Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025) - Film Eleştirisi
Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025) - Film Eleştirisi
Devlerin Buluşması mı, Teknolojinin Gövde Gösterisi mi? "Yan Yana" Üzerine
Türkiye’de bir "ilk" sloganıyla vizyona giren, yapımcısının tabiriyle "IMAX çekilen ilk yerli film" olan Yan Yana, aslında bildiğimiz bir dostluk hikayesinin yerli sosuyla harmanlanmış hali. Fransızların Intouchables, Amerikalıların The Upside ile gişeyi altüst ettiği o sıcak formül, şimdi Mert Baykal yönetmenliğinde karşımızda.
Garantili Seçim, Tanıdık Reçete
Ekonomik krizin beli büktüğü, siyasal belirsizliklerin umudu tükettiği bir dönemde; fakirin zengine öykündüğü, "içten ve samimi" olanın kazandığı bir hikaye yapımcı için şüphesiz "garantili" bir liman. Küçük bir cast, kısıtlı mekan ve devleşen iki oyuncu: Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit.
- Haluk Bilginer: Uluslararası arenada Onassis’i canlandırmış bir dev. Burada ise kültürlü, ince zevkleri olan ama tekerlekli sandalyeye mahkum bir İstanbul beyefendisi olan Refik Bey olarak karşımızda. Ne Yeşilçam’ın haşin zengini ne de tam bir şefkat abidesi; o, hayata tutunmaya çalışan bir asilzade.
- Feyyaz Yiğit: Roman delikanlısı Ferruh rolünde, yoksulluğun içinde neşesini kaybetmemiş, "ne varsa ötekinde olmayan" adamı canlandırıyor. İkilinin zıt kutuplardaki kimyası filmin motor gücü.
IMAX: Dev Ekranda Tekerlekli Sandalye İzlemek mi?
Filmin en büyük tartışma konusu kuşkusuz IMAX teknolojisi. Bir aksiyon filminde, tarihi bir savaş sahnesinde veya geniş açılı bir müzikalde görsel şölen yaratan bu teknoloji; iki kişinin duygusal yakınlaşmasına odaklanan bir "oda draması"nda ne kadar gerekli?"Biri tekerlekli sandalyede yaşayan, diğeri onu itekleyen iki kişi için IMAX’in ne anlamı var?"
Sırf teknolojiyi göstermek için araya sıkıştırılan kovalamaca sahneleri, filmin doğallığına hizmet etmekten ziyade yapımcının "ilk biz yaptık" deme çabası gibi duruyor. Üstelik Türkiye’de IMAX salon sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorken, bu tercih ne kadar erişilebilir, o da ayrı bir soru işareti.
Süre Problemi ve Yan Karakterlerin Sessizliği
Orijinal versiyonları su gibi akıp giderken, bizimki neden iki buçuk saate uzadı? Feyyaz Yiğit’in üç kez banyo yapışını izlemek ya da ikilinin "çılgınlıklarını" sündürmek, hikayenin gücünü artırmıyor, aksine ritmi düşürüyor.
Yan karakterler ise adeta birer figürana dönüşmüş:
- Şevval Sam: Konuk oyuncu tadında kalmasa, daha fazla izlesek fena mı olurdu?
- Evlatlık Kızlar: Refik Bey’in hayatında varlar ama bir kez bile babalarıyla sahneleri yok. Ferruh’un bu kıza çözüm olarak "karbonhidrat yedirmesi" ise tam ona göre bir çözüm olsa da karakter gelişimini sığ bırakıyor.

Kendi Mutfağımıza Ne Zaman Döneceğiz?
Türk edebiyatı devasa bir hazineyken, neden hala San Sebastian cheesecake tadında uyarlamalara sığınıyoruz? Kendi tavuk göğsümüzü, kazandibimizi, yani özgün hikayelerimizi IMAX kalitesinde anlatmak yerine, Fransız’ın ya da Amerikalı’nın "iyi hisset" filmlerini yerelleştirmek biraz burukluk yaratıyor.
Sonuç olarak; Yan Yana, iki dev oyuncusu ve sıcak atmosferiyle keyifle izleniyor, güldürüyor ve azıcık da düşündürüyor. Gişesi bol olur mu? Muhtemelen. Ama keşke bu teknoloji ve bu kadro, bizden bir "hikaye" ile yan yana gelseydi.
Yazan: Leydihan
|