ForumKalbi.Com

ForumKalbi.Com (https://www.forumkalbi.com/index.php)
-   Felsefe - Psikoloji (https://www.forumkalbi.com/forumdisplay.php?f=145)
-   -   Teodise (Theodizee) Nedir? (https://www.forumkalbi.com/showthread.php?t=28216)

Asrevya 18 Aralık 2024 22:02

Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Teodise, din felsefesinde kötülük ile mutlak iyi olan Tanrı kavramının nasıl bağdaştığını açıklama çabasına verilen bir isimdir.

Başka bir ifade ile kötülük olgusu karşısında Tanrı'nın adaleti ve haklılığını savunmak "kötülük problemi karşısında Tanrı'yı savunma" anlamı taşır.

"Teodise" kavramı, Grekçede Tanrı (Grek. theous) ve adalet (Grek. dike) anlamına gelen iki kelimenin birleştirilmesinden oluşmuştur ve "Tanrı savunusu", "Tanrı'yı haklı çıkarma" anlamları taşır.

Kavramı ilk olarak kullanan Leibniz olmuştur. Leibniz, Prusya Kraliçesi Charlotte'ye ithaf ettiği kitabının adını "Theodizee" (Alm. Almanca: Theodizee İng. İngilizce: theodicy) koymuş, kitabında Dünya'nın "olası dünyaların en iyisi" olduğu görüşünü savunmuştur.

Britanyalı filozof John Hick, 1966'da yayımlanan İngilizce: Evil and the God of Love (Kötülük ve sevginin Tanrısı) adlı eserinde ahlâkî teodisenin tarihini izleyerek üç ana gelenek tespit etmiştir:
  • Plotinus teodisesi
  • Augustinus teodisesi (Hick bunu Augustinus'un yazılarına dayandırmıştır)
  • İreneyus theodisesi (Hick İreneyus'un görüşlerine dayanarak geliştirmiştir)
Başka filozoflar, teodisinin Eski Dünyanın tanrılarının çoğu zaman kusurlu olduğundan modern bir bilim dalı olduğunu ileri sürerler.

Alman filozofu Max Weber (1864-1920) teodiseyi Dünya'nın sırlı taraflarını açıklamak isteyen insanın bu ihtiyacından kaynaklanan sosyal bir problem olarak görmüştür.

Sosyolog Peter L. Berger (1929-2017), dinin sosyal düzeni sağlama ihtiyacından ortaya çıktığını, teodiseninse onu dini devam ettirmek için meydana geldiğini ileri sürer.

Holocaust'tan sonra birtakım Yahudi teolog, kötülük problemine yeni bir cevap geliştirmiş, buna bazen antiteodise de denmiştir. Bu görüşlere göre Tanrı, mânâlı bir şekilde haklı çıkarılamaz.

Teodiseye bir alternatif olarak Tanrı'nın varlığıyla sınırlı mantıkî imkânlarla sınırlı bir savunma yapılabilir. Amerikalı filozof Alvin Plantinga (1932- ) cüz'î irade savunmasının bir sürümünü ileri sürerek Tanrı ve kötülüğün aynı zamanda mevcudiyetinin mantıken mümkün olmadığını ve cüz'î iradenin kötülüğün varlığını Tanrı'nın varlığı teorisini tehlikeye düşürmeden izah ettiğini yazar.

Teodiseye benzer şekilde kozmodisi, temel iyiliğin Kâinat'ta varlığını müdafaa eder ve insanlığın iyiliğini savunur.

Leibniz'in argümanı

Bu argüman, olası dünyaların en iyisi olarak da bilinir.

Leibniz ana argümanı, Monadoloji kitabındaki 53. - 56. maddelerinin arasında kompakt bir halde bulunur.

Leibniz orada şunu der:

"... Tanrı'nın idealarında olası dünyaların sayısı sonsuz kadardır ve bununla ilişkili olarak bu dünyalardan sadece bir tanesi fiilen var olabilir, bu durumda Tanrı'nın bu sonsuz adet olan olası dünyalardan birini seçmesinde, yeter sebep ilkesi gereğince Tanrı'yı bu olası dünyayı seçmesine iten bir sebep bulunmak zorundadır. Ve bu sebep, yalnız bahsi geçen olası dünyaların içerdikleri, uygunlukta yahut mükemmellik derecelerinde bulunabilir, her bir olası dünyanın bir mükemmellik ölçüsüne isabet ettiği sürece. Ve olası dünyaların en iyisi; her şeyi bilen Tanrı sayesinde bilinmiş, sonsuz iyiyi üretebilmesinden ötürü yaratılmaya seçilmiş ve her şeye gücü yetmesi ile oluşturulmuştur..."

Bu argüman, şu 5 cümleyle daha açık ifade edilebilir:

1-Tanrı, her şeyi bilir, sonsuz iyiyi üretebilir ve her şeye gücü yeter.

2-Tanrı, aktüel olan (içinde yaşanılan) dünyayı yarattı.

3-Tanrı, sonsuz sayıda dünyalar yaratabilirdi veya bir tane bile yaratmayabilirdi.

4-Tanrı, her şeyi bilir ve her şeye gücü yeter olduğundan, hangi olası dünyanın en iyisi olduğunu bilir ve bu dünyayı yaratacak kudrete sahiptir, bununla birlikte, Tanrı, sonsuz iyiyi üretebildiğinden bu dünyayı yaratmayı tercih etti.

5-Öyleyse, aktüel dünya, olası dünyaların en iyisi ve Tanrı'nın yarattığı dünyadır.


Kaynakça
  • Felsefe Dergisi, Tarihsel Olarak Kötülük Problemi ve Çözüm Yolu Olarak Teodise, Nurten Kiriş,
  • Rafiz Manafov Doktora tezi 11 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. John Hick`in Din Felsefesinde Kötülük Problemi ve Günümüz Açısından Teodise, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı
  • Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Leibniz'de Kötülük Problemi ve Teodise, Aliye Çınar
  • "Best of all possible worlds | philosophy". Encyclopedia Britannica (İngilizce).
  • "The Monadology, by GW Leibniz".

Asrevya 18 Aralık 2024 22:21

Yanıt: Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Platon'da Teodise

Platon'a göre kötülüklerin kaynağı Tanrı değildir

Felsefe tarihinde bilinen ilk teodise girişimi Platon'a aittir. Sonradan geliştirilen birçok teodise düşüncesinin izleri Platon'un teodise düşüncesinde bulunabilir.

Platon Evren'deki kötülüğün kaynağı olarak Tanrıyı/tanrıları görmez, başka şeyler kötülüğün kaynağı olmalıdır:

Alıntı:

O insanlarla ilgili olarak meydana gelen bazı şeylerden sorumludur; fakat onlarla ilgili çoğu şeyin sorumlusu O değildir. O, her şeyin sebebi değil, yalnız iyi olanın sebebidir. Kötü olan şeylerle ilgisi yoktur. Tanrı iyi olduğu için, insanların başına gelen her şey, çoğumuzun sandığı gibi, ondan gelmez. Yalnız iyi olan şeyler Tanrıdan gelir... İyi olan şeyler de, kötülüklerden daha az olduğuna göre, Tanrı’dan çok değil, az şey gelir bize...
Bu nedenle kötü şeyler için başka sebepler aranmalıdır. Bunların Tanrı’dan geldiği söylenmemelidir.
Platon, Devlet

Platon, maddeyi de kötülüklerin kaynağı olarak görmez, daha çok Kötü Ruhları kötülüklerden sorumlu tutar gibidir.

Örneğin Timaeus'da
Alıntı:

"Tanrı Dünya'yı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline ve her bakımdan en kusursuzuna benzetmek istedi…"
der.

Ancak Yeni-Platonculuğun kurucusu Plotinus'dan baslayarak Platoncu düşünürler kötülüğün kaynağı olarak maddeyi görmüşlerdir.

Asrevya 18 Aralık 2024 22:28

Yanıt: Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Irenaeus'da Teodise
Irenaeus (MS. 130-202), yaratma konusunu ele alan Hristiyan Kilise babalarının ilkidir.

İraneus'a göre Tanrı'nın insanı yaratması evrimsel bir tarzda ve iki aşamadan oluşur.

Birinci aşaması Tanrı'nın imgesi (image of God) aşamasıdır.
İkinci aşama ise Tanrı'nın benzerliği (likeness of God) aşamasıdır ki bu aşama henüz sonlanmamış, sürmektedir.

İraneus'a göre:
Alıntı:

Tanrı, insanı Tanrı'ya giden manevi bir yolun henüz başında kusurlu ve mükemmellikten uzak olarak yaratmıştır. İnsana mükemmel olma potansiyeli verilmiştir, ancak bunun için insanın duyma, inceleme, akıl yürütme, anlama ve yorumlama aşamalarından geçerek ahlakî ve bilge bir varlık haline gelmesi gerekir. İnsanın iyilikleri kazanabilmesi için kötülüklerle ve sıkıntılı durumlarla yüzleşmesi gerektiği için Tanrı ile arasında bir bilişsel mesafe (epistemic distance) konulmuştur.
Alıntı:

İnsan, başta, yaratılmamış bir Tanrı’nın imgesi ve benzeri olarak ortaya çıkarılmış – Baba her şeyi güzelce planlamış ve Kendi emirlerini vermiş, Oğul bunu uygulamaya koymuş ve yaratma işini gerçekleştirmiş, ruh da bunu sağlamlaştırmış ve (yaratılanları) çoğaltmış ve böylece insan ise her gün biraz daha gelişim geçirmiş ve yaratılmamış Bir olana yakın bir mükemmelliğe doğru yürümüştür. Zira Yaratılmamış olan mükemmeldir, bu da Tanrı’dır.
Irenaeus, Against Heresies

İraneus'un teolojisi bugün yaygın olan Hristiyan teolojisinden belli farklılıklar gösteririr.

Augustinus teolojisine hakim olan "insanın düşüşü", "ilk günah", "kefaret" gibi kavramlar İraneus teolojisinde etkili değildir. Irenaeus mânevi evrim düşüncesi için benimsediği özgür irade anlayışında Augustine'den çok farklı düşünmemekte, fakat bu özgürlüğü ileriye yönelik bir amaç olarak tasarladığı için Augustine'in günah (geçmişe yönelik) fikrinden ayrılmakta ve daha optimistik çizgiye yaklaşmaktadır.

İraneus'un Augustinus'dan çok daha önce geliştirdiği bu teodise anlayışı 20. yüzyılın Hristiyan teologlarından John Hick tarafından revize edilerek savunulmaktadır.

Asrevya 18 Aralık 2024 22:35

Yanıt: Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Augustinus'da Teodise

Orta Çağ Hristiyan Düşüncesi'ni derinden etkileyen filozoflardan olan Augustinus'a (MS. 354-430) göre Tanrı insani kendisinde hiçbir günah olmaksızın yaratmıştır ve onu kötülüklerden yalıtılmış bir Dünya'ya yerleştirmiştir. Ama insan Tanrı vergisi özgürlüğünü bilerek kötüye kullanmış ve günaha düşmüştür.

Bütün insanlar Adem'in günahı yüzünden lanete ugramıştır, Tanrı hepimizi sefalete terk edebilecek iken, sırf iyi olduğu için içimizden bir kısmını kurtarmaktadır. Bazı insanlar bu nedenle ancak Tanrı'nın lütfuyla affedilecek, diğerleri cezaya tabi tutulacaktır.

Görüldüğü gibi Augustinus'un teodise felsefesine Hristiyanlığın insanın düşüşü, ilk günah ve kefaret gibi konular egemendir.

Ayrıca Agustinus'a göre, gerek varlığın kötü fonksiyonundan kaynaklanan kötülük, gerekse de günaha karşılık gelen cezadan kaynaklanan kötülük, Evren'de ahenksizliği değil, ahengi doğurur. Öyle ki bu Dünya, üzerinde hiç kötülük olmayan bir Dünya kadar iyi ve güzeldir.

Augustinus Plotinus'a benzer şekilde kötülüğü, madde ile açıklamaya çalışır.
  • Ona göre kötülük, iyiliğin yokluğudur.
  • Tanrı saf ve nihai iyiliktir, mutlak ve değişmezdir.
  • Ancak Tanrı'nın yarattığı Evren "yokluk"tan yaratılmıştır, değişkendir ve maddenin oluşumu iyiliğin eksikliğinden, Tanrı'daki gibi saf ve mutlak olmamasındandır.
  • Evren'in kendisi de aynı Tanrı gibi iyilikle doludur ama her şey aynı oranda iyilik içermez.
  • Varlıklarda bir hiyerarşi vardır ve bu hiyerarşinin en üstünde en iyiler bulunur. Güneş, ay, yıldızlar, melekler, insanlar, kuşlar, balıklar, ışık ve karanlık hep iyidir.
  • Ancak hiçbiri Tanrı kadar mükemmel değildir, farklı seviyelerde dururlar. Ayın güneş kadar parlak olmasını istemek nasıl doğru değilse, her varlığın mutlak iyi olmasını istemek de doğru değildir.
Augustinus'a göre deprem, fırtına, salgın hastalıklar gibi doğal kötülükler insanların işlediği günahların cezai sonuçlarıdır. Fakat bu cezalar adil olduğu için Evren'in mükemmelliğini bozmaz.

Alıntı:

Damak zevki bozulmamış birine lezzetli gelen ekmek, damak zevki bozulmuş birine lezzetli gelmeyebilir; gözleri sağlıklı birine ışık hoş gelirken hastalıklı gözlere acı verebilir. Aynı şekilde senin hakkaniyetin dürüst olmayan kişilere hoş gelmez: haydi haydi iyi olarak yaratmış olduğun ve aşağı seviyedeki yaratıkların bir bölümü ile uyum içinde bulunan bir engerek ve bir küçük yer solucanı da hoş gelmez. Kötüler bu aşağı bölgelere daha çok uyum sağlayarak sana (Tanrı) olan benzerliklerini yitirirler; tersine sana daha çok benzemeye çalışanlar ise, üstün yaratıklarınla daha çok uyum içerisine girerler. Kötünün ne olduğunu aradım ve onun bir töz olmadığını keşfettim, kötülük yüce tözden yâni Tanrım, senden yüz çeviren, bu içten zenginlikleri reddeden, daha aşağı seviyedeki şeylere dönerek dışarıda gururla şişinen bir irâdenin ahlâk bozukluğudur.
Augustine, İtiraflar

Asrevya 18 Aralık 2024 22:45

Yanıt: Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Leibniz'de Teodise (Mümkün Dünyalar Teorisi)
Leibniz kötülük problemine çözüm önerisini "mümkün dünyalar teorisi" adı verilen bir teori ile açıklar. Buna göre Tanrı mümkün dünyaların en iyisini yaratmıştır. Mümkün olanın en iyisini yaratabilmek için bir takım kötülüklere göz yummak zorundadır.

Leibniz'de Tanrının yaratması Augustinus'taki gibi "yoktan yaratma" olmayıp, Platonculardaki "var olan maddeden" yaratmaya benzer. Ancak Leibnizde "madde" değil "monadlar" vardır.

Tanrı ezeli, sonsuz sayıda ve bölünemeyen monadlar arasından uygun gördüklerini aktifleştirir. Yani yaratma, kuvve halindeki ideaları fiil haline geçirmektir. Tanrı bu işlemi yaparken sonsuz sayıda alem yaratma olanağına sahiptir. Tanrı bu mümkün alemler arasında son derece hassas bir hesap yapmış, bizim anlayamayacağımız kadar çok detayı gözönünde bulundurmuş ve sonunda mümkün olan dünyaların en mükemmelini yaratmaya karar vermiştir. Ancak varlıklar eksik şeylerdir, eksiksiz olan tek şey Tanrıdır. Eğer varlıklar eksiksiz olsalardı onlar da Tanrı olurdu. Bu yüzden eksikli olan şeylerden yaratılan bir dünyada kötülüğün olması doğaldır. Bunun nedeni Tanrı değildir, varlıkların eksik ve kusurlarıdır. Yani “varlıklar” yetkinliklerini Tanrı'dan, yetkinsizliklerini ise sınırsız olmaya gücü yetmeyen kendi tabiatlarından almaktadırlar.

Görüldüğü gibi, Leibniz'de bir şey Tanrı yarattığı için iyi olmayıp, iyi olduğu için Tanrı onu yaratmıştır (bu tartışma için Euthyphro ikilemi'ne bakınız). Yani iyilik ya da ahlakî olan Tanrıdan bağımsız olarak vardır. Leibniz "mademki mümkün dünyaların en iyisinde bile kötülükler olacaktı, o hâlde Tanrı bu Dünya'yı niye yarattı" şeklindeki bir soruyu kendisine sorar ve varoluşun, varolmayıştan daha iyi olduğu cevabını verir. Leibniz'e göre Tanrı, bu Dünya'yı yaratmak zorunda değildi, ama eğer yaratmasaydı hiçbir şey var olmayacaktı. Yaratırken, bütün monadlar varolmak için yarışa girdikleri için en iyisini bulmak şeklinde bir ahlakî zorunluluk altındadır.

Leibniz'e göre, Evren'in düzenini biraz anlayabilseydik, onun en bilge insanların istediklerini bile geçtiğini, onu olduğundan daha iyi kılmanın imkânı olmadığını görürdük. Ayrıca ona göre hiç kötülük olmayan Evren'in yaratıcısına inanmak ve O'nu sevmek her kişinin harcıdır. Önemli olan kötülüklerle birlikte Tanrı'yı sevmektir.

Sürmenaj 24 Aralık 2024 05:09

Yanıt: Teodise (Theodizee) Nedir?
 
Felsefe kötülüğü tanrıya bağlamış
kötülük ve iyilik kavramları olmasaydı, bu dünya olur muydu?
sınanmak için dünyaya getirildik,
şeytan kıyamet gününe kadar kötülük saçmaya devam edecek.
o şeytan da biziz aslında.


Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 16:49.

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum