| Leydihan |
17 Mart 2025 00:04 |
Yanıt: Jim Jones Hayatı | Tarikat Kuran Ünlü Obsedörler..
Kaliforniya Cenneti
1963 yılı Aralık ayında Brezilya’dan geri döndüğünde Jones, Indiana’daki cemaatine 15 Temmuz 1967’de dünyanın nükleer bir savaşla yok olacağını, ardından sosyalist bir cennetin doğacağını ve güvenlikleri için Tapınağın Kuzey Kaliforniya’ya taşınması gerektiğini söyledi. Böylelikle Tapınak, faaliyetlerini Kaliforniya’nın Ukiah şehri yakınlarında Redwood Vadisi’ne nakletmeye başladı.
Burada kendi ibadethanesi, hatta bir havuzu olan Tapınağa, Hoosier Kilisesi mensubu 140 kişi katılmış ve hareketin üye sayısı 1969 yılında 300’e ulaşmıştı. Din çalışmaları uzmanı Catherine Wessinger’a göre, sosyal incilin erdemlerinden bahseden Jones, 1960’ların sonlarından önce asıl incilinin komünizm olduğunu gizlemeyi tercih etmiştir. 1960’ların sonuna gelindiğinde ise Jones, Tapınaktaki vaazlarında “Apostolik Sosyalizm” konseptini kısmen de olsa açıklamaya başladı. Yine Jones, “din afyonuyla uyuşmuş kimselerin aydınlanma (sosyalizm) ile tanışması gerektiğini” söylüyordu.
Jones bu fikirleri çoğu kez karıştırıyordu. Bunun örneği, şu sözleri söylediği vaazıdır: “Kapitalist Amerika’da, ırkçı Amerika’da, faşist Amerika’da doğduysanız, günahkâr doğmuşsunuz demektir. Ama sosyalizmde doğduysanız günahkâr doğmamışsınızdır."
1971 yılına gelindiğinde Halklar Tapınağı, eyalet genelinde yeni üye toplamak için otobüs turlarına ve ülke çapındaki dinî radyo istasyonlarından yayınlara başladı. Artık hareket, aynı zamanda siyasi gücünü de kullanıyordu. 1972'de Los Angeles ve San Francisco’da bir cemaat oluştu. Otobüsler dolusu Halklar Tapınağı mensubu ülkeyi dolaşıyor ve yeni müritleri bünyesine katmaya çalışıyordu. 1973 yılına gelindiğinde, ayrılan 8 üyeye rağmen toplam üye sayısı 2.570'e ulaşmıştı.
1970'lerin ilk yıllarında Jones, artık “havâî bir din” diyerek geleneksel Hristiyanlıkla alay etmeye başlamıştı. Kitab-ı Mukaddes’i kadınlara ve beyaz olmayanlara zulmetmek için kullanılan bir araç olarak görerek reddediyor ve tanrılığı falan olmayan “Gök Tanrısı”nı açıkça eleştiriyordu. Kral James Onaylı Kitab-ı Mukaddes’i (King James Bible) eleştirmek üzere “The Letter Killeth” (Harf Öldürür) adlı bir kitapçık yazmıştı.
Ayrıca kendisinin Mahatma Gandhi, Father Divine, İsa, Gotama Buda ve Vladimir Lenin’in reenkarnasyonu olduğunu söylemeye başlamıştı. Eski Tapınak üyesi Hue Fortson Jr., Jones’un söylediği şu sözleri aktarmaktadır: “İnanmanız gereken, görebildiğiniz şeydir... Beni dostunuz olarak görürseniz dostunuz olurum. Babası olmayanlar beni babası olarak görürseniz babanız olurum... Beni kurtarıcınız olarak görürseniz kurtarıcınız olurum. Beni Tanrınız olarak görürseniz Tanrınız olurum.”
1976 yılında John Maher ile yaptığı bir telefon görüşmesinde Jones, önce agnostik, sonra ateist olduğunu söylemiştir. Amerikan Gelir İdaresi'nin (IRS) dini vergi muafiyetini soruşturduğuna dair Tapınak mensuplarının korkularına rağmen, sonradan 1977 yılında New York Times gazetesine verdiği bir röportajda Marceline Jones, Jones'un ABD'de din yoluyla insanları harekete geçirerek Marksizm’i yaymaya çalıştığını ve ilham kaynağı olarak Mao Zedong’u gördüğünü anlatmıştır.
Marceline Jones şöyle demişti: “Jim, insanları din afyonundan kurtarmak için dini kullanıyor,” ve Kitab-ı Mukaddes’i masaya çarparak “Bu kâğıttan putu yok etmeliyim!” diye haykırıyordu.” Başka bir vaazında Jones şöyle diyordu: “Önce kendi kendinize yardım etmeniz lazım, yoksa yardım falan gelmeyecek! Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde! Yukarıdan kimsenin geleceği yok! Yukarıda cennet falan yok! Cenneti burada kurmamız lazım!”
San Francisco'ya geçiş
Kaliforniya’ya taşınmasını takip eden beş yıl zarfında Tapınak, çok hızlı bir büyüme yaşayarak San Fernando, San Francisco ve Los Angeles gibi şehirlerde şubeler kurdu. 1970'lerin başına gelindiğinde Jones, Ukiah'ta büyüme imkânlarının sınırlı olması nedeniyle büyük şehirlere odaklanmaya başlamıştı. En sonunda Tapınak merkezini, o sırada önemli protest hareketlerin merkezi olan San Franscisco’ya taşıdı. Taşınma ile birlikte Jones ve Tapınak, San Francisco siyasetinde etkili hale geldi. Bu etki, George Moscone’un 1975 yılında belediye başkanlığı seçimini kazanmasında Tapınağın oynadığı önemli rol ile zirveye ulaşacaktı. Bunun ardından Moscone, Jones’u San Francisco Toplu Konut İdaresi’nin başkanı olarak görevlendirdi.
Birçok kült liderinden farklı olarak Jones, yerel ve ulusal düzeyde kamuoyu desteği elde etmeyi başarmış; birçok önemli siyasetçi ile de irtibat kurmuştur. Örneğin Jones ve Moscone, 1976 seçimleri öncesinde yürüttüğü kampanya sırasında başkan yardımcısı adayı Walter Mondale ile özel olarak görüşmüş; bu görüşme sonrasında Mondale, kamuoyu açıklamasında Tapınaktan övgüyle söz etmişti.
First Lady Rosalynn Carter da Jones ile birçok defa görüşmüş, Küba hakkında kendisiyle yazışmış ve Demokrat Parti’nin San Francisco Merkezi’nin açılışında kendisiyle konuşmuş; bu açılış töreninde Jones, Bayan Carter’dan daha fazla alkış almıştı.
1975 yılında Jones, Religion in American Life adlı derginin sıralamasına göre ülkenin en seçkin 100 din adamı arasına girmiş; 1976 yılında da Los Angeles Herald gazetesinin “Yılın Yardımseveri” ödülüne layık görülmüştü.
1977 Eylül'ünde Kaliforniya Meclis Üyesi Willie Brown, Vali Jerry Brown ve Vali Yardımcısı Mervyn Dymally'nin de katıldığı ve Jones adına verilen akşam yemeğinde Jones'u bizzat takdim eden kişi olmuştur. Bu yemekte Brown, Jones'u şu sözlerle lanse etmiştir: “Her gün sabahın erken saatlerinde aynaya baktığınızda karşınızda görmeniz gereken kişi... Martin Luther King, Angela Davis, Albert Einstein ve Başkan Mao’yu şahsında bir araya getiren biri”. Siyasi mitinglerde Tapınakta konuşan Harvey Milk, Tapınağa yaptığı bir ziyaretin ardından Jones'a şöyle yazmıştı: “Muhterem Jim, bugün ulaştığım o zirveden aşağı inmem çok zaman sürdü. Bu gün çok değerli bir şey buldum. Bir mücadeleye harcanan tüm o saatleri ve enerjiyi telafi eden bir varoluş hissini gördüm. Benim bulmamı istediğin şeyi buldum. Geri döneceğim, zira seni asla bırakamam.”
San Francisco'daki dairesinde Jones, tartışmalarda bulunmak üzere Angela Davis gibi kentin radikal siyasi şahsiyetlerini ağırlıyordu. San Francisco Sun-Reporter gazetesi matbaası sahibi olan, arkadaşı Carlton Goodlett'e, Çin ve Sovyetler Birliği gibi sosyalist ülkelere gidemediğinden duyduğu üzüntüyü anlatıyor ve Sovyetler Birliği'nin Mandıra İdaresi Başkanı olabileceğini söylüyordu. Nation of Islam (İslam Milleti) hareketi ile eleştiriler neticesinde artan gerginliklerin ardından arayı düzeltmek üzere Jones, Los Angeles Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve en yakın siyasi dostlarından birçoğunun katıldığı devasa bir mitingde konuşma yaptı.
Jones San Francisco Chronicle ve başka medya organlarındaki en önemli köşe yazarları ile medya ittifakı geliştirirken, diğer yandan San Francisco'ya taşınması medyanın kendisini mercek altına almasına neden olmuştu. Jones'un karanlık işleri hakkında yazdığı bir makaleyi yayınlatamayan Chronicle muhabiri Marshall Kilduff, yazısını New West adlı dergide çıkarabilmişti. Kilduff'un New West’te yayınlanacak makalesinin içeriğini öğrendiklerinde Jones ve birkaç yüz Tapınak mensubu, 1977 yazında aniden Tapınağın Guyana’daki yerleşkesine taşınma kararı aldı. Bu makale eski Tapınak mensuplarının, “fiziksel, duygusal ve cinsel olarak suiistimale uğradıklarına” dair iddialarını içeriyordu. Jones, bu yeni yerleşime, kendi adına izafetle “Jonestown” adını verdi.
Jonestown'un kuruluşu ve işleyişi
New West dergisindeki makalenin yayınlanmasından birkaç sene önce, 1973 yılı Ekim ayında Tapınağın yönetim kurulu, oylamayla Güney Amerika'da bulunan Guyana’da bir şube kurulmasına karar vermiş ve Jones, resmî adı “Halklar Tapınağı Tarım Projesi” (Peoples Temple Agricultural Project) olan Jonestown'un inşasına başlamıştı. Aynı yılın Aralık ayında ilk planlar uygulamaya konuldu. Diğer yandan Ukiah’taki kilise ise çitler, silahlı korumalar ve projektörlerle gitgide bir askeri tesise benzemeye başlamıştı.
Jonestown, hem “sosyalizm cennetini” yaratmanın, hem de San Francisco’daki medyanın gözünden uzak bir “sığınak” oluşturmanın yolu olarak lanse edilmişti. Model bir komünist cemaat olarak Jonestown kentini kurma iddiasında olan Jones, şöyle diyordu: “Sanırım bizler oradaki en saf komünistleriz.” Bu bakımdan Sovyetler Birliği, Küba, Kuzey Kore ve diğer komünist devletlerin kısıtlayıcı göç politikalarına benzer şekilde Jones, mensupların Jonestown'dan ayrılmalarına izin vermemiştir.
Jones, komün sakinlerinin dış dünyayla bağlantısını tamamen koparmıştı. Yerleşkede merkezi bir hoparlör sistemi vardı ve bunu sadece Jim Jones kullanabiliyordu. Hayatta kalmayı başaran kült mensuplarının ifadelerine göre Jones, bu sistemi gece gündüz kullanıyor; gecenin bir yarısı başladığı konuşmalarıyla sakinlerin yataktan fırlamalarına neden oluyordu.
Din çalışmaları uzmanı Mary McCormick Maaga'ya göre, bu izole komüne taşınmasının ardından Jones'un otoritesi zayıflamıştır. Zira yeni üye kazanmak için kendisine ihtiyaç duyulmuyor ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu alt düzey kült mensuplarından gizleyemiyordu. Jonestown'a gitmesinden önce ortalıkta dolanan iddialara rağmen Jones, siyah ve beyazları bir araya getiren ve ezilenlere yardım eden bir kilise kurmuş olması nedeniyle bazı kimselerce hâlâ saygı görüyordu: Jonestown sakinlerinin yüzde 68'i siyahi idi. Jones, “Dönüşüm” (transition) adını verdiği inancına Jonestown'da kapılmıştı: Buna göre kendisi ve takipçileri hep beraber ölerek başka bir gezegene geçecek ve mutluluk içinde yaşayacaklardı.
Yeni çocuklar
Jim Jones, John Victor Stoen adlı çocuğun biyolojik babası olduğunu iddia etse de, doğum kaydına göre çocuğun anne-babası Grace ve Timothy Stoen olarak görünüyordu. Tapınağın birçok defa öne sürdüğü iddiaya göre, 1971 yılında Grace'in topluluktan ayrılmasına engel olmak amacıyla Tim Stoen, Jones'tan eşiyle yatmasını istemiş; bu yüzden çocuğun babası olmuştu.
1976 yılında Tapınaktan kaçan Grace Stoen, 1977'de Tim'e karşı boşanma davası açacaktı. Grace ile yaşanabilecek bir velayet davasında çocuğu kaybetme ihtimaline karşı Jones, 1977 Şubat'ında Tim'e John'u Guyana’ya götürme emri verdi. Tim Stoen’un da Haziran 1977’de kaçmasının ardından Tapınak, John Stoen’u Jonestown’da alıkoydu. John’un velayeti meselesi, Tapınak ile Concerned Relatives (Kaygılı Akrabalar) arasındaki çeşitli mücadelelerin temel konusu olmuştu – Kaygılı Akrabalar adlı grup, Tapınaktan kaçan kimseler olup Jones’u ve suiistimal örgütünü suçlamak üzere bir medya kampanyası başlatmıştı.
Yine Jim Jones, başka bir Tapınak mensubu Carolyn Louise Moore Layton’dan da Jim Jon (Kimo) adlı bir erkek çocuk sahibi olmuştur.
Baskılar ve siyasi desteğin azalışı
ABD’den ayrılmasının ardından Jones’un siyasi ittifaklarının büyük kısmı bozulsa da, bir kısmı hâlâ devam ediyordu. Destek amacıyla Willie Brown, Halklar Tapınağı’nda düzenlenen ve Harvey Milk ile o sırada meclis üyesi olan Art Agnos’un da katıldığı bir toplantıda örgütün düşmanları aleyhinde bir konuşma yaptı. 19 Şubat 1978’de Milk, Başkan Jimmy Carter’a yazdığı mektupta, “son derece karakterli bir adam” sözleriyle Jones'u savunuyor ve Tapınaktan kaçan kimselerin “küstahça yalanlarla Muhterem Jones’un saygınlığına halel getirmeye çalıştığını” iddia ediyordu. Moscone'un makamı da bir basın bildirisi yayınlayarak Jones'un herhangi bir yasayı ihlal etmediğini bildirmişti.
1977 sonbaharında Tim Stoen ve Tapınaktan kaçıp akrabaları Jonestown'da kalan diğer kimseler, Concerned Relatives (Kaygılı Akrabalar) adlı bir grup kurmuştu.Ocak 1978'de Stoen, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve Kongre üyeleri ile görüşmek üzere Washington'a gitmiş; Kongre'ye hitaben Jones ve Tapınak hakkındaki şikâyetlerini detaylandıran bir “rapor” yazmıştır. Stoen'un girişimleri, Kaliforniyalı Kongre üyesi Leo Ryan'ın ilgisini uyandırmış ve ardından Ryan, Stoen adına Guyana Başbakanı Forbes Burnham'a hitaben bir mektup yazmıştır.
11 Nisan 1978'de Kaygılı Akrabalar, hazırlamış oldukları mektupları ve yeminli yazılı ifadeleri de içeren, “Muht. James Warren Jones’un İnsan Hakları İhlalleri hakkında Suçlamalar” adlı doküman paketini Halklar Tapınağı'na, basın mensuplarına ve Kongre üyelerine dağıtmıştır. Tapınaktan kaçan eski bir üye olan Deborah Layton, Halklar Tapınağı'nın işlediği iddia edilen suçları ve Jonestown'daki yetersiz yaşam şartlarını detaylandıran kendi yeminli ifadesini de 1978 Haziran'ında gruba sunmuştur.
Gittikçe artan tahkikat karşısında Jones, John Kennedy suikastına dair komplo teorileriyle tanınan Mark Lane ve Donald Freed'i 1978 yazında görevlendirerek, istihbarat kurumlarının Halklar Tapınağına karşı “büyük bir komplo” kurduğu iddiasını dillendirmede kendilerinden yardım istedi. Önce ülkeden kaçan, ancak itibarının iadesini sağladıktan sonra ABD'ye geri dönen eski bir Kara Panter üyesine gönderme yapan Jones, Lane'e, “kendi davasından bir Eldridge Cleaver çıkarmak” istediğini söylemişti.
Kongre üyesi Ryan'ın ziyareti ve ölümler
1978 Kasım'ında Leo Ryan'ın başkanlığındaki bir tahkikat heyeti, iddia edilen insan hakları ihlallerini soruşturmak için Jonestown'a gitti. Heyette Tapınak mensuplarının akrabaları, NBC kameraman ekibi ve çeşitli gazete muhabirleri de bulunuyordu. Heyet 15 Kasım'da Guyana'nın başkenti Georgetown'a geldi. İki gün sonra uçakla Port Kaituma'ya geçip oradan da damperli bir kamyona binerek Jonestown yerleşkesine geçtiler. O akşam Jones, Jonestown'daki ana binada Ryan heyeti adına bir ziyafet düzenledi.
Tapınak mensubu Don Sly'nin Ryan'a bıçakla saldırmasının ardından 18 Kasım günü öğleden sonra heyet alelacele Jonestown'dan ayrıldı. Başarısız olmasına rağmen saldırı, ziyaretin aniden sona ermesine neden oldu. Kongre üyesi Ryan ve yanındakiler, ayrılmak isteyen on beş Tapınak mensubunu yanlarında götürmeyi başardı. Bu sırada Jones, bu kimselerin gitmesini engellemek için herhangi bir girişimde bulunmadı.
|