| Leydihan |
17 Mart 2025 00:51 |
Yanıt: Adnan Oktar Hayatı | Tarikat Kuran Ünlü Obsedörler..
Uyuşturucu kullanımı iddiaları
Oktar, 1991 yılının Temmuz ayında bu kez Çeşme'de İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Ahlak Masası ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltının gerekçesi, bir babanın kızının zorla alıkonularak müritlerden biriyle evlenmeye zorlandığı gerekçesiyle yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturmaydı. Soruşturmanın konusu olan çift, kendi rızalarıyla evlendiklerini açıkladı. Konu takipsizlikle sonuçlandı. Ancak gözaltına alınan Oktar'ın İstanbul'daki evinde yapılan aramada birkaç gram uyuşturucu madde ele geçirildi ve bununla ilgili olarak dava açıldı. Oktar hakkında 5 yıl hapis cezası istendi. Bu davada rapor hazırlaması istenen Cerrahpaşa Psikiyatri bölümü öğretim üyesi ve Adli Tıp Kurumu görevlisi Prof. Dr. Adnan Ziyalar, Oktar'ın kokain kullandığını tespit eden bir rapor hazırladı. Bu raporun ardından Oktar'ın müritleri, kendilerinden rüşvet istediği gerekçesiyle Ziyalar hakkında suç duyurusunda bulundu. Ziyalar, gözaltına alındı ve yargılandı. Daha sonra ise hakkındaki suçlamalardan beraat etti. Ziyalar, Oktar grubu tarafından kendisine komplo kurulduğunu öne sürdü.
Suç örgütü kurma iddiaları
12 Kasım 1999 tarihinde içlerinde Adnan Oktar'ın da bulunduğu, Bilim Araştırma Vakfı'na (BAV) mensup 85 kişi gözaltına alındı. Bir haftaya yakın bir süre İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan BAV mensupları, bu süre içerisinde çok ağır fiziksel baskılar uygulandığını, önceden hazırlanmış bazı ifadelerin zorla imzalatıldığını iddia ettiler. Adnan Oktar BAV operasyonu sonrasında dokuz ay cezaevinde tutulmuştur. Çete oluşturmak ve tehditle menfaat sağlamak suçlamasıyla cezaevinde tutulan Adnan Oktar ve Fırat Develioğlu, müştekilerin çoğunun Emniyet'teki baskı sonucu şikayetçi olmak zorunda kaldıklarını söylemeleri üzerine İstanbul DGM'de görülen duruşma sonunda tahliye edildiler.
BAV operasyonunun gece yarısı gerçekleştirilmesi ile ilgili eleştiriler üzerine dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, "Her şey kurallara göre yapılmıştır. Olay yargıya intikal etmek üzeredir. Onun için bu aşamada bir açıklama yapmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim, Adnan Hoca'nın yakalanması Apo'nun yakalanması kadar önemli. Bu adam, Apo kadar tehlikeli birisi." açıklamasını yapmıştır.
Adnan Oktar ve bir grup müridi hakkında açılan "çıkar amaçlı örgüt kurma" davası, 24 Kasım 2005 tarihinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile, zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle düşürülmüştür. Bununla birlikte Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi sonradan bu kararı bozmuştur. Bozma kararı neticesinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Oktar hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirmiştir.
Nisan 2008'deki duruşmada ise savcı Orhan Erbay, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında beraat istemişti. 9 Mayıs 2008'de Adnan Oktar, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Oktar ile 17 sanığın yargılandığı davayı karara bağlayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Adnan Oktar'ı "çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan lehine olan yeni TCK'nın 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç yıl hapis cezasına mahkûm etti. Mahkeme heyeti, "adı geçen örgütün organize bir şekilde mahkemeyi baskı altında tutmak ve yargılamayı engellemek için görsel ve yazılı basına ilanlar verdiğini belirterek, mahkeme başkanı Salih Öztürk ve üye hakim Nuran Yalınbaş'a hakaret ve iftirada" bulunduklarını bildirdi. Mahkeme heyeti ayrıca, Oktar'ın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCK'nın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.
Atatürk karşıtlığı
1986 yılında Bulvar'a verdiği bir röportaj nedeniyle, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'a muhalefetten yargılandı. Ortaköy'deki evinde, müritlerine Rıza Nur'un Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplarını okutan ve bu konu basına yansıdığında inkâr eden Oktar, Atatürk'ün rozetini yakasına taktığı ilk gün, müritlerine verdiği gece derslerinde bu tutumunu "Tıpkı hadislerdeki gibi, Mehdi de, Deccal'ın kafasını elinde taşır" sözleriyle açıkladı.
Ahlak Bürosu Amiri Başkomiser Nurettin Günay tarafından yapılan sorgulama sırasında zabıtlara geçen "Hakkınızda, daha önceleri Atatürk aleyhinde aşağılayıcı, kötüleyici, örneğin Şaşı Kemal, Beton Mustafa, Deccal gibi kelimeler kullandığınız ifade ediliyor. Dergilere bakılırsa, sonradan Atatürkçü olduğunuz anlaşılıyor. Bu değişikliğin sebeplerini açıklayın." sorusuna Oktar şu yanıtı verdi:
“ Daha önceleri Atatürk'ü yakinen tanımıyordum. Bu hususta eğitimim yoktu. Bundan dolayı Atatürk aleyhtarı idim ve Atatürk'ü din düşmanı olarak görüyordum. Ancak bana tevdi etmiş olduğunuz Beton Kemal, Kör Mustafa gibi daha buna benzer Atatürk'ün ahlaki yönden yani fiili livata yaptığını söylemedim. Zaten buna terbiyem müsaade etmez. Ancak ilk zamanlar Atatürk hakkında fazla bilgim olmadığından dolayı bu kelimeleri kullandım. ”
Cemaatten ayrılan müritlerinden Ali Konyalı, Adnan Oktar'ın Atatürk konusundaki stratejisini Tempo dergisine şöyle anlattı:
“ Mahkeme ve hastane olayından gözü iyice korktu. Ondan sonra bir takiye olarak, polisi ve devleti, kendisine el süremeyecek hale getirmek için Atatürkçülük kampanyasına başladı. Vakfın kurulması bu amaçladır. Yapılan konferanslarda, yazılı metinlerde bu amaç işlenecekti. Vakıf çalışmalarının en önemli nedeni gece derslerini daha iyi yapabilmekti. Toptan Atatürk fotoğrafları alındı. Duvarlar, döviz ve fotoğraflarla süslendi. Herkesin cüzdanlarında taşıması için Atatürk'le ilgili bir yazı yazdırıldı. Bu haftalarca süren bir kampanyaydı. Polis geldiğinde ne söylenecek, ifadeler nasıl verilecek ezberletiliyordu. Mehdi'nin nasıl ele geçirilemeyeceğinin ürünleriydi bunlar... ”
Oktar hakkında 1990'larda bir başka soruşturma daha açıldı. Bilim Araştırma Vakfı'ndaki konuşmalarından dolayı 5816 sayılı kanuna aykırı hareket etmekten sekiz hapsi istendi. Mart 1992'de beraat etti.
Antisemitizm
1986 yılında Adnan Oktar tarafından yazıldığı iddia edilmiş "Yahudilik ve Masonluk" adlı kitap yayımlandı. Bu kitapta, Türkiye'deki Yahudilerin ve masonların amacının, –yazara veya yazarlara göre "çarptırılmış Tevrat"ta da belirtildiği üzere– Türk halkının ruhânî, dînî ve ahlâkî değerlerini erozyona uğratmak ve onları birer hayvana döndürmek olduğu iddia edildi. Yahudi ve masonların materyalist nedenlerle, evrim teorisini, dinsizliği ve ahlaksızlığı topluma empoze etmeye çalıştıkları öne sürüldü.
Bu kitabın yayımlanmasından kısa süre sonra Adnan Oktar tutuklandı ve hapse atıldı. Daha sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi. Burada 19 ay boyunca gözetim altında tutuldu.
1995'te BAV "Soykırım Yalanı" adlı kitabı yayımladı. Bu kitap geniş yankılar uyandırdı. Kitapta, Holokost olarak bilinen "Yahudi Soykırımı'nın yaşanmadığını, Yahudilerin, Almanların yenilmesi ile sonuçlanan II. Dünya Savaşı sonlarında yaşanan kıtlık ve tifüs salgını nedeniyle öldüklerini" iddia etti.
1996'da Bedri Baykam, Ankara'da yayımlanan Siyah-Beyaz adlı gazetede, bahsi geçen kitabı ve gerçek adını kullanmayan yazarını ağır şekilde eleştiren bir köşe yazısı yazdı. Bunun üzerine Adnan Oktar taraftarları tarafından Bedri Baykam hakkında dava açıldı. Dava devam ederken, aynı yılın Eylül ayında Baykam, kitabın asıl yazarının Adnan Oktar olduğunu açıkladı. Mart 1997'de dava geri çekildi.
Oktar günümüzde antisemitizmin pagan ve Darwinist kökenleri olduğunu iddia etmektedir. Eski Ahit ve Tanah'ın "şahıslar tarafından çıkar amaçlı değiştirildiğini" iddia etmekle beraber tüm Müslümanlara "diğer dinlerin mensuplarına karşı toleranslı ve dostça bir yaklaşım içerisine girmelerini" öğütlemektedir.
2004 yılında, İsrail'deki Tel Aviv Üniversitesi Stephen Roth Enstitüsü yetkilileri, Adnan Oktar'ın diğer dinlerin mensuplarına yönelik hoşgörüsünün arttığını düşündüklerini açıklamış, şu an "dinler arası diyaloğu artırmaya yönelik çalışmalar yaptığını" belirtmişlerdir.
Oktar'ın adıyla yayımlanmış ve antisemitizme karşı kesin görüşlerin belirtildiği güncel makaleler bulunmaktadır. Bu makaleler İsrail'in önde gelen gazete ve haber sitelerinden Jerusalem Post, ayrıca Times of Israel, Jewish Journal ve Jerusalem Online gibi pek çok Musevi medya kuruluşunda yayımlanmıştır. Aynı şekilde Oktar'ın cemaatinin, antisemitizmin Kuran ahlakına aykırı ve ırkçı bir yaklaşım olduğunu belirttiği makale, kitap ve web sitesi çalışmaları da bulunmaktadır.
|