09 Eylül 2026, 22:31
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Füze | Fünye (2026) - Film Eleştirisi
Füze | Fünye (2026) - Film Eleştirisi
Bomba Gibi Bir Kaosun İçinde Zekice Bir Soygun

Hell or High Water filmiyle tanınan yönetmen David Mackenzie, bu kez beklentiyi devasa ödüller ya da derin sanatsal kaygılar üzerine kurmayan, temposu yüksek bir gerilimle karşımıza çıkıyor. Londra’nın göbeğindeki bir inşaat sahasında II. Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış devasa bir bombanın bulunmasıyla başlayan hikaye, şehri anında alarma geçiriyor. Ordu ve polisin tahliye kaosuna odaklandığı bu anı fırsat bilen profesyonel bir soygun çetesi ise boş kalan sokakları avantaja çevirmek için zamanla yarışıyor.
100 dakikalık süresi boyunca seyirciyi ekrana bağlayan yapım, patlamaya hazır bir bomba gerilimi ile dinamik bir soygun kurgusunu başarıyla harmanlıyor. Karakter derinlikleri biraz yüzeysel kalsa ve özellikle kadın figürlerin duygusal bağı eksik bırakılsa da, hikayenin teknik detayları bu açığı kapatıyor.
Bomba imha prosedürleri ve askeri/polisiye protokollerin gerçekçi sunumu, yapımı sıradan ve ucuz bir aksiyon filmi olmaktan kurtarıyor. Son yarım saatte üst üste binen sürpriz olaylar zinciri ise tahmin edilebilir bazı mekanik sahneleri unutturmayı başarıyor.
Sinematografik Sıkıntılar: Batı’nın Bitmeyen İstanbul Klişesi
Filmin aksiyon temposu takdir toplasa da, Türkiye’de geçen sahneler tam anlamıyla bir hayal kırıklığı:
"Üsküdar’a Gider İken" melodisi eşliğinde ekrana gelen İstanbul sahnelerinde tercih edilen tozlu ve ağır sarı tonlar, şehri bilinçli olarak eski ve bakımsız gösterme çabasını yeniden hortlatıyor.
Hollywood ve Batı sinemasının yıllardır sürdürdüğü "develi, modernleşmemiş, muhafazakar Şark" illüzyonu bu yapımda da aynen devam ediyor.
Havaalanı sahnelerinde diğer tüm ülkelerin uçuş kapılarında üst düzey polis kontrolü varken, İstanbul uçağının bilet kontrol noktasında hiçbir yetkilinin olmaması ve suçluların elini kolunu sallayarak ülkeye girebilmesi gerçeği yansıtmıyor.
Yönetmenin, soyguncuların kaçış ve para aklama rotası olarak Türkiye’yi adeta bir "yolgeçen hanı" gibi kurgulaması, oryantalist bakış açısının bir başka uzantısı olarak öne çıkıyor. Bomba imha uzmanı rolündeki Aaron Taylor-Johnson gergin ve karizmatik duruşuyla filmi sırtlarken; soygun ekibindeki Theo James ve Sam Worthington ile polis şefini canlandıran Gugu Mbatha-Raw rollerinin hakkını fazlasıyla veriyor.
Tempolu kurgusu ve atmosferi besleyen müzikleriyle öne çıkan film, derin mantık sorgulamalarına girmeden ve İstanbul sahnelerindeki klişeleri çok takılmadan izlendiğinde seyir zevki yüksek bir "patlamış mısır" gerilimi sunuyor.
Yazan: Leydihan
|
|
|
|
|