27 Şubat 2026, 11:41
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Sirat filmi yorumu Sirat filmi yorumu
Fi tarihinden kalma külüstür kamyonların üstüne dikilmiş dev hoparlörlerden halüsinatif bir tekno müzik yayılıyor uçsuz bucaksız uzamlara. Yarı hippi, yarı punk bir topluluk, transa girmiş bir modda çölün ortasında salınarak, dönenerek dans ediyorlar. Sırat, işte böyle gerçek ötesi bir sekansla açılıyor. Derken birtakım uzuvlarını kaybetmiş, yarı sakat, tuhaf, Fury Road'dakine benzer neo-kabilemsi ‘rave’'ci tiplerle karşılaşıyoruz. Gerçekten garip tipler!
 Bir adam ise yanındaki küçük oğluyla beraber kayıp kızını arıyor bu kitlenin içinde. Derken bir çölün; tozun, kumun, rüzgârın içlerine doğru düşsel bir yolculuk başlıyor. Sırat, baştan sonuna kadar rüyaların kendine özgü diliyle çekilmiş bir film. Filmi, bir rüyanın içindeymişim gibi izledim ben. Derken bu belirsiz, zeminsiz, biraz saçma, bağlamsız, tuhaf rüyâ hâli, korkunç bir kâbusun eşiğine taşıyor sizi. İşte o anda, film yeni ve karanlık bir derinliğe doğru ilerliyor. Bir korku filminin içindeymişsiniz gibi gerilmeye başlıyorsunuz. Arka planda, ara ara uzaklardan, boğuk bir ritim vuruyor. Ve kâbus çok daha karanlık peyzajlara çağırıyor sizi. Felaket, tıpkı hayatta olduğu gibi ansızın ve son derece spontane bir şekilde geliyor. Film sizi tükenmişliğiyle, umutsuzluğuyla boğmaya devam ediyor.
 SIRAT, iyi bir film ama herkese hitap eden iyi filmlerden değil. Kapalı alan, basıklık veya yükseklik fobileri meşhurdur. Bir de açıklık, sınırsızlık, uçsuz bucaksızlık fobisi vardır. Neyse, Sırat'ın ilk bir saati tıpkı tekno ambiyans müziklerde olduğu gibi usul usul hipnotize ediyor sizi. Derken kâbus başlıyor. | |
|
| |