklaması için yaratılmış bir varlıktı; yani Cennetten ilk düşüşten sonra ki insanlığı kurtarması için gönderilmiş bir mesih gibiydi, ve bu Mesih misyonundayken Hayat Ağacının Tiphareth sepihirotuna hükmederek, insanlar arasında birlik ve harmoni sağlayacaktı. Fakat Adam bu misyonu yerine getirmek yerine kötülüğün koynuna düşmüş, ve insanlığın dahada günaha batmasına ve düşmesine sebep olmuş. Eskiden Adam Kadmon olan “değerli” varlık artık Adam Beliyya’al denen “değersiz” varlığa dönüşmüş, ve bedeni tüm kısıtlamaları ile maddesel alemde cisimleşmişti. Böylece insanlığın “cennetten” düştüğü andan günümüze kadar, Beliyya’al kötülüğü ve günahı daha da artırmaya çalışarak insanlığı tanrıdan iyice kopartmaya çalışan bir anti-mesihe dönüşmüş ve hükmettiği Tiphareth’i de lekeleyerek insanlar arasında ayrılık ve çatışmaları arttırmış. Ve Kabalitist yorumculara göre sadece Müstakbel Mesih insanlığı onun elinden kurtarıp düzeni sağlayabilirmiş.

Not; Bu versiyona göre Anti-Mesih (anti-christ) Adam Beliyya’al olarak zaten çok önceden gelmişmiştir. Ki bu yorum, “Şeytanın asıl oyunu bizleri olmadığına inandırması” ile alakalı gibidir. Yani gelecek bir zamanda gelecek bir Anti-Mesih inancı ve Kıyamet savaşları ile bizi dez-enformasyonla oyalayan Anti-Mesih toplumu zaten çok eskiden beri yalanlarla güdüyordur, ve bizler kötülük ve günahı o kadar kanıksadık ki, sanki bir kurbağanın suyun içinde yavaş yavaş ısıtılması ve en sonunda haşlanarak ölmesi gibi bir süreç içerisindeyizdir. Bir bakıma klişeleşmiş bir anlık kıyamet olayı yerine belki de binlerce yıl süren bir yavaş kıyamet (slow apocalypse) çağını yaşıyoruzdur.

(III) Lucifuge; Lucifuge’ın etimolojik anlamı aslında ışık kaçırandır, yani Lucifer’ın tam zıttı. Metoforik olarak zifiri karanlık labirentlerde kişiyi başı boş dolandırdığı tasvir edilir. Absürdlük, delilik ve kafa karışıklığını körükler, bizleri kandırmaya, aldatmaya çalışır. Kişinin ruhsal yolculuğunda kaybolması için ne gerekiyorsa yapar. Ama kişi azimli ve dayanıklı ise labirentlerin zifiri karanlığında ilerlerken duyacağı “tuhaf” yankılardan yolunu bulup sonunda labirentten çıkmasını sağlayacak ışığı görebilir. Böylece üçüncü gözümüz açılmaya başlar.

İşte, Bilgi/Ölüm Ağacının Satariel kliphasına hükmeden Lucifuge (Lucifer’ın gözü de denen) üçüncü gözümüzün açılmasını sağlayarak asıl gerçekleri görebilecek yeteneğe kavuşmamızı sağlar. Bunun için ise Lucifuge zaman ve kaderin karanlık labirentlerinde “sırlar” saklıyordur. Bu sırları sıradan gözlerimizle yada algılarımızla göremeyiz, bu özenle gizlenmiş sırları görebilmek için özel bir algı yani “göz” geliştirmemiz gerekecektir. Ancak bu üçüncü gözümüz açıldığı zaman “gizlenen” şeyleri görebilir ve “anlayışımız” gelişerek ruhsal yolculuğumuzdaki bir sonraki aşamaya geçebilinir.

(II) Beelzebub; Bazı spekilasyonlara göre eski Ahitte bahsi geçen Beelzebub’ın Belial’in bir varyasyonu yada en azından ilişkili olabileceği işaret edilir. Zira bir Fenike tanrısı olan Beelsebel’in anlamı “Tanrıların Tanrısıdır”, ve Beelzebub’ın Beelsebel’den türediği, oradanda Belial’e iliştiği düşünülür. … Buna karşın Beelzebub’ın ismi çoğu zaman “Sineklerin Tanrısı” olarak çevrilir. Ayrıca oburluk günahı ile ilişkilidir.

Bilgi/Ölüm Ağacının Ghagiel (en üst seviyesinden bir önceki) kliphasının anlamı “engelleyen”dir. Bunun doğal yada ilahi hareketin akışını engelleyen bir kuvvet yada kıyamet olduğu şekilde yorumlanır. Burada eski hayatın akışı engellenir, durdurulur, hatta yok edilir. Ve böylece bir düzeltme yapmak ve yahut baştan yenisini yaratmak için fırsat doğurur…. Bu Kliphaya hükmeden Beelzebub’un eski (alışık olduğumuz) alemi öldürüp cesedini tüketen sinekler olarak metoforlaştırılması manidardır. Yani Kısacası Beelzebub eskiyi yiyen bir leş yiyici gibidir. O nedenle oburlukla ilişkilendirilmiş olabilir; ne de olsa tüketilecek o kadar çok eski şey vardır ki !!!? Zira ancak eski alemi yok edip, bir bakıma Lucifer’ın ışığını yakarak (Bilgi/Ölüm Ağacının en üst seviyesi olan) Thaumiel’in yeni alemine geçiş yapabiliriz.

(I) Lucifer; Kliffotik ruhsal gelişim yolculuğumuzun son aşaması olan Bilgi/Ölüm Ağacının Thaumiel kliphası aslında 2 kavramı temsil eder; İsyankarlık (Satan) ve Hükümdarlık (Moloch). Bunun anlamı geçmişe isyan edip geleceğe hükmetmektir. 2 kavramı temsil ettiği için de 2 ruhsal adımı birden barındırarak, bizi Kliffotik tekamülün finaline götürür. Bu son 2 ruhsal adım; vaatlerin yerine getirilmesi (yani eskinin yıkımı) ve bambaşka bir alemin yaratılarak orada hüküm sürmektir. Lucifer (Lusifer diye okunur) ise bu son 2 adımı geçtikten sonra ulaşabileceğimiz bir varlık yada kavramdır.

Lucifer karanlık aydınlanmanın en önemli ve final aşamasıdır. Temin Lucifer’in anlamının “ışık getiren” olduğunu söylemiştim. Bu ışık aslında bilgi ışığıdır, ve ışığa sahip olan ve ışığı istediği yere getiren ve istediğine sunan Lucifer bu yüzden en üstün demondur. Denklem basittir; ışık=bilgi/bilim=güç !

Lucifer aslında sanki bir Prometeus gibi ateşi~ışığı insana sunarak onu aydınlatır, ve aynen Prometeus gibi cezalandırılır, yani sürgün edilir…. ama gerçi arada tek fark vardır; Prometeus ışığı direkt insanın ayağına getirirken, Lucifer’ın ışığına ulaşmamız için bizim “sınanarak” ona ulaşmamız gerekmektedir. Aslında Lucifer bildiğimiz anlamda kötü değildir yada misyonu insanlarla uğraşmak, onları günaha davet etmek falan da değildir. Zaten Lucifer gibi gururlu/kibirli bir demon (yada melek ! ) neden ayaktakımı olarak gördüğü insanlarla muhatap olsundur ki ?

Klasik Adem ve Havva hikayesini hemen hemen herkes bilir. Bildiğimiz versiyonda çok özetle; Tanrı tüm meleklere yeni yarattığı insanlar önünde secde etmesini söyler. Bir tek Lucifer bu komuta karşı gelir ve sonunda kendisiyle birlikte İnsanında Cennetten kavulmasına neden olacak olaylar zinciri başlamış olur. Elbette bu hikayenin bir çok versiyonu vardır ve Kabbalah versiyonu oldukça farklıdır. Buna göre; Hayat Ağacı süper simetrik formda iken (Düşüşten önce), Hayat ağacının 2 güneşinden (ortalardaki 2 küreden) biri olan Da’at sephirotuna hükmeden Lucifer Tanrısallığa (Atziluth) en yakın seviyede idi. İnsanlığın astral konumu ise Yesod sephirotu idi ve Tanrının mükemmel bir suretindeydi. O nedenle Lucifer ve diğer melekler tanrıyı çok andıran insanı arzulamaya başladılar. Bu arzu o kadar derinleşti ki, sonunda Lucifer’in hükmettiği Da’at sephirotu Yesod sephirotuna yakınlaşmak için “batmaya/düşmeye” başladı. Da’at Yesod’a gelince insan Da’at’daki “bilgi” meyvesini “yemiş” oldu; ve ayrıca İnsanın tanrısal süretine aşık olan Melekler İnsanlarla birlikte olarak Nephilim denen bir dev/titan soyunu meydana getirirler. Fakat bu yasak birliktelik sonucu Hayat Ağacının simetrisi bozulur ve Da’at tamamiyle dipsiz uçuruma (abyss) düşerek ortadan kaybolur ve İnsanlık Yesod’dan sürgün edilerek Hayat Ağacının en alçak seviyesi olan Malkuta, yani şu anda yaşadığımız aleme düşerler. … ve işte insanlık düşünce tanrısallığını da kaybeder, “alt-insan” olur ve Lucifer’in insana olan ilgisi de sönüp gider.

İşte Lucifer bu yüzden insanlarla, daha doğrusu düşmüş yani ilahiliklerini kaybetmiş “alt-insanlarla” muhatap olmak istemez ve İnsanlardan olabildiğince uzakta durmaya çalışır. Burada aslında ince bir metafor vardır. Bilgiyi temsil eden, Işık getiren (aydınlatan) Lucifer’ın düşmüş “cahil” alt-insanlardan uzak durmasının asıl anlamı, zaten alt-insanın o bilgiyi kavrayacak kapasitesi olmadığı için bilgiye ulaşamamasıdır. Lucifer’in Bilgisi kuru kuru ezberlenecek bilgi değildir, özümsenecek bir hikmet /irfandır / erdem /kavrayıştır. Ancak kendisini geliştirmiş, ilahiliğini yeniden kazanabilmiş “üst-insanlar” ona ulaşabilirdir. Yani insanlar “bilgiyi” anlayamazsa ona ulaşamazlar ve dolayısıyla bilgi=Lucifer onlardan uzakta olur, gibidir. … O nedenle Lucifer’in yanında düşen diğer melekler, yani temin bahsettiğim demonlar (Belial, Lucifuge… vb) bir bakıma alt-insanları Lucifer’den uzak tutmak için onları günahla ve cehaletle engelliyor yada sınıyorlardır, ve ancak bu sınamaları geçebilenler Demonların en büyüğü Lucifer’e ulaşabilecektir.

İşte Lucifer’in olayı budur ve özellikle Ölüm Ağacının Thaumiel klipasına hükmeden ikiz şeytanlar tezahürü olan İsyankar Satan ve Hükümdar Maloch tezahürü direkt Lucifer’in kendisinden çok, Lucifer’in ışığına /bilgisine ulaşmaya başaran üst-insanların dönüşebileceği bir haldir. Yani bilgimiz arttıkça bizi zincirleyen yada kandırmaya çalışan geçmişimize isyan eder ve geleceğimize hükmedebiliriz. Bu da ancak “tekamül ederek” ve temin sıralamaya çalıştığım Kliffotun tüm sınamalardan geçerek Ölüm Ağacının en tepesine, yani Thaumiel klipasına ulaşarak ve hatta onu aşabilerek olabilir.

Genel Büyü Pratikleri

Şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim; peki büyü nasıl uygulanır ? evet… uygulama işi bu kadar kolay olsaydı sanırım heryerde yanar döner uçan kişiler yada demonlar/ cinler falan görürdük, ne de olsa bir Kral Süleyman olmak kolay değil. Ve yahut şu açıdan düşünürsek, belki gerçekten de etrafımızda demonlar vardır ama bizler onları o kadar kanıksamışsızdır ki insanlardan ayırt edemiyoruzdur (yada insan kılığına girmişlerdir, yada insan bedenlerini ele geçirmişlerdir…vb)…

Şimdi basit bir mantıkla düşünürsek, büyüyü başarabilenler zaten büyü işlerini gizli saklı kimselere belli etmeden uygulayıp işlerini hallediyorlardır. Büyüyü başaramayanlar ise zaten başarısız olur ve bu işler çer çöp deyip işi olduğu gibi bırakır. Halbuki büyücülüğün (yada simyanın) olayı “çöpü altına” çevirmektir, zira büyücü dönüştürebilen kişidir ve onun için hiç bir şey çöp değildir, sadece dönüştürebileceği bir malzemedir (MacGyver gibi, alakasız nesnelerden bambaşka şeyler ortaya koymak gibidir. ) ….

Büyü aslında matematik gibidir, mantıksız değildir, kendi içinde ilk bakışta kavraması zor olan bir mantığı/örüntüsü vardır. Nasıl Matematikçiler örüntüleri araştırır ve bunları yeni konjektürler formüle etmekte kullanırsa, büyücüler de aslında benzer ama kendilerine has yöntemlerle, “doğayı” formüle etmeye çalışırlar. Soyutlama ve mantık her düşünce sisteminde (bilim, felsefede) olduğu gibi büyüde de vardır. Belki o nedenle bu tarz mistik öğretiler nümeroloji ve geometri ile çok ilgilenmişlerdir.

Büyü pratiğine dönersek, 3 temel (+1, aşkın) formu vardır, denebilir;

1. Ortadoks; Bu pratikde kitapta yazılan ritüeller nasıl betimlenmişse onu en küçük ayrıntısına kadar birebir uygular. Buna Başlangıç seviyesi uygulama denebilir. Bu pratikte uygulanan ritüellerin ayrıntılarına yada binbir çeşit sigillere falan girmeyeceğim (gereksiz tekrar olur, ilgilenen gerekli kaynaklara bakabilir… aratırsanız internette bulabilirsiniz). Ama özünde bilmeniz gereken tek şey, bu pratikte büyüler çeşitli sembollere odaklanılarak yapılır. …

2. Archetypal; Bu pratikte büyüyü uygulamak için mutlaka belli sembollere, dile (duaya), yada dine katı bir şekilde bağlı kalmaya gerek yoktur, zira büyünün özü tüm geleneklere ve kültürlere yayılmış haldedir ve tek yapılması gereken bu gelenek ve kültürleri özümseyebilmektir. Tahmin edilebileceği üzere bu uygulama, büyük bir bilgi birikimi ve tecrübe gerektirir. Ayrıca bu yöntem Gnostik yöntem ile de ilişkilidir.

3. Dark Magical (Karanlık Büyüsel); Bu en yüksek seviyede ki uygulamadır ve Kliffotik yol sunar. Kişi artık insan doğasını aşarak gölgeleriyle yüzleşir, kendisini aşar. Ve sonunda çağırmaya çalıştığı demonlardan birine dönüşür, yani gerçekten bazı üstün/süper güçler elde edebilir. Tahmin edilebileceği üzere en zor ve tehlikeli uygulamadır, ve Bu aşamada insanın aklını kaçırmaması içten bile değildir. Zira bu seviyede, artık klişeleşmiş bir biçimde sanıldığının aksine ruhumuzu demonlara satmıyoruzdur, tam tersine asıl bizler Demon’un ruhunu satın almaya çalışıyoruzdur. Peki bunu nasıl yapıyoruz ? aslında teoride çok basit: demonlar bizlerin ruhunu nasıl ele geçiriyordu ? bizlerin zaaflarından yararlanarak, değil mi ? Bizde bu yönteme karşılık “counter-attack” yaparak, demon(lar)ın zaaflarını keşfediyor ve onların ruhları ele geçiriyoruz (not: demon burada metafordur). Ayrıca bu yöntemin Yakın/Uzak doğu (Türki-Moğol) göçebe şamanizmi ile oldukça benzer, hatta direkt alakardar olduğu düşünülür, bkz Kara Şamanizm.

4. Bright Magical (Parlak Büyüsel); Bu seviye aslında seviyeden çok Karanlık Büyücünün kendisini “tekrar” aştıktan sonra dönüşeceği fevkaledenin fevkinde bir durumdur. Tahmin edebileceğiniz gibi “normal” büyücülerin büyülerini yapabilmeleri için bir “güce” ihtiyaçları vardır ve bir “bedel” karşılığı bu güce ulaşabilirler. Ama Parlak Büyüsel seviyede artık güce ihtiyacınız yoktur; zira gücün ta kendisi olmuşsunuzdur. Yani güç içinizdedir. Bu seviyede artık birseysel Tanrısallığa giriş yapmış oluruz. Artık bedenimizin maddi kısıtlamalarını aşıp , manevi (astral ve diğer) alemlere çıkabilir, hatta enerjisel soyut bir varlığa bile dönüşebiliriz…. Yalnız burada karıştırılmaması gereken, Bright (Parlak)’ın anlamının White (Beyaz-Ak) olmadığıdır. Yani Parlak büyü başka, Beyaz büyü başkadır. Ve yahut şöyle diyebiliriz; Parlak Beyaz büyücü olabileceği gibi Parlak Kara(nlık) büyücü de olabilir. Sonuçta farklı yollardan da aynı hedefe varılabilir. Karanlık-Parlak büyücü sanki oksimoron gibi görünebilir, ama kendi içinde mantığı vardır. Karanlık-Parlak, Parlak-Karanlık (Black Luster, Black Diamond), burada aslında Kabbalah ve Kliffoth yazımda açıklamaya çalıştığım karanlığı aydınlatmaya çalışan aydınlanma ile alakalıdır. Yani karanlığın içindeki bir yıldız/güneş gibi oluruz artık.


Asrevya bunu beğendi.
👍 1
__________________

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
büyü, kara, kliffotik


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor