Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Nisâ Suresi 3. Ayet Nisâ Suresi 3. Ayet
[I] [BArapça Metin
Detaylı İnceleme Yeni
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۚ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَلَّا تَعُولُواۜ
Ve-in ḣiftum ellâ tuksitû fî-lyetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum mine-nnisâ-i meśnâ veśulâśe verubâ’(a)(s) fe-in ḣiftum ellâ ta’dilû fevâhideten ev mâ meleket eymânukum(c) żâlike ednâ ellâ te’ûlû Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Yetim kızlar hakkında adaletle muamele edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz, hoşunuza giden başka kadınlardan iki, üç ve dört kadın alın. Fakat bunların arasında adaleti gözetmeyeceğinizden korkarsınız o vakit bir zevceyle, yahut sahip olduğunuz cariyelerle iktifa edin. Bu, doğruluktan sapmamanıza daha yakın ve size daha uygundur.
Adâlet, doyurmak, giydirmek, hattâ çocuğa sütnine tutmak, ayrı ev veya daire tahsis etmek gibi hususlarda olduğu kadar kadına muâmele hususlarında da riâyet edilmesi gereken şarttır. Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Savaş, doğal âfat ve salgın hastalıklar sonucu, genellikle erkeklerin azalıp kadınların kocasız ve korumasız kaldıkları durumda) Şayet (nikâhlamak istediğiniz) yetim (kızlar ve yetim anası dul kadınlar) konusunda hakkaniyetsizlikten korkarsanız; bu takdirde sizin için uygun olan kadınlardan (sahipsiz kalmasınlar diye) ikiye, üçe ve dörde kadar nikâhlayıp (evlenebilirsiniz). Ancak eğer (aralarında ekonomik ve biyolojik ihtiyaçları bakımından) adaleti sağlayamamaktan kuşku duyarsanız (ve nikâh için başvurulan resmi makamlar da böyle bir kanaate varırsa), o zaman bir-tek (eş)le veya ellerinizin malik olduğu ile (geçerli mazeret ve yükümlülüklerle yapılan özel ve resmi nikâh sözleşmeleri gereği, münasip görülen meşru birliktelikle yetinin). Bu yaklaşım, (haksızlık ve hayâsızlığa) sapmamanız için daha uygun ve elverişlidir…
[Not: Nisa Suresi 24. Ayetin sonundaki açıklamaya bakınız.] Abdullah Parlıyan Meali
Eğer yetimlerle evlendiğinizde, onlara karşı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman size helal olan ve hoşunuza giden diğer kadınlardan ikisiyle, üçüyle ve dördüyle evlenin. O kadınlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız, o zaman sadece bir tane ile veya elinizin altındaki cariyelerle yetinin. Bu doğru yoldan sapmamanız için daha uygundur. Ahmet Tekin Meali
Himayeniz altındaki yetim kızların, dulların, hakları ve menfaatleriyle ilgili konularda, adaleti yerine getirememe endişeniz varsa eğer, onları nikâhınıza almayın. Sosyal zaruretlerin gereği her biriniz, himayeniz altında olmayan, aranızda evlilik yasağı bulunmayan, evlilik çağına gelmiş, hoşunuza giden özelliklere sahip yetim kızlardan, hür, dul kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın, nikâhlandığınızı tescil ve ilan edin. Bu tür hallerde dahi evleneceğiniz hanımlar arasında adaleti sağlayamamaktan endişeniz olursa, bir tane ile veya meşrû şekilde sahip olduğunuz, üzerlerinde meşrû haklarınız ve otoriteniz ve kendileriyle düzgün insanî münasebetleriniz olan cariye ile yetinin. Bu, aile düzeninizin bozulmamasına, geçimsiz bir hayat yaşamamanıza, geçim sıkıntısına düşmemenize, sorumluluklarınızın artmamasına, zulme meyilli kararlar vermemenize en yakın olan hayat tarzıdır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/129. Ahmet Varol Meali
Eğer (bakımınız altındaki yetim kızlarla evlendiğinizde) o yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helal olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman yalnız bir kadınla yahut elinizin altındaki cariyelerle yetinin. Bu adaletten sapmamanıza daha uygundur. Ali Bulaç Meali
Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır. Ali Fikri Yavuz Meali
Eğer yetim kızların haklarını (kendileri ile evlendiğiniz takdirde) gözetemiyeceğinizden korkarsanız size helâl olan diğer kadınlardan ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâh edin; ve eğer bu şekilde de âdalet yapamıyacağınızdan korkarsanız bir tane seçin yahut sahip olduğunuz cariyelerle yetinmeniz adâletten çıkmamanıza daha yakındır. Bahaeddin Sağlam Meali
Eğer yetim kızlar hakkında adaletle davranmamaktan korkarsanız, kendiniz için erginleşenlerden ikişer, üçer, dörder kadınla evlenin. Eğer adalet yapmamaktan korkarsanız, bir tane ile veya cariyeniz ile evleniniz. Bu muhtaç ve fakir düşmemeniz için daha uygundur.(*)
(*) “Yeulu” kelimesi “lâ yeulu men iktesade” hadisince ve İmam-ı Şafii’nin görüşüne göre fakirlik manasına gelir. Bayraktar Bayraklı Meali
Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder alınız. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, bir tane alınız; yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur.[69]
[69] Yetim malı ve çok evlilik hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 24-32. Besim Atalay Meali (1965)
Öksüz kızlara karşı adaletten korkarsanız, hoşa gidenlerden iki, üç, dört kadın alabilirsiniz, haksızlıktan korkarsanız, ancak bir tektir, ya da, elinizde olan odalık yeter, işte bu, adalete en yakın olanıdır. Cemal Külünkoğlu Meali
Eğer, yetim kızlarla evlendiğiniz taktirde onlara haksızlık edeceğinizden korkarsanız (veya bu kadınlar size cazip gelmediği halde kendilerine miras kalan mallarına sahip çıkmak için onlarla evlenmeyi düşünüyorsanız, o zaman böyle yetim kızlarla değil), size helal olan ve hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer (birden fazla kadınla evlendiğiniz taktirde o kadınlar arasında) adaletli davranamayacağınızdan endişe ederseniz, o takdirde bir tane (hür kadın) alın ya da (bir çözüm olarak) elinizin altındaki savaş esiri bir cariye ile yetinin. İte bu durum adaletten ayrılmamanız için en uygun olandır. Bkz. 4/129
İslamiyet yeniden canlandığı sırada Arap Yarımadasında Cahiliye âdetleri egemendi. İslamiyet bunlardan bazılarını bir anda kaldırıyor, bazılarını tedrici bir yolla yasaklıyor, bazılarını da mutedil hale getiriyordu. Evliliğe sınır koyan bu ayet geldiği zaman, erkekler sayı tahdidi olmaksızın istedikleri kadar kadınla evlenebiliyordu ve bu kadınların kayda değer hakları da yoktu.
Dünyalık bir eşya gibi alınıp satılabiliyorlardı. İşte Kur'an, bu cahiliye âdetine bir sınırlama getirdi. Azami olarak dörde kadar evlenmenin mümkün olabileceğini ancak bu evlilikte eşler arasındaki hakların korunacağını ve adaletin sağlanacağını zorunlu kıldı.
Birden fazla evlilik konusunda en belirleyici hüküm bu sûrenin 129. ayetinde verilmiştir. “Ne kadar isteseniz de eşleriniz arasında adaleti sağlayamazsınız.” Yani Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşıyorsanız her zaman adaleti gözetmek zorundasınız, birden fazla evlilik yaptığınız taktirde adaleti sağlayamayacağınıza göre tek evlilikle yetinmelisiniz.
Ayrıca birden fazla evlilikle ilgili Allah’ın verdiği bu ruhsat için bazı ahlaki ve sosyal zaruretlerin de oluşması gereklidir. Mesela kadının, eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını göremeyecek derecede hasta olması, bir savaş sonrası erkek nüfusun azalması ve himayeye muhtaç kadınların sahipsiz kalması gibi. Bunun acı örnekleri I. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya ve Fransa gibi ülkelerde görülmüştür. Bu ülkelerde savaş sonrası kocasız kalan kadınların birçoğu şartlar elvermediği için zorunlu olarak fuhuş batağına düşmüş, birçoğu da evsiz ve sahipsiz kalarak perişan olmuştu. Cemil Said (1924)
Yetimlere karşu hakkâniyet ile mu’âmele idememekden korkar iseniz [1] hoşunuza giden kadınlardan ikisini, üçüni veyâ dördini nikâh idiniz eğer yine haksız olmakdan korkuyor iseniz yalnız bir kadın veyâ bir esîre alınız bu vechile hareket size ’âdil olmağı teshîl ider.
[1] Kadınlar hakkında da adaletsizlikden korkunuz. Diyanet İşleri Meali (Eski)
Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur. Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
Bu âyette yer alan “nikâhlayın” emri, gereklilik anlamı değil, ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil,... Devamı.. Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır. Diyanet Vakfı Meali
Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.
Yaratılıştan gelen kıskançlık duygusuna rağmen âyetin, erkeklere birden fazla kadınla evlenme izni vermesi öteden beri -daha ziyade gayr-i müslimlerc... Devamı.. Edip Yüksel Meali
Yetimler hakkında adaletli davranamamaktan korkuyorsanız uygun gördüğünüz kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenebilirsiniz. Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle veya yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi olduklari ile* yetinin. Sapmamanız için en uygunu budur.
* 4:3, 24-25, 36 ve 24:33, 58 ayetlerinde gecen "ma meleket eymanukum" ifadesini "Yeminlerinizin / anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları" biçiminde çevirmeliyiz. Zira "eYMaN" kelimesi "YeMYN" kelimesinin çoğulu olup, çoğul biçimiyle Kuran boyunca "sözler /anlaşmalar anlamında kullanılır (Bak: 4:33 5:89; 9:12; 16:91; 2:224-225; 16:92, 94; 30:28; 66:2; 5:53; 6:109;....). Kuran'daki bu kullanılışa bakılınca EYMAN kelimesinin "sağ el" anlamına gelen "YeMYN" kelimesinin çoğulu olarak kullanılMAdığına tanık oluyoruz. Tıpkı "AYET" kelimesinin tekili ve çoğulu arasında yapılan fark gibi. İslam'a girmeden önce veya cahiliyye dönemindeyken nikah kıymadan birlikte hayat yaşayan insanlar bu ifadede anlatılan sınıfa girer. Kuran, bu müslüman olmaya karar verdikten sonra bu insanların aralarındaki yemini ve anlaşmayı bozup birbirlerinden ayrılmalarını istemiyor. İki kız kardeşle evlenmiş olanların da bu hatayı işledikten sonra ayrılmalarını istemediği gibi... (4:23). Ortada nikahsız birlikteliğe bir teşvik yok. Sadece mevcut bir problemi daha da büyütmemek ve insanların müslüman olmalarının önüne engeller çıkarmamak amacını gütmektedir.
** Özellikle savaş anlarında dul kalan kadınlara ve yetimlere ekonomik ve psikolojik yardım sağlamak amacıyla sadece dul kadınlarla çok evliliğe izin verilir. (Ayrıca bakınız 4:127). Kuran'a inanan ve onu uygulayan Muhammed peygamberin poligami pratik etmesi bu amaç doğrultusunda olmalı. Kuşkusuz, dul kadınların "güzellikleri" ve diğer nitelikleri onlarla evlenme konusunda faktör olabilir. Çok kadınla evlenme cesaretini gösterenler onlara eşit davranmaya çalışmalı. Nitekim 4:129 ayeti, bu ideal tavra ulaşmanın imkansızlığını ifade eder. Böylece, çok evlilik, teşvik edilen bir aile biçimi olarak değil, zaruret için başvurulan ayrıklı bir durum olduğu anlaşılır.
Erkeklerin genelde kendilerinden birkaç yıl genç olan kadınlarla evlenmeleri nüfusu çoğalan ülkelerde kadınlar aleyhine bir durum ortaya çıkarmaktadır: çok sayıda kadın evlenme veya evli kalma şansını kaybeder.Kuran, kadınların birden çok erkekle evlenip evlenemiyecekleri konusunda herhangi bir hüküm içermez. Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir. Elmalılı Meali (Orijinal)
Eğer yetimlerin haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız size halâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane veya milkiniz cariye alın, ağmamanız için bu daha muvafıktır. Emrah Demiryent Meali
Eğer (vasisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik yapmaktan (mallarını haksız bir şekilde yiyerek veya mehirlerini az vererek onlara zulmetmekten) korkarsanız, (onları değil,) size helâl olan (başka) kadınlardan iki (nci), üç (üncü) ve (en fazla) dörd (üncü hanımınız) olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında; nafaka, giyecek, yiyecek ve geceyi beraber geçirme hususları ile alakalı olarak) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, (o zaman) bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Erhan Aktaş Meali
Eğer yetimler¹ konusunda hakkaniyetli olmaktan korktuysanız, o zaman uygun olan o kadınlardan² ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, o zaman bir tanesini ya da Yeminle hak sahibi olduğunuzu³ nikâhlayın. Haksızlık etmemek için uygun olan budur. 1- Bakmak durumunda kaldığınız yetim çocuklar ve dul kadınlar. Yetim, tek başına, yalnız kalmış kişi demektir. Arap toplumunda; yetim, yalnızca babası ölmüş olana denmemekte, aynı zamanda kocası ölüp dul kalan kadına da denmektedir. Yani, ayetteki yetimler sözcüğü, dul kadınları da kapsamaktadır. Çocuklarda yetimlik, akıl baliğ/buluğ çağına erişinceye kadar olan süredir.
2. O yetimlerin kadınlarından. Dul kalmış, yetimlerin birinci dereceden yakını olan kimseler: anne, teyze, hala, abla vb. 3. Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir.
El, deyim olarak “güç” demektir; güç yolu ile “üzerinde yetkili olma hakkına” sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Çok eşlilik (taaddüd-ü zevcat): Dört eşe kadar evlenme kuralı bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki bu ayetin konusu çok eşlilik değildir. Ayetin konusu yetim çocukların ve dul kadınların himayesidir. Ayet, yetimlerin hak ve hukukunu düzenleyen bir ayettir; yani çok eşliliği düzenleme ile bir ilgisi yoktur. Ayrıca, “ikişer, üçer, dörder” terkibi, belli bir sayıyı değil, çokluğu ifade etmektedir. O nedenle geleneğin iddia ettiği gibi evliliği dört eşle sınırlamakla bir ilgisi yoktur. Ayetin bağlamı, yetimler ve onların hak ve hukukları ile ilgilidir. Allah, evliliklerin tek eşli mi çok eşli mi olması hususunda bir düzenleme ve bir sınırlamada bulunmamıştır. Çok veya tek eşlilik konusu, tamamen bireylerin ve toplumların tercihlerine bırakılmış bir husustur. Hasan Basri Çantay Meali
Eğer yetîm kızlar hakkında (adaleti yerine getiremeyeceğinizden) korkarsanız sizin için helâl olan (diğer) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâh edin. Şâyed (bu suretle de) adalet yapamayacağınızdan endîşe ederseniz o zaman bir (dâne ile), yahud mâlik olduğunuz câriye (ile iktifa edin). Bu (tek zevce veya cariye) sizin (Hakdan) eğrilib sapmamanıza daha yakındır. Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Eğer yetimler konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız bu durumda (-onlarla değil-) uygun gördüğünüz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Şayet aralarında eşitliği sağlayamayacağınızdan korkarsanız o zaman biriyle, yani bir sözleşmeyle yanınızda bulunanla… Bu, istikametten ayrılmamanız için daha uygundur.
[4/25; 129; 24/32-33] Hayrat Neşriyat Meali
Eğer yetim olan (kız)lar hakkında (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) adâletli olamayacağınızdan korkarsanız, o hâlde size helâl olan (başka) kadınlardan iki(nci), üç(üncü)ve (en çok) dörd(üncü hanımınız) olmak üzere nikâhlayın!(1) Buna rağmen (onların da aralarında) adâletli olamayacağınızdan korkarsanız, artık bir tek (hanım) veya sâhib olduğunuz câriyeler (ile yetinin)! Bu, haksızlık etmemenize daha yakındır. (1)Gaylan (ra) Müslüman olduğunda, nikâhı altında on tâne hanımı vardı. Resûl-i Ekrem (asm) bu sahâbeye: “Bunlardan dördünü seç ve diğerlerinden ayrıl!” buyurdular. (Kurtubî, c. 3/5, 17)
“Dörde kadar teaddüd-i zevcât (çok evlilik), tabîata (yaratılışa), akla, hikmete muvâfık (uygun) olmakla berâber, şeriat bir tâneden dörde çıkarmamış, belki sekiz dokuzdan dörde indirmiştir. Bâhusus (husûsen)teaddüdde öyle şerâit (şartlar) koymuştur ki, ona mürâat (riâyet) etmekle, hiçbir mazarrâtı müeddî olmaz(zarara sebeb olmaz).” (Mektûbât, Münâzarât, 384)
“İzdivâcın (evlenmenin) hikmeti ve gÄyesi, tenâsüldür (neslin devâmıdır). Kazâ-yı şehvet lezzeti ise, o vazîfeyi gördürmek için rahmet tarafından verilmiş bir ücret-i cüz’iyedir (küçük bir ücrettir). Mâdem hikmeten, hakÄ«katen, izdivac nesil içindir, nev‘in bekÄsı (neslin devâmı) içindir. Elbette, bir senede yalnız bir def‘a tevellüde kÄbil ve ayın yalnız yarısında kÄbil-i telakkuh olan ve elli senede ye’se düşen bir kadın, ekser vakitte tâ yüz seneye kadar kÄbil-i telkÄ«h bir erkeğe kâfî gelmediğinden, medeniyet pek çok fâhişehâneleri kabûl etmeye mecburdur.” (ZülfikÄr, 25. Söz, 38-39) İhsan Aktaş Meali
Ve eğer (bakım ve himayeniz altında bulunan) yetimler (kimsesizler) hakkında (eşitlik ve sosyal) adaleti yerine getirmemekten (onların haklarını korumamak ve kendilerine gereken bakım ve hizmeti sunamamaktan) endişe ediyorsanız, bir şekilde (bu sorunun çözümü için) uygun olan (ekonomik ve biyolojik bakımdan muhtaç, kimsesiz ve korumasız o yetimler sahibi dul) kadınlardan da (istemeleri hâlinde) ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. (Böylece himayenize aldığınız o yetim ve kimsesiz çocukların tümü sizin çocuklarınız sayılacağından aralarında adil ve eşit davranmanız daha kolay olur.) Ve eğer (bu durumda çok çocuklu olacağınız için, evlatlık edindiğiniz o yetim çocuklar arasında da) adaleti (hakkaniyet ve eşitliği) sağlayamamaktan endişe ederseniz, o zaman (birden fazla yetim sahibi kadınlarla hiç evlenmeyin) sadece bir eşle (yetim sahibi bir kadınla) veya (varsa) sözleşmelerinizin sahip olduğu (sözlü olarak evlenme sözünü verdiğiniz) ile (evlenin). Bu (tek eşli kalmanız ve o yetim çocukların anneleriyle evlenmemeniz), adaletten ayrılmamanız (ve kalabalık bir aile yüzünden güç bir duruma düşmemeniz) için en uygun olanıdır. *
(*) Bu ayetin konusu çok eşlilik değildir. Ayetin konusu kimsesiz yetim çocukların ve bakıma muhtaç yetim sahibi dul kadınların himayesidir. Yani yetimden maksat, bakmak durumunda kaldığımız yetim çocuklar ve dul kadınlardır. Çünkü ayetteki yetimler sözcüğü, dul kadınları da kapsamaktadır. Bu ayet, yetimlerin ve dul kalan annelerinin hak ve hukukunu düzenleyen ve bir sorunu çözen bir ayettir. Bu nedenle geleneğin iddia ettiği gibi evliliği dört eşle sınırlamakla bir ilgisi yoktur, böyle bir evlilik meşru değildir. Zira İslam’da tek eşlilik esastır. Ayetin bağlamı, yetimler ve onların hak ve hukukları ile ilgilidir. Yani bu âyet, bunların mağduriyetini gidermek için, olağanüstü durumlarda/ savaşlarda çok erkeklerin ölmesi gibi/ himaye ve bakıma muhtaç yetimleri olan dul kadınlarla birden fazla evliliğe cevaz vermiştir. Ama dul ve yetimleri himaye edip koruyacak sosyal bir devlet varsa, o zaman birden fazla evlilik meşru olmaz. (الله اعلم) Nitekim bu pasajlar da savaşın açtığı yaraları sarmak için inmiştir. Çünkü normal durumlarda Kur’an’ın uygun gördüğü şey ise tek eşliliktir. Âyetin sonu buna delâlet eder. Yani bu ayette, savaş durumu gibi bir sebeple babalarını kaybederek ortada yetim olarak kalan ve kendilerine sahip çıkacak sosyal bir devletin güvencesi altında bulunmayan kimsesiz çocukların ve mallarının korunabilmesi için onları gözeten kadınların (dul annelerin) toplumun dul ve bekâr erkekleri tarafından nikâhlandırılarak yetimlerin evlatlık konumuna getirilmesinden bahsediliyor. Ayrıca buradaki hitap öncelikli olarak toplumun dul ve bekâr erkekleri ile daha önce sadece yetim sahibi dul bir kadınla evli olup bunun yetimleriyle birlikte başka yetimlere de bakıp himaye etmek isteyenleredir. Yani bu hitap/ruhsat/yetim sahibi dul kadınlar dışında eşi olan evli erkeklere değil, sadece toplumun bekâr ve dul erkeklerinedir. (الله اعلم) Çünkü burada evlilik ruhsatı (مثني)’’mesnâ’’dan, yani ‘’ikişer’’den başlıyor... Eğer bu hitap, daha önce normal evli erkeklere de olsa, o zaman ayette yetim sahibi kadınlarla ilgili (مثني)‘’ikişer, (ثلاث)‘’üçer,’’ve (رباع)’’dörder,’’ nikâhlayın’’ denildiği için daha önce evli olanlar bunlardan da dört tane aldiğı zaman önceki normal eşiyle birlikte onun tam beş tane eşi oluyor, yani sayı beşe çıkıyor, biri önceki eş, diğerleri de dört tane yetim sahibi dul kadınlardan. Hâlbuki beş tane eşle evlenmenin asla ruhsatı yoktur. Özetle, birden fazla evlilik bu amaçla (dul ve yetimleri korumak) veya zaruretten dolayı değilse, meşru değildir. Zaten buradaki ayetler sadece kimsesiz, bakıma muhtaç yetim sahibi dul kadınlar hakkındadır. Bu yüzden bunu genelleştirmek Nisa-2 ve 3. ayetleri amacından saptırmaktan başka bir şey değildir. Yani, tüm bu metinsel ve bağlamsal deliller açıkça gösteriyor ki ayet çok eşliliğe sadece yetim çocuklara ve dul annelerine bakmak amacıyla izin verir. Ki bu kadarı bile şartlı ve sınırlı bir ruhsattır, hak değildir. (الله اعلم) Şimdi soruyorum! Bugün yapılan ikinci evlilik bu amaçla mıdır? Yani yetim ve dul kadınları korumak amacıyla olup bu şartlar altında mı yapılıyor? Kesinlikle hayır! Öyleyse Nisa-3. ayetin verdiği mesaj suistimal edilmektedir. Bu nedenle bugün birden fazla yapılan bu evliliklere Kur’an’dan asla ruhsat yoktur… Eğer Nisa sûresi 3. ayette geçen, başka kadınlardan ikişer üçer alın mesajını, yetim sahibi kimsesiz dul kadınlardan değil de, diğer normal kadınlar olarak anlar ve Allah dört kadına evlenme izni vermiş dersek, Kur’an’ın birçok ayeti ile ters düşmüş oluruz. Yüce Allah adaleti sağlamak için, tek eşli olun dedikten sonra, sizce normal şartlarda ikişer üçer dörder evlenin der mi? Ayrıca Nisa-3 ayette geçen (ما ملكت ايمانكم)’’ma meleket eymanüküm’’ ifadesiyle cariyelerden de söz edilmiyor, bunun doğru anlamı şöyle olur. ‘’veya (varsa) sözleşmelerinizin sahip olduğu (sözlü olarak evlenme sözünü verdiğiniz) ile (evlenin.) Yani (ما ملكت ايمانكم) cümlesinin meallerdeki tercümesi hatalıdır. Çünkü kölelik ve cariyeliğin olduğu dönemlerde onlarla bir sözleşme yapılmıyordu, onlar sadece satın alınıyordu. Ama ayette karşılıklı yapılan bir sözleşmeden ‘’أيمانكم den, yani yeminli bir akitten söz ediliyor. Dolayısıyla bu ifadeyle ne burada ne de benzer ayetlerde cariyelerden söz edilmiyor. Yani Nisa-3. ayette geçen ‘’ma meleket eymanüküm’’den kasıt cariyeler değil, evlenme konusunda sözleştiğiniz kimselerdir. Çünkü 1-Kur’an’da cariye ifadesi (أمة)’’emet’’ diye geçiyor. Bkz: Nûr sûresi- 32. ayet. Bu nedenle Kur’an da geçen (ما ملكت أيمانكم – أو أيمانهم ) ‘’ma meleket eymanüküm’’ gibi ifadelerle cariyeler kast edilmiyor. 2- Bunun esirlerle de bir alakası yoktur. Çünkü bu ifadeler’’ma meleket eymanüküm’’ Mekki sûrelerde de geçiyor, peki Mekke döneminde Müslümanların ellerinde savaş esirleri mi vardı? Demek ki, bu ifadeyle ne cariyeler ne de esirler kast ediliyor. Bununla antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olanlar, evlenme konusunda sözleştiğiniz kimseler, nikâh akdi ile sahip olduğunuz eşler, hasta bakıcılar ve hizmetçiler gibi kimseler kastedilmektedir. ((الله اعلم’’Ama en doğrusunu Allah bilir.’’ Özetle, himaye ve korunmaya muhtaç yetim sahibi dul kadınlarla birden fazla ancak evli olmayanlar için meşrudur.
Çünkü amaç bakıma muhtaç kimsesiz yetim sahibi dul kadınları ve onların çocuklarını korumak ve geçimlerini sağlamaktır. Yani dul ve yetimleri koruyan, geçimlerini temin eden sosyal bir devletin olmadığı aç ve yoksul nice yetim sahibi dulların olduğu bir ortamda böyle bir evlilik meşru olur. Bunun dışında birden fazla bir evlilik meşru değildir. Neticede ayetin muhatap kitlesi evli olmayan erkeklerdir. Yani ikinci veya daha fazla evlilik ancak bakıma muhtaç, kimsesiz, yetimleri olan dul kadınlarla olur. Ama bunlarla bile olsa birden fazla evlilik yapanın eşi olmaması, bekâr veya dul olması gerekir. Çünkü eğer bu dul kadınlar dışında başka bir eşi varsa, bu yetim sahibi dul kadınlardan da dört tane getirirse, ilk eşiyle birlikte bu sayı beşe (5) çıkıyor. Hâlbuki beş tane caiz değildir. Demek ki yetim sahibi dul kadınlarla evlenecek olan kimse bunlardan başka biri ile evli olmaması gerekir. Zaten ayet (مثني) yani iki eşle başlıyor, çünkü sadece yetim sahibi bir dul kadınla evlenmişse adalet sorunu yok, ama birden fazla olursa o zaman adalet şartı da gerekecektir. İşte İlgili ayetler iyice ve dikkatlice incelendiğinde bunun böyle olduğu anlaşılacaktır. (الله اعلم) Peki durum böyle iken Hz. Peygamberin bakıma muhtaç dul kadınlardan neden dört tane değil de dokuz eşi vardı? diye sorulabilir. Cevap: 1- Hz. Peygamberin dokuz veya 11 tane eşi vardı diyen geleneksel rivayetler sağlıklı ve doğru değildir. Çünkü Hz. Peygamber döneminde onun sözleri/hadisleri yazılıp kayıt altına alınmadığı gibi, O’nun Siyeri de yazılmıyor ve kayıt altına alınmıyordu.
Ama daha sonra Hz. peygamber ve onun dönemini hiç görmeyen ve vefatından yaklaşık bir asır sonra dünyaya gelen ve Yahudi tabaasına çok önem veren, Hz. peygambere kin besleyen Yahudileri kendine kaynak yapan, tarafsız davranmayan, bu nedenle çağdaşı olan Medineli Alim İmam Malik ve diğer alimler tarafından kezzap, yalancı, münafık ve deccal diye nitelenen, daha önce ehli kitap olduğundan da, onların öğretilerini, özelikle de İncil ve Tevrat’taki esasları, öğrenerek bu kitaplarda yer alan efsaneleri de nakletmekle suçlanan, hadisçiler tarafından da hadis rivayetleri makbul görülmeyen ve son olarak Hz. peygamberin şehri olan Medine’den de kovulan İbn İshāk (Ebû Abdullâh Muhammed ibn İshāk ibn Yesâr ibn Hıyar el-Muttalibî ) ( 85 -151/ 704 -768 ): Abbasiler döneminde kendi Siyer’ini Hz. Peygamber ve İslam’ın azılı düşmanları olan Yahudilerden aldığı bilgi ve rivayetlere göre yazdığı bilinmektedir. Bu nedenle siyer kitaplarında veya onlardan nakil yapan kaynaklarda geçen Hz. Peygamberin dokuz veya on bir tane eşi vardı diyen geleneksel siyer rivayetleri sağlam ve sahih olarak kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca İmam Suyutı’nın (كتاب أسماء المدلسين - جلال الدين السيوطي), Hamamd bin Muhammed el-Ensarı’nın (كتاب التدليس والمدلسون - حماد بن محمد الأنصاري), İbn Hacer’in (التدليس والمدلسون ; ابن حجر العسقلاني) ve Sabt ibn el-Acemi, Eş-Şafii’nin eseri olan ( كتاب التبيين لأسماء المدلسين – لسبط ابن العجمي الشافعي) adlı bütün kaynaklarda İbn İshak’ın hadis ve rivayetlerde tedlis yapıp müdellis olmakla şöhret bulduğu ittifakla yazılmaktadır. Müdellisin kısa açıklaması ise şöyledir: Hadis ve rivayetlerde hilekârlık, sahtekârlık yapmak, görmediği ve duymadığı râvilerden duyduğunu söylemek, rivayetindeki ayıp ve kusurları gizlemek, örtmek, ravilerde atlama vs. yapmak gibi durumlara baş vurmaktır. İşte bu nedenle İbn İshak’ın Siyeri sağlam olmadığı, bilakis şaibe ve yanlışlarla dolu olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca Siyer yazarı İbn İshak hakkında da geniş bilgi için araştırma yapabilirsiniz… 2- Kur’an’da (يانساء النبي) ’’Ey peygamber eşleri!’’ diye hitap ettiğine göre en az üç tane eşi vardı, ama dört tane de olabilir. Yoksa Kur’an’daki hitap çoğul şeklinde olmayacaktı. Bu nedenle Kur’an’da üç veya dörtten fazla Hz. Peygamberin eşi olduğuna dair bir malumat olmadığından ve ancak Hz. Peygamberin vefatından bir asır sonra dünyaya gelen, kendisi de daha önce Kitap Ehli’nden olan ve Siyer’ini yazarken de Hz. Peygamberin azılı düşmanları olan Yahudileri de hep kendine kaynak yapan, onlardan bilgi aktaran, tarafsız davranmayan ve muhaddislere göre de müdellis olan, hadisleri aktarırken sahtekârlık yapan İbn İshak’ın ve ondan nakiller yapanların Hz. peygamberin dokuz veya on bir eşinin olduğunu söyleyen geleneksel rivayetlerin doğru olmadığının kanaatindeyiz. Zira Suudi Arabistanlı bir alim, tarihçi ve araştırmacı olan İbn Kırnas’ın da bu kanaatte olduğunu görüyoruz... 3. Şayet geleneksel rivayetler doğru olsalar bile, Müfessir Merhum Seyid Kutub’un da dediği gibi eğer Hz. Peygamber bu kadar evlilik yapmışsa, o da Nisa sûresinin inişinden önce idi, yoksa dörtten fazla bir evlilik yapamazdı. Çünkü Kur’an, yetimleri ve dulları korumak amacıyla bile olsa yetim sahibi dul kadınlarla dörtten fazla evliliğe ruhsat vermiyor. Yine Merhum Seyid Kutub’un, (ان صح هذا الخ)’’ eğer bu kadar evlilikleri doğru ise’’ şeklindeki ifadesinden de anlaşılıyor ki kendisi de Hz. Peygamberin dörtten fazla evlilik yaptığına dair rivayetlere inanmıyor. Peki Kur’an’ın neresinde Hz. Peygambere dörtten fazla evlilik ruhsatı vardır? Haşa Hz. Peygamber Kur’an’a aykırı bir şey yapar mı? Yüce Allah ona müsaade eder mi? Müslümanlar bile buna itiraz etmeyecekler miydi? Ve hatta müşrikler bile bunu Hz. Peygamberin aleyhine bir propagandaya dönüştürmeyecekler miydi? Müşrikler, bakınız, Muhammed’e inen Kur’an da sadece dörde kadar ruhsat veriliyor, ama o Kur’an’ın tersini yapıp dokuz eş getiriyor, demek ki kendisi bile getirdiği Kur’an’a inanmıyor ve onun hükmüne de uymuyor diyerek aleyhinde bir propaganda yapmayacaklar mıydı? Elbette bu fırsatı değerlendireceklerdi, ama böyle bir şey yapmamışlar.
Demek ki Hz. Peygamberin dörtten fazla eşleri yoktu. Ayrıca Kur’an’da Hz. Peygambere dörtten fazla ruhsat verildiğine veya ona ayrıcalık tanındığına dair en ufak bir işaret de yoktur. Demek ki, Siyeri yazan İbn İshak büyük bir hata yapmıştır, onun Siyeri yalan ve şaibelerle doludur. Zira başta İmam Malik olmak üzere Medine alimleri de Siyeri yazan İbn İshak’ın yalancı, kezzap, münafık ve deccal olduğunu söylüyorlar. (الله اعلم) İşte bize göre de yukarıdaki gerekçelerden dolayı Hz. Peygamberin vefatından yaklaşık 1.5 asır sonra yazılan siyer kaynaklarında Hz. Peygamberin bu kadar eşleri olduğunu gösteren rivayetler dâhil birçoklarının doğru olması mümkün değildir. (الله اعلم)
فمن الواضح أن التعدد شُرع لحلِّ مشكلاتٍ معينة، فالزواج من الأرملة ذات الأيتام أمر حسن إذا كان المقصود منه ترميم الأسرة التي فقدت معيلها - والاهتمام باليتامى مقصد شرعي لحمايتهم من التشرد والفقر وتربيتهم التربية الحسنة - - لكن هل ما عليه المسلمون كذلك؟ لقد رأينا من الأمثلة الحيَّة ما يناقض الحكمة من تشريع الزواج بأمّ اليتيم، بحيث يفترق الأيتام عن أمهم، فبدلا من تعويضهم فقْد الأب يفقدون أُمَّهم كذلك، وليس هذا مقصود التشريع طبعا. ((شبهات وردود حول القران الكريم – ا الشيخ محمد هادي معرفة ) والمراد بالنساء أمهات اليتامى أضيفت إليهن أولادهن اليتامى ، ويدل عليه أن الآية نزلت في قصة أم كحة ، وكانت لها يتامى (التفسير الكبير) (وفي يتامى النساء قولان القول الثاني: أنهن أمهات اليتامى ، فأضيف إليهن أولادهن اليتامى (زاد المسير) لكن المفسرين والفقهاء، كعادتهم في أغلب الأحيان، أغفلواالسياق العام الذي وردت فيه، وأغفلوا ربط مسألة تعدد الزوجات بالأرامل ذوات الأيتام) في هذه الحال، حالة الخوف من عدم النجاح بالإقساط إلى اليتامى علي وجه المطلوب {وإن خفتم ألا تقسطوا في اليتامى} جاءت الآية بالحل أي بالزواج من أمهاتهم الأرامل {فانكحوا ما طاب لكم من النساء}علىنا بالزواج من أمهاتهم الأرامل والخطاب هنا موجه إلى المتزوجين من واحدة وعندهم أولاد، إذ لا محل في التعددية لعازب يتزوج أرملة واحدة عندها أولاد أيتام، بدلالة أن الآية بدأت بالاثنتين وانتهت بالأربع {مثنى وثلاث ورباع) :المصدر : (التعددية الزوجية – مجلة روز اليوسف) فقد حلل الله الزواج من أكثر من أمهات اليتامي حتى أربعة بشرطين هما: فى حالة الخوف من عدم القسط فى اليتامى: فنتزوج أمهاتهم لنُنفق على أولادهن اليتامى (إن الأمر بالتعددية ضمن الشروط المنصوص عليها، يحل مشكلة فادحة تجلبها الحروب على التجمعات المتحاربة، من جوانب عدة وجود رجل إلى جانب الأرملة ضَمِنَ بقاء الأم الأرملة على رأس أولادها اليتامى تحفهم وترعاهم. وفي ذلك صيانة وحماية للأولاد من التشرد والانحراف الخ. توفير مأوى آمن للأولاد اليتامى ينشؤون فيه كل هذا يؤكد أن مدار الآيات يدور حول اليتامى فاقدي الأب. وما زالت أمهم حية أرملة نحن هنا أمام أيتام فقدوا آباءهم، يريدنا تعالى ويأمرنا أن نبرَّهم ونقسط فيهم ونرعاهم وننمي لهم أموالهم وندفعها إليهم بعد أن يبلغوا أشدهم. وقد ذكر ابن عاشور في كتابه (التحرير والتنوير) إن من الخطورة على المجتمع من خلال العلاقات الأسرية أن نعزل مسألة التعددية اليوم عن المحور الأساسي الذي ارتكز عليه الأمر الإلهي بالتعددية، وهو محور اليتامى، ونجعل منها مسألة ترسخ الذكورية، وتطلق يد الرجل بالزواج متى شاء مثنى وثلاث ورباع، في مجتمع غير محارب يتوازن فيه تقريباً عدد الذكور بالإناث. المصدر : (التعددية الزوجية – مجلة روز اليوسف ). الموضوع كله تدور حول اليتامي كموضوع أساسي وتضع فيه قواعد إجتماعية عميقة وبالغة المعني ألا وهو إيتاء اليتامي (ذكوراً وإناثاً ) حقوقهم وأموالهم. ثم يقول أنه إذا كان هناك خوف من العدل في اليتامي فحل ذلك هو الزواج بأكثر من واحدة. فما علاقة هذه بتلك؟ اليتيم لغةً هو من فقد والده وليس أمه ، ويسمي يتيماً في طفولته حتي يبلغ النكاح. فنري أن المقصود هنا هو وضعاً إجتماعياً راجحاً في كل مكان وزمان ، ألا وهو وجود نسوة فقدن أزواجهن تاركين لهن يتامي ، ويأمرنا الله بالعدل والقسط في هؤلاء اليتامي ، فإن خفنا عدم العدل فحل ذلك هو الزواج من أمهاتهم لرعاية هؤلاء اليتامي مع إضافة شرط أخر وهو العدل بين هؤلاء الزوجات والاولاد. فإن خاف الرجل عدم العدل بينهن - شرط التعدد الأساسي إذاً ، في رأينا ، هو إعالة أيتام الزوجة الثانية والثالثة والرابعة. فالتعدد بفتاة بكر لا أطفال لها في ظل هذه الأيات محرم. بل نستمر فنقول أن التعدد من نساء لديهن أطفال أيتام ولكن هؤلاء الأطفال ليسوا بحاجة إلي رعاية محرم أيضاً. فالشرط ليس وجود اليتامي ، بل هو الخوف من القسط في اليتامي ، فإذا إنتفي الشرط سقط جوابه ورُفِعَ الحكم بإنتفاء العلة. في عصرنا هذا مثلاً نجد الكثير من البلاد بها جهات رسمية ترعي الأيتام وتراقب حقوقهم المادية والمعنوية - يُفهم من الآية جواز أن يعدد الرجل الزواج بأكثر من امراة واحدة، لكن الأمر بتعدد النكاح جاء جوابا لشرط الخوف من عدم الإقساط في اليتامى، وهذا مهم للغاية، والمقصود أنكم إذا خفتم التقصير في حق الأيتام بسبب بعدهم عنكم وانشغالكم بأموركم فانكحوا أمهاتهم، وبذلك يكون هؤلاء الأيتام في حجوركم ترعونهم عن قرب وتقسطون فيهم.حاجة لهذه الأمم لمثل رخصة فمن الواضح إن التعدد في
الكتاب جاء متعلقًا في الأساس بالنساء الأرامل ورعاية اليتامى حيث أنهن دائمًا في حاجة إلى الرعاية والإنفاق، ويقاس عليهن المطلقات وأصحاب الحاجات ولو نظرنا إلى المجتمع سوف نجد أن أغلب العائلات ترفض أن يتزوج ابنها البكر (الذي لم يسبق له ال زواج) من أرملة أو مطلقة، وكذلك لا تقبل أغلب العائلات أن تتزوج الفتاة البكر من رجل أرمل أو مطلق. فالسؤال هنا: من سيقوم على رعاية هؤلاء الأرامل والمطلقات وأولادهن من اليتامى إن لم يكن التعدد مباحًا؟! (حبل ا لله) 2 - تقـســطوا فـي اليتـامى : فالشـرط الـذي يـجب أن يتحـقق مـن تـعدد الزوجـات هـو [الاقسـاط في اليتـامى ] أي أن تكـون : [ الثـانية و الثـالـثة و الـرابـعة ] أرمـلة و عـندهـا [ أيتـام حصـراً ، لأن الغـايـة مـن كـل الآيـة هواقساط اليتـامى ] و لـيس زيـادة المـتعة الجـنسية عـند الذكـور بتعـدد الزوجـات ، فمـتى سـنفهـم عـلى الله تعـالى) ومن الآيات التي أسيء فهمها وتطبيقها آية التعددية الزوجية {وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء الخ } (النساء 3) رغم أن الشرط واضح، وهو وجود يتامى نريد أن نقسط فيهم ونعيلهم، ولجعل الموضوع أكثر سهولة سمح الله تعالى بتعدد الزوجات في هذه الحالة فقط، أي أن تكون الزوجة الثانية أرملة ذات أيتام، والهدف الرئيسي هو إعالة أولادها، لذلك وضع شرط {فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ} أي تعدلوا بين اليتامى لا بين النساء، لذلك قال {أَدْنَى أَلاَّ تَعُولُواْ}، ويمكن للمجتمع منع التعدد أو تطبيقه وفق الظروف (الدكتور محمد شحرور) ومن الواضح في آيات القرآن الكريم أن تعبير "أيمان" و "أيمانكم" جاء أساساً بمعنى العهود والمواثيق أو القسم كما ذكرنا وهو ما يتفق مع مبدأ القرآن أن الزواج ميثاق بين طرفين بل هو ميثاق غليظ كما وصفه الكتاب الحكيم "وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ (أي المهر) وَقَدْ أفضى بَعْضُكُمْ إلى بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم
ثَاقًا غَلِيظًا " (سورة النساء آية 21).ولذا يمكننا القول أن "ماملكت أيمانكم" كن من لديهن "عهد بالزواج" (وهو مايكون غالباً عهداً شفوياً غير مكتوب كما كان العرف في تلك الحقبة من التاريخ في بداية الإسلام) - وليس الرقيقات كما يتصور الكثيرون..فالقرآن كان واضحاً في التفرقة بين كلمة "أماء" وتعبير"ماملكت أيمانكم" فحينما تكلم عن العبيد استخدم تعبير "الإماء" وليس تعبير "ماملكت أيمانكم" İlyas Yorulmaz Meali
Eğer yetimler hakkında (ihtiyaçlarını karşılamada) dengeyi[4] sağlayamayacağınızdan korkuyorsanız, sizin kendinize uygun olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder… Adet eşler nikâhlayın.[5] Eğer aralarında adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız bir tane eşle veya sahibi olduğunuz cariyelerle yetinin. Bu uygulama, haksızlık etmemenize daha uygundur. [4]Ayetteki “ella tuksituu” fiili adaleti sağlayamayacaksanız demektir. Yani “kendinizin yiyip içtiklerinizden ve giyindiklerinizden, şehitlerin dul ve yetimlerinin ihtiyaçlarını eşit bir şekilde karşılıyabilecek misiniz? Bunu, kendi ihtiyaçlarını kendileri temin edinceye kadar devam ettirebilmelisiniz. Aksi halde evlilik yoluyla sahiplenilmesi gerekiyor” demektedir. [5]Savaştan sonra şehitlerin dul ve yetimlerinin sahiplenilmesi ve bakılması mü’minler topluluğunun üzerine bir vecibedir. Eğer toplum onların geçimlerini temin etmekte zorlanıyorsa, savaştan sonra dul kalmış kadınlarla birden fazla evlenme yoluyla, hem onlara, hem de yetimlerine sahiplenilmesi tavsiye ediliyor. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Eğer öksüz kızları alarak onların haklarını gözetmekten korkuyorsanız gönlünüzün istediği kadınlardan iki, üç, dört tane alın. Eğer yine de haksızlık etmekten korkuyorsanız bu durumda bir kadınla, ya da elinizin altındaki köle kadınlarla evlenin. Böylesi sizi iğrilikten alıkoymaya daha elverişlidir. İsmail Hakkı İzmirli
Yetim kızları almak hususunda adalet icra etmemekten korkarsanız [â¶] hoşlandığınız kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin. Aralarında insafta bulunmamaktan korkarsanız [â·] bir ile veya memlûkünüz olan cariye ile iktifa edin. Bu husus adaletten dönmemeğe [â¸] daha yakındır. [6] Zaman-ı Cahiliyette yetim kızların mallarına, güzelliklerine göz dikerek amcazadeler gibi veliler onları nikâh edip haklarını ödemezlerdi; çünkü haklarını müdafaa edecek kimse bulunmazdı. Âyet i Kerime ile bu cihet menedildi. [7] Yani insafsızlık edeceğinizi bilirseniz. [8] Yahut fakre duçar olmamağa. İsmail Yakıt
Eğer yetimlerle evlenerek onlar hakkında adaleti yerine getirememekten korkarsanız, (diğer) beğendiğiniz, size helal olan kadınlardan ikiye, üçe ve dörde kadar evleniniz/evlenebilirsiniz [fe’nkihû]. Eğer onların aralarında da adaletsizlik yapmaktan korkarsanız biriyle³ veya akitle sorumluluğunuz altında bulunanla [mâ meleket eymânukum]â´ yetinin. Zira bu haksızlık etmemeniz için en uygun bir yoldur. 3 Çok evlilik bir emir değil, bir ruhsattır. Sosyal ve ekonomik şartlar gereği, yetim ve dulları koruma altına almak gerektiğinde çok evliliğe devlet veya siyasi otorite izin verebilir. Buna ruhsat vardır. Ancak Kur’an her zaman tek evlilikten yanadır. 4 “Mâ meleket eymânikum” tabiri, (sağ elinizin altında bulunanlar) demektir. Eyman kelimesi, sağ el anlamında olduğu gibi yemin kelimesinin de çoğulu olduğundan “yeminler” anlamına da gelir. Bu yeminler aynı zamanda sözleşmelerdir. Dolayısıyla yeminlerle/sözleşmelerle yani akitlerle malik olduklarınız anlamı da vardır. Buradan akit/sözleşmelerin yapılan yeminlerle güçlendirilmiş olduğunu da düşünebiliriz. “Ma meleket eymânikum” tabiri ile burada köle/esir kadınlar söz konusudur. Esirler o dönemde kölelik sözleşmesi ile yani bir nevi akitle efendilerine ait oluyorlardı. Eş, hizmetçi, işçi vb gibi sözleşmelerden birine tabi idiler. Kadın kölelere cariye adı verilse de bu tabir Kur’an’da geçmez. Eş olacak kadın köleler, cariye olduğu andan itibaren akitle nikâh altında idiler, ancak mehirleri yoktu. Savaş esiri olduklarından esir alınırken çekilen zahmet veya satın alındıklarında verilen ücret mehirleri sayılırdı. Mehir hür kadına verilirdi. Buradan anlaşılan husus, nikâhsız hiçbir birleşmenin Kur’an’a göre caiz olmadığıdır. Ayette geçen fiil “nikâhlayınız” emridir. Zaten bunların da akitleri mevcuttu. ">
Son düzenleyen Krizantem; 09 Ekim 2025, 18:11.
|