![]() |
Seher Vakti
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Yanıt: Seher Vakti
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Yanıt: Seher Vakti
Nazım Hikmet Bursa Cezaevinde yatarken Safiye Ayla tenekelerle peynir, bal, yağ gönderir. Doğruca 1. Şube’ye çekilir.Bunun üzerine dönemin iktidarı tarafından sorgulanır.Safiye Ayla sorguda bakın ne söyler;
Sonuç olarak “O benim arkadaşım bu yüzden gönderdim” yanıtını ve Ben Komünistlik Momünistlik Nedir Bilmem. Safiye Ayla anlatıyor: “İzmir eşrafından Halim Alanyalı adında bir hayranım vardı. Bana sık sık tenekelerle yağ, çuvallar dolusu erzak ve sabun yollardı. Ben de bir gün tuttum, hepsini Bursa’ya Nazım’a gönderdim. Aradan birkaç gün geçti, bir sabah sivil bir polis gelerek beni Birinci Şube’ye götürdü. O gün Naci’nin (yazar Naci Sadullah) hükmü kesinleşmişti. Polis benden kendisini soracak sanıyordum. Onun için ne heyecanlandım, ne de korktum. Orada bana hiç beklemediğim bir konuyu, Nazım Hikmet’e erzak gönderip göndermediğimi sordular. Hiç çekinmeden ‘Gönderdim, gene göndereceğim’ dedim. Komiser, ummadığı bu cevap karşısında sinirlenerek, ‘Bana bak Safiye Hanım, sen komünistleri mi besliyorsun’ diye bağırmaya başladı. Ben de sinirlendim ama bozuntuya vermedim. ‘O sizin tarifinizle komünist olabilir. Ben komünistlik, momünistlik nedir bilmem. Böyle şeylere de inanmam. Arkadaşım hasta ve parasız. O nedenle gönderdim. İhtiyacı olduğunu duyarsam gene gönderirim’ dedim. Komiser bana yeterince gözdağı verdiğine inanarak ve şöyle üstünkörü Naci Sadullah’ı da sorarak serbest bıraktı.🙏🙏💖💖 Safiye Ayla Anıları… [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Yanıt: Seher Vakti
Henderson Ailesi Trajedisi: Bir Kavanoz Fasulye Altı Kişinin Hayatını Kararttı
19 Kasım 1912 akşamı, Henderson ailesi sıradan görünen bir akşam yemeği için masaya oturdu. 42 yaşındaki Robert Henderson, eşi Alice ve dört çocukları birlikte evde hazırlanmış, konserve yeşil fasulyenin de bulunduğu mütevazı bir yemek yediler. Her şey tamamen normal görünüyordu. Ancak kimsenin bilmediği bir şey vardı. Fasulyelerin bulunduğu kavanoz, ölümcül bir tehlike saklıyordu. Konserve işlemi sırasında yapılan bir hata, bakterilerin çoğalmasına ve dünyanın en güçlü zehirlerinden biri olan botulinum toksininin oluşmasına neden olmuştu. Bu toksinin çok küçük bir miktarı bile insanı öldürmeye yetebiliyordu. Yemekten sonraki 24 saat içinde aile bireyleri rahatsızlanmaya başladı. Önce görüşleri bulanıklaştı. Ardından konuşmak ve yutkunmak zorlaştı. Kısa süre sonra kaslarında güçsüzlük başladı ve bu durum giderek kötüleşti. Felç, yavaş ama durdurulamaz bir şekilde tüm vücutlarına yayılıyordu. Durumu daha da korkunç yapan şey ise bilinçlerini kaybetmemeleriydi. Botulizm, çoğu zaman kişinin zihnini etkilemez. Yani Henderson ailesi, bedenleri yavaş yavaş felç olurken olup bitenin tamamen farkındaydı. Bir süre sonra hiçbiri hareket edemiyor, konuşamıyor ve yardım isteyemiyordu. Bir zamanlar neşeyle dolu olan ev, ürkütücü bir sessizliğe gömüldü. Sonunda komşular bir şeylerin ters gittiğini fark etti. Eve girdiklerinde korkunç bir manzarayla karşılaştılar. Ailenin altı üyesi de hareketsiz yatıyordu. Konuşamıyorlardı ama gözleriyle çevrelerinde olup biteni takip edebiliyorlardı. Hemen bir doktor çağrıldı. Teşhis botulizmdi. Ancak 1912 yılında ne etkili bir antitoksin vardı ne de modern yoğun bakım imkanları. Doktorların yapabileceği çok az şey bulunuyordu. Aile üyeleri hastaneye taşınamayacak kadar güçsüzdü. Komşular nöbetleşe başlarında bekleyerek ellerinden gelen yardımı yapmaya çalıştı. Fakat felç ilerlemeye devam etti. İlk olarak beş yaşındaki Sarah hayatını kaybetti. Saatler sonra sekiz yaşındaki Thomas da yaşamını yitirdi. Gece boyunca diğer çocuklar ve ardından anneleri Alice de toksine yenik düştü. Ailenin en son hayatta kalan üyesi baba Robert Henderson oldu. Ancak o da kısa süre sonra yaşam mücadelesini kaybetti. Bu trajedi, dönemin toplumunda büyük yankı uyandırdı ve yanlış konserveleme yöntemlerinin ne kadar ölümcül sonuçlar doğurabileceğini gösteren en çarpıcı olaylardan biri olarak hafızalara kazındı. Henderson ailesinin hikâyesi, gıda güvenliği konusunda farkındalığın artmasına katkı sağladı ve bugün milyonlarca insanı koruyan modern gıda saklama standartlarının geliştirilmesine yardımcı olan olaylardan biri olarak tarihe geçti. Sıradan bir aile yemeği olarak başlayan o akşam, görünmeyen bir tehdidin bir aileyi nasıl yok edebileceğinin unutulmaz ve acı bir örneği oldu.. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Re: Seher Vakti
Vay be, ne kadar da trajik bir hikaye. İnsan okurken tüyleri diken diken oluyor. O dönemin şartlarında böyle bir durumla karşılaşmak gerçekten çok zor olmalı. Kadının yaşadığı çaresizlik ve Turgay'ın insani tepkisi etkileyici. Hikayenin devamını da merak ettim doğrusu.
|
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 19:57. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum