<?xml version="1.0" encoding="Windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>ForumKalbi.Com - Garip ve İlginç</title>
		<link>https://www.forumkalbi.com/</link>
		<description>İlginizi çeken olayları burada paylaşabilirsiniz.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 23:28:15 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.forumkalbi.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>ForumKalbi.Com - Garip ve İlginç</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>“Peygamber’e dokunmak”: 1995’de Devlet Gizli Bir Operasyonla Diyarbakır’da İki Peygamberin Naaşını Nasıl Taşıdı?</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46278-peygamber-e-dokunmak-1995-de-devlet-gizli-bir-operasyonla-diyarbakir-da-iki-peygamberin-naasini-nasil-tasidi.html</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 19:22:54 GMT</pubDate>
			<description>1995 yılında Dicle Barajı’nın yapımı tamamlanmış,  Diyarbakır’ın Eğil ilçesinin bir kısmı sular altında kalmaya başlamıştı.  İçişleri Bakanlığı’ndan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">1995 yılında Dicle Barajı’nın yapımı tamamlanmış,  Diyarbakır’ın Eğil ilçesinin bir kısmı sular altında kalmaya başlamıştı.  İçişleri Bakanlığı’ndan ilçe kaymakamlığına gelen bir yazıyla bölgede  bulunan Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl peygamberlere ait türbelerin ilçenin  en yüksek noktasına taşınması istendi. Gizli bir operasyonla türbeler  açıldı. <br />
<br />
Görgü tanıklarına göre resmi görevliler beklenmedik bir durumla  karşılaştılar. Yaklaşık 2850 yıl önce yaşamış bu iki peygamber henüz  birkaç saat önce vefat etmiş ihtiyarlar gibi gözüküyorlardı. Dilden dile  dolaşan resmi peygamber naklinin tanıkları 29 yıl sonra yönetmen Ali  Murat Güven’in &quot;Peygamber’e Dokunmak&quot; belgeseline konuştu.<br />
</font></font></blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font>                                                                <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/1-17.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">14 Eylül 1995. Yer  Diyarbakır’ın Eğil ilçesi. İlçenin ana caddesinde bulunan dükkanlardan  teker teker insanlar dökülüyor. Neden işlerini bırakıp kapıya  çıktıklarını bilmiyorlar.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Salavat ve tekbir sesleri eşliğinde  şaşkınlıkla birbirlerine bakarken birden caddenin başında sessizce bir  konvoy beliriyor. Resmi araçların da içerisinde olduğu konvoyda bir  pikap var. Pikabın arkasında ise bir tabut, tabutun üzerinde yeşil örtü,  yeşil örtünün üstünde Ankebut Suresi. Yanında silahlı adamlar da olan  tabut caddeden geçerken insanlar istemsizce ağlamaya, dualar etmeye  başlıyorlar. <br />
<br />
Bilmedikleri bir şey var, o da önlerinden bir peygamberin  geçtiği.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
  </blockquote><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-133.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font><br />
</div><blockquote>    <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Gazeteci, yazar ve yönetmen Ali Murat  Güven’in Diyarbakır’da yaşanan gizemli bir olayı anlatmak için çektiği  “Peygamber’e Dokunmak” belgeselini özel bir gösterimle izledik. Güven’le  belgesele konu olan olayı ve belgeselin yapım sürecini konuştuk.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
  </blockquote></font></font><div align="center"><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-124.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div></font></font><br />
</div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><div align="center"> <br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>1995’te Diyarbakır Eğil’deki peygamber naaşı nakli olayını biraz anlatır mısınız?</b><br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3">1995 yılında yapılan bu nakil, Türkiye  Cumhuriyeti’nin mümkün olduğunca gizli tutmaya çalıştığı bir  operasyondu. <br />
<br />
Tam tarihine odaklandığımızda, Refah-Yol hükûmeti döneminde  gerçekleştirildiğini görüyoruz. Önce İçişleri Bakanlığı’ndan Vakıflar  Genel Müdürlüğü’ne, oradan da Vakıflar Diyarbakır İl Müdürlüğü’ne,  nihayet Eğil Müftülüğü ve Eğil Kaymakamlığı’na “hizmete özel” damgalı  birer yazı gidiyor.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
  </blockquote></font></font><div align="center"><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-125.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font></div></font></font><br />
</div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><div align="center"> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3">Bu yazıda, uzun süredir yapımı devam eden  Dicle Barajı’nın pek yakında biteceği ve yeni baraj su tutmaya  başladığında bölgede bulunan iki tarihsel mezarın su altında kalacağı,  bu sebeple de mezarların güvenilir devlet personelinden oluşan çekirdek  bir ekip eliyle, gizli bir şekilde ve İslâmî usûllere uygun vakur bir  törenle Eğil’in en yüksek tepesine taşınması gerektiği söyleniyor.<br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Ankara’daki en üst otorite, Eğil’deki yerel devlet yetkililerine  gönderdiği talimatta, “Devlet, bu bölgede 2800 küsur yıldır iki hak  peygamberin yattığını biliyor” diyor, “Aralarında 1,5 km mesafe olan her  iki mezarı da gizlilik içinde ve özenle açacaksınız. </font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Eğer mezarlardan  herhangi bir somut beden ya da beden kalıntısı çıkmaz ise yöre  sakinlerinin manevi değerleri ve geleneksel kabullerine zarar vermemek  için, bu konuda hiç kimseye bir şey söylemeyeceksiniz. Fakat, eğer  mezarlar dolu çıkarsa da çıkan kalıntıları gelecekte baraj sularının  kaplayamayacağı, ‘Ziyaret Tepesi’ denilen yüksek noktaya  nakledeceksiniz.”</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Mektubu alan genç kaymakam Selim Çapar, hemen bir ekip oluşturmaya  başlıyor. Ekipte, kaymakamlıktan görevli kişiler, müftü, müftü  yardımcısı, bölgede kendisine hürmet edilen bir din adamı ve Diyarbakır  amele pazarından suskunluk yemini ettirilerek getirilmiş kürek işçileri  var. <br />
<br />
Sayıları 10 kişiyi bulan ekip, kazı hazırlıkları son aşamaya  geldiğinde, Kaymakamlıkta Kur’an üzerine el basarak, konuyu kimseye  anlatmamak üzere topluca yemin ediyor. <br />
<br />
Çünkü, dediğim gibi, bu mezarlar o  bölgede yüzlerce yıldır halk tarafından bilinen ve büyük hürmet  gösterilen yerler. <br />
<br />
Bunlar boş çıkarsa halkın dinsel inançlarının  sarsılma ihtimâli olduğunu düşünüyorlar.<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Nihayet, 1995 yılının 13 Eylül sabahı, PKK’nın da en fazla azıtmış  olduğu bir dönemde, özel harekât şubesi polisleriyle yola çıkıp önce Hz.  Elyesa’nın asırlar önce yapılmış, ayakta zor duran derme çatma  türbesine geliyorlar. Oraya uzun yıllardır göz kulak olan türbedar, kazı  işlemi için zar zor ikna ediliyor. Ki yöredeki insanlardan yükselen  muhtelif dirençleri kıran kişi de o bölgedeki Kürt nüfusun çok sevip  saydığı, “seydâ” namlı din alimi Ömer Kalkan. Çevredekilere bunun  “peygamberlere hürmet nedeniyle yapılan hayırlı bir iş olduğunu, aksi  bir durumda her ikisinin naaşının da yakında sular altında kalacağını”  anlatıyor.</font></font><br />
<br />
<br />
  </blockquote><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-126.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-127.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font><br />
</div><blockquote><div align="center"> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3">Kalkan Hoca, içeri girdiklerinde bir süre  yalnız bırakılmayı talep edip, mevtaya hitaben birtakım özel dualar  ediyor, Elyesa Peygamber’den nakil için rıza istiyor. Razı olduğuna  mânen kanaat getirince de vaktiyle kayaların içine açılmış, üstü kurşun  ve granit katmanlarıyla kapatılmış mezarı kazmaya başlıyorlar. Bir buçuk  gün süren çalışma sonunda naaşa ulaştıklarında ise işçiler gördükleri  karşısında çığlıklar atıyor, ağlamaya başlıyor. Çünkü Hz. Elyesa  mezarında hemen hemen 2850 yıldır mükemmel bir şekilde korunmuş, adeta  henüz bir kaç saat önce vefat etmiş bir ihtiyar gibi gözüküyor. Öyle ki  antik çağa özgü file kumaş kefeninde bir leke dahi yok.</font></font></div><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3"> Naaşı dualar eşliğinde mezardan çıkartıp müftülüğün gönderdiği yeni  tabuta naklederken, ona dokunan herkes, Elyesa Hazretleri’nin kaslarının  son derece yumuşak ve esnek olduğunu fark ediyor. O an, türbede akıl  almaz bir ortam yaşandığını dinledim son kalan tanıklardan. Onu  gözyaşları içinde yeni tabutuna koyuyor ve tabutun kapağını saygıyla  kapatıyorlar. Ardından da ekip üyeleri sakinleşmeye çalışıp, yanlarında  tabutla Ziyaret Tepesi’ne doğru hareket ediyorlar. Orada da her iki  peygamberin gömüleceği yeni yerler önceden hazırlanmış durumda.<br />
<br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font>  </blockquote></font></font><div align="center"><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-128.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-129.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font></div></font></font><br />
</div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><div align="center"> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3">İşte, geleceğine ilişkin olarak hiç kimsenin  bilgilendirilmediği o konvoy tam Eğil’in merkezinden geçerken, olup  bitenlerden tamamen habersiz Eğil halkı da istemsiz bir şekilde yavaş  yavaş sokaklara dökülüyor, gelip geçen pikap aracın ardından dualar  etmeye, ağlamaya başlıyorlar. Cenaze namazı, Ziyaret Tepesi’nde yaklaşık  bir düzine devlet görevlisi tarafından silahların gölgesinde kılınıyor.  Bu kişiler, özel harekatçıların koruması altında namazı kılıyor ve  Peygamber’i yeni yerinde toprağa veriyorlar.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3">Bölgede o yıllarda hüküm süren yoğun terör gerilimi de dikkate  alındığında, müthiş dramatik bir an bu. Bir yandan, 30 asır önce yaşamış  bir peygamberin bedeni o bir avuç memura emanet, onu gün ışığında  kaldığı sürece koruyup güvenli bir noktaya gömmek zorundalar. Diğer  yandan da o günlerde elde ettiği saha hakimiyeti yüzünden iyiden iyiye  şımarmış, rastgele eylemlerle ortalığı kan gölüne çeviren ayrılıkçı bir  terör örgütünün onca devlet görevlisini bir arada bulunca iştahının  kabarması riski var. Derken, bu gerilimli atmosferde, iki gün sonra da  Hz. Zülkifl’in bir buçuk kilometre ötedeki kaya mezarı açılıyor, onun  vücudunun da hiçbir şekilde bozulmamış olduğu görülüyor. O da aynı  şekilde, gerçek hayattaki ustası, hocası, selefi Hz. Elyesa’nın yanı  başına götürülüp defnediliyor. Tekrar belirtmeliyim ki, her iki kutsal  kişilik de neredeyse birkaç saat önce vefat etmiş gibiler.</font></font><br />
<br />
  <font face="Georgia"><font size="3"><b><b>“Adli tıp  profesörü Başar Çolak’a göre bu olay, yaşandığı coğrafya ve toprak  türünden dolayı adlî tıptaki sabunlaşma vakalarına bir örnek”</b></b><br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font>  <font face="Georgia"><font size="3"><b>Peki belgeseli izlerken anlattıklarınızı fazla mistik bulanlar olmayacak mı?</b><br />
 Belgeselimin İslamcı kanallardaki “Sırlar  Dünyası” programları havasında olmasını bir an bile istemedim zaten.  Belgeselde anlatım dili olarak History Channel, Netflix, Net Geo gibi  küresel ölçekteki yapımcıların diline inanıyorum, film boyunca da bu  dili uygulamaya özen gösterdim.<br />
<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Ortada bir tez var fakat belgeselimde bunun anti-tezine de gayet  geniş ölçekte yer veriliyor. Film üç bölümden oluşurken, son bölümde  Adli Tıp Çalışanları Derneği (ATUD) Başkan Yardımcısı, Kocaeli  Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı  Prof. Dr. Başar Çolak’tan da geniş ölçekte görüş aldım. Kendisi  pozitivist düşünceye yakın, sol görüşlü bir bilim insanı. Filmdeki  röportajımızda, dinsel mucizelere inanmadığını, böyle sıra dışı olay ve  olguları bilimin diliyle açıklamayı tercih ettiğini bizzat beyan ediyor.<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Onu ziyarete gittiğimde, 1995 yılında Eğil’de bütün olup bitenleri  tek tek anlatıp, elimdeki belge ve bilgileri kendisine gösterdim. Hayatı  boyunca 8000 dolayında insan cesedini incelediğini öğrendiğim Başar  Hoca da çeşitli iklim ve kültürlerde gözlenen bazı istisnai durumları,  doğal mumyalanma, sabunlaşma gibi sıra dışı oluşumları anlattı. <br />
<br />
Sonuçta  da bu olayın, yaşandığı coğrafya ve toprak türünden dolayı adlî tıptaki  sabunlaşma vakalarına bir örnek olabileceğini ileri sürdü. Hiç kimsenin  kutsalını hafife almak gibi bir yaklaşımı olmadığını, fakat bir bilim  insanı olarak böylesi durumlarda metafizik bir açıklamanın arkasına  saklanarak kolaycılığa kaçmamaya çalıştığını ekledi. Olay karşısında  pozitivist ve bilimsel bir açıklama getirmeye gayret eden Prof. Dr.  Başar Çolak’ın açıklamaları, belgeselin neredeyse 5’te 1’lik bölümünü  oluşturuyor ki, bu da anti-tezin net bir şekilde ortaya konulması için  yeterli bir süre.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Ben demokrat ve laik bir dindarım. Bu filmi sözgelimi bir  tarikatçı-cemaatçi oluşum ya da bugün iktidardaki zihniyete yakın bir  yapım şirketi çekseydi, filmin içine asla ve kat’a karşıt görüşün bir  yansımasını koymazlardı. Benim ise asla böyle bir korkum, çekincem yok.  Hem dinler tarihinin, hem arkeolojinin, hem de biyolojinin ilgi alanına  giren gizemli bir olayı anlattım; hem anlattığım olayla ilgili olarak  akla gelebilecek bütün açıklama türlerini de filme dahil ettim. Amacım,  kimseyi olduğundan daha fazla dindar yapmak değil. Fakat bu filmi  izleyen herkesin gizemli konuları inceleyip araştırmaya daha fazla  istekli kişilere dönüşmesinden de mutluluk duyarım açıkçası.  Belgeselimiz bu anlamda çok sıkı bir beyin jimnastiğine vesile oluyor.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Başar Hoca’nın kendi röportajında dikkat çektiği diğer önemli bir  konu başlığı ise naaşların nakil ekibinde hiç tıp insanı, arkeolog,  sanat tarihçisi v.b. kişiler olmamasıydı. </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">“Keşke vaktiyle o ekipte  bulunabilseydim. Düşünsenize, bir insan hayatta kaç kere 2850 yıl önce  yaşamış iki peygamberin mezarlarından çıkarılmasına şahit olabilir ki?  Bu şekilde belki kefenlerinden, giysilerinden kumaş örnekleri  alınabilir, tam olarak kaç yıl ömür sürdükleri, boyları, kiloları, kan  grupları, varsa hastalıkları üzerine çalışmalar yapılabilir ve ölüm  sebepleri net olarak anlaşılabilirdi” diyerek, naklin bilimsel  cephesindeki eksikliklerden kaynaklanan üzüntüsünü dile getirdi.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Benim kişisel görüşüm ise bu olayın ne doğal mumyalanmaya, ne de  sabunlaşmaya tam olarak uymadığı yönünde. Haberci ve belgeselci olarak  dünya üzerinde çok gezdim. Uzak ülkelerdeki müzelerde doğal mumyalar da  gördüm, sabunlaşmış cesetler de. Belgeselde anlattığım durum ile onların  durumu bir miktar farklı. Çünkü doğal mumya ve sabunlaşma örneklerinde  bedenler zaman içinde adeta birer heykel gibi katılaşıyor. Onlara  dokunmak, ellerini kollarını hareket ettirmeye çalışmak ise vücudun  tıpkı bir kraker gibi kırılmasına yol açıyor. Her ne kadar bütünlükleri  bozulmadan korunsalar da sabunlaşmış bedenler dayanıksız ve çok  kırılgan. Bizim olayımızdaki bedenler ise asırlar sonra hala büyük  ölçüde yumuşak ve elastiki durumda.<br />
</font></font>  <font face="Georgia"><font size="3"><br />
<br />
</font></font>  </blockquote><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-130.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font><br />
</div><blockquote><div align="center"><br />
<div align="left"><br />
</div></div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><b>Yeniden kazıya dönersek, nakillerde  görev alan çekirdek ekip, bu olay hakkında konuşmama yeminini neden ve  nasıl bozdu? Siz nasıl başladınız belgeseli çekmeye?</b></font></font></div><font face="Georgia"><font size="3">Ekip, yeminine iki yıl kadar tam bir  titizlikle uydu. Ta ki ekipteki din âlimi Molla Ömer Kalkan, bölgeye  gelen iki gazeteci tarafından, o tarihe kadar fısıltı gazetesiyle  yayılmış durumdaki söylentileri doğrulaması için sıkıştırılana kadar.  2010 yılında vefat eden Kalkan Hoca, kendisine yapılan aşırı baskıya  dayanamayarak, dört günlük kazı sürecinde yaşadıklarını o iki gazeteciye  belli ölçüde anlatıyor, onlar da İstanbul’a döner dönmez bu olayı,  içine biraz da kendi fantezilerini katarak haberleştiriyorlar. Halen,  Türk medyasında, bu olaya ilişkin kayıtlara geçmiş tek basılı haber  budur. İnternete ya da sosyal medyaya girdiğinizde bulacağınız diğer  bütün bilgiler, 1997 yılında yayımlanmış olan o haberden türetilmiştir.<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Kendi adıma, benim de bu belgeselin yönetmeni olarak en büyük  üzüntüm, Ömer Kalkan Hoca’ya sağ iken ulaşamamış olmaktır. Çünkü kazı  ekibi içinde peygamberlerin ölü bedenleriyle en fazla yakınlaşan, onları  en ayrıntılı şekilde inceleyen kişi oydu. Ömer Hoca’yı sağlığında bulup  konuşturamamış olmanın eksikliğini film boyunca sürekli hissettim.  Kader diyelim. O yaşarken de bizde böyle bir imkan yoktu.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Ben 1996-2001 yılları arasında Star Televizyonu’ndaki efsanevi  “Teksoy Görevde” programında Sadettin Teksoy ile çalıştım. Kendisi  belgesel film yapımcılığında benim ustamdır. 4 kıtada 50’nin üzerinde  ülkede birlikte haber ve belgesel çektik.<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">  Bu projede de 2021 yılında, Ankara’da Selim Çapar ile yaptığımız ilk  çekimlerin öncesinde bir yol haritası çıkardım ve çalışmalara başladım.  Sürecin bir numaralı kahramanı Çapar’a ulaşırsam, ekibin diğer üyelerine  de bir şekilde ulaşabileceğimi biliyordum. Selim Bey bu zorlu projedeki  kilit isimdi. 1995 yılında Eğil’de kaymakamlık yaparken henüz 30  yaşındaydı. Ondan öncesi gibi sonrasında da daha birçok ilçede  kaymakamlık yapmış, en sonunda Ankara’da merkeze alınıp İçişleri  Bakanlığı bünyesinde kıdemli bir bürokrat olmuştu. Akademik hayatta  doçentlik unvanına da hak kazanarak, başkentteki bir üniversitede kamu  yönetimi dersleri vermeye başlamıştı. Fakat onun bugünkü mesleki  konumunu tespit etmek ve e-postasına ulaşmak epeyce zamanımı aldı.  Sonunda, geçerli bir e-posta adresi bulunca, 2021 yılı Temmuz ayında  kendisine derdimi samimi bir şekilde anlatan uzun bir mesaj gönderdim.  Fakat yaklaşık iki ay boyunca hiçbir cevap gelmedi.</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Meğerse olup biten çok farklıymış. Bunu da iki ay kadar sonra Sayın  Çapar’ın asistanından sürpriz bir telefon alınca öğrendim. Asistan hanım  “Aradan 26 yıl geçmiş. Görüşmek istediğiniz konuyla ilgili olarak bir  konuşma yasağı söz konusu olduğundan, Selim Hoca doğrudan İçişleri  Bakanlığı makamına yazarak bu konuda kameralar önünde açıklama  yapmasının hukukî ya da idari bir engeli olup olmadığını sordu. Çünkü, o  yasak halen devam ediyor mu, biz de bilmiyorduk. Sayın Bakan’dan cevap  henüz bu hafta geldi ve bu konuyla ilgili gizliliğin 25 yılın ardından  artık kalktığı bildirildi. Selim Hoca sizi ve çekim ekibinizi önümüzdeki  günlerde müsait bir gününde kabul edecek.”</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
  </blockquote></font></font><div align="center"><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-131.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font></div></font></font></div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
<br />
Doç. Dr. Selim Çapar, beni ve çekim ekibimi 9  Kasım 2021 günü Ankara’da, başkanlığını yürüttüğü, İçişleri  Bakanlığı’na bağlı AREM’de (Araştırma ve Etütler Merkezi) ağırladı.  AREM’e gittiğimizde, o dönemdeki konuyla ilgili yaptığı bütün  yazışmaları, elindeki belgeleri ve fotoğrafları bizim için önceden  hazırlamıştı.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Olayları kameralarımız önünde en ufak bir ayrıntıyı bile atlamadan,  mükemmel şekilde, kronolojik olarak anlattığı gibi, nakil sırasında  orada bulunan diğer ekip üyelerinin hayatta olanlarını biz gelmeden önce  arayıp, yaptığımız çalışma hakkında bilgi vermişti</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
  </blockquote></font></font><div align="center"><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://serbestiyet.com/wp-content/uploads/2024/07/image-132.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font></div></font></font></div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>İzleyiciler belgeselinizi ne zaman izleyebilecek? </b></font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Öncelikle, kısa süre içinde üst üste iki gala  yapacağız. Hem İstanbul’da, hem de Diyarbakır’da. Bunlardan ilki filmi  medya mensuplarına, arkeologlara, bilim ve ilahiyat çevrelerine  ulaştırıp tartıştırabilmek amacıyla, ikincisi de bize bu fırsatı veren  şehre gönül borcumuzu ödeyebilmek için.<br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Ne MFV Vakfı, ne de ben, bu filmden öyle aman aman ekonomik bir kazanç beklemiyoruz.<br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">  En büyük özlemimiz, yıllar yılı terörle bir arada anılan Diyarbakır  ve çevresinin, özellikle bu film dünya çapında gösterime çıkıp iyice  tanındıktan sonra üç büyük semavi dinin bağlılarının coşkuyla ziyaret  ettikleri, Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl’in kabirlerinde omuz omuza dualar  ettikleri bir inanç turizmi merkezine dönüşmesidir.</font></font><br />
</blockquote></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/">Garip ve İlginç</category>
			<dc:creator>Leydihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46278-peygamber-e-dokunmak-1995-de-devlet-gizli-bir-operasyonla-diyarbakir-da-iki-peygamberin-naasini-nasil-tasidi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Türkiye’nin En Gizemli Olayı: Tarsus Kazısı</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46174-turkiye-nin-en-gizemli-olayi-tarsus-kazisi.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 17:04:19 GMT</pubDate>
			<description>_Sıfır noktasından Tarsus kazısının hikâyesi ve kazıdan geriye kalanlar: Kazının tanıkları neler anlattı?_ 
 
Şaibeli   bir kurşunun hedefi olan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><blockquote><div align="center"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="#8b0000"><u>Sıfır noktasından Tarsus kazısının hikâyesi ve kazıdan geriye kalanlar: Kazının tanıkları neler anlattı?</u></font></font></font><br />
</div><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Şaibeli   bir kurşunun hedefi olan polis memurunun ölümüyle başlayan Tarsus   kazısı, görgü tanıklarının ifadeleriyle en net biçimde ilk kez   şekilleniyor. Cumhuriyet.com.tr’nin yeni nesil hikâye anlatıcılığı   stüdyosu Cumhuriyet360, Tarsus’ta yaklaşık bir yıl süren ve hakkında   hiçbir mantıklı açıklama yapılmadan bitirilen kazıyı, görgü tanıklarıyla   ele aldı.</font></font><br />
<br />
</blockquote><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive//2023/6/23/2093370/kapak_191300.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div>                                      <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><b>Yer:</b> Mersin, Tarsus <b>Tarih:</b> 13 Kasım 2016</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Mersin’in Tarsus İlçesi 82 Evler  Mahallesi’nde, MİT ve Özel Harekât  polislerinin gözetiminde 1 yıl  boyunca 4 evin avlusunda 150 metrekarelik  alan kazıldı. Gizemli kazı  çalışmaları 3 Kasım 2017'de ani bir kararla  bitirildi. Ancak bu kazı  normal bir arkeoloji çalışmasından, bir  keşiften çok farklı.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Cumhuriyet3 60 ekibinin hazırladığı belgesele konuşan Mersin Üniversitesi öğretim görevlisi <b>Prof. Dr. Murat Durukan,</b> Tarsus kazısının neden bir arkeolojik çalışma olmadığını şu sözlerle açıklıyor:</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">''<i><b>Burada bir arkeolojik  çalışma yapılıyor olsaydı bu  çalışmadan iki kurumun haberdar olması  gerekirdi; müze ve üniversite.  Ancak kazıdan kimsenin haberi yok. Ben  bu kazının, arkeolojik bir kazı  olduğunu düşünmüyorum. Zaten arkeolojik  kazıyı, arkeologlar yapar fakat  orada bu çalışmayı güvenlik güçlerinin  yürüttüğünü görüyoruz.</b></i>''</font></font><br />
</blockquote><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/180853973-tarsus2.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Resmi  olarak 1 yıl süren kazının içerisinden ne bir kare fotoğraf var  ne de  kapsamlı, halkı aydınlatan bir açıklama var. Haliyle kamuoyunun  tüm  ilgisi de bir süreliğine Tarsus’a yoğunlaştı. <i><b>Cumhuriyet.com.tr’nin yeni nesil hikâye anlatıcılığı stüdyosu Cumhuriyet360,</b></i> 'Tarsus kazısında ne oldu’ sorusuyla hareket ettiği dosyayı tanıklarıyla birlikte ele aldı.</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Kazının hikâyesi aslında medyaya  düşmeden çok daha önce başladı.  Peki, olayı bu kadar dikkat çekici  kılan ve okları Tarsus’a çeviren olay  neydi, ipler nerede koptu?<br />
<br />
</font></font><b><font face="Georgia"><font size="3">TARSUS KAZISINDA SIFIR NOKTASI </font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Gündemden düşmeyen kazının hikâyesi, 2012’de polis memuru <b>Mithat Erdal</b>’ın öldürülmesiyle başladı. Polis memurunun eşi <b>Sibel Erdal’</b>ın   2016 yılında medya ile paylaştığı ifadelere göre, 2012 yılında trafik   şubede görevli polis memuru Mithat Erdal, Emniyet'in gizlice kendisini   görevlendirmesiyle bir define çetesine sızıyor ancak bu define  çetesinin  odaklandığı yer, sadece söz konusu kazının yapıldığı alan  değil.  Öldürülen polis memuru Mithat Erdal; eşine daha önce Tarsus,  Yeşil  Mahalle'deki bir evin altında çok değerli şamdanlar ve sikkeler   çıkarttıklarını anlatır.</font></font><br />
</blockquote><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/181035926-1362565bf1c99b05da52882dab4a3db32463306640x640-1.jpeg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Söz konusu  kazıdan medyaya düşen haberlerde ise bahsedilen mahallede  kaçak kazı  operasyonunda 7 kişinin tutuklandığını yönünde. O dönem  tutuklanan  isimlerden biri olan <b>Süleyman Karadağlı</b>,  Tarsus'un oldukça  tanınan ailelerinden birine mensup. Aile geçmişte  yaptıkları kuyumculuk  işiyle biliniyor ancak Karadağlı şu anda  esnaflıkla meşgul.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Meşhur kazı alanındaki evlerden  birisine yıllar önce talip olduğunu  öğrendiğimiz Süleyman Karadağlı  tutuklandığı döneme ilişkin  Cumhuriyet360'a ''<i><b>Suçlamalar asılsız, zaten benim define arama ruhsatım vardı. Bu işlerle oradan ilgileniyorum'</b></i>'   açıklamasında bulundu ancak Süleyman Karadağlı'nın, 2016 yılında   başlayan kazıda, ilgili ekiple de yakın ilişkiler kurduğu ortaya çıktı. <br />
<br />
Öyle ki mahalle sakinlerinin anlattığı ‘<b>her gün kesilen kurbanları</b>’ tedarik eden kişi, Süleyman Karadağlı’nın ta kendisi.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Süleyman Karadağlı’nın konuya ilişkin Cumhuriyet360 ekibine aktardığı ifadeler ise şöyle:</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">''<b>Kazı ekibindekiler beni  çeşitli vaatlerle dolandırdı, çok  param gitti. O kazıda ne olduğunu  çıkaramazsınız, kimlerin ismi var o  işin içinde. <br />
<br />
Sizce Mithat Erdal cinayetini şu an içeride yatan kişi mi  işledi mesela?</b>'' <br />
<br />
</font></font><b><font face="Georgia"><font size="3">''EVDE HER YER KAZILMIŞTI''</font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Polis memuru Erdal’ın ölümüne giden  asıl kopma noktası ise 2012  yılında Tarsus’taki meşhur kırmızı evin  avlusuna çıkan sokak girişindeki  evi kiralamasıyla başlıyor. Tarsus’ta  kiralanan evin sahibi Emel  İpekoğlu, Mithat Erdal’ın evi kiralama  sürecine ilişkin şunları  belirtti:</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">''<i><b>Ev, bana babamdan kaldı.  Mithat Erdal evi kiralamadan  önce evde oğlum yaşıyordu. Mithat Erdal  ile oğlum vasıtasıyla tanıştım.  Polis olduğunu ve eve çok ihtiyacı  olduğunu belirtince evi kiraladık.  Mithat Erdal’ın bu evde öldüğü  söylentisi doğru değil. Şelale yolunda  öldürülmüş. <br />
<br />
Ben haberi  alınca eve geldim ve evin içine girdiğimde her  yer kazılmıştı. İnşaat  malzemeleri olduğu gibi duruyordu. Evin arka  penceresinden avluya  çıkmış ve oraları da kazmış.</b></i>''</font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/182614102-adsiz-tasarim-8.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div><blockquote><b><font face="Georgia"><font size="3"><br />
TARSUS KAZISININ BİLİNMEYENLERİ</font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Kazıya dair kamuoyuna yanlış  aktarılan bir noktayla devam edelim.  Kazının sadece söz konusu gizemli  kırmızı evde yapıldığı bilgisi doğru  değil. Kırmızı evin önündeki  avluya çıkan 3 ev var. Bu evlerden biri  Mithat Erdal’ın kiraladığı ev.  Hemen yanındaki ev ise yine Emel  İpekoğlu’nun gelininin kaldığı bir  başka ev.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Mithat Erdal’ın kiraladığı evin yanında bir de yeşil ev bulunuyor. Avluya çıkan bu evin sahibi <b>Nevin Aslan</b>'ın, Mithat Erdal’ın evi kiraladığı döneme ve polis gözetiminde yapılan kazıya dair aktardıkları ise oldukça şaşırtıcı:</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">''<b><i>Mithat Erdal’ın kiraladığı  ev; çok bakımsız, yıkık  dökük, harabe bir evdi. Hatta evi bir polis  kiraladı dediklerinde ‘Bu  evde polis mi yaşar?’ dediğimi hatırlıyorum. O  evi normal bir insanın  kiralaması mümkün değil. 2016 yılında başlayan  kazı, bizi mahvetti. </i></b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b><i>Evimize giremez, penceresinden  bakamaz hale geldik. Kazı alanındaki  evimizde kızım, damadım ve  torunum kalıyordu. Bizim evin altı da  kazıldı. Her gece elektrikler  aynı saate gidiyordu, çantalarda bir şey  çıkarttıklarını kaç kez  gördük. <br />
<br />
Kızım ailesiyle evde oturamaz hale  geldi. </i></b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b><i>Durum o kadar kötüydü ki ev  çatlamaya başladı. Onlar içindeyken  çökecekti. Sonra yanımıza  taşındılar. Evin altı boş zaten, kazıldığını  biliyoruz. Kazıda çok  fazla yabancı da vardı, ne konuştuklarını  anlayamıyorduk. Bizimle  konuşan polis memuru nasıl polisti anlamadık.  Dişleri çekilmiş, yüzü  gözü çok garip. Adını sanını sorduğumuzda  aldığımız tek cevap şu  oluyordu:</i> Dünyalıyım.</b>''</font></font><br />
</blockquote> <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/182649648-adsiz-tasarim-6.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font><br />
</div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/183000147-adsiz-tasarim-10.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div><blockquote><b><font face="Georgia"><font size="3"><br />
<br />
İPLERİ KOPARTAN NOKTADAKİ KİLİT İSİM: EMNİYET MÜDÜRÜ YAŞAR AKSOY </font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Mithat Erdal, eşi Sibel Erdal’ın o  dönemki iddialarına göre,  Emniyet'in kaçak kazılara operasyon  düzenlemek için görevlendirdiği bir  isim. Mithat Erdal’ın kiraladığı  evle birlikte son dahil olduğu iş ise  onu ölüme götüren sebep oluyor.</font></font><br />
</blockquote><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/183204865-adsiz-tasarim-12.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Mithat  Erdal’ın kiraladığı evdeki kaçak kazılarda ne olduğu belirsiz  ancak  eşinin ifadesine göre; Mithat Erdal, artık canından endişe eder  hale  gelince onu görevlendiren Emniyet Müdürü <b>Yaşar Aksoy’</b>a  gidip,  bildiği her şeyi Ankara’ya anlatacağını ifade etti. Bu süreçte  Mithat  Erdal’ın beylik silahına 15 günlüğüne el konuldu. Erdal,  çocuklarını  camlardan uzak tutuyor, sürekli takip edildiğinden söz  ediyordu. Erdal,  2012 yılında beylik silahının kendisine iade  edilmesinden bir gün  sonra izbe bir yerde kendi silahıyla ensesinden  vuruldu. Bu haberin  medyaya yansıması ise şöyle oldu: ''<i><b>Mersin'in Tarsus ilçesinde bir polis memuru, iddiaya göre esnaf arkadaşlarıyla şakalaşırken, başından silahla vuruldu.</b></i>''</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Daha sonra Mithat Erdal’ı vuran <b>Hüseyin Yasak</b>,  25  yıl hapis cezasına çarptırıldı. Katil Hüseyin Yasak dışında  cinayetin  işlendiği esnada orada bulunan 3 kişi ise serbest bırakıldı.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Kazının fitili ise 15 Temmuz darbe  girişiminden sonra Erdal’ın  ölümüyle suçlanan polislerin  Fethullahçı  Terör Örgütü’ne (FETÖ)  bağlantısı iddiasıyla görevden alınması ve  Mithat Erdal’ın eşi Sibel  Erdal’ın 2016’da yazdığı mektupla ateşlendi.  Ölen polis memurunun eşi  Sibel Erdal, 2016 yılında Cumhurbaşkanı <b>Recep Tayyip Erdoğan</b>’a bir mektup yazarak, dosyanın yeniden açılmasını talep etti.</font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/182833351-650x344-susturmak-icin-esimi-oldurduler-1501444314003.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">O dönem Sibel Erdal, ''<i><b>Eşim, müdürleri tarafından define  avcılarının arasına ajan olarak sokulmuştu. Bu evi kazı yapmak için  kiraladılar. <br />
<br />
Başka bir noktada kral mezarı bulundu. Fakat içindeki  hazine talan edildi. Eşimin amirleri de işin içindeydi. </b></i></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><i><b>Ankara’ya durumu  bildirmek isteyen eşim öldürüldü'</b></i>' açıklamalarında bulunmuştu.</font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/181340753-4903680682beldiye-yasar-aksoy-gozalti.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">2016  yılında Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde FETÖ'ye yönelik  düzenlenen  operasyonda bir süre tutuklu bulunan eski Emniyet Müdürü <b>Yaşar Aksoy, </b>Tarsus’ta   yaptığımız görüşmede, Sibel Erdal’ın kendisine yönelttiği tüm  iddialara  karşılık açtığı iftira davasını kazandığını söyleyerek,  mahkeme kararı  üstüne bir söz söylenemeyeceğini ifade etti.<br />
<br />
</font></font><b><font face="Georgia"><font size="3">''DEVLETTEN BAŞKASI BİLMİYOR''</font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Söz konusu kazıya ilişkin ise Aksoy, ''<i><b>O kazıdan ne çıktığını devletten başkası biliyorum derse yalan söylüyordur</b></i>'' dedi.</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Geçmişte FETÖ'nün ilçe imamı ve  abisi ile sürekli ilişki içinde  olduğu haberleriyle gündeme gelen Yaşar  Aksoy, meclise kadar giden  Çatalburun Operasyonları’nı da yöneten  isimdi. 2008 yılında aralarında  Tarsus’un sayılı işadamlarının da  bulunduğu 82 kişiye yönelik FETÖ’ye  himmet adı altında düzenlenen  operasyon, daha sonra ‘kumpas operasyon’  iddialarıyla anıldı. Aksoy,  operasyondaki ‘usülsüz dinlemeler’ ile  ilgili ‘’<i><b>Operasyonu yöneten kişi zaten benim, ama o dinlemeler Cumhuriyet Savcılığı’nın bilgisi dahilinde oluyor. <br />
<br />
Haberler, doğru değil</b></i>’’ ifadelerine yer verdi.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">TBMM 27. Dönem MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, 2016 yılında Meclis’te söz konusu operasyona dair şu açıklamada bulunmuştu. </font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">''<i><b>Burada dinlemeyi yapan  polis bugün FETÖ'den açığa  alınmıştır. İddianameyi hazırlayan savcı MİT  TIR'larını durduran  savcıdır, şu anda FETÖ'den tutukludur. Kararı  veren hâkim şu anda  FETÖ'den tutukludur. Bunların verdiği cezayı  işlemeyip o anda askerde  olan ve cezaevinde olan, belgeleriyle sabit  olan insanlara bile hapis  cezası verilmiştir.''</b></i></font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Tarsus'ta en uzun süre Emniyet  müdürlüğü  yapmış isim olan Yaşar Aksoy, Emniyet müdürlüğü koltuğuna  oturmadan önce  yine Mersin İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı olarak  istihbarat servisinde  çalışıyordu.<br />
<br />
</font></font><b><font face="Georgia"><font size="3">GİZEMLİ KAZININ BAŞLAMA VE BİTİŞ HİKÂYESİ… </font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Tüm bu süreçlerden sonra, 13 Kasım  2016’da MİT ve Özel Harekât  Polislerinin dahil olduğu özel bir ekip söz  konusu alanda üst düzey  güvenlik önlemleriyle bir çalışma başlattı.</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Alanın bulunduğu sokağın giriş ve  çıkışı zıhlı polis araçlarıyla  kapatıldı, çatılara keskin nişancılar  yerleştirildi. Kazı alanı kimsenin  göremeyeceği şekilde mavi branda ve  tel örgü ile çevrildi.</font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/181524439-59f931e5ae78491d50f235a9.jpeg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">1 yıl boyunca üstün bir gizlilik ve güvenlik çabasıyla yürütülen kazı, 3 Kasım 2017’de sessiz sedasız bitirildi.</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">1 yıl süren kazının sonucunda  Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel  Müdürlüğü'nden Mersin İl Kültür  Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, kazıda  elde edilenlerle ilgili şu  ifadeler yer aldı:</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">''<i><b>Söz konusu raporda, anılan  alanda gerçekleştirilen kazı  çalışmalarında 1 adet bronz sikke, kırık  sütun parçası, etütlük durumda  seramik parçaları haricinde envanterlik  nitelikte taşınır- taşınmaz  kültür varlığına rastlanmamıştır.</b></i>''</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3">Yani resmî açıklamaya göre, büyük iddiaların yer aldığı bu titiz kazı çalışmasında dikkate değer bir şey bulunamadı.<br />
<br />
</font></font><b><font face="Georgia"><font size="3">TARSUS’A GİRİŞ: KAZI ALANINDA NE GÖRDÜK?</font></font></b><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3"><b>Uzun bir yolculuktan sonra  nihayet Tarsus’un girişine  vardığımızda ilçede bizi ilk karşılayan,  Antik Tarsus’a dair ayakta  kalan tek yapı olan Kleopatra Kapısı, oldu. </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>Rivayete göre bir zamanlar,   Kraliçe Kleopatra ve genç imparator adayı Romalı General Marcus   Antonius’un şehre geldikleri kapı, Tarsus kazısı dosyasına dair de bir   öngörü sunuyor.</b> <b>Antik kentten kalan tek yapı olan  asırlık kapı,  çevresine çekilmiş ince kaldırım taşlarıyla sadece kızgın  asfalttan  değil, bugünden de ayrılıyor. </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>Çevresinde yükselen binalara ve   kendisini çevreleyen asfaltın ortasında ihtişamlı hikâyesine nazaran   absürd ve basit biçimde sıkıştırılmış bu kapı, Tarsus’un neden kaçak   kazıların merkezi haline geldiğinin en net ifadesi. Tarsus, dün ile   bugün arasına savunmasız bir şekilde sıkışmış, kurtarılmayı bekliyor.</b> </font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/181627922-1.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Tarsus  kazısıyla özdeşleşen birçok mistik hikâye de var; cinler,  büyülü  hazineler, kral mezarları. Bu hikâyelerin çıkış noktası,  Tarsus’un ta  kendisi. Öyle ki attığınız her adım, gözünüzün değdiği her  şey tarih.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Tarsus kazısının yapıldığı sokaktaki  evlerin yüzde doksanı kazıdan  sonra mecburen boşaltılmış. Kazının  gerçekleştiği alanın büyüklüğü ve  derinliği bilinenden çok daha fazla. <br />
<br />
Öyle ki kazı alanının yakınında  bulunan evlerin içinde ve dışında kazıdan sonra derin çatlaklar meydana  gelmiş.</font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/183131116-adsiz-tasarim-11.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div><blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Kazının yapıldığı avlunun  etrafındaki evler ise yıkıldı, yıkılacak  durumda. Hal böyle olunca bir  yıl boyunca metrelerce kazılan bu alanın  bu şekilde bırakılmış  olmasının arkasında, devletin eli olduğu gerçeği  de trajikomik kalıyor.  Tabloya bakınca ‘Devlet bunu yapar mı’ sorusu  geliyor akla. Öyle ki  kazılan alanın izleri silinememiş. Evlerin içinde  kazı malzemeleri,  kullanılıp bir kenara atılmış sim kartlar, yüzlerce  pet bardak, kıyafet  öylece bırakılmış, parkeler sökülmüş…. </font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/182247478-adsiz-tasarim-4.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Kazılan  alanlar doldurulmaya çalışılmış ama nafile. Evlerin  çevresinde  dikkatsizce atacağınız bir adım sizi toprakla buluşturabilir.  Bir yıl  boyunca kazı sebebiyle yerin altından sürekli borularla  mahalleye  akıtılan su, kazıda ne kadar derine inildiği konusunda da bir  izlenim  sunuyor. Özellikle ön cephede kalan evlerin duvarları tamamen  yıkılmış.  </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Mithat Erdal’ın kaldığı evin  iskeleti, tek bir kalas  yardımıyla ayakta duruyor. Avlunun durumu ise  daha ilginç. Ürkütücü bir  karanlık hâkim alana. Bir hayat emaresi  gösteren tek şey, avluda hala  meyve veren turunç ağaçları. </font></font><br />
</blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/6/23/182412493-adsiz-tasarim-5.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></div> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><blockquote><font face="Georgia"><font size="3">Bugüne  kadar Tarsus kazısıyla ilgili ortaya atılan iddialar  efsanelere konu  olacak cinsten ancak Tarsus kazısı olayındaki odak  noktası, belki de  hep gerçekleri perdelemek için yapılan çabalar idi.</font></font><br />
                      </blockquote>                     </blockquote></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/">Garip ve İlginç</category>
			<dc:creator>Leydihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46174-turkiye-nin-en-gizemli-olayi-tarsus-kazisi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Denizci Efsanesi | Uçan Hollandalı</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46171-denizci-efsanesi-ucan-hollandali.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 16:43:44 GMT</pubDate>
			<description>Resim: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/18/Flying_Dutchman%2C_the.jpg  
 
 
Uçan Hollandalı çizimi. Albert Pinkham Ryder. 
*Uçan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/18/Flying_Dutchman%2C_the.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="2"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="2">Uçan Hollandalı çizimi. Albert Pinkham Ryder.</font></font></div><blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><b>Uçan Hollandalı</b> (Felemenkçe: <i>De Vliegende Hollander</i>), eski bir denizci efsanesidir.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir. Van Der Decken'in (Davy Jones) kaptanlığını yaptığı Uçan Hollandalı mola vermek için Ümit Burnu'na  yönelir fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru  ilerlerler. Bölge kayalıktır. Fırtına çıkınca gemi kayalara çarpıp  alabora olurken Van Der Decken &quot;<i>Ne pahasına olursa olsun Ümit Burnu'nu geçeceğim</i>&quot;  der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez. Fakat bölgedeki  insanların bazıları birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini  söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan  Hollandalı bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Edebiyatta pek çok yazar bu hikâyeye yer vermiştir. Washington Irving The Flying Dutchman on Tappan Sea (1855) ve Bracebridge Hall (1822) eserlerinde efsaneyi anlatmıştır. Samuel Taylor Colleridge efsaneden esinlenerek İhtiyar Denizci isimli şiirini yazmıştır.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Geminin kaptanı Van Der Decken (Davy Jones)  ise denizci argosunda denizin ruhunu temsil eder. Denizin dibine gitmek  yerine &quot;Davy Jones'un yanına gitmek&quot; ifadesi kullanılır. Define Adası ve Peter Pan gibi çoğu korsan öyküsünde denizciler konuşurken Davy Jones ve Uçan Hollandalı'ya gönderme yaparlar.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Davy Jones ise edebiyatta ilk kez 1726'da Daniel Defoe'nun  &quot;Four Years Voyages of Capt. George Roberts&quot; adlı eserinde yer almış,  ilk karakter tanımıysa 1751'de yayımlanan Tobias Smollett'in &quot;The  Adventures of Peregrine Pickle&quot; adlı eserinde yapılmıştır. (Bu tanımda  Davy Jones, alev nefesli, boynuzlu, kurbağa başlı bir canavar olarak  tanımlanmıştır.) </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Washington Irving Adventures of the Black Fisherman, Herman Melville Moby Dick ve Charles Dickens Bleak House isimli eserlerde de Davy Jones'a göndermeler yapılmıştır. Temel Reis, One Piece ve SüngerBob Karepantolon  gibi deniz temalı yapımlarda da sık sık bir karakter olarak görünmüş,  ondan ve Uçan Hollandalı'dan bahsedilmiştir. Hikâyeye inanan onlarca  denizci Ümit Burnu'nu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi  gördüklerini iddia ederler. Denizcilerin sözlerine göre uçan bir  gemidir. Fakat günümüzde bu uçan gemi efsanesinin sadece bir tür serap  olduğu düşünülüyor.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Ayrıca Karayip Korsanları film serisine de konu olmuştur. Bu seride Davy Jones bir karakter olarak yer almış Uçan Hollandalı gemisi de görünmüştür. </font></font><br />
</blockquote></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/">Garip ve İlginç</category>
			<dc:creator>Leydihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46171-denizci-efsanesi-ucan-hollandali.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Gece Uykumda Duyduğum Tuhaf Sesler - Birisi Benimle İletişim Kurmaya mı Çalışıyor?</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46093-gece-uykumda-duydugum-tuhaf-sesler-birisi-benimle-iletisim-kurmaya-mi-calisiyor.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 May 2026 03:00:01 GMT</pubDate>
			<description>Selam millet, 
 
Bu kategoriye uygun bir şeyler yaşadım sanırım ve kafamda deli sorular. Normalde böyle şeylere pek inanmam ama artık bir yerden...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Selam millet,<br />
<br />
Bu kategoriye uygun bir şeyler yaşadım sanırım ve kafamda deli sorular. Normalde böyle şeylere pek inanmam ama artık bir yerden sonra insan düşünmeye başlıyor.<br />
<br />
Son birkaç haftadır geceleri uykuya dalarken veya uyanmak üzereyken, böyle hafif, fısıltı gibi ama anlaşılmaz bir ses duyuyorum. Sanki çok uzaktan gelen, bir sürü insan aynı anda konuşuyormuş gibi ama hiçbir kelimeyi seçemiyorum. Bazen de böyle bir melodik, tek bir ses tonu gibi geliyor.<br />
<br />
İlk başta evdeki sesler zannettim ama sessizce dinlediğimde sesin odanın içinde, hatta başımın hemen yanında gibi geldiğini fark ettim. Ama ne bir kaynak var ne de bir şey. Telefonumun ses kayıt özelliğiyle denedim ama hiçbir şey kaydetmiyor, sanki sadece ben duyuyorum.<br />
<br />
Daha önce böyle bir şey yaşayan oldu mu? Bu seslerin ne olabileceği hakkında bir fikri olan var mı? Paranoyaklaşmaya başladım resmen. Belki de sadece stres ya da yorgunluktandır ama yine de ürkütücü...<br />
<br />
Şimdiden teşekkürler.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/">Garip ve İlginç</category>
			<dc:creator>Matsuro</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/46093-gece-uykumda-duydugum-tuhaf-sesler-birisi-benimle-iletisim-kurmaya-mi-calisiyor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tıpta milyonda bir görülen vaka: Aynı anda iki erkekten hamile kaldı!</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/45891-tipta-milyonda-bir-gorulen-vaka-ayni-anda-iki-erkekten-hamile-kaldi.html</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 12:03:14 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/4b0733a4-a6fd-4abe-8605-898075368191.jpg  
 
Kolombiya’da babalık testi yaptıran bir kadının ikiz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><div align="center"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="http://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/4b0733a4-a6fd-4abe-8605-898075368191.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div><br />
Kolombiya’da babalık testi yaptıran bir kadının ikiz oğulları, tıp dünyasında eşine az rastlanır bir biyolojik olayı kanıtladı. Uzmanların &quot;piyango kazanmaktan daha zor&quot; olarak tanımladığı vakada, ikizlerin annesinin aynı, ancak babalarının farklı olduğu bilimsel olarak belgelendi.<br />
<br />
2018 yılında bir kadın, iki yaşındaki ikiz oğulları için Kolombiya Ulusal Üniversitesi'ndeki Nüfus Genetiği ve Tanımlama Laboratuvarı'na giderek babalık testi yaptırdı.<br />
<br />
Laboratuvar rutin bir babalık testi yaptı. Sonuç o kadar şaşırtıcıydı ki, tamamen emin olmak istedikleri için testi tekrarladılar.<br />
<br />
Sonuç aynıydı: İkizlerin annesi aynıydı, ancak babaları farklıydı.<br />
<br />
Teoride mümkün olduğunu bilseler de, daha önce ilk elden böyle bir vakayla hiç karşılaşmamış olan uzmanlar, bilimsel olarak bu olayı inceleme altına aldı.<br />
<br />
Bu olaya tıpta &quot;heteropaternal süperfekondasyon&quot; adı veriliyor.<br />
<br />
O kadar nadir görülüyor ki bilimsel literatürde tüm dünya genelinde kayda geçen yalnızca 20 kişi bulunuyor.<br />
<br />
<b>NASIL ORTAYA ÇIKTI?</b><br />
Kolombiya Ulusal Üniversitesi Genetik Enstitüsü'ndeki bilim insanları babalık testi yapmak için &quot;mikrosatellit belirteçleri&quot; adı verilen bir teknoloji kullanıyor.<br />
<br />
Basitçe ifade etmek gerekirse, bu yöntem, çocuk, anne ve baba olduğu iddia kişiden alınan DNA'nın çok küçük parçalarının analiz edilmesini ve karşılaştırılmasını içeriyor.<br />
<br />
Laboratuvarın direktörü Profesör William Usaquén bu prosedürü şöyle açıklıyor:<br />
<br />
&quot;Her kişiden DNA alıyoruz, mikrosatellit adı verilen 15 ila 22 noktayı inceliyoruz ve bunları tek tek karşılaştırıyoruz.&quot;<br />
<br />
Ancak süreç, DNA'yı güçlü bir mikroskobun altına koymaktan çok daha karmaşık.<br />
<br />
Parmak ucundan kan örnekleri alındıktan sonra, bilim insanları DNA'nın diğer bileşenlerden ayrılması için kimyasal bir işlem gerçekleştiriyor.<br />
<br />
Daha sonra DNA, çoğaltılması için özel ekipmanlara yerleştiriliyor.<br />
<br />
Ortaya çıkan sıvı, analiz edilen 15 ila 22 mikrosatellit noktasını işaretlemek için floresan boyalarla karıştırılıyor.<br />
<br />
Ardından, her örnekteki mikrosatellitleri okuyan ve bunları sayısal bir dizilime dönüştüren başka bir makineden geçiriliyor.<br />
<br />
Bu sürece elektroforez adı veriliyor.<br />
<br />
Son olarak, bu sayısal diziler kullanılarak test edilen erkeğin çocuğun babası olma olasılığı belirleniyor.<br />
<br />
Çocuğun genetik profilinin yarısı anneyle, diğer yarısı da babayla eşleştiğinde babalık doğrulanıyor.<br />
<br />
<b>OLAĞANÜSTÜ BİR SONUÇ</b><br />
Kolombiya'daki bu ikizler vakasında bilim insanları, annenin, iki bebeğin ve test için gelen bir babanın DNA'larındaki 17 mikrosatelliti analiz etti.<br />
<br />
Erkeğin DNA'sının çocuklardan biriyle eşleştiğini, diğeriyle ise eşleşmediğini buldular.<br />
<br />
Bu olağanüstü bir sonuçtu.<br />
<br />
&quot;26 yıldır laboratuvarın direktörüyüm ve bu şimdiye kadar gördüğümüz ilk vaka ve şu ana kadar da tek vaka&quot; diyor Usaquén.<br />
<br />
Kolombiya Ulusal Üniversitesi Genetik Enstitüsü'nde genetik uzmanı ve araştırmacı olan Andrea Casas da &quot;Bu tür vakaların meydana geldiğini başka raporlardan duymuştuk, ancak bu dünya genelinde çok düşük bir sıklıkta görülüyordu&quot; diye aktarıyor.<br />
<br />
Protokol gereği ekip, herhangi bir işlem hatası ya da örneklerin karışması ihtimalini elemek için testi baştan sona tekrarladı.<br />
<br />
Sonuç tamamen aynıydı.<br />
<br />
<b>NEDEN BU KADAR NADİR?</b><br />
ABD'nin Baltimore şehrindeki bir laboratuvarda bilim insanları tarafından 2014 yılında yayımlanan bir makalede, 39 bin babalık testinden oluşan bir veritabanında yalnızca üç heteropaternal süperfekondasyon vakasının tespit edildiği bildirildi.<br />
<br />
Usaquén, bu biyolojik olayın neden bu kadar nadir gerçekleştiğini şöyle açıklıyor:<br />
<br />
&quot;Birincisi, kadının iki cinsel partneri olmalı. İkincisi, her iki erkekle de çok kısa bir zaman dilimi içinde ilişkiye girmiş olmalı. Ayrıca poliovulasyon olması gerekiyor&quot; diyor.<br />
<br />
Poliovulasyon, tek bir adet döngüsünde iki ya da daha fazla yumurtanın salınmasıdır.<br />
<br />
&quot;Ve son olarak, her iki yumurtanın da döllenmesi gerekir&quot; diyor Usaquén.<br />
<br />
&quot;Bu, nadir bir olayın üzerine bir başka nadir olayın, bir başka nadir olayın ve bir başka nadir olayın daha eklenmesidir. Ne yazık ki piyango oynamıyoruz&quot; diye ekliyor.<br />
<br />
Ayrıca, farklı babalara sahip ikizlerin asla tek yumurta ikizi olamayacağını da belirtmek gerekiyor; çünkü tek yumurta ikizleri tek bir yumurta ve spermden gelişiyor.<br />
<br />
<b>ÖZEL HAYATLAR</b><br />
Bir kadının birden fazla yumurta saldığı çoğu durumda, bir yumurta döllendiğinde diğer yumurta ya da yumurtalar hızla yaşlanıp ölüyor.<br />
<br />
ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi'ne göre, bir yumurta salındıktan sonra 24 saatten daha kısa süre yaşıyor.<br />
<br />
Süperfekondasyonun bu kadar nadir görülmesinin bir başka nedeni de bu: ikinci döllenmenin, bu yumurta yaşlanıp ölmeden gerçekleşmesi gerekiyor.<br />
<br />
Ancak Andrea Casas, yumurtaların mutlaka aynı anda salınmadığını belirtiyor.<br />
<br />
&quot;Bazen bir yumurtalık bir yumurta salar ve iki ya da üç gün sonra bir tane daha salar&quot; diyor.<br />
<br />
Casas, bunun, döllenmenin farklı zamanlarda gerçekleşme olasılığını artırdığını sözlerine ekliyor.<br />
<br />
Bu kadar az vakanın bilinmesinin bir diğer nedeni de, insanların büyük çoğunluğunun babalık testi yaptırmaması olabilir.<br />
<br />
Enstitüdeki araştırmacılar, &quot;moleküler yöntemlerin günümüzdeki erişilebilirliği ve babalık testlerinin giderek daha popüler hale gelmesi&quot; nedeniyle, bu vakanın gelecekte daha olağan bir durum haline gelebileceğini öne sürüyor.<br />
<br />
Bilim insanları heteropaternal süperfekondasyon vakalarında döllenme koşullarıyla ilgilense de, araştırma etiği testten geçen kişilerin özel hayatları hakkında soru sormalarını engelliyor.<br />
<br />
&quot;Babalık testleri her zaman ilgili kişilerin haysiyetine ve mahremiyetine azami saygı gösterilerek yapılır&quot; diye açıklıyor Usaquén.<br />
<br />
<strong><span style="color: red">[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. <a href="register.php" rel="nofollow"><u>Foruma üye olmak için TIKLAYIN!</u></a>]</span></strong></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/">Garip ve İlginç</category>
			<dc:creator>Vandetta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/garip-ve-ilginc/45891-tipta-milyonda-bir-gorulen-vaka-ayni-anda-iki-erkekten-hamile-kaldi.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
