Bütün doğum günlerimde olduğu gibi istemsiz bir hüzün var içimde. Ve yine istemsiz bir şekilde geçen bir yılın muhasebesini yapıyorum...
Doğum günü koca bir yıl daha gitti ömürümden...
Bir adım ilerisini göremediğim hayatı yaşamaya devam ediyorum.. Geçmiş anılar yığını.. Gelecek zifiri karanlık.. Sıkışıp kaldım ikisinin arasında..
Tıkandı birşeyler.. Kendimi ifade etmekten acizim bugün...
Uykudayım şimdi ve bir adım daha yaklaştım uyanmaya…….
İyi demek adettendir ya !
‘İyiyim’ dedim…
Değilim.
Anlatılması zor bir duygu içimde ki.
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.
Bir gün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum.
Bir gün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum.
‘Kime, neye konuşursan konuş’ diyorum…
Yeter ki susma!
Hiç bir söz yetmiyor, beni 'bana' anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…
Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın.
Oysa ben iyiyim görünürde !
Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum...
Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı…
Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını.
Ve ben,
İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapışıyorum anlamadığım bir biçimde…
Sebebim yok.
Belki de çok…
Biliyorum;
Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .
Ben kendimi,
Görmüyorum
Duymuyorum
Ve bilmiyorum…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça..
Alıntıdır.