| Leydihan |
18 Eylül 2025 04:21 |
Yanıt: 731. Birim
Kuruluşu
Japon Ordusu'nun sağlık sorumlusu olan ve Ordu Bakanı Sadao Araki tarafından desteklenen Cerrah General Shiro Ishii, 1932 yılında Ordu Salgın Hastalıkları Önleme Araştırma Laboratuvarı (Army Epidemic Prevention Research Laboratory / AEPRL)'nin komutanlığına getirildi.
Sonrasında Ishii, Mançurya'da, çeşitli kimyasal ve biyolojik araştırmalar/deneyler üzerinde çalışacak olan "Togo Birimi" adlı gizli bir araştırma grubu kurdu. Japonya dışına gerçekleştirdiği iki yıllık bir araştırma gezisi sonrasında Ishii, 1930 yılında, Batılı güçlerin kendi programlarını geliştirdikleri gerekçesiyle Japonya'nın da çok geç kalmadan biyolojik ve kimyasal araştırmalara başlamasını ve bu amaca yönelik çalışacak bir birim kurulmasını önerdi.
Ishii'nin ordu içerisindeki en büyük destekçilerinden birisi, 1941-45 yılları arasında Japonya Sağlık Bakanı olarak da görev yapmış olan Albay Chikahiko Koizumi'ydi. Almanların I. Dünya Savaşı sırasında İkinci Ypres Muharebesi'nde zehirli klor gazı kullanması ve bu kimyasal saldırı sonucunda İtilaf Devletleri'nin yaklaşık 15,000 kayıp vermesi, çoğu Japon subayını olduğu gibi Albay Chikahiko Koizumi'yi de etkilemişti. Bunun sonucunda Albay Chikahiko Koizumi, aynı yıl içerisinde gizli bir zehirli gaz araştırma komitesine katıldı.
Togo Birimi, Güney Mançurya Demiryolu üzerinde yer alan ve Harbin'in 100 km güneyinde bulunan Beiyinhe köyünde, Zhongma Hapishanesi'nde kuruldu. 1934 sonbaharında yaşanan bir firar ve sonrasında 1935 yılındaki bir patlamanın (saldırı olduğuna inanılıyor) ardından Shiro Ishii, Zhongma Hapishanesi'ni kapattı. Paralelinde de bu tesistekileri Harbin'in yaklaşık 24 km güneyinde yer alan Pingfang'a taşıma ve daha büyük ve yeni bir tesis kurma konusunda yetkilendirildi.
İmparator Hirohito, 1936'da bu birimin genişletilmesine ve Salgın Hastalıkları Önleme Birimi olarak Kwantung Ordusu'na entegre edilmesine karar verdi. Paralelinde de "Ishii Birimi" ve "Wakamatsu Birimi" olarak ikiye bölündü.
Ağustos 1940'tan itibaren ise bu birimler, "Kwantung Ordusu Salgın Hastalıkları Önleme ve Su Arıtma Departmanı" ya da kısaca "731. Birim" olarak isimlendirildi.
731. Birim'in kurulmasına ek olarak, Kwantung Ordusu Salgın Askeri At Hastalıklarıyla Mücadele Atölyesi (daha sonra Mançurya 100. Birimi olarak anılacaktır) adlı bir biyolojik silah geliştirme birimi ile Kwantung Ordusu Teknik Test Departmanı (daha sonra Mançurya 516. Birimi olarak anılacaktır) adlı bir kimyasal silah geliştirme birimi kurmak için de çalışmalar başlatıldı.
Japonya'nın 1937'de Çin'e saldırması ve bazı bölgelerini işgal etmesiyle birlikte büyük Çin şehirlerinde de Salgın Hastalıkları Önleme ve Su Sağlama Birimi adı altında benzer kimyasal ve biyolojik araştırma ve silah geliştirme laboratuvarları kuruldu. Daha sonra bunlara Pekin'deki 1855. Birim, Nanjing'deki 1644. Birim, Guangzhou'daki 8604. Birim ve Singapur'daki 9420. Birim de katıldı. 1939 yılına gelindiğinde 10.000'den fazla personelin çalıştığı bütün bu birimler, Ishii'nin yönetiminde faaliyet gösteriyordu.
Normal şartlarda insanlar üzerinde deneyler yapma fırsatı bulunamaması ya da çok nadiren bu fırsatın ele geçmesi ve yeni kurulan bu birimlere ordu tarafından güçlü finansal destek sağlanması, Japon tıp doktorları ve profesörlerinin bu birimlerde görev yapma konusunda istekli davranmasına sebep oluyordu.
Yapılan Çalışmalar
Çok sayıda canlı insan, Maruta (Japoncada kütük anlamına gelir) kod adlı özel bir proje kapsamında acımasız deneylere tabi tutuldu. Deneylerde kullanılacak olan insanlar, savaş esirlerinin yanı sıra tesis çevresindeki nüfus arasından seçiliyordu. Bu insanlara ya da kurbanlara kısaca kütük deniyordu ve bazen 731. Birim'in çalışanları arasında "Kaç tane yeni kütük geldi?" gibi espriler yapılıyordu. Bu durumun sebebi, 731. Birim hakkında yerel yönetimlere bilgi verilirken paravan oluşturmak amacıyla burasının kereste atölyesi olduğunun söylenmesiydi. 731. Birim'de çalışan sivil bir ordu görevlisinin dosyasından çıkan bilgilere göre bu acımasız proje, 731. Birim çalışanları tarafından Almancada kütük anlamına gelen Holzklotz olarak da anılıyordu. Deneylerde kullanılan kurbanların cesetleri ise yakılarak imha ediliyordu. Burada görev yapan araştırmacılar, yaptıkları çalışmalarda Mançurya maymunları veya uzun kuyruklu maymunlar gibi insan olmayan primatların kullandıklarını ileri sürdüler ve araştırma sonuçlarının bir kısmını hakemli dergilerde yayınladılar.
Deneylerde kullanılan insanlar toplumun çok farklı kesimlerinden seçiliyordu ve bunlar arasında genel suçlular, haydutlar, Japonya karşıtı militanlar, siyasi mahkûmlar ve "şüpheli davranışlar" iddiasıyla Kempeitai askeri polisi tarafından tutuklananlar vardı. Bazı deneylerde ise bebekler, yaşlılar ve hamile kadınlar da kullanılıyordu. 731. Birim'in çoğu doktor ve bakteriyolog olan yaklaşık 300 kişilik araştırma grubunun çoğu Japon vatandaşlarından oluşsa da aralarında az sayıda işbirlikçi Çinli ve Koreliler de vardı. Bunların birçoğu, hayvanlar üzerinde yaptıkları son derece tatsız deneylerle duyarsızlaştırılmış insanlardı.
Dirikesim (Viviseksiyon)
Esir kamplarında kalan binlerce erkek, kadın ve çocuk, çoğunlukla anestezi bile olmadan canlı canlı kesilerek incelendi ve bu durum, genelde kurbanın ölümüyle sonuçlandı. Dirikesim, kurbanlar bilinçli olarak çeşitli mikroplara maruz bırakılıp hasta edildikten sonra yapılıyordu. Kurbanlara bulaştıran hastalığın etkilerini incelemek amacıyla iç organlar cerrahlar tarafından çıkarılıyordu ve tüm bu işlemler, kurban canlı ve genellikle de anestezi etkisi altında değilken yapılıyordu. Deneylerin kurban canlıyken yapılmasının sebebi, kurban öldürüldükten sonra başlayacak olan dokuların bozunma sürecinin araştırma sonuçlarına zarar verebileceği yönünde endişe duyulmasıydı. Hastalık bulaştırılıp sonrasında da dirikesime uğrayan kurbanlar arasında erkek, kadın ve çocukların yanı sıra bebekler de vardı.
Kan kaybını incelemek amacıyla kurbanların kolları ve bacakları kesiliyor (ampute ediliyor), bazen de kesilen bu kol ve bacaklar, soldakiler sağa sağdakiler de sola olacak şekilde yeniden vücuda dikiliyordu. Bazı kurbanların kol ve bacakları dondurulduktan sonra kesiliyordu. Bazılarınınki de tedavi edilmeyen kangren ve çürümenin etkilerini incelemek amacıyla önce donduruluyor sonrasında da çözülüyordu.
Bazı kurbanların mideleri ameliyatla çıkarıldıktan sonra yemek boruları doğrudan bağırsaklarına bağlandı. Yine benzer şekilde bazı kurbanların da beyin, akciğer, karaciğer gibi organlarının bazı bölümleri kesilip çıkarıldı ve vücudun verdiği tepkiler incelendi.
Genellikle Çinli komünistler olmak üzere insan vücudu üzerinde uygulanan dirikesim işlemi, Japon ordu cerrahı Ken Yuasa'nın önerisiyle 731. Birim'in dışında da uygulanmaya başlandı. Tahminlere göre de en az 1,000 Japon personeli, 731. Birim'in dışında, Çin toprakları üzerinde gerçekleştirilen bu insanlık dışı uygulamalara katıldı.
Bulaşıcı Hastalık Yayma Amaçlı Biyolojik Saldırılar
İnsan vücudu üzerindeki etkilerini incelemek için çeşitli hastalıklar, 731. Birim'de kalan mahkûmlara (kurbanlara), aşılama kisvesi altında bilerek bulaştırıldı. Tedavi edilmeyen zührevi hastalıkların etkilerini araştırmak için de yine erkek ve kadın mahkûmlara kasıtlı olarak frengi ve bel soğukluğu bulaştırıldı ve sonrasında hastaların vücutları üzerinde çeşitli incelemeler yapıldı. Ayrıca tutuklular, gardiyanlar tarafından sürekli tecavüze uğradılar.
Vebalı pireler, bulaşıcı hastalık taşıyan hastaların kullandığı kıyafetler ve hastalık bulaştırılmış daha birçok malzeme, bombaların içine yerleştirilerek birçok hedefe gönderildi. Bu biyolojik saldırılar sonucunda halk arasında görülen kolera, şarbon ve veba hastalıkları, tahminlere göre 400 binden fazla Çinli sivilin ölümüne sebep oldu.
Tularemi de yine Çinli siviller üzerinde test edilen hastalıklardan biriydi.
731. Birim ve buraya bağlı diğer birimler (1644. Birlik ve 100. Birim gibi), bulaşıcı hastalıkların bilinçli olarak kitlelere bulaştırılmasını sağlayacak biyolojik silahların araştırması, geliştirmesi ve II. Dünya Savaşı boyunca Çin halkı (hem sivil hem de askerler) üzerinde deney amaçlı uygulamanması çalışmalarını yürüttüler. 731. Birim ve 1644. Birim'in laboratuvarlarında yetiştirilen vebalı pireler, alçak uçuş yapan uçaklar vasıtasıyla 1940'ta kıyı bölgesindeki Ningbo'ya ve 1940'ta da Hunan Eyaleti'ndeki Changde şehrine salındılar ve insanlara bulaştırıldılar.
Askeri uçaklarla havadan yapılan bu saldırı sonucu insanlar arasında yayılan hıyarcıklı veba, binlerce insanın ölümüne yol açtı.
Tetanosun insanlara bilinçli olarak bulaştırılmasıyla ilgili bazı çalışmalara dair elde edilen bilgiler, 731. Birim'in yöntemlerinin Endonezya'da da takip edilmiş olabileceğini göstermektedir.
|