<?xml version="1.0" encoding="Windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>ForumKalbi.Com - Tarihi Şahsiyetler</title>
		<link>https://www.forumkalbi.com/</link>
		<description>Devlet adamları, siyasetçiler, tarihte yaşayan tüm kişilerin hayatları...</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 23:21:14 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.forumkalbi.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>ForumKalbi.Com - Tarihi Şahsiyetler</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Oğuz Kağan Aslında Zülkarneyn Peygamber mi?</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/46279-oguz-kagan-aslinda-zulkarneyn-peygamber-mi.html</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 19:26:57 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: https://www.onaltiyildiz.com/images/haber/14020.jpg   
 
  
   *     Oktan Keleş 25 aralık 2009'da yazmıştı "TÜRK TARİHİNE AİT YENİ SIRLAR"ı* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://www.onaltiyildiz.com/images/haber/14020.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font><br />
</div><blockquote> <br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>     <i>Oktan Keleş 25 aralık 2009'da yazmıştı</i> &quot;TÜRK TARİHİNE AİT YENİ SIRLAR&quot;ı</b> </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">&quot;Ve  tarihi artık  Türkler yazıyor&quot; demiştik.  Bu makale ezberleri bozuyordu ve bozmaya da devam edecek.</font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Bugün o makalemiz tekrar gündeme geldi. </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">ve <b><i>Prof. Dr. Ümit Özdağ</i></b></font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>bugün  o haberimiz tekrar gündeme getirdiler: </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>Oğuz Kağan aslında Zülkarneyn Peygamber mi? </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>Bilindiği  gibi Orhun Kitâbeleri Türk dünyasının bilinen ilk yazılı belgeleridir.  Ancak yüzyıllardan beri gözden kaçan veya kaçırılan bir gerçek var ki,  bu gerçek de o kitâbelerde gizlidir. </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="http://www.haberayyildiz.com/assets/uploads/news/oguz_kagan_aslinda_zulkarneyn_peygamber_mi_1503235382_856.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" />  <b>Bilindiği  gibi Orhun Kitâbeleri Türk dünyasının bilinen ilk yazılı belgeleridir.  Ancak yüzyıllardan beri gözden kaçan veya kaçırılan bir gerçek var ki,  bu gerçek de o kitâbelerde gizlidir. </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Bilindiği gibi Orhun Kitâbeleri Türk dünyasının  bilinen ilk yazılı belgeleridir. Ancak yüzyıllardan beri gözden kaçan  veya kaçırılan bir gerçek var ki, bu gerçek de o kitâbelerde gizlidir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>Nedir bizim için çok önemli olan bu  gerçek?   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu gerçeği meydana çıkarabilmek için Kur'an-ı Kerim'in Kehf  Suresi'ne bakmamız gerekir. Çünkü asıl sır, Yüce Vahiy Kitabı  Kur'an-ı  Kerim'dedir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b>Şimdi Orhun Kitâbeleri'ne şöyle kısaca bir göz atalım:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot; Ben Türk Bilge Kağan; doğuda gün doğusuna, güneyde gün  ortasına kadar, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar hep  milletler bana bağlıdır. Bunca milleti hep düzene soktum, ilerlettim.  Doğuya ordu sevk ettim. Bunca yerlere gittim.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Tanrı (Tengri) yardım ettiği için milletime; gözle görülmeyen,  kulakla işitilmeyen yerler kazandırdım. Tanrı buyruğu olduğu için,  Devletli olduğum için  size Kağan oldum. Tanrı yardım ettiği için dört  yöndeki milleti derleyip topladım.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>Ey Türk Milleti; </b>Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe,  ilini, töreni kim bozabilir? Ey Türk Milleti, titre ve kendine dön!&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bilge Kağan meâlen ve orijinaldeki aslında şunları da anlatmaktadır:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> &quot; Gittiğim yerlerde güneşin kavurduğu, güneşin battığı  son millete gittim. Onların arasında hüküm verdim. Sonra dünyanın öbür  ucuna, güneşin doğduğu yere vardım. Orada bulduğum milleti boyunduruğum  altına aldım. Birbirileriyle olan çekişmelerine son verdim. Ordumla  Tengri buyruğu olarak adalet getirdim. Tengri buyruğu olarak bunları  yaptım….&quot;</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi buraya kadar anlattıklarımız, asıl anlatacağımız konuya hazırlık için ön bilgilerdi:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi, Kehf Suresi 85. Ayet ile başlayalım: &quot; O DA BİR YOL TUTUP GİTTİ.&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Kehf Suresi  86. Ayet: NİHAYET GÜNEŞİN BATTIĞI YERE  VARINCA, ONU KARA BİR BALÇIKTA BATAR BULDU. ONUN YANINDA (ORADA) BİR  KAVME RASTLADI. BUNUN ÜZERİNE BİZ: EY ZÜLKARNEYN! ONLARA YA AZAP EDECEK  VEYA HAKLARINDA İYİLİK ETME YOLUNU SEÇECEKSİN, DEDİK.</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kehf Suresi  89. Ayet: SONRA YİNE BİR YOL TUTTU.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Kehf Suresi  90. Ayet: NİHAYET GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERE  ULAŞINCA, ONU ÖYLE BİR KAVİM ÜZERİNE DOĞAR BULDU Kİ, ONLAR İÇİN GÜNEŞE  KARŞI BİR ÖRTÜ YAPMAMIŞTIK.</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kehf Suresi incelenirse açıkça:  Bilge Kağan'ın anlattıklarının  birebir aynısı olduğu ve Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bu konunun  aslının nakledildiği görülecektir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bilge Kağan Kitâbelerinde şöyle devam etmektedir:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot;Rahat hayata, zenginliğe, Çin'in ipeğine kanma! Milletime,  altını, beyaz gümüşü kazandırdım. Hükmettiğim milletlere hakem olup,  madenler erittim.&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">    <b>Şimdi:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kur'an-ı Kerim'de  Zülkarneyn (a.s)'den bahsedilirken;  Zülkarneyn (a.s)'ın Allah'ın emri ile (buyruğu ile) bir ordu kurduğu,  güneşin doğduğu yere bir yol tuttuğu, yine güneşin battığı yere,  dünyanın öbür ucuna bir yol tutup gittiği, Allah'ın, O'na  bu kavimler  üzerinde; ister adalet ile hükmet, ister azap et yetkisi verdiği açık  açık belirtilmektedir.Yine Zülkarneyn (a.s)  kıssasında;Yecüc ve Mecüc  isminde bozgunculuk yapan  kavimden bahsedilmekte, bu bozguncuları  Zülkarneyn (a.s) madenleri eriterek, set çekerek, engellediği   anlatılmaktadır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Zülkarneyn (a.s)'ın özelliklerine baktığımızda; büyük bir orduya  sahip olması, kendisinin büyük bir komutan olması, ordusuyla tüm  dünyayı gezmesi ve Allah'ın emri ile gittiği her yere iyilik, adalet  ayrıca Allah bilgisi ve töre götürmesidir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>Özelliklere lütfen dikkat buyurun: </b>Kudretli bir komutan, büyük  bir ordu ve tüm dünyayı gezmesi…Özelliklere devam edecek olursak;  Güneşin en doğduğu ve en battığı  yere ve kuzey ve güneyin uçlarına  kadar gitmesi. Ve aynı zamanda Allah'ın buyruğu ile gittiği yerlerdeki  kavimlere adalet ve iyilik götürmesi…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>Şimdi bir de Bilge Kağan'ın yazıtlarda anlattıklarına bakalım:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">    Aynı şekilde Bilge Kağan'ın (Bilge denmesi; bilgili, alim,  erdemli bir insan olmasındandır.) Bilge Kağan da, tıpkı Zülkarneyn (a.s)  gibi bir komutan olup, büyük bir orduya sahiptir. Ordusunun tıpkı  Kehf  Suresi'ndeki gibi (O da bir yol tutup gitti ordusuyla) ayeti gibi  güneşin en doğduğu ve en battığı yere, kavimlerin üzerine gittiği (bu  bir Tanrı buyruğudur demesi) yine adaletle hükmetmesi ve gittiği yerleri  milletine kazandırması, buralarla beraber buraların değerli madenlerini  ve zenginliklerini yine milletine kazandırması ve &quot;Ey Türk Milleti,  Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ( ki burada da Kıyamete  atıf yapılmaktadır.) ilin tören bozulmayacaktır,&quot; diyerek, Türklerin  Allah buyruğu ile hareket ettiklerini ifade etmesi tıpkı Kehf Suresi ile  neredeyse birebir örtüşmektedir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Türkler, aynı zamanda genel millet olarak;  Hz.Ali'nin  (Kerremallahu veche- Hiç puta tapmamış) sırrında bir kavimdir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Atilla yazıtlarında geçen, Atilla Romalıları tarif ederken;  &quot;PUTA TAPAN KAVİMDİR&quot; der ve şöyle devam eder; &quot; IRKIMDAN OLAN PUTA  TAPMAZ!&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Sanıldığı gibi Türkler Şaman olmamışlardır. Puta da  tapmamışlardır. Varolduklarından beri   tek Tengri, tek Allah inancına  sahip olmuşlardır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Yine yazıtlardan öğrendiğimize göre Türkler; Allah'ın en büyük  Kudret olduğuna, yeri göğü yarattığına, yeri yeşerttiğine, öldüren ve  dirilten O olduğuna inanmışlardır.... Biz burada konuyu kısaca ele  alıyoruz.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> ZÜLKARNEYN (A.S)  BİLGE KAĞANDIR</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Tarihin gizlediği  ve bilerek gizlendiği bir sırdır….   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> Peki Bilge Kağan gerçekte kimdir? Biraz sonra o konuya geleceğiz,  konumuza devam edelim:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi,  Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe…Sözlerinin manalarına bir göz atalım.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">Bu sözü söyleyen Bilge Kağan'dır. Şimdi Kehf Suresi'nde geçen  Zülkarneyn (a.s)'ın özelliğinden bahsedelim. <br />
<br />
Zülkarneyn (a.s) Yecüc ve  Mecüc isimli kavimin arasına set çeker. Yecüc ve Mecüc kıyamete yakın en  büyük alamet olarak, yine Kur'an'nın  ifadesine göre, seddi delecek ve  bu kıyametin büyük alameti olacaktır. (Seddi delmek ve yerin delinmesi.)  Bu ifadeler, daha öncede söylediğimiz gibi Kur'an-ı Kerim'in bir çok  ayetinde kıyamet tarifinin neredeyse birebiridir. (Gök çökerse, yer  delinirse kıyamet olmaz mı? Kur'an ifadesiyle yer beşik gibi sallanmaz  mı? Güneş dürülmez mi?)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bilge Kağan'da aynı ifadeyi o günkü anlayışa, o günden bugüne  adeta kelimelere bir zaman yolculuğu yaptırarak anlatmıştır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Zülkarneyn (a.s)'da, kendi yaşadığı dönemde, çağına hükmetmiş,  kendi döneminde yapmış olduğu sed, kıyamete yakın delinmesi sebebiyle,  bu çağa da hitap etmektedir. Konu çok daha detaylı olup mümkün mertebe  biz kısaca anlatmaya gayret etmekteyiz.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu anlattıklarımızdan sakın bir ırkın öne çıkarılması yapılıyor  sanılmasın. Anlatılmak istenilen açıktır. Türk ırkının, Türk Milleti'nin  Rahmani olduğunun vurgulanmasıdır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Önemli bir not düşecek olursak:  Zülkarneyn (a.s); ordusuyla  dünyanın her yanına gittiğinde, oradaki kavimlerden de ordusuna asker ve  komutanlar katmıştır. Tıpkı Bilge Kağan'ın yaptığı gibi.Türk milleti de  içinde barındırdığı tüm unsurlarla bir millettir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Oğuz, Öğüz, Öküz: (Güçlü, dev boynuzlu manasına gelmektedir.)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Zülkarneyn ise Arapça'da; çift boynuzlu manasına gelmektedir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Oğuz Kağan; Kendi döneminde, başına giydiği, boynuzları olan başlıkları ile ünlüdür.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Oğuz denmesinin bir sebebi de, çok güçlü olmasındandır.(Türk gibi güçlü!)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Kur'an-ı Kerim'de; Allah'a kurban edilecek kurbanlıklar arasında;  keçi, koyun, deve, sığır sayılmaktadır. Bunlardan en  makbulü, gücünden dolayı sığırdır. Koyun, keçi vs. göre daha güçlüdür...   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> İlahi esrariye de Allah'a kurban millet (gücünden dolayı) ; TÜRK MİLLETİDİR! (Ariflere)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b>Bilge Kağan acaba Oğuz Kağan mıdır?</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  (Unutmayalım ki, bilge  lakabi  bir isimdir, az önce de  söylediğimiz gibi; Bilge denmesi; bilgili, alim, erdemli bir insan  olmasındandır.)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b>BİLGE KAĞAN (OĞUZ KAĞAN) = ZÜLKARNEYN (A.S)</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi gelelim ilahi mesaja:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Türk Millet'i  ahir zamanda büyük rol oynayacaktır. (Ordusuyla,  milletiyle, mayasıyla…) Gazi Paşa; bu sırrı, ariflere, birkaç kelimeyle  şöyle ifade etmiştir:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  &quot;Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Burada anlatılmak istenen, üstte de anlattığımız gibi Türk  Milleti'nin mayasıdır. O mayanın; bu milletin genlerinde, karakterinde &quot;unutulmuş bile olsa- yukarıdaki sırrın, kudretin Allah'tan olduğu  bilgisidir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Orhun Kitâbelerinde tek Tanrı için; &quot;Yeri yarattı, Gök'ü  yarattı, ikisinin arasında kişiyi yarattı. Kişi Gök'teki Tanrı'ya  yakardı, yakındı&quot; der.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Tek Allah inancını ve Kur'an-ı Kerimde'ki yaradılışı ve Adem  (a.s)'ı bu cümlelerde görmek çok açık. Türk Millet'i var olduğundan beri  Tek Allah'a inandı.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Unutulmamalıdır ki, medeniyetler yıkıldı sanılsa da, yerlerine  başkaları gelir ve yıkıldı sandığımız medeniyetler  gerçekte tam  kaybolmazlar, birbirlerinin sırlarını, izlerini taşırlar. Onun içindir  ki ön uygarlıklar ve şimdiki uygarlıklar arasında benzerlikler vardır.  Bu kültürlere, törelere yazılara vs. yansır ve devam ederek gelir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>Şimdi burada kitâbelerle ilgili bilgilere bir göz atalım:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="http://www.haberayyildiz.com/assets/uploads/other/images/3735.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Orhun Kitâbeleri'nin üzerindeki bilgilerin benzerlerine M.Ö 4000'li yıllara ait taşlarda silinmiş bir şeklide rastlandı.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu bilgiler, taşların üzerinde eskidikçe, asırlar boyunca başka  taşlara aktarılarak günümüze kadar -bir kısmı- gelmiştir. Buradaki  bilgiler binlerce yıllık bilgilerdir. Aktarılarak günümüze kadar  gelmiştir. Yani sanıldığı gibi, buradaki bilgiler, yazıtların dikildiği  tarihe ait değildir. Örnek verecek olursak; Kur'an-ı Kerim 1400 yıl önce  kağıda yazıldı diyelim.2000'li yıllarda da dijital bilgisayara  aktarıldı. Yani buradaki bilgiler, 1400 yıl öncesine aittir, günümüze  değil.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   M.Ö 2000'li yıllara ait, Çinli arkeologlar tarafından bulunan;  yarı Çince yarı Türkçe ve bir kısmı silinmiş olan yazıtlarda da, tıpkı  Orhun Kitabeleri'ndeki bilgilere rastlanmıştır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Moğolistan'ın güneyinde bulunan; taş  ve seramik parçalarının  incelenmesi neticesinde, buradaki bilgilerin, Orhun Kitabeleri'ndeki  bilgilere benzediği anlaşılmıştır. Bulunan bu parçaların tarihi M.Ö  2000'li yıllara uzanmaktadır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Orhun harfleriyle yazılan yazıtlardan 13.yüzyıl Moğol tarihçisi  Alaaddin Ata Melik Cüveynî , Tarih-i Cihan Güşa adlı yapıtında söz  etmişti. Çin kaynakları da kitabelerin dikilişini bildirmekteydi.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Rus çarı I. Petro'nun emriyle Sibirya bitki örtüsünü incelemek  için görevlendirilen bitki bilimci Messerschmidt ve kendisine rehber  olarak verilen İsveçli tutsak subay Strahlenberg, 1721 yılında Yenisey  vadisinde bu yazı ile yazılmış Kırgızlara ait mezar taşlarını içeren  Yenisey Yazıtları'ndan bir tanesini keşfetti. Bir yıl sonra tutsaklığı  son bulan Strahlenberg İsveç'e dönüşünde bu inceleme ile ilgili  izlenimlerini kitap haline getirip Stockholm'de yayınladı. Böylece Orhun  yazısı bilim dünyasının dikkatini çekmiş oldu. Orhun yazıtlarından iki  yüzyıl öncesine ait Yenisey Yazıtları'nın tamamına yakını bu süreçte  ortaya çıkarıldı.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Rus bilim adamları,1943 yılında Sibirya'da  taş mezarlar  bulmuşlar ve ABD'li bilim adamları ile ortak yaptıkları inceleme  neticesinde, bu taşların üzerindekilerin, 'Türklere ait fatih bir  komutanın' sözleri olduklarını tespit etmişlerdir….. </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>Şimdi gelelim cahillikten veya art niyetli kişilerin bir iddiasına:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>   Türkler Kılıçla Müslüman Olmuştur Yalanı:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Tarihte hep şunlar anlatılır: Kuteybe isimli Arap Komutan,  Asya'ya sefer düzenlemiş ve Türkler ile savaşmış , Türkleri kılıç  zoruyla Müslüman yapmıştır yalanına.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Yukarıda anlattığımız konular araştırılırsa, Türklerin zaten var  olduklarından beri Tek Allah inancına sahip oldukları görülecektir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Ama biz bir de Kur'an-ı Kerim'den delil verelim. Müslüman,  mücahit Kuteybe, eğer gerçekten Türkleri zorla, kılıçla Müslüman   yaptıysa, bu iddiayı dillendirenler şunu düşünmezler mi:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır, Kaf Suresi 45. Ayet: &quot;SEN  ONLARA KARŞI BİR ZORBA DEĞİLSİN.O HALDE SEN BENİM UYARIMDAN KORKAN  KİMSELERE KUR'AN İLE ÖĞÜT VER….&quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> (Şimdi iddia sahiplerine şunu soruyoruz: Kuteybe; Zorla,  kılıçla böyle bir fiil yaptıysa, İlâhi Kelâm'ın mesajı itibarıyla zorba  değil midir?)</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Gaşiye Suresi 22. Ayet: &quot;SEN ONLARIN ÜZERİNDE ZORBA DEĞİLSİN, ZORLAYICI DEĞİLSİN,ZOR KULLANACAK DEĞİLSİN.&quot;</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Bakara Suresi  256. Ayet : &quot; DİNDE ZORLAMA YOKTUR. &quot;</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Fetih Suresi 4. Ayet: &quot;İMANLARI ARTSIN DİYE GÜVEN VE HAYIR VEREN O'DUR.&quot;</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi anlatmak istediğimiz, Kur'an-ı Kerim'in buna benzer birçok  mesajını Kuteybe bilmiyor muydu? Yoksa görmezden mi geldi? İddia  sahipleri bir daha düşünsünler. Eğer durum iddia sahiplerinin dediği  gibiyse bu çok vahim bir durumdur. Kuteybe'nin bırakın mücahit olmasını,  Müslümanlığı bile tartışılır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi gelelim başka bir konuya; İslâm Dinini, İslâm Dünyası'nı  Araplar ideolojik olarak  sahiplenme gibi bir misyon benimsemişlerdir.  Tabi bunun alt yapısını hazırlayanlar bellidir. (Şeytaniler,Yahudiler…)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Oysa İslâm Dini alemlere rahmettir. İns'e ve Cin'se gelmiştir,  hiçbir ayrım yapmadan. Bu konuyu fazla deşifre etmeyeceğiz. Arifler  bilir…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>Şimdi mânâ sırlarından bir ifşa:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu öyle bir sır ki, aynı zamanda suret aleminden de bir delil sunacağız. Önce bilinen meşhur bir vâkıa'yı anlatalım:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Peygamberimiz Hz.Muhammed (SAV) Mekke'yi feth etmiş, o gün  Kâbe'deki putları kırmış ve Kâbe'nin anahtarlarının getirilmesini  istemiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kâbe'nin anahtarları, o an içim müşrik olan, Osman Bin  Talhâ'dadır. Mekke'nin fethî 11 Ocak 630 tarihidir. Bu tarihle ilgili  sırrı ifşa etmeyeceğiz. Belki ilerde inşallah…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Yine bir not yukarıdaki yazıya atfen: Peygamberimiz Hz.Muhammed  (SAV) Mekke'yi feth ettiğinde; uyuyanı uyandırmamış, ağaç kestirmemiş,  kapıları zorlatmamış, çoluk çocuğa dokundurtmamış kısacası zorbalık  yaptırmamıştır. Zorla kimseyi Müslüman yapmamıştır. Kur'an-ı Kerim'in  ifadesiyle &quot;Sen tebliğ et&quot; emrini uygulamıştır. Allah'ın emri dışında  hareket etmemiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> İslâm dini : &quot;Ey insanlar!&quot; hitabıyla tüm insanlığa davet dinidir.</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Şimdi tekrar konumuza dönelim:</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Peygamber Efendimiz (SAV) Kâbe'nin anahtarlarının getirilmesini ister. Bu görevi bilindiği gibi Hz. Ali'ye verir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Dikkat buyurun lütfen. Peygamber Efendimiz (SAV) Kâbe'nin  anahtarlarının getirilmesini EMREDİYOR! Anahtarların Hz. Ali tarafından  getirilmesini EMREDİYOR!   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz.Ali emir üzerine gider, Osman Bin Talhâ'yı bulur. Anahtarları  ister. Osman Bin Talhâ anahtarları vermeyi kabul etmez. &quot;Kâbe'nin  anahtarlarının yıllardır kendi soylarında olduğunu ve Hz.Muhammed  (SAV)'in peygamberliğine inanmadığını&quot; söyler. Hz. Ali ısrar eder. Çünkü  'emri' Peygamber Efendimiz (SAV)'den almıştır. Ne pahasına olursa olsun  'emri' yerine getirmek istemektedir. Hz. Ali, Osman Bin Talhâ'nın elini  sıkar, canını yakarak anahtarları zorla elinden alır. (Bu ibareye  lütfen dikkat : Elini sıkarak, canını yakarak, zorla!)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz. Ali, anahtarları alarak, Peygamber Efendimiz (SAV)'in yanına  gelir. Hz. Peygamber (SAV)'e anahtarları uzatır. Hz. Peygamber  Efendimiz (SAV) anahtarları Hz. Ali'den teslim alır.(Bu ibareye dikkat  lütfen: Hz.Ali'nin elinden Hz.Peygamber (SAV) teslim alır.) Ve şaşılacak  bir şeklide Hz.Ali'ye tekrar anahtarları Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)  uzatır.( Bu ibareye dikkat: Hz.Ali'den aldığı anahtarları Peygamber  Efendimiz (SAV) tekrar Hz.Ali'ye eliyle verir.) ve şöyle buyurur:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot;Ali, bu anahtarları git Osman Bin Talhâ'ya teslim et&quot; der. Hz.Ali şaşırır ve sorar:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot; Ey Allah'ın Resulü (SAV), az önce emrinizle gittim,  anahtarları aldım, getirdim size teslim ettim. Şimdi de emrinizle aynı  şahsa anahtarları teslim etmemi emir buyurdunuz. Bunun hikmeti nedir  ki?&quot; diye sorar.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Peygamber Efendimiz (SAV) bir çok sahabenin yanında şu ibret verici sözleri söyler:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot;Ya Ali, sen anahtarları yolda bana getirirken, Yüce Allah, dostum Cibril ile bana vahiy gönderdi: &quot; EMANETİ EHLİNE VERİNİZ! &quot;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kâbe'nin anahtarları uzun yıllardır Osman Bin Talhâ  ve  soyundadır. Onlar Kâbe'nin nasıl temizleneceğini, nasıl sahip  çıkılacağını çok iyi bilirler. Emanetin ehilleri onlardır. Bu Allah  buyruğudur: &quot;Git ve teslim et!&quot; (Şimdi şu ibareye dikkat lütfen: Allah  buyruğudur, git ve teslim et! Yani emir Yüce Allah'tandır.)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz. Ali bu emir üzerine hemen geri döner ve Osman Bin Talhâ'yı bulur ve anahtarları eliyle Osman Bin Talhâ'nın eline uzatır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu sefer şaşırma sırası Osman Bin Talhâ'dadır. Anahtarları alır ve sorar:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   &quot; Ya Ali, az önce anahtarları elimden zorla alan sen değil miydin? Niye geri getirdin?&quot; der.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz.Ali olanları anlatır: &quot;Bu konuyla ilgili Peygamber Efendimiz  (SAV)'e Ayet geldiğini, Peygamberimizin (SAV)'de  anahtarları geri  yolladığını&quot; söyler.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Osman Bin Talhâ, müşrik iken bu hadise üzerine koşa koşa  Peygamber Efendimiz (SAV)'in yanına varır ve Efendimizin (SAV)  şahitliğinde Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olur.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi olayları kısaca gözden geçirelim:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Peygamber Efendimiz (SAV), önce kendi emri ile Hz.Ali'ye; &quot; anahtarları getir!&quot; der.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz. Ali Osman Bin Talhâ'nın elinden anahtarları alır ve  kendi eliyle Hz. Peygamber (SAV)'in eline verir. Sonra Allah'ın emri ile  Efendimiz (SAV) eliyleanahtarları Hz. Ali'nin eline verir. Hz.Ali'de  kendi eliyle tekrar Osman Bin Talhâ'nın eline anahtarları verir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Yani Allah'ın emri olan &quot; emaneti ehline teslim ediniz! &quot; ayetinin &quot;emri&quot; yerine getirilmiş olur.</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi gelelim bu konuyu neden anlattığımıza:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> GİZLENEN SIR:</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Hz. Osman Bin  Talhâ Kimdir?</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bütün Arap kaynaklarında Süreyc kabilesinden bahsedilir.  Süreyclilerin Orta Asya'dan gelen Türkler olduğu, Arap tarihçilerinin  eserlerinde de geçmektedir. &quot;Ubeydullah Türk'tü&quot; derler. Ubeydullah  Süreyc kabilesindendir. Bu sülâlenin mesleği kılıç ustalığıdır. Bu aile  Orta Asya'dan Anadolu'ya, oradan da Mekke'ye kervanlarla gitmişler ve  Mekke'ye yerleşmişlerdir. Tıpkı Selman Farisi örneğinde olduğu gibi.  Selman Farisi, İran'dan kalkıp  Anadolu'ya gelmiş, burada  birkaç yıl  kaldıktan sonra  Mekke'ye gitmiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu konuda kaynak verecek olursak: 897-960  yıllarında yaşamış  olan tabakât bilginlerinden Ebü'l-Ferec el-Isfahânî yazmış olduğu Ağani  isimli esrede Sureyclilerden bahseder ve ; &quot; Ubeydullah'ın babası Türk  idi.&quot; Demektedir. (El Ağani 1.B.245)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Yine pek çok Arap tarihçisi; Türk kılıçlarını uzun uzun  anlatmışlar ve övmüşlerdir. Sureyc'de Mekke'de bir Türk demirci  ustasıydı. Kılıç yapmasıyla meşhurdu. Osman Bir Talhâ  Sureyc'in  torunlarından olup, bu aileye mensuptur. Sureyc kelimesi Arapça'da  esserc kelimesinden alınmıştır. Aslında biraz lakabî bir isimdir. Daha  sonra es-sureyciyat diye anılmış, manası ise, Sureyc tarafından imal  edilmiş kılıçlar demektir. Çarşı ve pazarda kılıçlar bu isimle  satılmıştır. O dönemde, herkes bu kılıçlara sahip olmak istemektedir. (  Kaynaklar: Sıhhaül Arabia, Tali.a.attar.Mısır 1956 1.sh. 322;  İbn-i  Mansur Erbil Fazl Cemaleddin, Risatül Arap Bulak 1300.III. Sh. 122; El  Yesui.l.M El Müncid. Sh. 339, Ayrıca bu konuda Prof.Dr.Zekeriya  Kitapçı'nın, 'Saadet Asrında Türkler İlk Türk Sahabe Tabii ve Tebea  Tabiileri' kitabına bakılabilir.)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Konuyu fazla detaylandırmadan burada noktalayarak asıl konumuza dönelim.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Netice itibarıyla; Osman Bin Talhâ Orta Asyalı bir Türk  soyundandır. Ve kılıç ustasının torunudur. Peki burada anlatmak  istediğimiz nedir?   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Burada anlatmak istediğimiz, Kâbe'nin anahtarları:  Allah'ın 'emri', Peygamber Efendimizin (SAV) tatbiki ve Hz.Ali  Efendimizin eliyle, Türk olan Osman Bin Talhâ'ya verilmiştir. Bunun  manadaki karşılığı, Kâbe'nin anahtarları:KIYAMETE  KADAR TÜRKLERDEDİR.  (Ariflere)</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi bilinmeyen bir başka sırrı delilleriyle ortaya koyalım inşallah:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)'in; &quot;İlmin şehri bensem, kapısı  Ali'dir&quot; sözünü hatırlayınız. Bilindiği gibi Hz. Ali tasavvufta, bir  çok tarikatın 'PİRİ' kabul eldir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Yani <b>Hz.Ali; Kâbe'nin bilgisini, anahtarlarını TÜRK MİLLETİ'NİN ELİNE VERMİŞTİR.</b> Bu sırrı Allah'ın izniyle ilk defa ifşa ediyoruz.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> MUKADDES EMANETLER VE HZ.OSMAN'IN KILICI</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bilindiği üzere Mukaddes Emanetler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır  seferi sonucunda İstanbul'a getirilmiştir. Bu emanetler içersinde Hz.  Osman'ın kılıcı da vardır. Şimdiye kadar bilinen budur.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Oysa şimdi ilk defa bir gerçeği, Hz. Osman'ın kılıcı ile ilgili gerçeği Allah'ın izni ile açıklıyoruz;   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz. Osman'ın, Topkapı  Saray'ı Mukaddes Emanetler bölümüne  sergilenen bir kılıcı vardır ki, aslında bu kılıç, Yavuz Sultan  Selim'in, Mısır Seferi sonucunda getirilen emanetlerle birlikte  İstanbul'a gelmemiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu kılıç, daha Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce, Hz. Osman  döneminden, Ertuğrul Gazi'nin eline Şeyh Edebali  kanalıyla &quot;kutsal bir  işaret&quot; olarak teslim edilmiştir. Şeyh Edebali'nin eline geliş silsilesi  ise: Sultan Seyyid Hoca Ahmed Yesevi tarafından  onu takip eden  halifeleri vasıtasıyla ulaşmıştır;'bir Allah sırrı olarak'…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Konuyu biraz açalım: Ertuğrul Gazi, Osmanlı İmparatorluğu'nun  kurucusu, Osman Bey'in babasıdır. Şeyh Edebali ise, Osman Bey'in  kayınpederidir. Osman Bey'in gerçek ismi Orhun'dur. ( Bu isim de ilk  defa açıklanmaktadır)Kayı  Boyu'nun, o günkü tüm isimlerine  baktığımızda, bir tane bile Arap kökenli isim göremezsiniz. Ertuğrul  Gazi, Alp Arslan, Konuralp vs…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Peki Orhun ismi, nasıl olmuş da Osman olmuştur? Osmanlı Tarih  araştırmacılarının en çok sordukları ve cevabını aradıkları bu sorunun  cevabını inşallah biz verelim:   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>İşte bu konuda şimdiye kadar gizlenen sır:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şeyh Edebali bizzat Orhun'a : &quot; Bundan sonra senin  ismin Osman olsun, soyun bu isimle anılsın&quot; demiştir. Hz. Osman'ın o  kılıcının &quot;mânâ sırlarını&quot; Osman Bey'e söyleyerek teslim etmiştir.  Sanıldığı gibi bu kılıç, Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferinden dönüşte  getirdiği kutsal emanetler içersinde gelmemiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   <b>İşte delili:   </b></font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kılıç ustası Ubeydullah ve Sureyc kabilesinden bahsettik. Ubeydullah  Arap ismi taşımasına rağmen Türk'tü.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu kılıcı, bizzat kılıç ustası  Türk Sahâbî yapmış   Hz. Osman'a  hediye etmiştir. Dünya ve Türk tarihinde  ilk defa bu konudaki delili  sunuyoruz: </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Topkapı Müzesi'nde gidip gördüğünüzde kılıcın üzerindeki KAYI  BOYU'NUNişareti dikkatinizi çekecektir. Kayı  Boyu'nun damgası kılıç  üzerinde durmaktadır. Çıplak gözle net bir şekilde görülmektedir. Çünkü  bu kılıcın ustası Kayı Boyun'dandır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"> <b> Kayı Boyu'nu işareti:</b>   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   (Türk damgalarının M.Ö. 5000'li yıllarda ortaya çıktığı delilleri  ile beraber mevcuttur.Ve burada da Kayı Boyu'na ait damganın benzerine  rastlanmaktadır.)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Hz. Osman'dan, Osman Bin Talhâ'ya geçip, oradan da Hoca Ahmed Yesevî'ye emanet edilmiştir.(Aradaki detayları anlatmıyoruz….)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Daha sonra bu kılıç,  Hoca Ahmed Yesevî silsilesi yoluyla   Şeyh  Edebali'ye gelmiş ve 'sırları ile beraber'  Osman Bey'e teslim  edilmiştir.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Orhun'un Osman olmasının sırrı bu kılıç ile beraberdir. Nitekim, Osman Gazi'nin  oğlunun ismi de yine Türk ismi Orhan'dır.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Kayı Boyu'nun kılıcı; Mekke'de dövülmüş, Hz. Osman'a teslim  edilmiş, Hz. Osman'dan Osman Bin Talhâ'ya geçmiş ve Osman  Bey'e  ulaşmıştır. Yani tekrar Kayı Boyu'na, ait olduğu yere dönmüştür.   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Şimdi bunun izahını bize yapsınlar. Şimdiye kadar, iddia  edildiği şekilde bu kılıç Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden dönüşte  getirilen Mukaddes Emanetlerin içersinde gelmişse, bu kılıcın üzerinde  Kayı Boyu'nun işareti ne aramaktadır?   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">    Horasan Erenleri'nin ve Melâmîlerin Piri, Hoca Ahmed Yesevî'ye selâm olsun!   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Bu sırrı ifşa etmeyi sebep kılan Allah'a hamd olsun!   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Hz. Osman I. Osman   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Osman Bin Talhâ  II. Osman   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Osman Gazi  III. Osman   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Ya sonrası? ( Bu konuyu şimdilik açmayacağız….)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Buraya kadar anlatılmak istenilenleri anlayanlara selâm olsun….   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">   Manaları sezenlere selâm olsun…   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Yüce Allah, İslâm'ın Sancaktarı Türk Milletini, Türk Devletini ve Türk Ordusunu muzaffer kılsın! (AMİN)   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  Saygılarımla...   </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3">  <b>Oktan KELEŞ   </b></font></font></blockquote></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/">Tarihi Şahsiyetler</category>
			<dc:creator>Leydihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/46279-oguz-kagan-aslinda-zulkarneyn-peygamber-mi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çatıdaki Adam Lakabıyla Tanınan Jeffrey Manchester Hayatı..</title>
			<link>https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/46170-catidaki-adam-lakabiyla-taninan-jeffrey-manchester-hayati.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 16:30:00 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/96/Jeffrey_Manchester_mugshot.png  
 
Kuzey Carolina'dan Manchester'ın sabıka fotoğrafı. 
  
...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="2"><div align="center"><img style="max-width: 600px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/96/Jeffrey_Manchester_mugshot.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kuzey Carolina'dan Manchester'ın sabıka fotoğrafı.<br />
 <br />
</div><blockquote><font face="Georgia"><font size="3"><b>Doğum</b> Jeffrey Allen Manchester <br />
12 Kasım 1971 (  54 yaşında) <br />
</font></font>                             <font face="Georgia"><font size="3">Sacramento, Kaliforniya , ABD              <br />
</font></font>                                       <font face="Georgia"><font size="3"><b>Aktif olduğu yıllar             </b>1997–2000 <br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">2004–2005 </font></font><br />
<br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>Ceza davaları              </b></font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">Tehlikeli  silahla soygun, mala zarar vermek amacıyla patlayıcı madde kullanma,  boş binayı yakma, hırsızlık amacıyla eve girme, sabıkalı tarafından  ateşli silah bulundurma </font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3"><b>Cezai yaptırım              </b></font></font><br />
              <font face="Georgia"><font size="3"><b>2000: </b>45 yıl hapis cezasına çarptırıldı (4 yıl yattıktan sonra kaçtı) <br />
</font></font>               <font face="Georgia"><font size="3"><b>2005:</b> 40 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı                                     Eş             1 (evlilik 1991/92, boşanma 1999) Çocuklar             3 </font></font><div align="center"><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font></div><font face="Georgia"><font size="3"><b>Jeffrey Allen Manchester</b> (12 Kasım 1971 doğumlu  ), McDonald's şubelerine çatılarını delerek girme yöntemiyle <i>tanınan</i> Amerikalı bir suçludur .  2005 yılında Kuzey Carolina, Charlotte'ta ikinci kez yakalanmadan önce Manchester, Temmuz 2004'ten Şubat 2005'e kadar <b>John Zorn</b> takma adını kullanmıştır .</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
 <font face="Georgia"><font size="3"><b>Erken dönem</b><br />
</font></font>           <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font>            <font face="Georgia"><font size="3">Jeffrey Allen Manchester, ABD Ordusuna katılmadan önce Kaliforniya, Rancho Cordova'da liseye gitti . 82. Hava İndirme Tümeninde görev yaptı ve  burada ip inişi, silah kullanımı ve soygunları sırasında kullanacağı  diğer becerileri öğrendi. 1991 yılında 20 yaşında evlendi, ancak 1999  yılında Concord Deniz Silah İstasyonunda görev yaparken boşandı .  Soygun serisinden önce Manchester, McDonald's'ta çalışıyordu.<br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><b>Suç dalgası</b><br />
<br />
                     Manchester, Kasım 1998'de Amerika Birleşik Devletleri genelinde ağırlıklı olarak McDonald's şubelerini soymaya başladı. <i>Çalışma yöntemi,</i>  gece veya sabahın erken saatlerinde hedef binanın çatısını delmeden,  kesmeden veya testereyle kesmeden önce titiz bir planlama ve gözlem  yapmaktan ve genellikle bir tuvalette bekleyerek sabahı beklemekten  oluşuyordu. Daha sonra bir ateşli silahla ortaya çıkıp çalışanları  tehdit ederek onları soğuk hava deposuna götürüyor ve kasaları soyarken  onları içeride kilitliyordu. <br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3">Manchester,  ülke genelindeki tahmini 40-60 soygunu boyunca son derece nazik ve cana  yakın bir tavır sergilemiş, nadiren şiddete başvurmuştur; bazı  kurbanlar, dondurucuya girmeden önce palto giymeyi önerdiğini  belirtmiştir.</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3"><b>Hapishaneden kaçış</b><br />
<br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3">Brown Creek'te hapsedildiği sırada Manchester,  hapishanenin metal atölyesinde çalıştı; bu iş görevini, tesiste  geçireceği dört yıl boyunca bir kaçış planı tasarlamak için kullandı.  Hapishaneye girip çıkan kamyonları gözlemledikten sonra Manchester,  üzerine sprey boyayla siyah boyadığı bir kontrplak platform ve biraz  karton yaptı. </font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font><br />
<font face="Georgia"><font size="3">15 Haziran 2004'te, dışarı çıkan bir kamyonun alt kısmına  saklandı ve kapı gardiyanları kamyonu incelerse vücudunu gizlemek için  kontrplak platformu ve kartonu kullandı. Kaçışının ardından Manchester, otostopla Charlotte'a gitti .</font></font><br />
<br />
 <font face="Georgia"><font size="3"><b>Toys &quot;R&quot; Us soygunu ve yakalama</b><br />
</font></font>           <font face="Georgia"><font size="3"><br />
                     Charlotte'a ulaştıktan sonra Manchester, Charlotte'taki bir Toys &quot;R&quot; Us  mağazasında yaşadı, arka odalarda ve içerideki diğer alanlarda kaldı,  şeker ve bebek mamasıyla hayatta kaldı ve mağaza kapalıyken geceleri  mağaza koridorlarında bisiklet sürerek egzersiz yaptı. Aralık 2004'teki tatil telaşı sırasında Manchester, tespit edilmekten kaçınmak için yaşam alanını yanındaki terk edilmiş bir Circuit City'ye  taşıdı ve bir merdiven boşluğunun altında duvarlarını boyadığı,  posterler astığı ve gün boyunca film izleyerek vakit geçirdiği bir oda  oluşturdu. <br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
           Charlotte'ta  geçirdiği süre boyunca Manchester, topluluğun bir üyesi oldu, soygun  anına kadar zamanını bekledi, hatta yerel bir kadın olan Leigh Moore ile  çıktı ve Crossroads Presbyterian Kilisesi'ne katıldı. Zamanının büyük  bir kısmını Moore ve çocuklarıyla geçirdi, yaşadığı dükkandan çaldığı  oyuncakları onlara getirdi ve görünürdeki işsizliğini ve evsizliğini,  son derece gizli bir devlet işiyle ilgili gizli fısıltılarla örtbas  etti, kaldığı yerin kısıtlı bir ofis binasında olduğunu iddia etti. <br />
<br />
           Toys  &quot;R&quot; Us soygununu gerçekleştirmeden önce Manchester, orada geçirdiği  süre boyunca dişlerini yaptırdığı Charlotte'taki bir dişçi  muayenehanesini yakmıştı. Soygun hazırlığı için bir silah edinmek  amacıyla bir rehinci dükkanını soyduğu bildiriliyor. 26 Aralık sabahı  Manchester, Toys &quot;R&quot; Us'ı soydu <i>  ve bilinmeyen miktarda nakit para aldıktan sonra, iki çalışanın  mağazadan gizlice çıkıp kolluk kuvvetlerine haber vermesi üzerine kaçmak  zorunda kaldı. Bu durum, polisin Manchester'ın Circuit City'deki gizli  konaklama yerini bulmasına ve ardından ironik bir şekilde Catch Me If  You Can</i> filminin DVD'sinde bulunan tek parmak izini keşfetmesine yol açtı . <br />
</font></font> <font face="Georgia"><font size="3"><br />
           Soygunu  gerçekleştirmesine rağmen Manchester, Charlotte'ı terk etmedi. Moore'a  Manchester'ın gerçek kimliğini (ki onun &quot;John Zorn&quot; olduğunu sanıyordu)  bildirdikten sonra, polis Moore'u 5 Ocak 2005'te Manchester'ı evine  çağırmaya ikna etti ve onu eve vardığında yakaladı.<br />
<br />
</font></font>            <font face="Georgia"><font size="3">Ocak ayındaki yeniden yakalanmasının ardından, Aralık ayındaki bir duruşmada Manchester , Charlotte'taki suçlarıyla ilgili çok sayıda suçtan suçlu bulundu. Kırk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şu anda cezasını Kuzey Carolina , Raleigh'deki Merkez Hapishanesinde çekiyor; daha önce Kuzey Carolina, McDowell County'deki Marion Cezaevi'nde cezasını çekiyordu . Manchester, 2009 ve 2017 yıllarında daha fazla hapishaneden kaçma girişiminde bulundu ancak başarısız oldu.  Şu anki beklenen tahliye tarihi 4 Aralık 2036'dır. <br />
<br />
</font></font>                                        <font face="Georgia"><font size="3"><b>Miras</b><br />
</font></font><font face="Georgia"><font size="3"><br />
</font></font>                      <font face="Georgia"><font size="3"><i>Manchester, 2025 yapımı Roofman</i> filminde Channing Tatum tarafından canlandırılıyor ; film onun hayatına dayanıyor ve esas olarak Toys &quot;R&quot; Us'ta saklandığı dönemi konu alıyor.</font></font></blockquote></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/">Tarihi Şahsiyetler</category>
			<dc:creator>Leydihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.forumkalbi.com/tarihi-sahsiyetler/46170-catidaki-adam-lakabiyla-taninan-jeffrey-manchester-hayati.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
