görüntüsü verilmiştir. Dünya Mars’ı geçince gerileme hareketi oluşur.
Merkür gezegeninin hareketleri ticari anlaşmaları, kullandığınız
bilgisayarları ya da gün batımlarında romantik görünmesi dışında sevgilinizle ilişkinizi etkileyemez. İkincisi, söz konusu inanç, artık terk edilmiş mitolojik iddialara dayanmaktadır. Merkür ne kadar etkileyici olsa da sıradan bir gezegendir ve finans ile iletişime hükmedecek, gezginleri koruyacak güçlere sahip değildir, tanrı hiç değildir.
Buraya kadar astrolojiyi çağdaş astronomi açısından değerlendirdik, önümüzdeki bölümde çağdaş psikoloji açısından ele alacağız.
Astrolojiyi Bilimsel Teste Tabi Tutma ve Barnum-Forer
Etkisi
Karl Popper’a atıfla genelde astrolojinin bilimsel olarak sınanamayacağı söylenir. Ancak bu doğru değildir; bilim insanları astrolojiyi çeşitli açılardan bilimsel sınavlara tabi tuttular.
Bu bilimsel çalışmalardan en ünlüsü Shawn Carlson’ın 1985 yılında Nature dergisinde yayımlanan çalışmasıdır3 . Carlson deneyi olarak bilinen bu çalışmada 28 astrologdan, 100 kişinin psikolojik profili, yani kişilik tarifleri ile yıldız haritalarını eşleştirmeleri istenmiştir.
Deneyden önce bu 100 kişiye standart bazı sorular sorulmuş ve kişilik tarifleri oluşturulmuştur. Ayrıca bu kişilerden yıldız haritaları ve detaylı burç bilgisini oluşturmak için gereken bilgiler de alınmıştır.
Bu bilgiler daha sonra 28 astroloğa verilmiştir. Deney sırasında her astroloğa, üç kişilik bilgisi ve bu üç kişiden birine ait olan bir adet yıldız haritası verilmiştir. Astrologdan yıldız haritasını doğru kişi ile eşleştirmesi istenmiştir. Deney, yüzlerce kez tekrarlanmıştır. Sonuç olarak astrologlar %34 başarı göstermiştir ki bu tam olarak şans eseri yapılan tahminden beklenen sonuçtur. Üç seçenekli bu testte astrologlar sadece üçte bir durumda başarılı olmuşlardır. Astrologlar deney öncesi bu rakamın %50 üstü olacağını iddia etmişlerdir.
Dolayısıyla astrologlar, yıldız haritalarına bakarak kişilik tariflerini doğru bir şekilde eşleştirememişlerdir. Bu araştırmanın yükselen burç gibi detaylı bütün astrolojik bilgileri içermesi kayda değerdir.
Astrologlar, belirli burçların belirli burçlarla romantik ilişkiler ile evliliklerde daha iyi anlaştığını iddia eder. Psikolog Bernard Silverman, Michigan’da evlenen 2 bin 978 çift ile boşanan 478 çiftin burçlarını incelemiştir.
. Silverman, yaptığı çalışma sonucunda evlenme ve boşanma durumlarında belirli burç çiftlerinin önplana çıkmadığını gözlemlemiştir. Diğer bir deyişle, ‘uyumsuz burçlar’ ‘uyumlu burçlar- la’ aynı oranda evlenirken, gene ‘uyumlu burçlar’ ‘uyumsuz burçlarla’ aynı oranda boşanmaktadır. Astrologların iddialarının aksine daha iyi anlaşan burçlar diye bir kavram pratikte gözükmemektedir.
Bazı astrologlar meslekle burçlar arasında ilişki kurar. Nitekim burçlar ile kişilikler arasında bir ilişki varsa bu makul bir beklentidir. Case Western Reserve University’den John McGervey, bu iddiayı bilimsel teste tabi tutmuştur5 .
McGervey 6 binden fazla politikacının ve 17 binden fazla bilim insanının doğum bilgilerini incelemiş ve burçlar ile bu meslekler arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırmıştır.
Eğer astrologlar haklıysa bilim insanı ve politikacılar arasında belirli burçların önplana çıkması gerekmektedir. Ancak McGervey’nin çalışması burçlar ile bu iki meslek arasında bir bağlantı olmadığını ortaya koyar.
Bununla birlikte aynı saat içinde, aynı gün ve aynı şehirde doğan bebekler üstünde yapılan gözlemler de ortak bir kişiliğin ortaya çık-madığını göstermiştir.
Bu ‘burç ikizleri’ astrologların iddia ettiği gibi aynı kişilik ya da ilgilere sahip değildir. Fransız istatistikçi Michel Gauquelin, burç öngörülerinin içeriğinin nasıl önemsiz olduğunu ilginç bir deneyle ortaya koyar.
. Gauquelin, en acımasız 150 Fransız katilin astrolojik bilgilerini toplamış ve bu bilgilere göre astrolojik kişilik tarifleri çıkarmıştı. Bu tarifleri daha sonra onların astrolojik tarifleri olduğunu iddia ederek 150 rastgele insanla paylaştı. Bu 150 kişiden %94’ü, kendilerinin zannettikleri ama aslında katillere ait olan astrolojik tariflerin, kendi kişiliklerini tarif ettiğini iddia etti.
Benzer bir deneyi Avustralyalı araştırmacı Geoffrey Dean yaptı7 . Dean, 22 gönüllünün astrolojik verilerini esas alarak kişilik tarifini çıkardı. Daha sonra bu tarifi tersine çevirdi ve gönüllülere o şekilde verdi. Diğer bir deyişle gönüllülere astrolojik verilerin söylediğinin tersini söyledi. Sonuçta gönüllülerin %95’i astrolojik tarifin kendilerini tarif ettiğini iddia etti!
Yani astrolojik tahminler o kadar geneldirler ki rastgele biri okuduğu zaman bile o metinde kendisinin tarif edildiğini düşünür. Bu, as-lında bilinen bir durumdur ve psikoloji literatüründe Forer Etkisi olarak bilinir.
. 1948 yılında Bertram Forer, sınıfındaki öğrencilere astrolojik bilgilerine göre yapılmış tahminler dağıttı. Aslında hepsine dağıttığı metin bir astroloji kitabından aldığı tek ve aynı metindi.
Öğrencilerden bu öngörülerin kendilerini ne kadar uyduğunu beş üstünden not vererek bildirmelerini istemiştir. Öğrencilerin %40’ı beş üzerinden beş vermiş ve sonucunda ortalama not 4,2 çıkmıştır.
Yani hemen hemen herkes, rastgele alınan bu astrolojik metnin kendini tarif ettiğini düşünmüştür. Dolayısıyla astrolojik tariflerin sizi doğru bir şekilde tarif ettiğini düşünüyorsanız merak etmeyin yalnız değilsiniz. Ama başka burcu okusaydınız da yine sizi tarif edecekti. Hem zaten hangimiz zeki, merhametli ya da duygusal değiliz ki?
Sonuç
Sonuç olarak astroloji Babil ve Aristoteles astronomisine dayanmakta ve çağdaş astronomiyle çeşitli noktalarda çelişmektedir. Ayrıca çok sayıda bilimsel teste tabi tutulan astroloji, bu testlerin hepsinde başarısız olmuştur. Astrolojinin insanlar tarafından benimsenip, tutuyor şeklinde yorumlanmasının nedeni psikolojide “Barnum-Forer Etkisi” olarak bilinen etkidir.