08 Mayıs 2025, 23:49
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Hz. Peygamber (sav)’in Taif’te Karşılanışı Hz. Peygamber (sav)’in Taif’te Karşılanışı
İslam tarihinin en acıklı olaylarından birisi de Taif yolculuğudur.
Hz. Peygamber (sav), amcası Ebu Talib’in ölümünden sonra Kureyşlilerin adice saldırılarına uğramıştır. Taif halkını Hak dine davet etmek için ilk Müslüman olanlardan sadık kölesi Zeyd’i yanına alarak Taif’e gitti.
Taif’te birçok nüfuzlu reisler, itibarlı aileler vardı. Bunlar Müslüman olurlarsa İslamiyetin yayılması kolaylaşırdı. Bu ümitle oraya gitti. Taifliler İslama daveti kabul etmediler. Yalnız bununla kalmadılar, kendilerine gelen bir Allah misafirine insanlık kaidelerini çiğneyerek hakaret ettiler, ayak takımını, kopuk alayını kışkırtarak Hz. Peygamber (sav)’e saldırttılar. Bunlar, O’nun geçeceği yolun iki tarafına dizilerek taş attılar. Atılan taşlardan ayakları yaralandı, kan içinde kaldı. Takatsiz kalarak bir yere otursa bile zorla kaldırarak taşlamaya devam ettiler. Bir aralık yol kenarında Utbe ve Şeybe adındaki kardeşlerin bağına girip sığındı.
Baldırıçıplak alayı Peygamberimizin (sav) bu acıklı haliyle alay ediyor, gülüp eğleniyorlardı. Kölesi Zeyd ise vücudunu atılan taşlara siper etmeye çalışıyordu.
Hz. Peygamber (sav) bağda biraz dinlendi, ellerini göğe açarak Cenâb-ı Hakk’a şöyle yalvardı: “İlahi! Kuvvetimizin zaafa uğradığını, çaresizliğimi, halk nazarında hor görüldüğümü ancak Sana arz ederim! Niyazım ancak Sanadır. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin hor görüp de dalına bindiği biçarelerin Rabbi Sensin. Allah’ım! Huysuz ve yüzsüz düşman eline beni düşürmeyecek kadar esirgersin, hayatımın dizginlerini eline verdiğim akrabadan bir dosta bile bırakmayacak kadar beni korursun. Ya Rab! Gazabına uğramayayım da çektiğim bu mihnetlere, belalara aldırmam. Fakat senin af ve himayen bana bunları da göstermeyecek kadar geniştir. Ya Rabbi! Gazabına uğramaktan, rızandan mahrum kalmaktan, senin karanlıkları parlatan, dünya ve ahiret işlerinin dengesi olan yüzünün nuruna sığınırım! Senin affını dilerim! Her kuvvet, her kudret seninle durur.”
Rabiaoğulları söylenenleri dinliyor, olanları dikkatle gözlüyorlardı. İçlerinde bir merhamet duygusu uyandı. Hristiyan bir köle olan Addas ile O’na biraz üzüm gönderdiler. Hz. Peygamber (sav), “Bismillah” diyerek üzümü yemeye başladı. Addas şaşırdı:
“Bu sözü ülke halkı söylemezler, onlar Allah adını anmazlar.” dedi. Hz. Peygamber (sav) Addas’a nereli olduğunu sordu. Ninovalı bir Hristiyan olduğunu anlayınca:
“Demek sen iyi bir insan olan Yunus Peygamberin diyarındansın!” dedi. Addas:
“Sen Yunus Peygamberi nereden biliyorsun?” diye sordu. O da:
“O benim kardeşim demektir. O Peygamberdi, ben de Peygamberim. Peygamberler kardeştirler.” dedi.
Bunun üzerine Addas, Hz. Peygamber (sav)’in elini öptü. Kaynak: Siyer-i Nebi
__________________ Değeri Değere Değen Kavrar... | |
|
| |