Bu millet, tarihin hiçbir döneminde tesadüfen var olmadı.
Her yükselişin arkasında bir irade, her devletin temelinde bir inanç vardı.
Bugün Cumhurbaşkanlığımızın forsunda yer alan on altı yıldız, yalnızca geçmişi hatırlatan semboller değildir; onlar bir uyarıdır, bir sorumluluktur ve aynı zamanda bir yemindir.
Biz millet olarak defalarca devlet kurduk. İmparatorluklar yükselttik, medeniyetler inşa ettik, kıtalar boyunca adaleti taşıdık.
Fakat tarih bize acı bir gerçeği de öğretmiştir:
Devletler çoğu zaman dışarıdan gelen saldırılarla değil, içeriden çürüyerek yıkılır hainler eliyle yıkılır.
Bir devletin temelleri tanklarla değil; ahlâkın çökmesiyle, ailenin dağılmasıyla, toplumun ruhunun zayıflamasıyla ve hainlerle sarsılır.
Yani bir millet önce değerlerini kaybeder, sonra birliğini kaybeder, en sonunda devletini kaybeder.
Tarih boyunca yıkılan on beş devletin enkazına baktığımızda şunu görürüz:
Silahlar son darbeyi vurmuştur, fakat çöküş çok daha önce başlamıştır.
Bugün artık aynı hatayı tekrarlama lüksümüz yoktur.
On altıncı devlet yalnızca bir yönetim biçimi değildir.
Bu devlet, bin yıllık bir yürüyüşün bugünkü karargâhıdır.
Bu devlet, şehitlerin emaneti, çocuklarımızın geleceğidir -ki 1071 Malazgirt Savaşı'ndan bu yana her metrekareye en az 5 şehit düşmektedir.
Bu yüzden bu ülkenin her ferdi şunu anlamak zorundadır:
Devlet yalnızca sınırlarla korunmaz.
Devlet ahlâkla korunur.
Devlet aileyle korunur.
Devlet milletin ortak vicdanıyla korunur.
Devlet hainlerle bir ve beraber olmamakla korunur.
Bir millet kendi değerlerine sırtını döndüğünde, düşmanların saldırmasına bile gerek kalmaz. Çöküş içeriden başlar.
Bugün bize düşen görev açıktır:
Toplumu çürüten her fikre karşı dimdik durmak.
Aileyi zayıflatan her saldırıya karşı bilinçle karşı koymak.
Milleti birbirine düşüren her oyuna karşı birlik olmak.
Bilelim ki devlet yalnızca yönetenlerin değil, milletin tamamının omuzlarında yükselir.
On altıncı devletin kaderi, bu milletin karakterine bağlıdır.
Ya geçmişin hatalarından ders alacağız ya da tarih aynı hükmü tekrar yazacaktır.
Bizim tercihimiz bellidir:
Bu devlet sahipsiz değildir.
Bu millet iradesiz değildir.
Bu bayrak yere düşmeyecektir.
Bu ezan susmayacaktır.
On altı yıldız bize sorumluluğumuzu çok daha iyi hatırlatmalıdır.
Ve o sorumluluk bugün hepimizin omuzlarındadır...
Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar