Orijinalini görmek için tıklayınız : Film Replikleri
Leydihan
25 Şubat 2024, 20:58
Kuru Otlar Üstüne 2023
[Only Registered Users Can See Links]İnsana ait hiçbir şey yabancı değil.
Ama hocam dedim sana aslında şunlara hediye alıp durma.
Bizim buralar da sizin oralar gibi değil hocam. Her bölgenin bir realitesi, geleneği, göreneği var nihayetinde.. Buralarda böyle şeyler yanlış anlaşılabilir diye diyorum.
- Ya bırak Allah aşkına Kenan ya, geleneğinden göreneğinden başlatma şimdi ya.. Ulan lafa gelince mangalda kül bırakmazsın mücadele bilmem ne.. Şimdi iş başa düşünce kılın kıpırdamıyor korkudan..
Ne alakası var gerçeği söylüyorum. Vaziyet bu..
- Başlatma lan vaziyetinden.. Ya oğlum sen realiteye teslim olmuşsun ya başka adaletsizliklere niye anırıyorsun ki o zaman. Bağnaz alışkanlıklarınızı esnettiysek biraz, fena mı yaptık. Beldenize medeniyet getirmek için risk aldıysak.
Ya böyle mi gelecek medeniyet.. Bırak hocam ya..
- Böyle gelecek tabii hocam başka nasıl gelecek yani. Sen baksana etrafına.. Sen, ben, biz, öğretmenler yapmayacaksak kim yapacak bunu yani? Biz de kölesi olacaksak senin gelenek dediğin cenderenin, sokmayacaksak elimizi taşın altına, kim sokacak?
***
[Only Registered Users Can See Links] tavsiye, bundan sonra sınıfta fitneci, fesatçıların, dedikoducuların egemenliğine boyun eğmeyin. Anlaşıldı mı? Zaten bu kişilerin karakterleri filan belli. Hepiniz iyi tanıyorsunuz onları. Birkaç kişiler zaten. Böyle insanlar var hayatta. Her zaman olacaklar. Önemli olan bu insanların kötülüklerine karşı mücadele etmeyi bilmek. En iyi mücadele de muhattap olmamak bu kişilerle, arkadaşlık kurmamak yani.. Anlaşıldı mı?
***
[Only Registered Users Can See Links]ın tokluğundan daha önemli şeyler var bu hayatta.
Karın tokluğundan daha önemli bir şey mi var?
-Gerekirse batarız kaybedecek neyimiz kalmış.
Ulan sahip olduğun hayat az şey mi ulan. Gençliğin lan gençliğin.. Gençliğin az şey mi? Sen böyle şimdi işkembe-i kübradan sallıyorsun.
- Amaçsız, inançsız onursuz olsa yine de değerli mi ya hayat dediğin şey.
Tabii ki değerli.. Sana kalsa eline mavzer almayan herkes şerefsiz. Öyle mi yani?
Gençlik muhteşem bir şey ama ne yazık ki gençlerin elinde harab olup gidiyor. Yani biz burada şimdi amaçsız, inançsız, onursuz mu oluyoruz.
**
[Only Registered Users Can See Links] işte görüyorsun hoca. Kendi başına dikilmek zor buralarda. Herkes bir yana devrilmeni ister. Kimisi korkak der, kimisi hain der.. Öteki gelir dönek der, bir şey der. Böyle böyle gider bizim hayatlar..
***
[Only Registered Users Can See Links]İstanbul'a gidip de sosyalleşememek gibi bir şey var mı zaten. Orada sosyalleşemeyen dünyanın hiçbir yerinde sosyalleşemez.
- Ama işte birilerinin de kalması lazım sonuçta. Sen kaç, ben kaçayım, o kaçsın. EE ne olacak?
Ee tabii. İşin o tarafı da var tabii de.. Yani bireyde kendi yaşantısını da dizayn etmek durumunda canım bir yerde..
- Ya o olur mutlaka.. O yaşamın seyir içinde de..
Ben doldurdum vaadimi artık. 4 sene yetmez mi..
- Sen yeter diyorsan yetmiştir canım. Diyecek bir şey yok. Ama bence sen köpürtüyorsun biraz. Abartıyorsun yani.
Bütün sıkıntılarının faturasını buralara kesiyorsun. Bence alakası yok. İstanbul'da seni ne bekliyor sanıyorsun. İnsan nereye giderse kendini de götürüyor sonuçta.
Şuan bunları düşünecek durumda değilim. Şuan tek bildiğim şey burada algımın yorulmaya başladığı...Nereye baksam bir boşluk, soğuktan kıvranmış büzülmüş nesneler.. Aç, hasta, bi çare köpekler.
- Valla senin gibi biri, İstanbul'u bırak, İsviçre'ye de gitse görecek benzer şeyler bulur. Merak etme sen.
Kaderimle yazgımla yüzleşmiş olurum. İyi ya da kötü. Boğulacaksak büyük denizde boğulalım.
- Ben de senin gibiydim patlama öncesi.. Böyle bir şeyleri yetiştiremeyecekmişim gibi aceleci, telaşlı, öngörüsüz.
Sağduyuya mı davet ediyorsun beni yani. Yetinmeye şükretmeye..
-Yoo alakası yok. Yani şimdi şikayet ediyorsan bir şeyler yapılabilir. Yapılmalıdır anlamı çıkar buradan. Şimdi sen farkediyorsun, rahatsız olup şikayet ediyorsun, hâliyle bir refleks göstermen gerek ama sen de bu yok. Kaçıyorsun gibi biraz.
Ne yapacağım canım şimdi? Hayatımı bu topraklara mı adamam mı gerek onu mu diyorsun yani? Tamam işte görevimizi yaptık bitti gidiyoruz..Yani daha ne yapayım.
Benimle hiç alakası olmayan bir yere ömrümün, gençliğimin 4 senesini vermişim yetmez mi ya..
- Yeter ama birilerinin de bir şeyler yapması lazım sonuçta. Ben her zaman kolaylaştırmaktan yanayım. Mesela el atmalı, dokunmalı bir şeylere. Çünkü dünyanın ihtiyacı olan şey bu. Şimdi böyle politikayı yakından takip ediyorsun da herşeye kızıyorsun ya mesela..
Kim kızıyor?
- Sen..
Yok canım. Haber okuyorum ama çokta takip ettiğim yok. Ha sen herşeyi eleştiriyorum falan diye mi öyle diyorsun.
-Evet yani işte. Peki sonuç ne oluyor? Benim babam da senin gibi mesela biliyor musun? Emekli. Yapabileceği hiçbir şey yok. Sadece kızıyor.
Ee ne yapsın canım adam. Gidip meclisin önünde kendini mi yaksın?
- Hayır canım ama şikayet etmekle eleştirmekle bir şey olduğu yok sonuçta. Yani icraata bakmak lazım. Sen mesela nasıl bakıyorsun şimdi dünyaya? Kendini konumlandırabiliyor musun?
Konumlandırmak derken?
-Yani nasıl tanımlıyorsun? Necisin yani?
Necisin mi? Neci ne ya?
- Sonuçta bir kitleye dahilsindir ya.. Hiçbir tercihin yok değil mi?
Kendimi tanımlama ihtiyacı hissetmiyorum diyelim. Belki eskiden vardır böyle bir şey ama artık geride kaldı bu aşama sanki ya.
- Bunun aşaması mı olur canım? Nasıl katkı verdiğini düşünüyorsun çevrene? Sonra dünyaya? Ne yapıyorsun mesela?
Şimdi burada iyilik mi yarıştıracağız ya..
- Yoo iyilik falan değil ya. Yani neye dahilsin, neredesin? Nereye ait hissediyorsun? Onu soruyorum ben. Tabii cevaplamak istersen.
Valla bilmiyorum sürekli bir takım grupların, ideolojilerin içinde kalabalıkla birlikte korunaklı bir şekilde yaşamak hiç bana göre değil. Ya kusura bakma.
-Niye? Dayanışmaya inanmıyor musun?
Yoo inanmamak değil de.. Bunun insan özgürlüğüyle bağdaşmadığını düşünüyorumdur belki.
- Neden?
Bilmiyorum. Ama tek bildiğim bünyemde bu tarz bir varoluşu kararlılıkla reddeden ne olduğunu tam olarak bilmediğim bir şeyin olduğu.
-Ama sadece seninle ilgili bir şey değil ki bu ya. Ne yapıyorsun yani dünya için? Ne yaptığını düşünüyorsun.
Onu soruyorum ben.
Herkes veriyordur kendince bir şekilde katkı. Bu çok üzerinde düşünülecek bir şey değil. İmkanı olan, duyarlılığı neticesinde bir şeyler yapar yapıyordur. İstemese de yapmaz.
-Topluluk hâlinde yaşıyoruz. Herkesin kendince imkânları vardır sonuçta dimi? Mesela haberlerde aile cinayetlerini, tecavüzleri, yolsuzlukları, mültecileri görünce sen görünce ne düşünüyorsun?
Ee üzülüyor tabii insan. Ama dünyanın da acısı da bitmez ki.
-Yani kulak tıkıyorsun.
Yok canım o kadar da değil.
- Evet, benden uzak olsun, bana dokunmasın da diyorsun.
Öyle düşünsem ne olur. Yok mu hakkım. illa herkes kahraman mı olmak zorunda?
- Değil tabii ama bildiğimiz bencilliğin ılımlaştırılmış hâlinden bahsediyorsun. Dünyanın akıldan, eşitlikten, vicdandan uzaklaşmış bi' hâlde olmasının sebebi bu değil mi?
Ya sen dünyanın her yerde geçerli aynı kurallarla yönetilebileceğini mi düşünüyorsun? Yani bize burada mantıklı gelen düşünce, Moğalistan'da da mantıklı görülecek diye bir şey mi var?
- Kültürel olarak farklılıklar olsa da insanların temel ihtiyaçları her yerde aynı değil mi sonuçta.
Bilmiyorum bana sorma bunları. Ben daha kendi düşüncelerime bile hazır değilim.
- Ne gibi mesela..
Ya bilmiyorum valla. Bence adalet arayışı da beklentisi bile ütopik, eşitlik bile öyle. Herkesin eşit olması gerekir ki, bu çok saçma. Herşey birbirinden farklıdır ya. Dünya birbirinden farklı ve sürekli yer değiştiren güçlerin mücadelesinden ibarettir. Tarihte bunun toplamı değil midir zaten. Ama buna inanmayız, inanmak istemeyiz.
Şahsen ben bunu düşünmek bile istemem çünkü gerçek bir kaos demek. Oysa hayatın devam edebilmesi için düzen gerekir. Yani senin bahsettiğin bu umutlu güzel yalanlara inanmak durumundayız.
- Yalan değil ya.. Gerçek bu. Sadece bu. Tarihin yapısı bu. Sen kaosa ilerletici doğurgan bir güç olarak bakmazsan üzülür durursun böyle. Hayır, keşke senin keyfini kaçırmayacak bir tarih olsaydı insan ama maalesef olmamış ya.
Sürekli eğilmeye, şükretmeye çağırıyorsun farkında olmadan. Kendi savunduğun ilkelere ters düşmüyor mu biraz?
- Hiç alakası yok, çok basit söylediklerim. Hiçbir afili söz ya da tespit; kim ne derse desin kıtlıkla can çekişen bir coğrafyaya bir bidon su götürmekten daha kıymetli değil.
Şu bi' çare dünya için bir şeyler yapılamazdı, kendimize sormamız gereken asıl soru bu. Her şeye rağmen.
Yapılabilir tabii ki. Ben onu reddetmiyorum da..Sen niye bana çullanıyorsun ya ben onu anlamadım.
-Seninle konuşuyorum.
Ya ben o soruları sormaktan yoruldum.
-İyi de yani değişmesi gerek diyor musun?
Yani değişse iyi olur diyeceğim şeyler de var, demeyeceğim şeyler de var. Şimdi ne diyeyim ki sana şimdi.. Ama çağımızdan, geldiği noktadan mutlu muyum, memnun muyum dersen değilim.. Yani bunun için illa bir safa girmeyi, bir yerlere dahil olmayı gerektirecek bir durum da değil.
-İşte bence en büyük sorun da bu. Yani senin gibi toplumun eğitimli, aydın diyebileceğimiz kesimi bu tarz belirsizlik içinde kaybolup gidiyor. Böyle susuyorlar. Meydanı cahil andavallara bırakıyorlar.
Ehh meydan dediğin de zaten bu cahil andaval tayfasına göre bir yerdir belki de ondan. yani bu keskin, karşıt kamplara ayrılmanın insan faktörü olduğu, ideolojilerin, görüşlerin, hatta amaçların yeri geldiğinde insanlar tarafından kolaylıkla birer araç hâline dönüştürülebildiği artık anlaşılmadı mı ya çoktan? Ya bak billmiyorum bunlar benim üzerinde çokta düşündüğüm şeyler değil. İnsanoğlu işte hayal ediyor, deniyor, yapıyor, sonra da yıkıyor. Tarihte bir şekilde böyle işliyor işte. Tarih umut etmenin yorgunluğunu çağrıştırıyor bana daha çok.
- Ama sen de bu tarihin sonucusun en nihayetinde, öyle değil mi? Yani tarihe belirli bir sistem doğrultusunda bakarsak, bizi öznel yorumlardan karmaşadan kurtarmaz mı?
Peki sen insanların tüm ihtiyaçları karşılandığında gerçekten mutlu olabileceklerine inanıyor musun?
-Niye inanmayım ya. Zaten elimizde bu umuttan başka da bir şey yok ki. Belki soyut bir fikir ama insanlık için umut en önemli ilerletici güç olmadı mı her zaman..
Mehdi bekleyen ilahi dinler gibi..
- Ne alakası var.. Bağlamın o kadar yanlış ki.. Ben bir şeyler yapabilmenin hiçbir zaman acizlikle denk tutulamayacağını savunuyorum.
Toplumsal kurtuluşa inanıyorsun, bireysel kurtuluşa inanmıyorsun.
- Bir toplumsal mücadele var ve bunun sosyal sorumluluğu var diyorum. Sen kendini bu sürecin neresinde görüyorsun?
Ben kendimi özgürlükten yana görüyorum.
-Özgürlük dediğin ne ya. Ne senin özgürlük dediğin?
İnsanın özgür olması. Nasıl tarihin bir işleyişi, dünyanın bir yörüngesi varsa, insanın da yörüngesi özgürlüktür.
-Toplumcu insanlar, özgürlüğü kısıtlanmış, bir kafeste yaşayan insanlar gibi mi geliyor sana? Zaten bir insanların özgürleşmesi için mücadele veriyoruz.
Ya ben de bir takım yardım kuruluşlarına derneklere üyeyim ya ona bakılırsa.
- Yaklaşımın tuhaf yani. Lümpen takılıyorsun biraz. Suya sabuna bulaşmayım, ama birileri ayağıma bir şey getirirse o aşamada destek vereyim düşüncesindesin.
İlla polis copu mu yemem gerekiyor ?
- Liberaller gibi konuşuyorsun. Peki o aşamada destek verirsen güçlünün yanında yer almak anlamına gelmeyecek mi? O zaman şimdi güçlünün yanında ol. Doğrudan sistemi, iktidarı destekle.
Sen duyarlılığı ölçmeye kalkışıyorsun. yani bu intihar hakkında yargıda bulunmak kadar nafile.
- Yo hiçbir şey ölçtüğüm yok. Ama senin hiçbir şey yapmadığın gibi yapanları da yaftalaman da ağrıma gitti biraz. Konu oradan başlamadı mi zaten?
Ben insanlara güvenmediğim halde güvendiğimi söylesem sen daha mı mutlu olurdun yani.
- Söyle tabii düşündüklerini.. Söylüyorsun da zaten. Ama çok kolay genelleme yapıyorsun. istisnalar vardır, öncesinde de sebepler.
Valla fedakarlığın bile diğerini kendine borçlu bırakmak anlamına geldiğini düşünüyorum. Yani orada kendini patlatan canlı bombanın bile amacının yok olmak değil, var olmak olduğunu görüyorum. İdeolojik güdülerle bir araya gelmiş bütün o insanların her bir şeylerine sinen kör ahlaklarına, birbirleriyle hemfikir olmanın mutluluğunu yaşamalarına, ya da o hakedilmemiş ayarsız güvenlerine de sinir olmadan da duramıyorum ya. Kusura bakma. Yani hep birlikte aynı şeyi düşünmek neden bu kadar önemliyse..
Ya bense bütün bu gürültünün ortasında yapayalnızım. Ama yine de içimdeki o eşssiz kaynağın şırıltısı, en sessiz anlarda bile, karşı çıkmanın ve sıkılmanın ne denli insanca olduğunu hatırlatıyor bana. Yani takıntılarla fikirler arasındaki ilişkiyi görebilecek yeteneğimin olması beni yozlaşmış duruma düşürmez bence.
- Ya bir insanın ister yüce bir amaç, bir ideal, bir dava uğruna olsun, isterse de başka bir sebeple, hatta beyni yıkanarak bile olsun, kendini feda edebilme cesareti göstermesinin hiç mi önemi yok peki? Hele bugünümüzün dünyasında..
Vardır tabii olmaz mı.. Ee o zaman senin o bacağına malolan o patlamada, kendini patlatan o canlı bombayı da hoş görmen, anlaman gerekiyor bir şekilde ama bunu yapabilecek misin? Yani düşünceleri ve inançları ne olursa olsun. Hımm.
-Yaparım gerekirse.. Ayrıca yozlaşmış olduğunu da ima etmedim de düşünmedim de.. Sadece senin o aşağıladığın insanlar, ortak aydınlık idealler, benzer sorunlar nedeniyle bir araya gelmiş olamazlar mı? Sadece birlik olarak senin bilmediğin, yalnızca belli bir dayanışma içinde olabilirse aşılabilecek engeller ya da kötülükler yok mu yani dünyada?
Var tabii canım. Vardır tabii ki ben ona da bir şey demiyorum. Şöyle bir şey diyeyim sana.. Bir topluluğun davranışı, onu olluşturan bireylerin teker teker gösterecek oldukları davranışlarının toplamına eşit değil biliyorsun.
Sadece bunu bilmek bile.. Hangi gerekçeyle bir araya gelmiş olurlarsa olsunlar yani süreden uzak durmak için yeterli bir sebep sayılmaz mı ya?
- Tuzu kuru olanın böyle bir lüksü olabilir.
Sürü içinde yol almak istersen, hayatın boyunca sadece kıç görürsün diye bir atasözü var biliyorsundur belki.
- İyide yani sadece kıç görse bile kendi hayatı için büyük bir nimet, güven, sıcaklık anlamına geleceği hayatlar da var ama. Öyle değil mi?
Peki o zaman sen? Sen nasıl katkı veriyorsun?
- Ben mi? Ben artık veremiyorum.Malulen emekli oldum gördüğün gibi.
****
[Only Registered Users Can See Links] o zaman şöyle sorayım.. Ben bir suç mu işledim senin gözünde? Samet'le yaşanılan şey beni senin gözünde suçlu biri mi yaptı? Senin arkadaşlığına ihanet mi etmiş oldum? Ya da ne bileyim bir kızda hayal ettiğin ahlak seviyesinin altında mı kaldım? Lütfen yanlış anlama. Sanma ki senden bir şey bekliyorum. Hiçbir beklentim yok. Sadece merak ediyorum. Çünkü kendimi bir kadın olarak bu halimle başkalarının gözünde ilk kez sınıyorum. Bu yeni hâlimle neler yapmaya hakkım olduğunu, neler yapabilmeye gücüm olduğunu merak ediyorum. Bir insan olarak artık bu dünyada ne kadar yer kapladığımı anlamaya çalışıyorum. Ben bu bacakla birlikte neler kaybettiğimi, elimde kalanın ne olduğunu bilmek zorundayım. Sanma ki acıma şevkat veya anlayış bekliyorum. Yok öyle bir şey, herhangi bir şey talep edilmiyor yani burada. Bir daha görüşmeyebiliriz de hatta. O da problem değil. Belki de haklısındır kendince. Bilmiyorum ki. O da olabilir. Ama bana öyle geliyor ki, dünya da güzel olan her şey daha insana ulaşamadan, insanın kendi ördüğü ağlara takılıp kalıyor.
***
[Only Registered Users Can See Links]''Burada yalnızca iki mevsim yaşanır hocam'' demişlerdi yeni geldiğimde.. Kış ve yaz. Gerçekten de öyle oldu yine, baharı yaşamadan yaza geçtik. Aylar boyunca karlar altında kalan otlar hayata küsmüş, yeşermeden sararmış gibiydi. Bir kaç hafta önce neşeyle şakıyan kuşlar bile yılgınlık içinde ötüyordu. Metruk bir değirmen gibiydim, işe yaramaz, gözden çıkarılmış, kuşların bile uğramaktan vazgeçtiği yıkılmayı bekleyen bir değirmen. Yeryüzünün unutulmuş bu ücra köşesinde. Başka bir çok şey gibi, iyinin ve kötünün, acının ve mutluluğun arasındaki çizgi belirsizleşmiş, sanki her şey yalnızca zamanı unutmak içinyaşanıyor gibiydi. Sanki bu durmadan yağan kar, herşeyin üstünü örtüp bu unutuşu mümkün kılmak için didiniyor gibiydi. Mevsimler geliyor, geçiyor; umutlar başlayıp tükeniyor. Ama yine de hayat neden olduğu belli olmayan, sabırlı bir inançla inadına devam ediyordu.
****
[Only Registered Users Can See Links]
Onlardan ayrılınca kuruyup gitmiş otlarla kaplı tepeye doğru yürümeye başladım. Adını bile bildiğim sararmış gitmiş incecik otlar. Ki atsız sansız kimsenin bilmediği değersiz bu otlar, buradaki hayatıma benzer şekilde hiçbir değere layık görülmediği için belki. İlk kez önemli göründü gözüme. Sonra Sevim'i düşündüm, onda aradığımı.. Bu yaşama kapanmış kıpırtısız coğrafyada onda aradığım, kendimde bulamadığım bir şeydi belki. Bir enerji, aşkınlığın küçük bir belirtisi. Onu değil, onun ötesini düşlemiştim ben onun ötesinde kurduğum bir hayal dünyasını sadece aracı kılmak istemiştim aslında onu. Ama biliyordum aramızda yine çığlıklarımızın birbirine ulaşamayacağı kadar derin ve geniş bir uçurum, bilinçlerimizin yakınlaşamayacağı kadar acımasız bir uzaklık vardı. İmkansızlığı düşlemiştim. Şimdi yine onunla konuşuyorum kafamda...
***
[Only Registered Users Can See Links]
Leydihan
21 Mart 2024, 12:55
Zavallılar - Poor Things (2023)
[Only Registered Users Can See Links] Emerson okuyorum. İnsanoğlunun gelişimini anlatıyor. Kadınlara niyet tavsiye vermediğini çözemedim.
- Belki hiç kadın tanıdığı yoktur. Goethe okumayı dene.
- Felsefe vakit kaybıdır Bello.
- Öyle mi? Açar mısın?
- Hayır Henry seni alçak. Felsefe vazgeçilmezdir. İnsanlar ve topum iyileşebilir.
- Herkesin amacı iyileşmek, gelişmek, büyümektir.
- Bu benim için geçerliyse herkes için geçerlidir.
- İnan bana her konuda özel bir insansın Bella. Ama felsefe ile iyileşme fikri, gaddar hayvanlar olduğumuz gerçeğinden kaçmaktan başka bir şey değil. Böyle doğduk, böyle öleceğiz.
- Karanlık bir bakış açısı Henry..
***
[Only Registered Users Can See Links] Senin yüzünden yanlış, hatalı ve absürt derecede sinir bozucu fikirleri düşündüm derinlemesine irdeledim, tahlil ettim, bu yüzden de uyuyamadım.
- Velhasıl. Herkes gaddar diyorsun. Sana katılmıyorum. Bu fikri reddediyorum. Aksini savunuyorum. Ama Duncan'la birlikteyken içimde bir gaddarlık hissi kabarıyor.
[Only Registered Users Can See Links] Böyle hissetmen normal. Yakışıklı ama aptal biri.
- Gaddar olmak istemiyorum. Bu yanımı geliştirmeliyim.
- Dünyayı tanımıyorsun ve dünyadan korkuyorsun.
- Korkmuyorum.
- Gerçek dünyayı görmek ister misin? Sana göstereyim.
- Evet, elbette.
- Duyuyor musun?
- Ne sesi bu?
[Only Registered Users Can See Links] Bir sürü ölü bebek. Sıcak olsa gerek.
- Onlara yardım etmeliyiz.
- Nasıl edeceğiz? Oraya inersek haliyle bizi bağlarlar, paramızı alırlar ve bize tecavüz ederler. Onlar burada, biz orada olsaydık aynısını biz yapardık.
[Only Registered Users Can See Links] Soyulmadın. Ben aldım.
- Ne?
- Ben aldım. Çok yorgunum. Belki de yorulan ruhumdur. Zira gördüklerim karşısında ruhum iki büklüm oldu, ezildi, dümdüz oldu. Duncan Wedderburn.
- Nerede? Güvenli bir yere sakladın. Sarhoştum ve ortada bırakmıştım. Şimdi içim rahatladı.
- Saklamadım. Dışarıdaki yoksullara verdim. Paranın kendisi illet veya noksanlığı.. Ölü bebekler çukurlarda yatarken ben kimim ki kuş tüyü yatakta yatıyorum? Duncan. Senden şu anda bir teselli sarılması bekliyorum.
- Seni var ya..
- Dünyaya bir şey sunmalıyım ama hiçbir şeyim yok. Sadece biraz param var. Bugün Bella için kötü bir gün..
***
[Only Registered Users Can See Links] Elin nasıl?
- İyi. Üzgünüm..
- Anlamam için uğraşıyordun.
- Hayır. Aslında seni incitmek istemedim. Bir insanın bu kadar safça mutlu olmasına tahammül edemedim. Gaddarlık ettim.
- Ben üzgün değilim. Dünyayı tanırsam iyileştirebilirim. Sosyalizmin, kapitalizmin. İnsan boktan bir türdür. Bunu böyle bil. Umut parçalanabilir, realizm değil.
- Senin ne olduğunu çözdüm Harry. Dünyanın acısına katlanamayan kalbi kırık bir çocuksun.
- Sanırım öyleyim.
***
- Hepimiz kendi gemimizin kaptanıyız. Bu bir gerçek.
- Ne seni, ne de sözlerini sevdim.
***
[Only Registered Users Can See Links] Demek ben senin eserinim. Keza diğeri de..
- İkiniz de eserim değilsiniz.
- Hayat keyifli bu yüzden yaptığın şey için seni affediyorum ama yalanlar ve tutsaklık affedilmez.
- Kabul. Seni görmek güzel.
- Seni de. Yaşadığım öfke ve kafa karışıklığı bir yana seni özledim. Eve gelince formaldehitin kokusunu aldım ve ne yapacağımı anladım. Doktor olacağım.
- Ameliyathanem senindir. Babam bir keresinde neşteri her zaman şefkatle tut demişti. Ahmağın tekiydi ama bu kötü tavsiye değil.
***
[Only Registered Users Can See Links] - Hiç nişan lafı açmadın.
- O zaman çok daha gençtin.
- Nişanımız bağışlayıcı değil. Sana vurgundum ve Baxter durumdan faydalandı.
- Artık vurgun değil misin?
- Hâla vurgunum.
- Fahişelik yaptım. Para için erkeklerle yattım. Bu rahatsız etmiyor mu? Fahişelik erkeğin kadına sahip olma arzusunu baltalamıyor mu? Wedderburn fahişelik yaptığımı öğrenince daha çok ağlar ve küfreder oldu.
- Ahlaken lekeleyici olduğunu düşünmekten çok erkeklerin seninle geçirdiği vakti kıskanıyorum. Beden senin bedenin kime istersen ona verirsin.
- Sence insan iyi yönde gelişebilir mi Max?
- Elbette. Nasıl insanın bedensel hastalıkları iyileşebiliyorsa ahlaki melekeleri de gelişebilir.
- Benimle evlenir misin Max Mc Candles?
- Evet..
- Boğulacaksak aşk ırmağında boğulalım.
[Only Registered Users Can See Links] İnsanlar bana ömrüm boyunca korkuyla ve acımayla baktı ama sen farklıydın. Tüm bu olanlar çok enteresan..
Leydihan
21 Mart 2024, 14:09
Maestro (2023)
- Sanat eseri sorulara cevap vermez, soru sordurtur. Ve eserin temel anlamı, çelişkili cevaplar arasındaki gerilimde saklıdır. Leonard Bernstein.
[Only Registered Users Can See Links] Düşündüm de senin içinden geçen havayı kıskanıyorum. Bu gözler. Bana muhtaç olduğundan bi' habersin değil mi?
- Belki haberim vardır.
***
[Only Registered Users Can See Links] Lenny bestekar, Bernstein ise orkestra şefi. Bernstein arasında ne fark var?
- Şey... Sanırım bir fark var. Bir bestekarla daha doğrusu bir eser üretenle, icracı arasındaki kişilik farkı vardır. İcracı, ister Toscanini ister Tallukkan Bankhead olsun fark etmez, halkın gözü önünde yaşar. İcracı, dışa dönüktür. Fazlasıyla basite indirgedim ama özü bu. Öte yandan yaratıcı bir insan burada gördüğünüz gibi bir stüdyoda tek başına oturur ve tek başına üretir. Dünyayla çok şahsi bir şekilde iletişim kurar. Yaşadığı hayat büyük oranda dahili bir hayattır; harici değilldir. Ama iki karakteri de bünyede barındırırsan sanırım sonunda şizofren olursun; başka yolu yok.
***
[Only Registered Users Can See Links]
- Yaa içimizde şakıdı biraz ama artık şakımıyor. Edna St. Vincent Millay. Ya içinde şakımazsa başka hiçbir şey şakımaz. Hiçbir şey içinizde şakımazsa müzik yapamazsın.
****
[Only Registered Users Can See Links] Çok tuhaf ama bence bu herkes için geçerli. İnsan bulunduğu duruma uyum sağlamak ister. Ama güçlü bir karakterin olduğu zaman bu bir anlamda ölüm gibidir. Sahiden. Ama bunun ona acı çektirdiğini gördüğümüzde buna değmediğini fark ediyorum. Hayır değmiyor ölecek değilim ya. Ona zevk verecekse veya acı çekmesini engelleyecekse bu da benim elimdeyse neden olmasın? Ama bunu yapıyorsam kesinlikle fedakarlıkta bulunmam. İşin ucunda fedakarlık varsa ortadan kaybolurum.
- İster beğen ister beğenme, dünya seninle ilgili her şeyi ilgiyle, hatta takıntılı bir şekilde takip ediyor. İlk konserini vermeni sağlayan o meşhur telefondan beri bu böyle. Kimseye düş kırıklığı yaşatmadın. 15 yıldır televizyonda klasik müziğin sihrini öğretiyorsun, Young People's Concerts ve Ormibus'la Mani'de 10 yılın, üstüne de yazdığın besteler var. Batı Yakası müzikali yeniden tamamlandı.
- Aslında hepsini toplasan çok da bir şey üretmedim. Müzik bence kulağa tuhaf gelecek ama üretebileceğim en önemli şey müzikti. Ve yeterince üretmediğim için büyük üzüntü duyuyorum. Alt alta yazsan uzun bir liste olmaz.
- Bu bir fırsat. Dünya seni tüm bu bahsettiklerinden arınmış hâlde görecek. Bu kitapla özel anlarında neler düşündüğünü anlayabileceğiz. Sana göre hayatın anlamını, dünyaya dair hislerini anlatırsın.
- Bence dünya yıkılma eşiğinde. Böyle hissediyorum. Ciddiyim. Yaratıcılık bitiyor. Durma noktasına geldi. Bilimsel anlamda demiyorum, o alanda büyük patlama yaşandı. Açıkçası, burada seninle konuşurken şöyle düşünüyorum; şef ya da bestekâr olarak kayda değer bir etki yaratmadım. Hakkımda kitap yazması dahi bana gereksiz geliyor.
- Böyle hisseden, bunu eserine yansıtan çok sanatçı var. Bu his adeta bilinçaltlarına sirayet edip bir buhrana sebebiyet.
- Ama biliyorum ki Felicia bunu derinden hissediyor.
- Bulaşıcı bir his.
- Sanki hiçbir şeyden keyif almıyor.
- Sorma çok üzücü.
- Piknikten, sudan, öğle yemeğinden, birlikte vakit geçirmekten.
- Sence sorun ne?
- Bence büyük bir boşluk hissediyor.
- Ben de bunu fark ettim. Onu ilk tanıdığımda son derecede şen şakrak, olan bitenin farkında ve mutlu bir insandı. Ki aslında hâlâ öyle, ama içinde bir şey kırılmış gibi.
- Geçen ay Viyana'da otobüsü durdurup inmek istedi.
- Bu konuda ne hissettin?
- Beni kurtaran bir iki faktör var. İnsanları ve müziği çok seviyorum. Müziği o kadar seviyorum ki depresyonda olsam bile hayata sıkı sıkıya tutunuyorum. Depresyon dediysem ağır depresyon. Ama iş ahlakım beni ayakta tutuyor. Diğer faktör de insanları çok sevmem, bu yüzden yalnız kalmam çok zor. Bestekâr olarak bu yüzden zorlanıyorum.
- Evet. Yalnız kalma korkusu yüzünden tuvaletin kapısını kapamayan tek insan sensin.
- insanın kapana kısılmış bir hayvan olduğu nosyonuna inanabilir miyiz? Kendi açgözlülüğün ve hatalarının kurbanı olan insan ilahi güce ya inanır ya da inanmaz. Ben inandığım sürece, ki bence insanları bu kadar sevme sebebim bu, ruhumun derinliklerinde bir çıkış yolu olduğuna da inanmak zorundayım.
****
[Only Registered Users Can See Links] Hayatım? Bir an sandım ki.. Beni oyuna getirdin.
- Ne?
- Beni oyuna getirdin diyorum.
- Ne demek istiyorsun?
- Yastığı, terliklerimi, diş macunumu ve diş fırçasını kapının önüne koydun, sonra da seni hiç görmedim. Bana kızdığını anlıyorum ama bu kadar da abartma yani.. Makul ol lütfen.
- Şili'de bir laf vardır. ''Kıçı bok dolu kuşun altında sakın durma'' derler. İşte ben o kuşun altında o kadar uzun zamandır yaşıyorum ki artık komik olmaya başladı.
- Bana sorarsan üzüntünün sebebi seni fazla..
- Kes şunu! Bitirmeme izin ver.
- Benimle alakası yok.
- Lafımı bitireyim.
- Hayır!
- Bence üzüntünü abartıyorsun.
- Burada konu sensin, sevinmelisin. Uykusuz, depresif ve hasta olmak istiyorsun. Sorumluluklarından kaçmak istiyorsun.
- Ne sorumluluğu?
- Sana bahşedilen Tanrı vergisini diyorum.
- Tanrı vergisinin bir bedeli var herhalde.
- Aşık ve dürüst taklidi yapmak.
- Üzgünüm gerçek bu. İnsanları seviyorsun ya, hayatındaki sorunların kaynağı bir sevgi pınarı işte. Uyan artık! Gözlüğünü çıkar. Yüreğinde nefret var. Yüreğinde öfke ve nefret var. O kadar çok şey var ki saymak zor. Seni motive eden şey bu çok yoğun nefret. O podyuma çıktığında müziği olması gerektiği gibi deneyimlememize izin vermiyorsun. Adeta suratımıza çatıyorsun!
- Bu ne cürret!
- Asla anlayamayacağımızı yüzümüze vuruyorsun, kolaylıkla yaptıklarına tanık olduğumuzda ne kadar yetersiz olduğumuzu iliklerimizde hissetmemizi umut ediyorsun.
- O senin kuruntun ve o kibrin..
- Herkesten farkın yok. Harry'nin sana bulup getirdiği garsonlarla takılıyorsun. Yok efendim neymiş entelektüel gençlermiş diye onlara sözde eğitim veriyorsun.
- En azından yüreğim açık.
- Bu ne cürret! Benimle evlenmeye karar veremediğin dört seneyi unuttun mu yoksa?
- Sen benimle olma fikrini seviyorsun. Geçen haftaki filmde Chamberlain ''Hayalindeki ben ile nasıl yarışabilirim?'' dedi. Dick'i tanıdım da senin kararsızlığına dayandım.
- Dick Hart.. Richard Hard.
- Evet.
- Şu geberen adam.
- Beni sevmişti.
- O öldü.
- O beni sevdi.
- Evet ama artık ölü ve o lanet hastanenin kapısında seni enayi gibi bekleyen salak bendim. Gerçek bu.
- Senin gerçeğin düpedüz yalan. Odadaki tüm enerjiyi emiyor ve bize gerçek benliğimizle yaşama hatta nefes alma fırsatı vermiyor. Seni cesur ve güçlü yaparken bizim cesaretimizi ve gücümüzü sömürüyor. Kanımızı emiyorsun Lenny. Kendini sevmeyen ve kabullenmeyen birini sevip kabullenmek çok yorucu. Seninle ilgili bildiğim tek gerçek bu. Bu gidişatı değiştirmez sen yalnız ve yaşlı bir kraliçe olarak öleceksin.
****
[Only Registered Users Can See Links]
- Bugün çalışacağımız eser Şostakoviç'in 14. Senfonisi, Opus 135. Bu eserle ilgili bir şey farkettim. Karanlık bir eser olarak görülür ama bence öyle değil. Bence ölüm yaklaştıkça sanatçı onu kısıtlayan prangalarından kurtulmalıdır. Sanatçı kalan vaktinde kararlı bir şekilde üretmelidir ve bunuda mutlak özgürlük içinde yapmalıdır. İşte bu yüzden bunu kendim için yapmalıyım. Bundan sonra artık ne kadar ömrüm kaldıysa tamamen kendi istediğim şekilde yaşamam gerekiyor. Bu devirde daha çoğumuz bu şekilde yaşamalı.
***
[Only Registered Users Can See Links] Dinle. Lenny seni seviyor, gerçekten seviyor.. O sadece hızla yaşlanan bir adam ve tek şey olmak ona göre değil. Yolunu şaşırmış.
- Onun kim olduğunu hep biliyordum. Geçen gün beni aradı.
- Ne için? Birlikte Fairfield'da iki hafta geçirmek istiyor. Sesi farklıydı.
- Falicia..
- Bahaneye gerek yok. Bana düş kırıklığı yaşatmadı.
- Felicia..
- Bana sunduğuyla yaşayabileceğimi düşünmek kendi kibrimdi. Kaderin cilvesi işte ilgisine muhtaç hissettikleri için herkese, hatta çocuklarıma bile acıdım. Ama ne gurur. Bir de şu an ki halime bak. Dürüst olmayan kimmiş? Onu özlüyorum.
[Only Registered Users Can See Links] Sen nasıl bir insansın Ya? Abinin bolluk ve refah içerisinde yaşaması için, istemediğin bir evlilik yapıp hayatından vazgeçmek bu kadar mı zor? Sen bu kadar mı bencil bir insansın Hasharia
Leydihan
22 Mart 2024, 22:03
Başka Bir Hayatta - Past Lives - (2023)
[Only Registered Users Can See Links]
Kore'de bir tabir var. İn-Yun ''Yazgı'' anlamına geliyor. Ya da ''Kader''
Ama bilhassa insanlar arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sanırım Budizm ve reerkarnasyondan geliyor. Sokakta birbirinin yanından geçen iki yabancının kıyafetlerinin birbirine sürtünmesi İnyun'dır. Çünkü bu geçmiş yaşamlarında mutlaka bir ilişkileri olduğu anlamına gelir. Eğer iki insan evlenirse bunun In- Yun'ın 8000 katmanı sayesinde olduğu söylenir. 8000 aşkın yaşamın.
- Buna inanıyor musun?
- Neye?
- Birbirimizi başka bir yaşamdan tanıdığımıza
- Burada oturduğumuz aynı masada aynı şehirde aynı anda bulunduğumuz için mi?
- Evet. Bu İn - Yun değil mi?
- Bu sadece Korelilerin birbirini ayartmak için söylediği bir şey.
Leydihan
22 Mart 2024, 22:16
Son Nöbetçi - Last Sentinel (2023)
[Only Registered Users Can See Links]
İnsan faaliyetler deniz seviyesinde büyük bir yükselişe sebep oldu. Gezegenin büyük bir bölümü sular altında kaldı. Hayatta kalmak toprak kaynakları için bitmeyen bir mücadeleye başladı. Dünyada iki kıta kaldı. Bibirleriyle savaşıyorlar.
****
[Only Registered Users Can See Links]ık ve ışık. Kötü ve iyi. Savaş ve barış. Onlar ve biz. Biri olmadan diğerinin olamayacağını herkes bilir. Ve ikisi arasında bir denge vardır.
Bazıları karalar yok olmadan önce kuşların kıtalar arasında göç edebildiğini söylüyor. Yükselen adı veren bir rüzgar kullandılar. Hayatta kalmak için kanat çırpmak zorunda değilsin ama aynı zamanda da düşmüyorsun. Zahmetsizce, dinlenerek havada kalabilirsin ama artık yükselen rüzgarlar yok; çünkü dengeyi bozduk.
***
[Only Registered Users Can See Links]ünyayı mahvetmenin tek yolu insanları yok etmektir.
[Only Registered Users Can See Links] mu? Bu nasıl bir üsluptur?
Erkeksiniz diye kendinizi bir şey mi zannediyorsunuz ?
Anladığım kadarı ile kadınların sosyal hayattaki konumu medeniyetin beşiğinde de farklı değil galiba.
Leydihan
22 Mart 2024, 22:49
Amerikan Romanı - Amerikan Fiction (2023)
[Only Registered Users Can See Links] Benimse tek yaptığım kafamda küçük insanlar yaratıp sonra da birbirleriyle hayali sohbetler ettirmek. Kitaplar insanların hayatını değiştirir.
[Only Registered Users Can See Links]üşmanlar birbirini dosttan daha iyi tanır.
- Babanda herkesi uzaklaştırdı. Hep yalan söyledi. Bak ne oldu.. Bu aralar çok öfkeleniyorum tıpkı baban gibi.
[Only Registered Users Can See Links] Ben de son sıralar babamın gay olduğumu bilmeden ölmesini düşünüyorum. Beni hiç tam anlamıyla tanıyamadı. Artık asla tanımayacak. Bu da beni cidden üzüyor.
- Ya bilseydi seni evlatlıktan reddetseydi?
- En azından gerçek beni reddetmiş olurdu. Kulağa tuhaf geliyor ama yine de içimi rahatlatırdı.
- O kadar da tuhaf değil.
[Only Registered Users Can See Links] Herkes seni sevmek istiyor Mank. Ben sende ne buluyorlar bilmiyorum ama işte sevmek istiyorlar. Her hâlini sevmelerine izin ver.
- Sana bir şey sorabilir miyim?
- Tabii ki..
- S.. nesi kötülüğe özendiriyor?
- Kesin bir şey söyleyemem ama zaten var olan kitaplardan farklı değil ama bana şey geldi. Ruhsuz. Bu kelime uyuyor sanırım sence de öyle değil mi?
- Evet, sanki yazılış amacı suçluluk duyan beyaz insanları tatmin etmekmiş gibi..
- Evet eleştirmenlerin ''önemli'' deyip ''iyi yazılmış'' demediği türden.
- Aynen. Tamam, söyleyeceğim şeye alınma lütfen ama senin romanın s.den çok mu farklı?
- Mesele bu muydu? Sence kitabım berbat mı?
- Hayır. Dürüst olmam gerekirse kitabını okumadım. Bazı kısımlarını okudum. Ve pek farklı gelmedi.
- Kitabım için bir çok araştırma yaptım. Bazı yerleri gerçek röportajlardan alınma. Sanırım akademi fanusunun içinde çok kaldığından bazı hayatların zor olduğunu unutmuş gibisin.
- Senin hayatın zor muydu? Seçkin, bohem bir üniversiteye gitmişsin. New York'ta elit bir yayın evinde çalışmışsın.
- Yani? Kendi hayatımı konu almak zorunda değilim. İlgi çeken şeyler yazarım.
- Siyahi travmasına hallenen beyaz yayımcılar için yazıyorsun.
- Kitapları onlar alıyor da ondan. Zevklerine hitap etmek kötü bir şey mi?
- Milletin zevklerini kâr için kullanmayı seviyorsun değil mi?
- Piyasaya isteneni vermeyi seviyorum.
- Torbacılar da aynı şeyi der.
- Bence uyuşturucu da yasal olmalı.
[Only Registered Users Can See Links] Peki usanmadın mı? Fakir siyahilerden yani? Rapçi siyahilerden. Köle siyahilerden? Polisin katlettiği siyahilerden? Her yerde dönen bu hikayeler çaresiz siyahilerle ilgili ölmeden önce bir şekilde onurunu korumayı başaran siyahiler. Bunlar gerçek değil demiyorum ama biz bunlardan fazlasıyız da senin gibi çoğu yazar da hakkımızda yazarken bizi hep beyazların boyunduruğunda görüyor gibi.
- Mazlumları yazdı diye Bret Easton Ellis'e veya Charles Bukowski'ye kızıyor musun? Yoksa öfken siyahi kadınlara mı özel?
- Kimse Bukowski'yi okurken beyaz deneyi bundan ibaret demez. Ama beyaz insanlar senin kitabını okuyup bizi ona indirgiyor. Hepimizin öyle olduğunu düşünüyorlar.
- Görünüşe bakılırsa derdin beyazlarla Mank, benimle değil.
- Olabilir ama ülkedeki siyahileri gerçek potansiyelini de gördüğümü düşünüyorum.
- Potansiyel önündeki şey yeterince iyi değil diye düşündüğünde gördüğündür. Siyahileri dinlemek günümüzde çok önemli.
[Only Registered Users Can See Links] Babamın seni aldattığını biliyor muydun?
- Sır tutmayı hiç beceremezdi.
- Neden ondan ayrılmadın.
- Bensiz iyice yalnız kalırdı.
- Sence yalnız mıydı?
- Baban bir dahiydi. Dahiler hep yalnızdır. Çünkü diğer insanlarla bağ kuramazlar. Sen de bir dahisin oğlum.
- Çoğu zaman hiç de öyle hissetmiyorum.
- Çünkü kendine hep çok baskı yapıyorsun Cliffy
Leydihan
23 Mart 2024, 23:44
The Killer (2023)
[Only Registered Users Can See Links]çbir şey yapamamanın bu kadar yorucu olması inanılmaz. Can sıkıntısına dayanamıyorsanız bu his size göre değil. Paris'te güneş başka doğar. Yavaş yavaş. Berlin ya da Şam'ın dizel motor gürültüsü, Tokyo'nun kesintisiz uğultusu olmadan. En doğrusunu Temel Reis söylemiş galiba. ''Ben neysem oyum'' Olağanüstü değilim. Ben sadece ayrıyım. Yollarımız hiç kesişmediyse kendinizi şanslı sayın. Gerçi şans, gerçek değildir. Karma da öyle ve adalette..Bu kavramlar varmış gibi yapmayı ne kadar istesem de yoklar işte. Biri doğar, ömürünü yaşar; en nihayetinde de ölür. Bu süreçte de ''İçinden geleni yap, asıl kanun odur.'' Böyle demiş biri. Kim hatırlayamıyorum. Her yıl 140 milyon insan doğuyor. Aşağı yukarı. Dünya nüfusu yaklaşık 7,8 milyar. Her saniye 1,8 insan ölüyor. Yine aynı saniyede 4,2 insan doğuyor. Yaptığım hiçbir şey bu değerleri zerre değiştirmez. İnsanlar şüpheciliği çoğu zaman sinizmle karıştırıyor. Çoğu insan öteki dünyanın buz gibi, sonsuz bir boşluktan öte bir yer olmadığına inanmayı reddediyor. Ama ben bunu da gerçeği kabullenmenin getirdiği o özgürlüğü de kabul ediyorum. Zamanla şunu fark ettim, en riskli an eyleme geçme anı değilmiş. Asıl sorunlar görevden önceki günlerde, saatlerde ve dakikalarda çıkıyor. Bir de sonrasındaki dakikalarda, saatlerde ve günlerde. Esas mesele hazırlık, detaycılık, fazlalıklar, fazlalıklar ve fazlalıklar.. Cımbızları, delil torbaları ve DNA takımlarıyla o aynasızlara hiçbir şeyi bırakma. Kimseye görünme ama 21. yüzyılda bu mümkün değil. O yüzden bari hatırda kalma. Sakin ol ve yoluna devam et.
****
[Only Registered Users Can See Links]şe bir tabir olacak ama burası kurtlar sofrası. Herkes kendinden sorumlu.. Ya ölür, ya öldürürsün. Güçlü olan hayatta kalır. Bunlar insanın doğasında yok mu? İnsanın özündeki iyiliğe inanmak isteyenlere şunu sormalıyım. Bunun nedeni tam olarak nedir?
Haksız mahkumiyetlerin %70 ile %80'i doğrudan görgü tanığı ifadelerinin sonucunda oluyor.
Aklınıza birkaç yol geliyorsa dahisiniz demektir. Ben dahi değilim.
Tarihin başlangıcından beri her zaman azınlık, çoğunluğu sömürmüştür. Medeniyetin temel taşı tuğlaları birleştiren harçdaki kan budur. Ne olursa olsun, çoğunluktan değil, azınlıktan olmaya bakın.
İnsanı en çok yıkıma sürükleyen şey boş vakitlerdir. Birinin canını sıkmak için tasarlanmış işler en yorucu işlerdir.
Amerikan Askeri Endüstriyel Kompleksinin söylediği onca yalan içinde en sevdiğim iddiaları uyku yoksunluğunun işkenceden sayılmaması. Tetikte olmak çok mühim. En disiplinli zihin bile yorulabilir, sabırsızlanabilir, acele edebilir.
Ne bir tanrıya hizmet ediyorum ne bir ülkeye ne de bir bayrağa. Etkili olmamın tek ve basit bir sebebi var. Zerre kadar takmıyorum.
[Only Registered Users Can See Links] bağlı kal, öngörülü ol; doğaçlama yapma. Kimseye güvenme. Asla avantaj kazandırma. Sadece parasını aldığın savaşı ver. Empati kurma, empati zayıflıktır. Zayıflıksa açık vermektir. Yolun her bir adımında kendine şunu sor? Benim çıkarım ne? Gerekenler bunlar. Başarılı olmak istiyorsan yapman gerekenler basit.
***
[Only Registered Users Can See Links] temizlik en hafif tabiriyle ciddi emek ister. Bir yapbozun bitmemesi için bir iki parçayı çıkarın. Gerisini dağıtın. Neydi o deyim? İki ölç, bir biç.
Bazen ben de unutuyorum. Hayatımızdaki tek yol ardımızda kalandır.
Hiç uyumayan bir şehrin dibinde nadiren gözden uzaktasın. Normallerin arasında ne işin var senin?
***
Pekâlâ. Herkesin bildiği gibi bir kadın katledildiği zaman ana şüpheli her zaman ya kocası ya da sevgilisidir. Hele ki cinsel saldırıya uğramamamışsa..Neyse herkes bilmiyordur belki..
[Only Registered Users Can See Links]
Birinin gaddarlığı başkasının pragmatizmi demişler.
Bir avcı ormana girmiş ve bir boz ayı görmüş. Gördüklerinin en büyüğüymüş. Tüfeğini kaldırıp ateş etmiş. Ayı yere düşmüş. Avcı hemen ilerlemiş ama orada hiçbir şey yokmuş. Ayı yok, kırık dal yok, kan yok. Derken bir anda ayı kocaman kolunu adamın omzuna atmış ve şöyle demiş;'' Şansını denedin, ıskaladın; o yüzden ya seninle ziyafet çekerim ya da seni sodomize ederim. Seçim senin'' Tabii ki avcı yaşamayı seçmiş. Ertesi gün avcı tekrar ormana gelmiş. Bu kez yanına daha büyük bir silah almış ve yine ayıyı görmüş. Nişan almış, ateş etmiş, ayı düşmüş. Avcı koşmuş. Ayı yine ortada yok derken bir anda yanında bitmiş. ''Anlaşmayı biliyorsun'' demiş. Rezalet başlamış. Avcı ertesi gün ormana yine dönmüş. Bu kez bazukayla. Ayıyı görmüş, nişan almış ateş etmiş. Bazuka geri tepince sırtüstü düşmüş ve duman dağılırken yukarıya bakmış. Ayı kollarını kavuşturmuş, tepesinde dikiliyormuş. Gözlerini kısıp demiş ki; ''Avlanmaya gelmiyorsun aslında değil mi?''
***
Gerçek zenginliğin olayı şudur: Ne kadar paralıysanız göze batmamanız o kadar zorlaşır.. Özel plakaların faydası olmaz tabii.
***
[Only Registered Users Can See Links] Güvende hissetme ihtiyacı sakat bir durum. Kader teselli ilacıdır. Tek yaşam yolu geride bıraktığındır. Hepimize verilen bu kısa ömürde bunu kabullenemiyorsanız azınlık değilsinizdir belki. Belki de benim gibisiniz. Çoğunluksunuz.
Leydihan
24 Mart 2024, 20:23
Kar kardeşliği - La sociedad de la nieve (2023)
[Only Registered Users Can See Links] what would an ocean be without a monster lurking in the dark? It would be like sleep without dreams. Werner Herzog
Karanlıklarında canavarların saklanmadığı bir okyanus neye benzerdi? Rüyasız uykulara.”
—
[Only Registered Users Can See Links]
-Enerjini kendini sakla, benim hiç taakatim kalmadı.
-Öyle deme Arthur inancını kaybetme.
-Hayatımda hiç olmadığım kadar inançlıyım.
-Papaz yardımcısı mı oldun?
- İnanç dediğim. Kusura bakma Nıma ama senin tanrına değil. Çünkü o tanrı, evdeyken ne yapacağımı söylüyor olabilir. Ama dağlarda ne yapacağımı söylemiyor. Burada olan şeylere o eski gözlerimle bakamam. Numa bu benim cennetim. Benim inandığım bambaşka bir tanrı. Ben Roberto yaralarımı tedavi ederken kafasında olan tanrıya inanıyorum. Nando ne olursa olsun yürümeye devam ederken bacaklarında olan tanrıya inanıyorum. Daniel et keserken onun ellerine inanıyorum. Fito’ya inanıyorum eti verirken hangi arkadaşımızın olduğunu söylemiyor. Böylece yerken gözlerindeki ışıltıyı anımsıyoruz. İşte o tanrıya inanıyorum. Roberto’ya inanıyorum. Nando’ya, Daniel’e, Fito’ya. Can veren arkadaşlarımıza.
- Tam bir filozofsun Arturo. Dinar ve filozof.
***
[Only Registered Users Can See Links]
-Yarısını ye. Şimdi pes etme.
- Pes etmiyorum Pancho. Ölüyorum. Sizin için faydam olmamasına üzülüyorum.
- - Onu bırak. Kendini düşün.
- Kendimi mi düşünüyorum. Hâlime baksana daha 25 yaşındayım Pancho. Önümde koca bir hayat vardı, yapacağım işler vardı.
Kardeşlerimi tekrar görebilmek istiyorum. Anne babamı görmek istiyorum. Dans etmek istiyorum.
- Sen dans etmezsin ki.
- Biliyorum. Artık istiyorum. Her şeyi yapmak istiyorum Pancho. Gülmek istiyorum, ağlamak istiyorum.
- - Ağla o zaman.
- Ağlayamam.
- Ağla. Hadi ağla.
- Ne gülüyorsun.
- Beraber ağlayalım. Dök içini. Hadi şapşal. Hadi.
- Tin tin ısrarla fotoğraf çekiyor. Sanki döneceği bir geziden çeşitli anlar çekiyormuş gibi. Bu fotoğraf kim için? Bizim için mi? Görmeye ömrüm yetmeyecek. Belki ailelerimiz içindir. Veya geçmişteki fotoğraflarımıza bakıp bizi anan başka kişiler içindir. Fotoğraflarımızı gördükçe bizi hayallerinde yaşatacaklar. Çünkü şimdi kendimize sorduğumuz soruları kendilerine soracaklar. Onlara ne oldu? Bize ne oldu? O dağlardayken biz kimdik?
—
[Only Registered Users Can See Links]
- Nindo. Cesedimden faydalanmana izin verdiğimi bilmeni istiyorum.
- Öyle deme Numa.
- Kurtulamayacağımı biliyorum.
- Öyle deme.
- Ama öyle.
- Sorun değil. İçim rahat. Sırada ne varsa hazırım. İkimiz de hazırız. Hepimizin kurtulacağını bildiğim için çok mutluyum. Bundan mutluluk duyuyorum Nando.
—
[Only Registered Users Can See Links]
- Karşılama çok coşkulu. Bu kalabalığın burada işi ne? Arkadaşlarıma yaklaşmak, dokunmak, detayları duymak istiyorlar. “Dağlarda ne oldu?” Muhabirler soruyor, ellerinde kameraları ve mikrofonları. Doktorlar soruyor, ellerinde testleri ve cihazları. Ne görüyorlar? Kirli giysilerden ürküyorlar. İskelete dönmüş güneşten yanmış bedenlerinden. Ciltlerindeki kirden. Gazetedeki Andların kahramanları var. Ölümden dönüp babalarına kavuşanlar. Annelerine. Sevgililerine.
Çocuklarına. Ama onlar kahraman gibi hissetmiyorlar. Çünkü onlar da bizim gibi ölmüştü. Sadece eve dönebilmişlerdi. Bizi hatırladıklarında kendilerini sorguluyorlar. “Niye hep beraber geri dönemedik?” Bütün bunların anlamı ne? Anlamı bulmak size kalmış? Cevap siz de saklı. Birbirimize hep göz kulak olduk. Ve dağlarda ne yaptığımızı herkese anlatın.
Leydihan
20 Nisan 2024, 01:26
Osman Sekiz 2022
[Only Registered Users Can See Links] onunla bütün gece bütün hafta, bütün ay konuşabilirdi. Senelerdir susuzluk çeken bir insan gibi. Kana kana. Sanki başlıca bir çiçeği hayati ihtiyacı oymuş gibi. Hiiç bitmesin hiç gitmsin istedim.
Senin yaşaman lazım. Öyle gülerken gözlerinin içi gülen birinin sonsuza kadar yaşaması lazım.
Sonsuza kadar yaşamak var mı?
***
[Only Registered Users Can See Links] Hayatta bazen öyle bir an gelir ki herşeyin seyrini değiştirecek bir karar vermek gerekir, artık geri dönüş yoktur; pişmanlık, acı, ceza, vicdan yoktur. İşte böyle bir karar ve sonrasında Osman'ın değişen kaderi vardı.
[Only Registered Users Can See Links]
Ayrıca insan bazen sadece kendi için yalan söylemez, bazen de yanındakini utandırmamak, onu kaybetmemek için söyler.
Bir sürü şeyin nasıl kullanacağını yazıyorsun; ya sen hani Kendi hayatını kullanma kılavuzu yok mu.. Bu ben bile olsam bunu başkalarının yazmasına izin verme sen yaz. Ayrıca sen ne yaparsan yap beni utandıramazsın ve kaybedemezsin.
[Only Registered Users Can See Links]
Ah bu güzel kızcağız, bir sabah uyandığında artık belkide konuşamaycak, kendisi gibi yiyip içemeyecek, ve bambaşka bir canavara dönüşecek birine neden alışsın.. Ah aşk neden hiçbir matematik hesabına uuymuyor
Leydihan
01 Mayıs 2024, 20:21
Dublör - The Fall Guy (2024)
[Only Registered Users Can See Links]ötüyüm işareti yapmıyorsak bir nedeni var. Biz de eğitim bir parçası gibi bir şey. Sonuçta sana araba çarpıyor filan camdan fırlatıyorlar sette yakıyorlar. İyiyim işareti yapıyorsun. Ama benim kazadan sonra. Aslında o kaza değilmiş. Ben pek iyi değilim. Tam bir fiyasko gibi. Ne hissettim? O anladım ki hiç de yenilmez değilmişim. Şaşırdık mı? Ve o kadar da özel birisi değişmişsin demek ki dedim birlikte olduğun adam kötüymüş. O zaman kayboldum. Ama şu var ki ben sadece senden gitmemiştim. Ben kendimden gittim. Her neyse özür dilerim. Çok daha iyisine layıksın affet. Dürüstte olsam acıtacaktı. Kaza geçirmek can yakıyor. Camdan fırlatılmak can yakıyor, sette yakılmak çok can yakıyor. Ama en çok da seninle olamamak canımı yakıyor. Ben sana hala çok aşığım. Ve bence mutlu sondan vazgeçmemelisin.
- Bu filmi çekebilmek için ömrünü verdin. Kim bilir belki koca bir jenerasyona ilham vereceksin. Sen çok çok çok özelsin. Hepimiz özel bir şeyin parçası olabiliyorsak senin sayende. Ne yazık ki bizim mutlu sonu başaramadım ama uzay kovboyuyla uzaylı hanım muradına eremezse gözüm açık gider.
Nemo Personne
05 Mayıs 2024, 00:00
İzin ver planlanan her şey gerçekleşsin. İnanmalarına izin ver. Ve tutkularına gülmelerine izin ver. Çünkü, onların tutku dediği gerçekte duygusal bir enerji değil, ruhları ve dış dünya arasında bir sürtüşme. Ve en önemlisi, kendilerine inanmalarına izin ver. İzin ver çocuklar gibi çaresiz olsunlar, çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç hiçbir şey. İnsan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise katı ve duyarsızdır. Bir ağaç büyürken hassa ve esnektir ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. Sertlik ve güç ölümün refakatçisidirler. Uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. Çünkü katılaşan hiçbir zaman kazanmaz.
(Stalker)
Nemo Personne
05 Mayıs 2024, 00:01
-peşimizi neden bırakmıyor?
-çingene olmak istiyor
-çingene mi? bu bir meslek değil ki
Tony Gatlif / Liberte ( Korkoro) .... Taloche, çok sevdim lan ben seni
Leydihan
14 Mayıs 2024, 01:32
Maymunlar Cehennemi: Yeni Krallık
(Kingdom of the Planet of the Ape) 2024
[Only Registered Users Can See Links] yıl boyunca gezegenler gezegenleri yönetti. Kibirleri onların çöküşüne yol açtı. İnsanların yarattığı bir virüs maymunlarda zekanın artmasına neden oldu. İnsanlar da ise sonuç tam tersi oldu. Zekalarını ve konuşma yeteneklerini kaybettiler. İnsanlar ve maymunlar bir arada var olma mücadelesi verirken, bir maymun isyan etti ve türü için herşeyini feda etti. Bu maymunun adı Sezar'dı.
[Only Registered Users Can See Links] haklıydı. İnsanlar hiçbir zaman pesetmeyecek. Taa ki herşeyi kendinize alana kadar.
Leydihan
09 Temmuz 2024, 00:50
Kırmızı Pabuçlar (The Red Shoes Next Step) 2023
[Only Registered Users Can See Links]
-Büyüleyici değil mi?
Bu parçayı biliyorum. Annie. Bunu dansta kullanırdı.
-Aslında basit bir hikaye. Sevgi. İçten sevmediğin sürece gerçek kaybı deneyimleyemezsin. Neden buradasın Samantha? Annem benim. Sanırım hala dans etmek istediğimi biliyordu. Gerekliydi.
- Bu annenin fikri değildi. Benim fikrimdi.
Neden? Neden beni geri istiyorsun ki?
- Geçen yılın zor geçtiğini biliyorum ama inanıyorum. Olanlardan sonra nasıl geri dönüp tekrar performans sergileyebilirim?
- Samantha, ne zamandır okulumda öğrencisin? Burada beladan fazlasını öğrettiğimizi düşünmek hoşuma gidiyor. Ve o gece sahneye çıkmadığın için hayal kırıklığına uğramadım. Seni anlıyordum. Ama bize geri dönmemen beni üzdü. Kendine, hayaline bu ailenin seni desteklemesine inanmadın. Annie'yi kaybetmek hepimiz için zordu. Bunu da tek başıma çözebileceğimi sanmıyorum. Bu sensin.
Evet. Nişanlımı kaybettikten bir süre sonra. Bu katlanmak zorunda kaldığım en zor şeydi. Ama bana yol gösteren şey danstı. Etrafımdaki insanlardı. Annie'nin başına gelenler senin hatan değildi Sam. Ve içten içe bunu biliyorsun bence. Ama şimdi, umarım bu kadronun asil bir üyesi olmaya hazırsındır. Çünkü yapman gereken zor bir seçim var. Gracie'nin dans etmesine izin verildi. Artık o da bu ailenin bir üyesi. Ve geri dönmek için çok mücadele etti.
Ben de çok çalıştım.
- Evet, biliyorum. Ancak aileler birbirlerine destek olur. Ve şimdi Gracie'nin de desteğimize ihtiyacı var. Paige'le çalışmanı çok isterim. Böylece gerçekten Gracie için iyi bir yedek oyuncu olabilir. Bale ekibimize hoş geldin Sam. Varlığının gerçekten herkesi neşelendireceğini düşünüyorum. Yine de bu sana kalmış. Ne annene ne de bana değil. Sana.
[Only Registered Users Can See Links] Ayakkabıyı ver. En büyük sanatçıların hepsi bir hikaye anlatmak için derin bir arzıyı paylaşırlar. Ve bu bir bakıma her zaman onların kendi hikayesi olur. Ve bunu karşıya aktarma becerisi en derin korkularını, acılarını ve sevgilerini paylaşmaktan geçer. Onları harika yapan da budur.
O kişi ben değilim.
- Anlatacak bir hikayen var Samantha. Büyük bir kayıp yaşadın. Ama anlatman gereken tek hikaye bu değil. Mutluluk, üzüntü olmadan hiçbir anlam ifade etmez. Vizyonun netleşecek ancak kendi kalbinin içine bakabildiğin zaman. Dışa bakan rüya görür içe bakan uyanır
Jung mu?
- Annie'nin favorisi. Hikayeni anlatma vakti geldi, Sam. Bana göster.
Farkedmez
09 Temmuz 2024, 01:19
Müslüm diye bir hıyar varmış-Organize işler
Leydihan
25 Temmuz 2024, 14:26
Kolpaçino 4 4'lük (2024)
[Only Registered Users Can See Links] oğlum hayat, sinema şeridi gibi. Bizim zamanımızda kılıç çekenlerin hepsi kılıçla öldüler. Öyle arkadan vurmak gibi kahpelik yoktu. O zaman dost dediğin mermi gibi namluda beklerdi. Ya şimdikiler? Ona tutunuyorum buna tutunuyorum. Ulan sen kiralık ev misin ona buna tutunuyorsun. Dik durun oğlum dik durun! Dik durmanız için oklava mı yutturmam lazım ha?insan ya nettir ya g*tür.
Leydihan
29 Ağustos 2024, 10:23
The Crow (1994)
[Only Registered Users Can See Links] zamanlar insanlar birisi öldüğünde ruhunu bir karganın ölüler ülkesine taşıdığına inanırlardı. Ama kimi zaman çok kötü bir şey olduğunda ölü korkunç bir kederi beraberinde getirir ve ruhu huzura kavuşamazdı. Bazen, sadece bazen Karga, ruhu yanlışları düzeltmesi için geri getirirdi.
Ama şimdi biliyorum ki bazen aşk, iki kişinin beraber olması gerektiğini kanıtlar, o zaman da hiçbir şey onları ayıramaz.
Dizindeki yaralara üzülmediğin an çocukluk dönemin bitmiştir.
[Only Registered Users Can See Links]ünyanın bütün güçleri gözlerde saklıdır dostum. Bazen onlara sahip olan kişiden daha kullanışlı olurlar. Gözler görür. Kız kardeşimden öğrendiğim en önemli şey.
[Only Registered Users Can See Links] hep derdi ki: Herkesin bir şeytanı vardır. Ve onu bulana kadar rahat edemezsin.
[Only Registered Users Can See Links]ğer sevdiğimiz kişiler bizden çalınmışsa onları yaşatmanın yolu, onları sevmeyi bırakmamaktır. Binalar yanar, insanlar ölür ama gerçek sevgi sonsuza kadar sürer.Not: Bu filmin en efsanevi kısmı da filmin çekimleri sırasında boş sanılan tabancanın gerçek kurşunla dolu olması sebebiyle kazara ölen efsane aktör Bruce Lee'nin oğlu Brandon Lee'nin ölümüdür. Brandon Lee eğer ölmeseydi 17 gün sonra evlenecekti. Burdaki ihmal yapımcıların silah ustasına gerek yok diyerek alakası olmayan kişileri silah bölümü için kullanmalarıydı. Kurşun, Funboy karakterini canlandıran Michael Massee'nin ateşlediği tabancadan çıktı. Massee'nin bir hatası olmasada büyük bir travma yaşayan oyuncu 1 yıl boyunca setlere dönemedi ve hayatı boyunca da hiçbir zaman bu filmi izleyemedi. Kendisi 2016 yılında vefat etti. Filme dönersek gece çekimleri biraz fazla olmuş. Ama bu filmin kötü olduğu anlamına gelmez. Ayrıca Brandon Lee'nin oyunculuğu süperdi. Tekrar çekilen The Crow’u Brandon Lee’nin hatırasına saygısızlık olmuş. Bu film onun yerine izlenmeli; çünkü asla taklitler asla efsanelerin yerini tutmaz.
Leydihan
07 Eylül 2024, 02:39
Eşkiya (1996)
[Only Registered Users Can See Links]
Kaldı mı artık dağlarda eşkiya emmi, eşkiya artık şehirde.
- Niye silah taşıyorsun düşmanın mı vardır?
Burası İstanbul düşmanın olması gerekmez herkes düşmandır. Ne zaman ne olacağı belli olmaz usta.
- Burası neresi ya..
İstanbul.
- İstanbul ha.
Neresi olacak ki.
- Buradan görünüşü bizim oralara benziyır. Ovalar, dağlar, şehirler vardır. Cudi'nin tepesindeyim sanki.
- Senin yolun yol değildir.
Ne varmış benim yolumda?
- Uyuşturucu işi kötü iştir, yapma.. İnsanları zehirliyorsun. Çok adam tanıdım hapiste, sonları kötü oldu.
Yapmayım mı? Peki ne yapayım? Söyle? Hırsızlık mı, dolandırıcılık mı? Hangisi daha iyi?
- Hiçbiri. İnsana göre değil hiçbiri.
Hepsi insana göre yoksa yapılmazdı. Sen niye yaptın? Babam benim adımı neden Cumali koymuş biliyor musun? Babam Yılmaz Güney'e hayranmış. İnce Cumali filmini 15 defa seyretmiş. Yani benim Cumali adı oradan geliyor. Babam Yılmaz Güney'i taklit ederdi hayatında. Onun gibi omuzlarını düşüre düşüre yürür, yavaş yavaş konuşur, sakin baba yani. Biraz da benzerdi ona.. Ama üvey annem aldattı onu. Aldatıldı kahraman hemde boktan bir herifle.
Sonra ne oldu ikisini birden vurdu. Analığım sakat kaldı, adam öldü. Yani şimdi babam iyi oldu da ne oldu? He ne oldu şimdi yani? Yani hayatta her şey oluyor abicim. Hem ben bu işi yapmak istemiyorum. Ama işte Emel'e para lazım. Abisi için.
- Biz hapisteyken iki tane Kemal tanırdık. Biri Mustafa Kemal. Öteki Dudu Kemal. Dudu Kemal çocuk yaşta bir mahkumdu. Kaatildi. Her sabah erkenden kalkar, gazeteleri en önce o alır, deli gibi çevirirdi. Af haberi arardı. Yıllarca af haberi aradı. Sonra aftan yararlanarak dışarı çıktı, bir hafta sonra birini öldürüp tekrar hapse düştü Dudu Kemal. Sana bakınca hep o çocuk aklıma geliyor. Eğer benim oğlum olsaydı, senin yaşında olacaktı.
Benim babamda yaşasaydı senin yaşında olacaktı.
- Beni ona götürecek misin? O televizyondaki adama.. Bu bir ricadır.
- Burası mıdır? Eminsen?
Bu adam Türkiye'nin en zengin adamı, senin onunla ne işin var?
[Only Registered Users Can See Links]
- Sesini duyamayacak mıyım?
Eşkiyalar ölünce dağlar yıldız olur..
- Dağlardayken geceleri binbir haşerinin kurdun sesini duyarsın. Yatardım bir kayanın üzerine yıldızları izlerdim seni düşünürdüm. Sonra bir yıldız kayardı, ve derdim ki işte bir eşkiya daha ölmüştür. Çocukken sana eski zaman eşkiyaların masallarını nasıl anlattığımı düşünürdüm. Senin yıldızlara bakışını..
Ben de geceleri yıldızları seyrediyem. Ama seni görmemişem. Yaşadığını anlamışem. Geleceğin günü beklemişem. Sesim şimdi bana çok tuhaf geliyi. Sankim başkası konuşuyi, ben dinliyem.
[Only Registered Users Can See Links]
- Ben ömrümce bu dakka için yaşamışım. Artık ne olursa olsun önemi yoktur. Seni alacağım beni bekleyesin Keçe.. Daha ne kadar yaşarım bilmirem. Ama son nefesimi vermeden senden vazgeçmem. Her şeye rağmen bir gün çıkıp gelebilirim Keçe.
Ben susarım Baran. Sen dönene kadar.
[Only Registered Users Can See Links]
Çok korkuyorum Eşkiya. Beni bırakma çok korkuyorum.
- Korkma sadece toprağa gideceksin. Sonra toprak olacaksın. Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine gireceksin. Oradan özüne ulaşacaksın. Çiçeğin özüne bir arı konacak, belki o arı ben olacağım.
[Only Registered Users Can See Links]
- Çocuk öldü. Verdiğin şey sahte çıktı. Niye?
Hatırlar mısın? Çocukken seninle oynardık. Hep ben seni yenerdim. Sen bir gün bile ''neden hep ben yeniliyorum.'' diye sormadın. Ben hep aldattım.
- Çocuğun öleceğini biliyordun. Niye yaptın?
Çocuğun ölümünün ne önemi var. Keçe'yi alıp gitseydin aşkın için birşey yapacaktın. Ama sen Keçe'yi bir insan hayatına feda ettin. Sevdiğin kadını kıytırık bir herif için hayatı için harcadın gitti. Halbuki o kadın seni bir ömür boyu bekledi. Hayatın bir sevda karşısında ne önemi var?
- Doğru sevda karşısında ne önemi var hayatın?
[Only Registered Users Can See Links] Bir gün dağda bir kurtla burun buruna geldim. Tüfeğimi doğrulttum hemen. O da hırlamaya başladı. Dedim ki kendi kendime, ''birazdan ikimizden biri yok olup gidecek. Kimin gücü kime yeterse.. Haydi git! Sen daha çok gençsin. Yazıktır sana.
Leydihan
11 Eylül 2024, 23:19
The Big Lebowski - Büyük
Lebowski (1998) Replikleri
[Only Registered Users Can See Links]“Size bir şey açıklamama izin verin, ben Bay Lebowski değilim, siz Bay Lebowski’siniz. Ben Ahbap’ım. Bana böyle diyebilirsiniz.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Bilirsiniz, “ahbap” ya da “adamım” ya da, “dostum”, ya da “el ahbap” gibi.”
“Eğer istersen hiçbir şey hayal değildir.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Hayat durup senin ona yetişmeni beklemiyor seni lanet olası iğrenç pislik çuvalı.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Radyoyu kapatır mısın? Çok zor bir gece geçirdim ve lanet olası Eagles’dan nefret ediyorum.”
[Only Registered Users Can See Links]“Tıpkı Lenin’in dediği gibi. Çıkar elde edebileceğin insanı ararsın.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Bir erkeği erkek yapan nedir Bay Lebowski?”
[Only Registered Users Can See Links]
+ “Bilemiyorum bayım.”
– “Neye mal olursa olsun doğru şeyi yapmaya hazır olmak olabilir mi? Bir erkeği erkek yapan bu değil mi?”
+ “Elbette bu ve bir çift testis.”
“Bazen sen balığı yersin, bazen de balık seni.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Sizin hikâyeniz varsa benim de var.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Hayat bazen çok karmaşıktır.”
“Bu sabah kendimi çok boktan hissediyorum dostum. Tam bir çöküntü halindeyim. Biraz para kaybettim…”
[Only Registered Users Can See Links]
-“Salla gitsin. Unut gitsin bunu.”
-“Evet, s*ktir et ya. Boktan şeyler için üzülecek değilim. Hayat devam ediyor dostum.”
. “Oraya Los Angeles derlerdi. Meleklerin Şehri… Tam olarak böyle olmadığını sonradan fark etmiştim.”
[Only Registered Users Can See Links]
“Ahbap’ın tek istediğiyse, halısını almaktı. Aç gözlü değil.”
[Only Registered Users Can See Links]
Lebowski: “Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu dostum!”
[Only Registered Users Can See Links] Walter: “Senin kahrolası halındı ahbap.”
Donny: “Ahbapın halısına ne olmuş Walter?”
Walter: “Donny kapa çeneni! kahrolası deve seviciler senin halını çaldılar ahbap.”
Lebowski: “Benim kahrolası halım.”
Walter: “Lanet halı senindi ahbap.”
Lebowski: “Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu.”
“Onlar Nazi mi?”
[Only Registered Users Can See Links]
-“Hayır onlar nihilist.”
“İşin güzel tarafı basitliğinde saklı. Eğer plan çok karmaşıklaşırsa, yanlış gidecek şeylerin sayısı da artar.”
[Only Registered Users Can See Links]
Sürmenaj
13 Eylül 2024, 01:52
Bu filmi listeme almıştım
Leydihan
14 Eylül 2024, 21:17
Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi - Portrait de la jeune fille en feu (2019)
[Only Registered Users Can See Links]
Senelerdir bunun hayalini kuruyordum.
- Ölmenin mi?
Koşmanın.
[Only Registered Users Can See Links]
Yüzünün hiç güldüğünü görmedim.
-Güldürmeyi denediniz mi?
[Only Registered Users Can See Links]
Sizce ölmek istedi mi?
-Bu soruyu korkmadan telaffuz eden ilk kişisiniz.
Siz hariç sanırım.
-Yükses sesle değilim ama evet.
Son mektubunda özür diliyordu, sebepsiz yere.
- Sizce neden özür diliyordu.
Kaderini bana bıraktığı için.
- Korkunç bir şey gibi söylediniz.
Evliliğim hakkında ne biliyorsunuz?
-Milanolu bir beyefendiyle evlendirilecektiniz. O kadar.
Ben de bu kadar biliyorum. Neden endişelendirdiğini anlıyorsundur.
-Öyle söyleyince evet.
Olduğu gibi söylüyorum.
-Manastırda kalmayı mı tercih ederdiniz?
Avantajları olan bir hayat. Kütüphane var. Şarkı söyleyip dinleyebiliyorsun. Eşitlik de hoş bir duygu.
- Ben manastırı adaletsiz bulmuştum. İlk komünümden sonra ayrılmıştım. Defterimin kenarlarına resim çizdiğim için cezalandırmışlardı.
Resim mi çiziyorsunuz?
-Evet, biraz.
Peki ya siz ne zaman evleneceksiniz?
-Evlenecek miyim bilmiyorum.
Zorunda değil misiniz?
-Değilim. Babamın mesleğini devralacağım.
Seçim şansınız var. Bu yüzden anlamıyorsunuz.
-Anlıyorum seni.
[Only Registered Users Can See Links]
Eğer Paris'e dönmek istemiyorsan portresini yaptırmak isteyen bir arkadaşım var. Çok kolay olmayacak. Çünkü arkadaşım biraz çirkindir. Çok çirkindir. Beni güldürdünüz, çok uzun zamandır gülmemiştim.
- Ben bir şey yapmadım.
Burdasınız. Gülmek için iki kişi gerekir.
[Only Registered Users Can See Links]
-Anneniz izin verdi yarın yalnızsınız. Özgürsünüz.
Özgürlük yalnız olmak mıdır?
-Öyle değil mi sence?
Yarın söylerim.
-Milano müzik şehridir.
O zaman Milano için sabırsızlanıyorum.
-Güzel şeyler de olacak demek istiyorum.
Diyorsun ki zaman zaman kendimi avutacağım.
[Only Registered Users Can See Links]
Bu ben miyim?
-Evet.
Beni böyle mi görüyorsunuz?
-Sadece ben değil.
Ne demek sadece ben değil?
-Adab-ı erkan ve fikirler var.
Hayat yok mu diyorsun? Varlık yok.
- Senin varlığın gerçekten yoksun geçici duygulardan oluşuyor.
Her şey geçici değildir. Bazı duygular derindir. Benim bunları anlamamı anlayabiliyorum. Ama senin anlayamaman üzücü geliyor.
-Anlamadığımı nereden biliyorsun? Sanat eleştirmeni olduğunu bilmiyordum.
Ben de senin ressam olduğunu bilmiyordum.
-Güldüremiyorum seni. Yaptığımı sanıyorum bir anda kayboluyor.
Öfke her zaman öne çıkıyor. Özellikle sende.
-Seni üzmek istememiştim.
Üzmedin.
- Üzdüğüm belli oluyor. Duygulandığın zaman böyle yapıyorsun. Utandığında dudaklarını ısırıyorsun. Sinirlendiğinde ise gözünü kırpmıyorsun.
Her şeyi de biliyorum.
- Üzgünüm ama senin yerinde olmak istemezdim.
Aynı yerdeyiz. Tam olarak aynı yerde. Gel buraya. Yaklaş. Oraya bak. Eğer sen bana bakarsan ben kime bakacağım? Ne söyleyeceğini bilmediğin zaman alnına dokunuyorsun. Kontrolü kaybettiğinde kaşlarını kaldırıyorsun. Rahatsız olduğunuzda ise ağzınızdan nefes alıyorsunuz.
[Only Registered Users Can See Links]
-Korkup kaçtın sandım.
Haklısın. Korktum. Bütün aşıklar bir şey icat ettiğini mi sanır? Bu hareketleri biliyorum. Seni beklerken hayalini kurdum.
-Beni mi hayal ettin?
Hayır. Seni düşündüm.
[Only Registered Users Can See Links]
Bu seferkini beğendim.
-Belki seni daha iyi tanıdığım içindir.
Belki ben değişmişimdir.
-Belki de.
Bir önceki resmi benim için yok etmedin. Kendin için yaptın.
-Bunu da yok etmek istiyorum.
Neden?
-Bununla birlikte seni başkasına veriyorum.
Korkunç bir durum. Bana biraz sahip oldun diye bana karşı kin besliyorsun.
-Hayır.
Evet öyle. Sen de biliyorsun. Artık benim tarafımda değilsin.. Gelecek için evliliğim için beni suçluyorsun. Beni desteklemiyorsun.
-Haklısın.
Devam et. Söyle kalbindeki sıkıntıyı.Daha cesur olduğuna inanıyordum.
-Ben de senin öyle.
Bu kadar o zaman. Beni söz dinleyen biri olarak görüyorsun. Daha da kötüsü beni işbirlikçi olarak hayal ediyorsun. Zevkimi hayal ediyorsun.
-Umuttan kaçmanın bir yolu.
Seni rahatlatacaksa beni mutlu veya mutsuz düşün. Ama suçlu olarak düşünme. Direnmemi tercih ederdin.
-Evet.
Direnmemi istiyor musun peki? Cevap ver.
-Hayır.
[Only Registered Users Can See Links]
Yeni bir şey hissediyorum.
-Neymiş?
Pişmanlık.
-Pişmanlık duyma. Hatırla. Mutfakta uyuyakaldığını hatırlayacağım.
Seni kart oyununda yenişimde. Bana baktığın sert bakışları hatırlayacağım.
-Güldüğün ilk anı hatırlayacağım. Komik olmak için baya uğraşmıştım. Vaktimi harcamıştım.
Ben de vaktimi harcadım. Seni öpmek istediğim ilk anı hatırlayacağım.
-Ne zamandı?
Fark etmedin mi?
-Ziyafette şenlik ateşinin yanında.
İstemiştim evet ama ilk o değildi.
-Söyle o zaman.
Hayır sen söyle.
-Aşık olup olmadığımı sorduğun anda. Cevaba `evet' diyebilirdim. "Şimdi oldum" diyebilirdim.
Leydihan
21 Kasım 2024, 21:12
Hayat Film replikleri
Milletin dediğine bakma sen. Onlar var ya adama zorla cinayet işlettirir, salak mıyım ben. Merak etme olmaz öyle şey.
- Tamam hadi buldun diyelim. Nabcaksın bu kızla, ne konuşacaksın?
Ona ne kötülük yaptığımı soracağım. Ben sana ne yaptım da bir şey demeden iki çift laf etmeden koyup kaçtın diyeceğim.
- Diyeceksin de ne olacak?
Ne demek ne olacak. Sebebini öğrenmiş olacağız. Benim gerçeği bilmeye hakkım yok mu? Hayat boyu bu belirsizlikle mi yaşayacağım. Gurursuz, haysiyetsiz bir insan mıyım ben? Hem ben ne yaptım ki ona. Tamam karşıma çıkmaya yüzü yok anladım. Ama en azından bir telefon açıp mesaj atıp bi’ haber gönderip “ya kardeşim ben seni istemiyorum seninle evlenmem şeytan görsün yüzünü” diyemez miydi? Dürüstçe böyle deseydi ben ne yapacaktım ona bir şey mi diyecektim.
[Only Registered Users Can See Links]
- Boş boş konuşma Allah’ını seversen. Öyle bir şey söyler mi hiç. Kimse kimseye böyle bir şey söylemez. Nerede yaşıyorsun sen?
Söylemezse görecek o zaman. O şekilde bırakıp gitmenin ne demek olduğunu.
- Nasıl görecek?
Görecek işte.
- Oğlum az önce katil miyim ben diyordun.
Gene diyorum. Ama karşıma alıp bunu sormazsam, “ben sana ne yaptım” demezsem hayat boyu içimde kalacak. Bundan sonra buna hiçbir şey yapamam artık.
- Oğlum gel sen beni dinle. Sen elinden geleni yaptın. İçin rahat vicdanın temiz. Bundan sonrası artık onun bileceği iş. Ama Allah’ın da takdiri tabii. Anası babası bile peşini bırakmışken senin bu kızın peşinden koşman böyle sürünmen doğru mu Allah aşkına. Hele ki seni istemeyen sevmeyen bir kızın peşinden ısrarla illa ki olacaksın diye gitmek bunun bir adım ötesi başka bir şey ya. Hadi gel biz evimize dönelim. İş güç arkadaşlar derken unutulur gider. her şey de olacağına varır. Hadi oğlum dönelim evimize. Bak sana ilk defa bir şey anlatacağım. Dön dönme kendi kararın ama. Hayatın boyunca hiç unutma. Rahmetli baban öldükten sonra aradan bir yıl filan geçti. Biz alıştık gibi görünüyoruz ama yemiyoruz içmiyoruz eğlenmiyoruz gülmüyoruz falan öyle yaşıyoruz daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz. Bir gün dükkanda otururken aklıma bir şey takıldı. Ya biz kendi acımızdan başımızı kaldırıp da bu kız evde ne yapıyor iyi mi kötü mü bir sıkıntısı bir derdi var mı diye soramadık unuttuk. Annen geldi aklıma. Gencecik taze gelin. Rahmetli öldükten sonra anne babasının evine gitmek istemedi. Daha cenaze kalkmadan geldi bana. İzin verirsen ben ömrümün sonuna kadar ben burada kalmak oğlumu babasının evinde büyütmek istiyorum dedi. Yeter ki beni Yusuf’umun yanından ayırmayın dedi. Her hacetinizi görürüm. Yüzünüzü yere baktırmam kimseye laf ettirmem dedi. Bende tamam kızım nasıl istersen dedim. Aradan bi zaman geçti sen 3 yaşında filansın işte. Gene aldım karşıma. Önce hal hatır sordum. Nasılsın kızım iyi misin bir derdin sıkıntın var mı dedim. Bak sana bunu ilk defa söylüyorum. Baban nasıl oğlumsa amcan nasıl oğlumsa bir baba evlatlarını nasıl severse ben seni şu an nasıl seviyorsam o kızı da kendi öz kızımdan kendi evlatlarımdan daha çok sevdim. Öyle cesur öyle delikanlı tevekkül sahibi. Yok baba hiç bir derdim sıkıntım yok sayenizde dedi. Ama Yusuf’um olmadan yaşamak çok zor geliyor bana. Onun olmadığı yerde nefes alamıyorum dedi. Bir gün her şeyi Rızamı bile geride bırakıp onun yanına gitmek istiyorum dedi. Şaşırdım. Hiçbir şey söyleyemedim. O yaşıma kadar ben ne etrafımızda şurda burada böyle bir sevgi böyle bir aşk böyle bir sadakat görmedim ki bilmiyorum. Şurama bir ağrı çöktü kalbim öyle bir heyecanla çarptı ki kendimi tutamadım iki elimle elini öptüm yüzüme sürdüm. İşte o günden sonra hep bu korkuyla bu mübarek kadın bizi bırakıp giderse seni iyice öksüz koyarsa ne yaparız diye ödüm koparak yaşadım. Kimselere de bir şey söyleyemedim. Söylesem ne olacak zaten bu zamanda bu kimsenin kendinden başka kimseyi görmediği kimseye inanmadığı güvenmediği herkesin gırtlağına kadar tıka basa kendi kendiyle olduğu bu zamanda böyle bir şeyi kim nasıl anlayacak anlasa ne yapacak zaten. Neyse işte aradan bir ay geçti geçmedi. Bir akşam üstü koşarak bir çocuk geldi dükkana. Ama daha kapıdan girerken anladım ben. Burhan amca dedim Asiye yenge kendini asmış. İşte sen böyle bir annenin kuzususun oğlum. Seni sevmeyen seni istemeyen sevgisini senden esirgemeyen bir kadının peşinden koşma artık. Zorlayıp onu karım eşin yapmaya kalkma. Böyle bir evlilikten kimseye hayır gelmez. Hem kusura bakma gitmek isteyene dur demek ahlaksızlıktır namussuzluktur.
[Only Registered Users Can See Links] - Yeni bir ülke bulamazsın. Başka bir deniz bulamazsın nereye gitsen seninle gelir bu şehir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşırsın, aynı mahallede koşarsın. Aynı evlerde kır düşer saçlarına. Ölümden kurtuluş yok. E yok ama yine de böyle bir şeyler yapmak lazım. Bir atak bir hamle yapmak atraksiyonlu bulunmak lazım. Hiçbir şey yapmadan olmuyor insan kurtulamıyor. Biraz böyle kendini kandırmak gibi oluyor ama. İnsan bir faydasını görüyorsa kendini kandırabilmeli, hatta gerekiyorsa kendine yalan da söyleyebilmeli, düzeni bozabilmeli, alışkanlıkları parçalayabilmeli. Mesela sabah işe gitmemeli, öğlen yemeğini gece yarısında yemeli, çocukları okula göndermemeli. Yani bir şey yapmalı. Böyle olduğunda sıkıştırdığında bunaldığında kendini zorlanmış hissettiğinde bir değişiklik yapmak. Bir atak. Bir hamle yapmak. Eyleme geçmek. Bak doğru ifade bu ha. Evet. Eyleme geçmek, geçebilmek. O kötü durumlardan yanlış durumlardan kurtulmak için bir çaba sarfetmekten söz ediyorum. Düzeni bozmadan değişiklik yapmanın bir imkanı olsa hiç problem değil kılımı kıpırdatmam. O kadar zahmete niye katlanayım. Olmuyor olmuyor. Bir şey yapmadan bir şeyi değiştirmeden gitmiyor bu musibet.
Leydihan
11 Aralık 2024, 18:28
Sapkın - Heretic (2024) Film Replikleri
[Only Registered Users Can See Links] dindarlık güzel bir şey.
Evet bence bunu duymak bile çok önemli. Çünkü bazen dinimiz kültürün merkezi değil gibi geliyor.
Siliniyor dimi.
Evet zamanla.
Siz klise de yetiştiniz dimi?
Doğma büyüme.
Benim annem din değiştirmiş. Babam öldükten sonra birkaç kliseye gidip göz attık ne var ne yok, inanıyor muyuz diye görmek istedik.
Çok iyi anlıyorum, o hissi iyi bilirim. Gerçekten inandığınız bir öğretiye bağlı olmak çok önemlidir ve bu insanı fazla uğraştırabilir; ben bu mücadeleyi vermeye başlayalı uzun zaman oldu. Hangisi bu gerçek tek din?
Benim anladığım kadarıyla ruhani açıdan çok meraklı birisiniz. Joseph Smith de böyle biriydi. Joseph zamanında pek çok farklı yorumlamayı araştırmış. Katoliklik, metodistlik. Hiçbiri uygun gelmemiş ve bizim klisemizi kurmuş.
Benim anladığım kadarıyla yanlışsam düzeltin. Bir gece ona bir melek görünmüş. Adı da moranay. Ona evinin yakınında olan altın tabletlerin yerini göstermiş. Bu altın tabletlerin gizemli tercümesi de kaynağını işte bundan alır.
Sorum şu; çok eşlilikle ilgili ne düşünüyorsunuz.
Yani bana göre değil.
Dini açıdan bir soru mu soruyorsunuz.
Mormonluk tarihi kadınlara eşya muamelesi yapan çok eşlilik yapan erkeklerle doludur. Ama ben çağdaş vahiyler kitabının fikirlerine bayıldım. 1890’de kliseyi bu davranışlardan arındırmaya çalışmışlar. Bence bu konuşmaya değer bir konu. Yani demek istediğim şu tartışmamızın konusu klisenin itibarını lekelemiş. Tartışmalı bir uygulamayı yeni üye kazanması önündeki bir engeli vahiylerle bitirmiş olması. Tanrının elçisine ilettiği sözleri kullanarak günümüzde tatsızca görülecek provokatif bir yapıyı ortadan kaldırması.
Evet bana göre anlaması ilk başta zor olabilir ama çok eşlilik kan dökülen eski ve zor zamanlarda yeni katılımcılar oluşturmak adına ruhani bir misyondu ve birden çok eşinin olması topluluğu büyütmek için yapılmış bir şeydi.
Ama evet çağdaş zihinler için biraz tartışmalı.
Klişenin buna son vermesinin nedeni yanlış veya çirkin olması değildi, artık buna gerek kalmamasıydı.
Haklısın ama bence lütfen dilimin kusuruna bakmayın. Joseph Smith başka kadınlarla olan ilişkilerini meşru kılmak için çok eşlilik konseptinin arkasına sığınmış. Ve sanırım Joseph’in eşi, eşinin 16 yaşındaki hizmetçisiyle yatmasına çok üzülmüştür. Bana kalırsa sorgulamadan ilişkiye girebilmek için vahiyleri kullanma planı yapmış ve sonra insanlar da buna beğeni göstermiş. Yani büyük güç büyük sorumluluk getirir. Sanırım aktarmak niyetinde olduğum konu çok eşliliğin hiçbir şartta ruhani bir temeli olmadığıydı.
Bu konu biraz çarpıtılıyor.
Klisenin tarihi bunu vurguluyor ön ayak oluyor. Kötücül, beyin yıkama taktikleri.
Afedersiniz nereye varacağınızı anlamıyorum.
Eğer tanrının gönderdiği vahiyler günahlar ve yalancı insanların süzgecinden geçiyorsa o zaman bunların doğru olduğu ne malum.
Bize kattığı hisler sayesinde inanıyoruz.
İşte bu! Doğru cevap buydu. Gönülden katılıyorum. Tanrıyla aramızdaki kişisel ilişki konu bu.
Biz yönelttiğiniz bu soruyu piskopozumuzla konuşalım.
Şimdi ben teoloji çalışmaya başlayınca keşke öğrenmesem dediğim tek şey dinin zararlı olan yanlarıydı. Bir üniversite için araştırma yazısı yazıyordum ve önüme gelenleri yiyordum canım o anda ne istiyorsa. Farklı türleri inceledikçe, bu türlerle ilgilenerek tanrıya daha da yaklaştım ama çok çalıştım. Yüce tanrımızla kişisel ilişkimizi geliştirirken ne buldum biliyor musunuz? Ne bulduğumu söyleyim mi? Ne kadar öğrenirsen o kadar az bilirsin ve 50 yaşıma geldiğimde son 10 yıldır fast food gibi düşüncesizce tükettiğim din yüzünden gıdasız kalmaya başladım. Her tarikat mezhep ve öğreti doğrusu biziz diyordu ama doğru bilgiydi. Yakından bakınca da hiçbiri doğru gelmiyordu. Ben de başka ne olabilir dedim. Ve emin olun en doğru dini bulmak gibi amacım asla yoktu. Ama ne yazık ki buldum.
[Only Registered Users Can See Links] bu konuyu düşünmenizi inanç süzgecinden geçirmenizi istiyorum. Siz tanrıya size küçük yaşta biri varolduğunu söylediği için mi inanıyorsunuz? Büyüdükçe şüphelerinizin artmasına rağmen hatta aksinin kanıtlarının olmasına rağmen. Babam sağlığını kaybetmeye başladığında hayatını Tanrı’nın mahvettiğini düşündünüz mü? Gerçek olmadığını bile bile sırf kendinizi rahatlatmak için mi aksi takdirde olacaklardan korkuttuğunuz için mi inanmaya devam ettiniz? Kokulu mumları yakmamın sebebi sırf biri öyle söylediği için inanmak konusunda düşünmenizi istememdi.
[Only Registered Users Can See Links] monoteistsiniz.
Yüce tanrımıza inanıyoruz evet.
Üç büyük monoteist din bulunmaktadır. Yahudilik, hristiyanlık ve islâm. Bunların adı büyük üçlü. Yahudilik; orjinal baskı. Htistiyanlık: En sevilen baskı. Ve islâm: en yeni ikinci en sevilen.
Mormon kitabınızı görebilir miyim.
Bu mormonlu. Yani soytarılar için en önemli baskı.
Bunlar aynı kaynağın alınıp değiştirilmiş halleridir. Yazılanlar aynı geçmişe sahip, aynı karakterlere farkı anlamlar yükleyerek farklı açılardan bakıyor.
Yahudilik tek tanrılı bütün dinlerin atasıdır. O yüzden de açık bir farkla en çok inanana sahip olması gerekir. Ama dünyanın sadece binde ikisi yahudilerin dinine inanır. Peki neden daha az inanılıyor, doğruluğu diğerlerinden daha mı az acaba?
Evet en az kişi onlar da var çünkü reklam yapmıyorlar. Sizin gibi insanları yok, kapı kapı dolaşıp umut satmıyorlar, şarkı satmıyorlar. Misyonerlerin pazarlamacıdan farkı yok biliyorsunuz. Sattığınız ürün bir fikir. Kapımı çalarsınız satarsınız belki alırım belki almam. Ama evimi sizi aldığımda bu kabul edilmiş sayılır. Bizler alışveriş üzerinden pazarlık ediyoruz. Bende bu akşam sizlere satmak istediğim fikre sahip olduğumu anlatıyorum.
Düşünceme göre bu taptığımız kutsal yazıtlar, eski insanlar tarafından yüzyıllardır anlatılan hikayelerin değiştirilmiş ve mitleştirilmiş hallerinden ibaret. Mantık olarak asla doğru ya da gerçek olamazlar. Bunlar kadim bir gerçekliğe çıkan yollardır. Bir kurtarıcının hikayesi. Mucizeler sergileyip daha sonra doğa üstü bir şekilde ölüp dirilme hikayesi gayet popülerdi. Ve İsa doğmadan binlerce yıl önce bile iyi bilinirdi.
Mitras: O da mucize sergilemiş, üzerinde hac işareti damgalanmış. Horus: Suda yürümüş, çarmığa gerilmiş 12 havarisi varmış. Krista: Marangozmuş. Annesi bakireymiş, nehirde vaftiz olmuş. Ölürken dirilmiş ve cennet katına yükselmiş. Bu küçük sergi tamamen 25 Aralık’ta doğmuş 12 tanrıdan oluşmaktadır ve hepsi İsa’dan önce varolmuşlar. Üzgünüm ama üst üste anlatılanları dikkate almamak mümkün değildir; çünkü elimizdeki hikayeler en sonunda başka bir yere çıkıyor. Yıldız savaşları bölüm 1 gizli tehlike. Inanabiliyormusun binlerce yılın ardından insanlar Carcar karakterini dini bir sembol olarak görüyor.
Her neyse.
Ne kadar korkunç değil mi? Öyle. Gerçekten öyle. Çok korkunç ben korktum. Konuşurken bile korkutuyor beni.
[Only Registered Users Can See Links]İnanç. Eğer Tanrı gerçekse ve kendine dokunanları görüyorsa ve biz yardım istemesek övmesek, yardım etmeyen egoya sahipse ve kendi yarattığı farklı cinsel yönelimli insanlardan nefret ediyorsa ben bundan korkarım.
[Only Registered Users Can See Links]İnançsızlık. Eğer tanrı yoksa ve uzayda yol alan bir taşın üstünde yol alan ve ölümsüzlük peşinde koşan zavallı bir karıncadan ibaretse işte bu da çok korkunç.
Klise ya gerçek ya da sahte. Klise ve tanrının Egemenliği yada ölüm. Katılıyor musunuz? Bunu söyleyen klisenizin 15. Başkanı desem katılır mıydınız. Ya hepsi gerçek ya da hepsi yalan.
Evet.
Peki. O zaman bu inançla hangi kapıdan çıkacağınıza karar verin.
Yani siz bizden inancımızı tartışmamızı mı istiyorsunuz?
Ve bunun eve gitmemizin bir etkisi olacak mı?
Size sunduğum seçenekler inanç ve inançsızlık. Ben diyorum ki bugün dünyada var olduğu saptanan 10 bin civarı dinin aslında sizin de içinizde olduğunuz kurmaca kliseden hiçbir farkı yok. Hepsi yalan. Kutsal bir şey asla olmadı. Kutsal yazıtlarınız masal ve sözünü ettiğim bu saçma oyunlar kadar boş ve kapitalist.
Nemo Personne
11 Aralık 2024, 19:16
Frank Slade: bana bir John Daniels söyle.
Charlie Simms: sanırım Jack olacaktı?
Frank Slade: kaç senelik dostumun adını bana mı öğretiyorsun? sende onu benim kadar tanısaydın, öyle hitap ederdin.
Scent of a Woman / 1992
Leydihan
21 Aralık 2024, 20:19
Avcı Kraven (2024) Replikler.
Nereye gidiyoruz baba. Sömestirin ortasındayız. Annem bize böyle şeyler yaptırmazdı.
Sergey, anneniz öldü, Kendi canına kıydı. Anneniz zayıftı. Akıl sağlığı bozuktu. Kendi seçimiydi.
Onu yolladığın için öldü.
Hayır, çok öncesinde pes etmişti. 2 yıldır onu görmüyordum bile. Senin için hiçbir şey değişmeyecek. Ya da senin içinde.
Nereye gidiyoruz baba, cenazeye mi?
Kendi canına kıyan biri cenazeyle onurlandırılmaz.
Öyleyse bizi nereye götürüyorsun?
Avlanmaya gidiyoruz. Aslan zarı yeniden görmüşler. Bu size iyi gelecek, ikinize de. Büyüklere katılacak, duayla bütünleşeceksiniz. Ateş edeceksiniz, eğlenceli.
***
Ölümden asla korkma. Onlar av, bizler avcıyız. Korkacağın tek hayvan insan olmalı.
Dimitri, öyle zayıf görünme erkek ol!
Sen niye avlanıyorsun Nicolay?
Bilmen lazım, efsaneyi öldüren adam kendi efsane olur.
**
Ortağım olmanı istiyorum.
Adın nedir?
Burada misafir. Şey, Vilademir Alexa.
Hayır. Senin bi adın yok. Bu dünyada yoksun denebilir. O halde isimsiz var olmayan hastalıklı bir budala kravenlara ne verebilir ki. Hiçbir şey. Ben burada oğullarımı takip etmenin keyfini aşılıyorum. Sen ve aptalca sesin beni takip ediyorsunuz. O yüzden sessiz ol.
**
Umarım bu sefer onu avlar.
Neden?
Çünkü efsane olur ve bir daha buraya gelmemiz gerekmez.
Gerçek bir efsane adil dövüşür, silahlı değil. Doğuştan sahip olduğu araçlarla ve teke tek.
**
Neredeyse kardeşini öldürecektin. Neredeyse kendini de öldürecektin çünkü korkmuştun. Korku seni bitirir. Seni zayıf yapar. Annen gibi zayıf mısın deli misin? Yoksa benim gibi misin? Çünkü düşmanlarına karşı zayıflık gösterirsen eğer onlara bir açıklık verirsin. Anlayacak kadar büyüdün. İçimi biliyorsun dimi? Ve bir gün başa sen geçeceksin. Dimitri New York’daki okuluna geri dönecek. Sen burada kalacaksın benim yanımda bence Amerika seni yumuşatıyor. Bu senin iyiliğin için. Hepimizin yürümesi gereken bir yol var. Kim olduğunu kabul edersen o yolu yürüyecek güce sahip olursun. Gel buraya gel. Sana bir şey aldım. Bundan böyle korkmana gerek yok.
**
Öyle bir an gelince kim olduğunu anlıyorsun ben korkağım.
Sen korkak değilsin. Korkmak doğaldır içgüdülerin devreye girer.
Neden kim olduğumuzu seçemiyoruz. Böyle olmam şart mı? Güçlü ve korkusuz olup kurşunlara dalan o şekilde yere çökmezdim.
Neden bir başkası olmak istiyorsun ki.
Bana saygı duyması için.
Babam bi suçlu, saygı duysa ne olacak.
Onu umursamıyor musun yani. Sanki bunu aşmışsın da sana dokunamaz gibi
Dokunamaz evet!
Seni diğer insanlardan nefret ettirdi.
İnsanlardan değil. Yaptıkları şeylerden. Ama insanlardan değil.
O zaman şey babam bi konuda haklıymış.
Neymiş o.
Korkacağın tek hayvan insan olmalı.
**
Kravenoflara.
Belki bir gün öğreniriz. Geçmişi unutmayı, geleceği hayal etmeyi. Birlikte. Aile olarak.
**
Her yıl neden geldiğini biliyorum. Onunla beni bıraktığın için suçluluk duyuyorsun. Ben seni affediyorum. Yani her şey için.
Çok üzgünüm.
**
Ne kadar istiyorlar.
20 milyon. 48 saatte.
Öde parayı.
Karmaşık bir iş
Hayır değil çok basit. Sen paraya sahipsin o da senin oğlun.
Bu bir para meselesi değil. Bu bir güç meselesi. Eğer ödersem zayıf olurum. Zayıflık gösterirsem ömrüm boyunca inşa ettiğim her şeyi kaybetmeye başlarım.
Bir ömür boyu ne inşa ettin ki sen? Uyuşturucu satıyorsun. Artık bunu yapamazsın baba. Dimitri masum. Ölmesine izin verirsen bundan sen sorumlu olacaksın.
Ben mi öyle mi? Onu ben terketmedim. Onu sen terkettin. Sen. Kaçırıldığı anda zaten ölmüştü. Ödesem de ödemesem de.
Hayır bunu bilemezsin.
Evet biliyorum çünkü ben de öyle yapardım.
Sen aşağılıksın.
Elbet onu geri istiyorum. İki oğlumu da geri istiyorum.
Ne efsane oldun ama dimi.
**
Her birimizin için de bir hayvan olduğunu düşünüyorum Dimitri. Ortağım olmanı istiyorum. Hakettiğin saygıyı göreceksin.
Haklısın ben bütün hayatım boyunca küçümsendim. Ama aileme ihanet edeceğimi düşünüyorsan yanılıyorsun.
**
Sergey beni nasıl buldun?
Ben bir avcıyım bizim işimiz bu. Videoyu sen gönderdin. Gergedana kim olduğumu sen söyledin.
Bir babanın gerçekten oğlunun yaptıklarını anlamayacağımı düşündün. Orman hayvanlarının tüm yöntemlerini kullanan bir suikastçı oldun. Senden kurduğum tuzağın güzelliğini görüp takdir etmeni beklerdim.
Gergedan senin peşindeydi baba. Onu alt edecek kadar güçlü değildin dimi.
Evet öyle. Ama benim gerçek oğlum kreven ondan güçlüsü yok. Ve biliyordum benim için onun peşine düşmezdin. Onu senin peşine gönderdim.
Ne tuzak ama. Dimitri ölebilirdi. Bu da işin bedeli dimi.
Hayır hayır. Çünkü biliyorum ki sen değerli dimitrimizin başına bir şey gelmesine izin vermezsin. İmparatorluğumuz güvende.
Peki şimdi ne olacak? Geçmişi öylece unutacak mıyız? Beraber gelecek mi hayal edeceğiz?
Aile olarak. Sergey nereye gidiyorsun?
Bundan yıllar önce seni ökdürebilridim ama yapmadım. Onca kötülüğünden sonra dünyaya verdiğin acılardan sonra. Hala baba oldun.
Hala öyleyim. Otur.
Ölümden korkma. Bana öğrettiğin buydu dimi?
Leydihan
03 Ocak 2025, 03:36
Kış Uykusu (2014) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]
Bilmeni isterim ki, senden başka yakınım yok. Seni her dakika her saniye özlüyorum. Ama gururum el vermediği için hiçbir zaman söyleyemiyorum. Senden ayrılmanın benim için ne derece korkunç, hatta olanaksız olduğunu çok iyi biliyorum. Tıpkı artık beni sevmediğini bildiğim gibi. Biliyorum eski günlere geri dönemeyiz, gerek de yok buna. Beni uşağın gibi, kölen gibi yanına al. Ve hayatımıza senin istediğin gibi de olsa devam etmemize izin ver. Beni affet..
Leydihan
01 Mart 2025, 02:13
Konsey - Conclave (2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]ıya dua etmeli ve bizi doğru seçime yönlendirmesini istemeliyiz. Ama bunların hepsini biliyorsunuz. Bir an için yürekten konuşmama izin verin. Aziz Pavlus “Mesih”e olan saygınızdan dolayı birbirinize tabi olun “ der. Birlikte çalışmak ve birlikte büyümek için hoşgörülü olmalıyız. Hiçbir kişi ya da hizip diğerine hükmetmeye çalışmamalıdır. Yahudi ve Yahudi olmaysn bir karışımı olan Efeslilere seslenen Pavlus Tanrı’nın klisiye armağanının ve zenginliğinin onun çeşitliliği olduğunu hatırlatır. Klisemize gücünü veren de bu çeşitlilik, bu insan ve görüş farklılığıdır. Annemiz Klise’nin hizmetinde geçirdiğim uzun yollar boyunca, size şunu söylememe izin verin. Her şeyden çok korktuğum bir günah var. Kesinlik. Kesinlik, birliğin en büyük düşmanıdır. Kesinlik, hoşgörünün ölümcül düşmanıdır. İsa bile sonunda kesin değildi. Tanrım, tanrım beni neden terk ettin? Çarmıhtaki dokuzuncu saatinde acı içinde haykırdı. İnancımız yaşayan bir şeydir. Çünkü tam da şüpheyle el ele yürür. Eğer sadece kesinlik olsaydı ve şüphe olmasaydı hiçbir gizem olmazdı ve dolayısıyla imana da gerek kalmazdı. Tanrı’nın bize şüphe eden bir Papa bahşetmesi için dua edelim. Bize günah işleyen, af dileyen ve yoluna devam eden bir Papa nasip etsin.
[Only Registered Users Can See Links] sabah 11:20’de, Piazza del Risorgimento’da bomba yüklü bir araç patladı. Kısa bir süre sonra, insanlar olay yerinden kaçarken vücuduna patlayıcılar bağlanmış bir kişi kendini patlattı. Louvain ve Münih’te başka saldırıların da olduğu yönünde haberler var. Şu anki ölü sayısı 52 kişiye yükseldi. Yüzlerce yaralı var.
[Only Registered Users Can See Links] o zaman. Sonunda liberal kardeşlerimiz tarafından çok sevilen görecelik doktirinin sonucunu görüyoruz! Tüm inançları ve geçici hevesleri eşit ağırlıkta gören bir görecelilik. Öyle ki şuanda etrafımıza baktığımızda Kutsal Roma Katolik Klisesi’nin anavatanının Muhammed peygamberin camileri ve minareleriyle dolu olduğunu görüyoruz!
Utan utan! Utanmalısın. Utanmalısın.
Hepimiz utanmalıyız! Biz kendi topraklarımızda İslam’a hoşgörü gösteriyoruz. Ama onlar kendi topraklarında bize hakaret ediyor. Biz onları vatanlarımızda besliyoruz. Ama onlar bizi yok ediyor. Bu zayıflıkta daha ne kadar ısrar edeceğiz? Şu anda kelimenin tam anlamıyla duvarlarımıza dayanmış durumdalar. Şu anda ihtiyacımız olan şey, gerçek bir din savaşıyla karşı karşıya olduğumuzu anlayacak bir liderdir. Evet dini bir savaş. Son elli yıldır neredeyse durmaksızın devam eden bu sürüklenişe dur diyecek bir lidere ihtiyacımız var. Bu zayıflıkta daha ne kadar ısrar etmek zorunda kalacağız, ne kadar? Bu hayvanlarla savaşacak bir lidere ihtiyacımız var!
Bize liderlik etmesini istediğiniz adam bu mu?
[Only Registered Users Can See Links] kardeşim. Saygılarımla. Savaş hakkında ne biliyorsunuz? Ben bakanlığımı Kongo’da yürüttüm. Bağdat’da, Kabil’de. Sıra sıra ölüleri gördüm ve merak ettim. Hristiyan ve Müslüman. Savaşmamız gerektiğini söyleyebilir misiniz? Sizce savaştığımız şey nedir? Sizce bugün bu korkunç eylemleri gerçekleştirenler o kandırılmış adamlar mı? Hayır kardeşim. Savaştığınız şey burada. Her birimizin içinde. Eğer şimdi nefrete teslim olursak her erkek ve kadın için konuşmak yerine “taraflardan” bahsedersek burada aranızda ilk kez bulunuyorum ve sanırım bu son olacak. Beni bağışlayın ama son birkaç gündür kendimizi küçük, önemsiz adamlar olarak gösterdik. Sadece kendimizle, Roma’yla bu seçimlerle güçle ilgileniyor gibi göründük. Ama klise böyle bir şey değildir. Klise gelenek değildir. Klise geçmiş değildir. Klise bundan sonra ne yapacağımızdır.
[Only Registered Users Can See Links]ı beni nasıl yarattıysa öyleyim. Ve belki de beni daha faydalı kılacak olan şey farklı olmamdır. Vaazını tekrar düşünüyorum. Dünyanın kesinlikleri arasında var olmanın ne demek olduğunu artık biliyorum.
Leydihan
08 Nisan 2025, 02:21
En Sevdiğim Pastam - My Favourite Cake (2024)
[Only Registered Users Can See Links] zaman rahat bırakacak bunlar bizi?
Bakın en azından siz devrimden öncesini yaşadınız, kapanmak zorunda olmadan. Hem sizin yaşınızda artık ne farkeder ki..
Leydihan
06 Mayıs 2025, 12:40
The Locked - Tuzak (2025) Film Repliği
Bu durum Hakkında etraflıca düşündün mü hiç? Mesela ölürsem cesedimi ne yapacaksın? Bir cesetten kurtulmak hiç de kolay olmasa gerek. Hele her yerde kameraların olduğu bir şehirde. Ve bununla nasıl yaşayabileceksin?
Hiç umrumda değil doğrusu. Kimse seni özlemeyecek..
Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını okudun mu?
Evet, uzun zaman önce, ya sen?
Evet. Ne yani cahil olduğumu mu sanıyorsun, param yok diye okuyamaz mıyım? Okuyorum.
Üniversiteye gittin mi?
Kendi kendimi eğittim. Senin gibi züppe, her isteği yerine getirilmiş tipler için bunu anlamak zor biliyorum ama sokak aklı önemlidir.
Sokak aklı, haklısın. Belki de okumak yerine bunu öğrenmeliydim, doğru. Bu pek sokak sokak aklına uymuyordu, değil mi?Hayır.
Benim ve Suç ve Cezanın anlatmak istediği şey, birini öldürmenin her şeyi mahvedeceği. Ben bir sürü kötü şey yaptım ama hiç kimseyi öldürmedim. Asla kimseyi öldürmezdim, öldüremem de. O bambaşka bir seviye...
Dedi, silah taşıyan adam.
İyi de bu farklı. Bu korunma amaçlı. Benim yaşadığım yerde aradığından polisler gelmez.
Evet bunu farkettim ama polis işini özgürce yapabilseydi, sence bu aracı yaptırır mıydım?
Demek bu konuda hemfikiriz ha? Ortak bir noktamız var.
Evet, hepimiz oksijen soluyoruz ve sonunda hepimiz öleceğiz değil mi?
[Only Registered Users Can See Links] yardım et dostum, ölüyorum!
Bak bu konuda da ortak noktamız var, çünkü ben de prostat kanserinden ölüyorum. İyimser bir tahminle sanırım dört aylık ömrüm kaldı. Öyle bir şey işte.
Bunu duyduğuma çok üzüldüm.
Ama bunu bu yüzden yapıyorum, anlıyor musun? Bir fark yaratmak istiyorum. Adalet istiyorum.
O zaman polisi ara. Beni tutuklat. İtiraf edeyim. Adalet budur değil mi?
Aslında sorun bundan biraz daha karmaşık. Tüm yargı sisteminin, polisin, savcıların, yargıçların, artık hiçbir gücü yok, çünkü hepsi eyaletimizin koyun zihniyetli, yufka yürekli, omurgasız valileri tarafından hadım edildiler, bu ülkenin insanlarını hiçbir şekilde umursamayan, bunun yerine sizin gibi baş belası küçük pisliklere ufak tokatlar atmayı, sizi şımartmayı, bebek gibi üzerinize titremeyi, size bedava kira ve yiyecek vermeyi seçen o iş güzar p*ler, tüm bu mağduriyetinizden doğan kaderinizi gidermenize yardımcı olmaları için, o yılışık psikoterapist puştları da elbette hiç ihmal etmeden görevlendirmeyi unutmuyorlar.
Ne diyorsun lan sen?
Bu yüzden adalete giden yolu kendim açmalıyım.
Sence bu adil mi? Gerçekten bana burada yaptığın şey?
Peki şöyle söyleyeyim. Bazı ülkelerde hırsızlık yaparsan yakalanırsan elini keserler.
Hayır, hayır, hayır. Bu doğru değil. Herkes el kestiklerini söyler ama bu doğru değil.
Gerçekten mi?
Evet, çoğu suç için diğer yerlerde olduğu gibi seni hapse gönderirler.
Peki ya ciddi suç işleyenler?
Ne olmuş onlara??
Onların cezası ne oluyor?
Dört parmak.
Gerçekten mi? O zaman bana sosyal güvenlik numaranı ver de kontrol edeyim.
Neyi kontrol edeceksin?
Eğer bu ilk suçunsa, bitirmene izin vereceğişm ancak başka suçlar işlemişsen ki şüpheleniyorum, o zaman itiraf edip benden özür dileyeceksin ve sonra dört parmağını keseceğim.
Sen sen ciddi misin?
Evet, evet. Ölümüne ciddiyim. Kabul ediyor musun?
Hayır. Böyle bir şeyi neden kabul edeyim ki?
İyi düşün derim. Bu seferlik bir teklif ve sözüm söz.
Bu adalet değil.
Bana adil görünüyor, azizim.
Sistem hileli, ne adaleti ..
Ne olmuş yani?
He her zaman olmuştur. Seni aracıma girmeye sistem mi zorladı?
Bu ülkedeki insanların çoğu maaştan maaşa nefes alabiliyor olmasın?
Yine başladık sosyalist zırvalarına.
İlaç alamıyorlar.
Komünist Manifesto!!
Kiralarını ödeyemiyorlar. Hiçbir masrafı karşılayamıyorlar.
Koş bunu her yere iğnele, saçmalık! Herkes aynı fırsata sahiptir.
Hayır, hayır. Asıl suç bu şehrin yoksul insanlarla dolu olması, ancak yasaların zenginler tarafından zenginler için yapılmasıdır.
Hastalık bu!
**
Haklısın yoldaş! Her şeye mi?
Yasalar senin gibi insanlara sahip olduklarını, ellerinde tutabilsin ve diğer herkes aşağı konumda kalsın diye yazılmıştır suçlu sensin.
Ah özür dilerim. Travmalarını mı tetikledi? Duygularını mı incittim.
Hayır, tetiklemiş falan değilim. Bu şey için ne kadar harcadın bu arada kaç yüz bin?
Hiçbir fikrim yok. O kadar çok param var ki, her harcamanın hesabını tutmam çok zor.
Soyulmayı hak ediyorsun.
Ama her kuruşunu da hakla kazandım.
Tabii ya, ailenin hiç yardımı olmadan değil mi? Tıp fakültesinin parasını kim ödedi?
Olayın ayrıcalık meselesi olduğğunu soruyorsun ama öyle değil, olay doğruyu mu yanlışı mı seçtiğinle ilgili. Başlangıçta hiçbir şeyim yoktu ama oturup kendime acımak yerine hiç durmadan çalıştım çalıştım ve kendime iyi bir hayat kurdum.
Evet, görünüşe göre kendine lanet olası harika bir hayat kurmuşsun, seni hasta p*.! Demek istediğim, ahlak olmadan adalet olmaz ve o da sen de yok.
Bir yerde şunu okumuştum. '' Çalmayacaksın'' . Sanırım incil'de yazıyordu. ''Çalmayacaksın''. Anlaşılmayacak bir tarafı yok değil mi? Ancak bununla ilgili bir sorunun varsa, bunu istediğin zaman Tanrı'ya, Karl Max'a, Kardashian'lara ya da herhangi biriyle tartışabilirsin. Ama seninle tartışacağım bir konu değil. Hoşça kal!
Evime gitmek istiyorum.
Bir daha asla eve dönemeyiz Eddie. Bu hayatın trajedisidir. Eski yaşamını nasıl geri getirebilirsin. Geri dönüşü olmadığını gönlünde anlamaya başladığında nasıl devam edebilirsin ki? Zamanın onaramayacağı bazı şeyler vardır. Bazı yaralar çok derinlere işler ve izleri hep orada kalır.
Yüzüklerin efendisi değil mi?
Evet, Emma'nın en sevdiklerinden biriydi.
Çok özür dilerim tamam mı? Arabana girdiğim için özür dilerim. Yapmamalıydım. Ciddiyim. Bu hiç doğru değildi. ve haklısın herkes kendini güvende hissetmeyi hakeder. Ve ben o güven bağını kopardım. Bencilce davrandım. Senden bir şeyler çalmaya çalıştım, bunu kabul ediyorum ve özür dilerim. Ben gerçekten anlıyorum sebeplerim ne olursa olsun, bu yaptığımı doğru kılmaz. Doğruyla yanlışı ayırtedebiliyorum ve gerçekten çok ama çok pişman olduğum bir seçim yaptım. Bilemezsin. Sana yalvarıyorum. Beni affetmen için değil, büyük göstermen için.
Aslında benim hakkımda yanılmamış olabilirsin Eddie. Psikopat olabilirim çünkü senin için hiç üzülmüyorum. Yine de çabanı takdir ediyorum. Bunun için ödül alacaksın. Torbido gözünde bir kurabiye var.
**
[Only Registered Users Can See Links] hale geldiklerine bir bak Eddie. Yani gerçek anlamda bir bak. Hayvan gibiler, öyle değil mi? Sadakalarla geçiniyorlar. Bağımlılar, suçlular. Ve hepimiz bu durum normalmiş , sorun yokmuş gibi yolumuza devam ediyoruz. Güvenliğimiz için kamera ile izlenmektedir. Toplum çürüyor, geriye doğru gidiyoruz. Bu mahalleye bak, mesele aile kurmak için güvenli bir yere benziyor , öyle değil mi? Ne görüyorsun Eddie?
Pes ediyorum, sadece söyle.
Güvenlik sistemleri, kameralar, metal panel kapılar, bunlar korku içinde yaşayan iyi insanlar. Anlıyor musun? Bak hiç utanmaları yok görüyorsun değil mi? Yaptıklarının sonuçlarından korkmuyorlar.
Burada ne işin var?
Eve gitmek istemiyor muydun? Al geldik işte. Gördüğün gibi bu iki aptal polisin takmayacağını biliyor. Kendilerini güvende hissediyorlar.
Ona çarptın!
Tüh pardon ya! Evet neden sosyal sözleşmeyi bozabilen tek kişi o?
Hayır, hayır. Onu rahat bırak.
Anlaşılan senin için sosyal sözleşmeyi bozmak sorun değil, onlar için de ama benim için sorun! Adalet bunun neresinde? Toplumsal sözleşmeyi bozmanın bir cezası olmalı değil mi? Demek anarşi istiyorsun. İyi o zaman biraz anarşi yaratalım.
[Only Registered Users Can See Links] dur!
Ama ben durmak istemiyorum. Madem kural diye bir şey yok, ben neden durayım ki? Bu adam bir gangster, bir virüs, bir sülük, bir suçlu, bir parça insan dışkısı. Onun ölmesini izlemek istiyorsam, beni ne durdurabilir?
[Only Registered Users Can See Links] tamam anladım. Lütfen dur artık!
Pişmanlık diplerdeki acılardan kaynaklanır ve sen henüz dibe vurmadın!
***
[Only Registered Users Can See Links]şman olduğumu söylediğimde bana inandın değil mi? Bütün mesele bu değil miydi?
Evet, tabii ki sana inanıyorum Eddie. Eylemlerinin sonuçlarını yaşamaya başladığında herkes pişman olur, evet.
Demek planın buydu? Beni yıpratmak, mahvetmek sonra da öylece öldürmek.
Plan mı? Hayır plan falan yok Eddie. Sadece girmek için yanlış aracı seçtin hepsi bu. Sen sıradan bir hırsız ve suçlusun ve şans eseri hiç yakalanmadan bugüne kadar kaçmayı başardın ama bu kez şansın yaver gitmedi.
O zaman beni ihbar et.
Seni polise mi ihbar edeyim? Olmaz. Hapse girsen de girmesen de hiç umrumda değil Eddie. Ben sadece sana cehennemi tattırmak istiyorum biraz.
Sonra peki?
Ne farkeder ki, neredeyse beynini patlatmak üzere değil miydin zaten?
Kızımı korumak içindi o.
Aaa evet bana mı anlatıyorsun. Belki daha önce hiç sorumluluk hissetmemişsindir. İşte bizim insanlar ormanımızda sorumluluk almak böyle bir şey. Yani dünyadaki cehennem kapılarına hoş geldin.
**
Güzel bir bileklikmiş, kızın mı verdi?
Evet, o verdi. Aynen. Bununla bir sorunun mu var, Eddie?
Yo, ne sorunum olacak. Onun en sevdiği müziği çalıyorsun, onun uğur bilekliğini takıyorsun.
Evet aşağılıksınız, hiçbir şey bilmiyorsunuz. Hem cahilsiniz, hem de her şeyi bildiğinizi zannedip kafanızdaki saçmalıkları tüm dünyaya empoze ediyorsunuz ama bir boktan anladığınız da yok.
Emma'ya ne olduğunu neden söylemiyorsun ha? Bana açıkla, zekam yavaş.
Yavaş mı? Peki. Çok yavaş anlatacağım Eddie. Tamam mı? Hazır mısın Eddie? Güzel. Öncelikle silah zoruyla bizi soyan o pislikler, sahip olduğumuz her şeyi aldılar ama belli ki bu onlara yetmedi. Her neyse. Benim küçük kızım Emma'yı boynundan vurdular. Bana baktığını ve boynunu gösterdiğini hatırlıyorum. ''Babacığım'' dedi, aynen böyle. Ve sonra öldü. Evet güldüm çünkü hatırlıyorum da bana çok acayip gelmişti. Az önce benimle birlikte olan küçük kızım bir an sonra aniden yok olmuştu. Silah sesi ve sonra puf gitmişiz. Evet, hiçbir uyarı olmadan, sonsuza kadar, vahşice benden koparıldı ve ne uğruna Eddie? 1500 doların peşindeki sokak aklı uğruna.
Bu yüzden mi bunu yapıyorsun ha? Death Wish (Son Arzu) filminde oynayamayan Clint Eastwood kafası mı yaşıyorsun?
Evet, devam et neşelendir beni Eddie? Neşendir beni.
Eğlenmeye başladık işte, değil mi?
Evet.
[Only Registered Users Can See Links]ünümü güzelleştir hadi. Senin boktan gevezeliklerini dinlemekten bıktım. Bana iyilik yapmış olursun lanet olası tetiği çek.
Evet senin gibi paçavralar sokaklardan temizlenmeli. Doğru. Bak ben de senin gibi deliyim.
Benim gibi deli mi?
Öyle, senin gibi insanlar beni delirtiyor.
Sen nesin biliyor musun? Bu arabayı hazırladın ve bana işkence ediyorsun.
Doğru.
Ve insanları öldürüyorsun.
Bu da doğru.
Evet yandan yemiş bir Batman özentisi gibi davranıyorsun.
Doğru, zekisin.
Adalet, sen buna adalet diyorsun. Evet, bu adalet doğru. Bu ahlaki üstünlük iddian tamamen saçmalık. Nesin sen biliyor musun?
Neyim? Söyle bana.
Sen zavallı, yalnız, öfkeli, yaşlı bir adamsın.
Konuşmaya devam et.
Dünya seni hiç umursamadan dönüp duruyor, ama en kötüsü ne biliyor musun?
Neymiş o?
Bütün bunları kızını bahane ederek yapıyorsun.
Doğru.
Emma görse senden utanırdı.
S.. ordan! Acımı nasıl dindireceğimi söyle. Hadi, söylesene. İsa'ya dua ediyorum, evet gökyüzündeki küçük bir yıldıza da onun şimdi daha iyi bir yerde olmasını diliyorum.
[Only Registered Users Can See Links] nerede, komik olan ne?
Bunun için çok uzun zamandır çalışıyorum. Tahmin bile edemezsin.
Öyle mi?
Evet sanırım yaptım.
Sokak aklı p*!
Leydihan
21 Mayıs 2025, 22:50
The Seventh Seal | Yedinci Mühür - Det sjunde inseglet (1957) Film Replik ve Dialoglar
[Only Registered Users Can See Links] sen?
Ölüm.
Benim için mi geldin buraya?
Uzun zamandır senin yanındayım.
Biliyorum.
Hazır mısın?
Bedenim korkuyor ama ben değil. Bekle biraz.
Bütün her şeyi söyledin. Ama ben sana nefes aldırmayacağım.
Satranç oynarsın değil mi?
Nereden biliyorsun bunu?
Resimlerde görmüştüm.
Evet az biraz yetenekli bir oyuncuyum.
Ama eskiden oynadığım kadar değil. Neden benimle satranç oynamak istiyorsun?
Bu benim fikrim.
Evet haklısın.
Sana karşı dayanabileceğim sürece yaşayacağım. Eğer kazanırsam beni özgür bırakacaksın. Siyahlar senin!
Benim için fark etmez.
[Only Registered Users Can See Links] ve korkunç hikayeler hakkında bir söylenti var bilirsin. İki at birbirlerini yok ettiler. Mezarları genişçe açıldı ve kemikleri yatırıldı. Gökyüzünde 4 güneş vardı.
[Only Registered Users Can See Links]ı ne olacak bu resmin?
Ölümün dansı.
Ve işte ölüm.
Evet onlarla dans edecek.
Niye bütün bunları bulaştırıyoruz? İnsanlara ölümü hatırlatmak için.
Bu onları pek mutlu etmeyecektir.
Neden mutlu edelim ki onları? Neden korkutmuyoruz ayrıca?
O zaman senin resmine bakmazlar.
Bakarlar. Kurukafa çıplak kadından daha enteresandır.
Eğer onları korkutursan,
Düşünecekler ki,
Ne düşünüyorsa düşünsünler.
Ve daha fazla korkmuş olacaklar.
Ve hemen papazların kucağına düşecekler.
Beni ilgilendirmez.
Sen sadece kendi resmini yapıyorsun.
Hayat gerçekte nasılsa öyle yapıyorum.
Herkes istediğini yapabilir.
Bu insanları kızdırabilir.
O zaman ben de komik bir şeyler çizerim. İnsanoğlu yaşamak zorunda. En azından vebadan ölene kadar.
Veba mı? İğrenç!
Çıbanı görmeliydin. Organlar acıdan düğümlendi.
Hiç hoş değil.
Çıbanlarını parçalamaya çalıştılar. Daha sonra ellerini ısırdılar. Damarlarını açana kadar ısırdılar. Ve acı içinde çığlık attılar. Seni korkutuyor muyum?
Korkutmak mı? Sen beni bilmiyorsun. Şuradaki iğrenç görüntü nedir?
İnsanlar vebayı tanrının cezalandırması olarak görüyorlar. İnsanlar tanrıyı memnun etmek için birbirlerini kırbaçlayarak dolaşıp duruyorlar.
Birbirlerini kırbaçlayarak mı?
Evet. Çok kötü bir görüntü. Geçtiklerinde kendini saklanıyormuş gibi hissediyorsun.
[Only Registered Users Can See Links]ğim en iyi şekilde günah çıkarmak istiyorum. Ama kalbim sanki bir boşlukta. Boşluk bir aynadır. Kendi yüzümü görüyorum ve dehşet ve korkuya kapılıyorum. İnsanoğluna karşı olan ilgisizliğim beni bu dünyadan çıkardı. Rüyalarımda bir mahkumum. Hayaletler dünyasında yaşıyorum.
Ve hala ölmek istemiyorsun.
Evet istemiyorum.
Neyi bekliyorsun peki?
Bilgi.
Garanti istiyorsun yani.
Nasıl istiyorsan öyle söyle.
Herhangi birinin duygularıyla tanrıya inanmak çok mu zor? Neden o hep belirsiz sözlerin ve görülmeyen mucizelerin ortasında.. Saklanmak zorunda.. Kendimize bile inanmazken insanlara nasıl inanabiliriz ki? Ne olacak peki? Peki yapıpta inanmayanlara ne demeli? Neden tanrıyı içimde öldüremiyorum? Neden hep o acı içinde ve küçük düşürücü yollarda yaşamaya devam ediyor. Onu kalbimden söküp atmaya çalışıyorum. Ama o bir türlü kurtulamadığım yaşamaya devam ediyor. Duyuyor musun beni?
Evet duyuyorum.
Ben bilgi istiyorum inanç değil. Tahmin etmek değil, sadece bilgi. Tanrıdan elini çıkarmasını, yüzünü göstermesini ve benle konuşmasını istiyorum.
Ama o hala sessiz.
Geceleri hep onun için ağlıyorum fakat kimse yokmuş gibi görünüyor.
Belki de gerçekten yoktur.
O zaman hayat anlamsız bir korku. Hiçbir insan ölümle ve her şeyin hiçbir şey olduğunu bilerek yaşayamaz.
Çoğu insan ne ölümü düşünür ne de hiçliği..
Taa ki hayatın kenarında durup karanlığı görene kadar.
Ah, o zaman.
Göreceğiz. Dört korkunun bir putunu yapalım. Ve ona tanrı diyelim.
Sen çok zor bir insansın.
Ölüm bu sabah beni ziyaret etti. Beraber satranç oynadık. Bu erteleme benim için yaşamsal bir işi yapmama neden oldu.
Ne işi?
Hayatım anlamsız bir araştırma içinde geçti. Sitem ve kin olmadan söylüyorum bunları. Biliyorum hepsi için aynı ama. Ama ben bu ertelememi çok önemli bir iş için kullanmak istiyorum.
Sen şimdi ölümle satranç oynadın yani?
Çok yetenekli bir taktikçi. Ama daha bir parça bile kaybetmedim.
Nasıl ölümle başa çıkarbilirsin ki?
Fil ve at kombinasyonu sayesinde. Kanatlarını çökerteceğim.
Bunu hatırlamalıyım.
Hain! Kandırdın beni! Ama bir yol bulacağım.
Oyunumuza handa devam edebiliriz.
[Only Registered Users Can See Links]İşte jöns. Ölümle dalga geçiyor. Tanrııya içten içe kıkırdıyor, kendisine gülüyor ve kızlara da gülümsüyor. Onun dünyası sadece kendisi için var. Her şey absürd kendisi bile. Cennete anlamsızlık, cehennemde aldırmazlık.
[Only Registered Users Can See Links] seni pis yağlı domuz! Aşk; hırs, yalanlar ve aldatmadan başka bir şey değildir. Aşk vebaların en karasıdır. Ama onun için ölmezsin genellikle geçmiş olur zaten.
Hayır benim ki geçmiyor.
Tabii ki geçecek. Sadece aptallar aşk için ölürler. Eğer bu dünyada her şey kusurluysa aşk bu kusurlukta mükemmeldir.
[Only Registered Users Can See Links] mu beni? Senin şeytanla işbirliği yaptığını söylüyorlar.
Neden sordun?
Kişisel nedenlerden dolayı. Bende kendisiyle tanışmak istiyorum.
Neden?
Ona tanrıyı sormalıyım. Eminim biliyordur.
Onu her istediğin zaman görebilirsin.
Nasıl?
Eğer dediklerimi yaparsan. Gözlerime bak. Gördün mü?
Büyük bir korku gördüm sadece. Başka bir şey yok.
Hiçbir şey mi? Bir tane bile mi?
Olamaz.
Senin arkanda değil mi?
Orda kimse yok.
O benimle birlikte her yerde. Eğer ellerimi uzatabilirsem onu hissedebilirim. Şimdi bile. Ateş canımı acıtmıyor.
Öyle mi söyledi?
Biliyorum.
Öyle mi söyledi dedim?
Biliyorum. Biliyorum. Sende görmelisin onu. Rahipler onu görebilir bir de askerler. Bana dokunmaya cesaret edemezler.
[Only Registered Users Can See Links]Çocuğa ne yaptınız böyle?
Soru sormayı kesecek misin?
Hayır, hiç kesmeyeceğim.
Ama hiç cevabın yok.
Ne gördün?
Şimdi acısı yok.
Cevap vermedin.
Bu çocuğa kim bakacak peki? Melekler mi tanrı mı, şeytan? Ya da hiçlik? Hayır, hiçlik lordum!
Bu olamaz.
Gözlerine baksana onun. Zavallı beyni bir şeyler keşfediyor.
Hiçlik!!
Hayır.
Umutsuz biz. O ne gördüyse bizde gördük ve artık korku bizimle birlikte. Zavallı çocuk! Daha fazla dayanamayacağım!!
[Only Registered Users Can See Links] bitirelim mi? Senin sıran. Vezirini alıyorum.
Görmedim onu.
Senin sıran, Antonius Block. İlgini mi kaybettin?
Tersine!
Çok endişeli görünüyorsun. Bir şeyler mi saklıyorsun?
Senden de hiçbir şey kaçmıyor.
Benden hiçbir şey kaçamaz. Benden kimse kaçamaz.
Endişeliyim. Evet, bu doğru.
Korkuyorsun.
Taşların nerede olduğunu unuttum.
Ama ben değil. Bu kadar kolay kurtulamazsın! Ah ne kadar da ilginç.
Ne görüyorsun?
Bir dahaki hareketinde mat olacaksın.
Doğru.
Gecikmeden dolayı mı kazandın?
Evet.
Bir daha ki buluşmamızda zaman senin ve arkadaşların için çalışacak.
Ve sende sırlarını açığa çıkaracaksın.
Hiç sırrım yok.
Yani hiçbir şey bilmiyorsun?
Ben bilmeyenim.
[Only Registered Users Can See Links]''Ve İsa peygamber yedinci mührü açtığı zaman yarım saatliğine bir sessizlik oluştu cennette. Ve yedi borusu olan yedi melek kendilerini sese hazırladılar. İki melek üfledi boruyu ve ardından kanla karışık dünyanın üzerine ve ağaçların üçüncü kısmı ve bütün yeşil çim bir anda yandı, kül oldu. Ve ikinci melek üfledi borusunu. Ve ağzı ateş dolu muazzam bir dağ denizin üstüne döküldü. Ve denizin üçüncü kısmı kan oldu.'' Ardından üçüncü melek üfledi borusunu.. Ve cennetten büyük bir yıldız düştü, ışık varmışçasına yanan. Ve yıldızın adı wormwood'du.
[Only Registered Users Can See Links]ünaydın asil lordum.
Ben karin, şövalyenin eşi. Ve evimize hoş geldiniz.
Ben de demirci. Ve işimde hiçte fena değilimdir. Karım Lisa. Asil lorduna reverans et, Lisa. Biraz el değmek gerekiyor. Ama diğerlerinden daha kötü kavga etmeyiz.
Karanlığımızdan dışarı, seni çağırıyoruz, yüce rabbim! Oh tanrım bize merhamet et! Bizler küçük, korkak ve de bilgisiziz.
Senin olduğunu söylediğin yerde karanlıkta. Senin yasını tutacak kimse yok. Kendi ilgisizliğinde yansıyorsun kendi kendine.
Tanrım, bir yerlerde olan, ve olması gereken merhamet et bize!
Sonsuzlukla ilgili endişelerinizi sizden arındırdım. Fakat artık çok geç. Ama en sonunda hissedin; yaşamın üstün sevincini!
Sessiz sessiz.
Evet ama bu itiraz karşısında.
[Only Registered Users Can See Links] Onları gördüm Mary! Fırtınalı gökyüzünde ordalar. Hepsi ordalar. Demirci ve Lisa, şövalye, Raval, jöns ve skat. Ve değişmez usta ölüm onları dans etmeye davet ediyor. Birbirlerinin ellerini tutarak ve bir çizgi halinde dans etmelerini istiyor. Ve baştakiler doğruca değişmez ustaya gidiyorlar. Tırpanla ve kum saatiyle. Ama salak olan uduyla birlikte en arkada yürüyor. Ve yağmur temizlerken tuzlu gözyaşlarını yanaklarından kutsal bir dansla uzaklaşıyorlar. Şafaktan ve de karanlık topraklardan.
Sen ve senin hayallerin!
Leydihan
23 Mayıs 2025, 04:17
The Order - Düzen (2023) Film Repliği.
[Only Registered Users Can See Links] devam et. Yahudiler Hristiyan bebeklerin kanını ne için kullanıyor dedin?
Dini törenlerinde kullanıyorlar, ritüellerinde.. Yemeklerinde, dünyayı ele geçirmek için.
Yemeklerinde mi? Tamam anladım. Peki Hristiyan kanını kaselerde mi sunuyorlar? İçecek olarak mı? Yoksa sos olarak mı, gravy sos gibi yemeklerin üstüne mi döküyorlar? O ritüellerin hiçbirinde bulunmadığım için bilmiyorum.
Benimle dalga mı geçiyorsun oç?
Hayır beyefendi. Kesinlikle. Bunun için bana ihtiyacınız yok. Ben dünyayı nasıl ele geçirebilirim onu soruyorum. Ben?
Bak, bana tuzak kuruyorsun; ben sadece soruna cevap vermeye çalışıyorum, geri zekalı herif!!
Tamam yeter. Yeter bu kadar. Yeterince Yahudi aleyhtarlığı dinledik. Bağnaz düşünceleriniz için teşekkür ederiz beyefendi. Tüm fanatik köktencilerin sorunu ne biliyor musunuz.. Hristiyanlardan, Ortodokslara, Ku Klux Klan'a kadar..
Hepinizin ortak yanı, dünyanın gerisinde kaldığınızı göremeyecek kadar cahil olmanız. Bu yüzden diğer insanların hayattan keyif almasını engellemeye çalışıyorsunuz. Ve biliyor musunuz, harika bir ülkeyiz ama beynimizi kullanmayı bilmiyoruz.
[Only Registered Users Can See Links] kabul ediyorum. Butler'in klisesi sorun. Ama etrafa bulaşmazlar.
Arı kovanına çomak sokulmaz, değil mi?
Nehirde daha büyük balıklar var.
Bir şey yapmayı mı planlıyorsunuz?
Yapıyoruz zaten. Ayda 1000 dolara ne dersin?
Ülkede dürüst birisinin bu kadar kazanması zor.
Evet, çünkü artık bizim ülkemiz değil.
Hımm. Bu konuda çok haklısın.
Her devrim yapıldığında biri ilk kurşunu sıkar. Yardım etmek ister misin?
Evet isterim.
Daha çok para kazanacaksın. Hoş geldin.
[Only Registered Users Can See Links]
Bakın. Hristiyan İsa Mesih Klisesi, sizler gibi beyazların tarihlerine, geleceklerine, bir parçasına sahip çıkacakları bir yerdir. Biz hristiyan beyazların, beyaz bir ülke hak ettiğine inanıyoruz. Ancak buna sahip olmak için üyelerimizi kanunlara karşı gelmeye teşvik etmiyoruz.
Ama bazıları karşı geliyor.
Bunu anlıyor olmalısınız. Siz de federal devletin belli başlı elemanlarındansınız.
[Only Registered Users Can See Links] Ari erkekler. Karılarımızın rahmindeki çocuklar üzerine yemin ederiz ki burada bulunan kardeşlerimizle birlikte, şu andan itibaren savaş halindeyiz ve düşmanı denize dökene kadar silahlarımızı bırakmayacağız. Atalarımıza vadedilen toprakları geri almamızın zamanı gelmiş bulunmakta. Tanrı'nın izniyle o topraklar, çocuklarımızın vatanı olmazsa kanımız kurusun. Tanrı hepimizi korusun. Amin.
[Only Registered Users Can See Links]ğlum seni daha önce uyardım. Ateşle oynuyorsun. Robert tanrı vergisi yeteneğin var. Sesin.. Ama bu yolda devam etme, bizler hırsız değiliz. Fazla dikkat çekiyorsun.
Teşekkür ederim. Kimin?
FBI'ın.. Walter'ın cesedini bulmuşlar. Aynı hedefin peşindeyiz. 10 yıl sonra Senato'da, Meclis'te üyelerimiz olacak. Değişim böyle gerçekleşir.
Bu senin sorunun. Zaman kaybediyorsun ve hızlandıracak hiçbir şeyin yok. Hiçbir şeyin. Sen ekonomi için dua ediyorsun, biz içinde yaşıyoruz. Senin gibi olmayacağım.
[Only Registered Users Can See Links] kitapta doğuştan haklarımız bulunmakta. Ancak bu okullarda öğretilmiyor seçilmiş yöneticilerimiz izin vermiyor. Vadedilen topraklar Yahudiler için değildir.
Hayır. Asla!
Gerçek İsraililer içindir. Beyazlar içindir.
Evet!
Ve sizler artık bu ülkeyi kurmayı hakediyorsunuz.
Evet! Ediyoruz.
Size Zechariah'dan okuyacağım. 10. bölüm.
Evet. Robert? Bir şey mi söyleyeceksin?
Günaydın kardeşlerim.
Günaydın.
Kız kardeşlerim.
Günaydın.
Sizinle olmak benim için onurdur. Gurur duyuyorum. Siz de benim gibi daha ne kadar konuşma dinleyeceğiz diye düşünüyor musunuz? Çünkü tek yaptığımız, bu değil mi? Konuşmak, konuşmak, konuşmak! Ama örneğin ben, konuşmaktan sıkıldım.
Evet. Ben de..
Sizlerin ne hissettiğini biliyorum artık. Emin olun. İşinizi kaybettiniz. Onurunuzu. Ben babamın defalarca yere serilişini izledim. Tekrar, tekrar... Bir kere bile karşılık vermedi. Size böyle olması gerektiğini söylerler.. Öylece durup, kabullenin derler. Her defasında bir bağlantı. Her defasında bir özgürlük.. Ama ben kabul etmiyorum. Bizim için savaşmanın zamanı gelmiştir.
Evet. Doğru!
Arkadaşlarım ve ailemle, bugün sizlerle birlikteyiz. Çünkü bir görev için bize katılmanızı istiyoruz. Sözleri eyleme dökelim.
Evet. Evet..
Kardeşliğimiz, Yahudi düşüncesinin zincirlerini kırdı. Asalak tefeciliği! Topraklarımızı istila eden renklilerin karşısında kale gibi durduk. Bizler, biz yürekli çiftçiler, birlikte yiyoruz, uyuyoruz, nefes alıyoruz ve birlikte üretiyoruz. Tek bir beyin olduk, tek bir beden. Tek bir ırk!
Evet.
Tek bir ordu!
Evet.
Tarihimizin yok edilmesiyle karşı karşıyayız. Hayat tarzımızın yok edilmesiyle!
Evet.
Atalarımızın keşfettiği, fethettiği ve kurmak için can verdiği ulusun yok olmasına izin mi vereceksiniz, yoksa adam gibi ayağa kalkıp hayatta kalmak için savaşak mısınız?
Evet!
Soydaşlarımız vazife bekler. Tüm ailelerimizin hak ettiği geleceği kurmanın zamanı geldi!
Evet. Amen!
Metaline Falls'da bir söz vardır. Yenilgi mi? Asla!
Asla!!
Zafer. Sonsuza kadar!
Sonsuza kadar!!
Yenilgi! ASLA! Zafer. Sonsuza kadar! Beyaz Güç! Beyaz Güç!
[Only Registered Users Can See Links] gittiğimde ne yapacağımı öğrenmek istiyorum. Çünkü bana bütün arkadaşlarımın cehennemde olduğunu söyledin. Ne ile karşılaşacağımı bilmek istiyorum.
Al işte budalanın tekisin. Anlamıyorsun, çünkü ahmaksın. Hristiyanlar için kutsal olan bir şeyle dalga geçiyorsun, kafan basmıyor.
Tabii, hiç durma, konuyu Yahudiliğe getir. Yahudileri eleştir. Yahudiler hakkında ne biliyorsun ki? Sizin için Yahudiler mitolojik varlık, yaratık gibi bir şey. Yahudiler hakkında hiçbir şey bildiğiniz yok.
Kendi özünüzü görmekten aciz olduğunuz için Yahudileri hedef almak kolay. Çünkü kendi hayatınız için suçlayacak birini bulmanız lazım. Çünkü sizi bu duruma düşüren asıl insanları suçlamaya cesaret edemiyorsunuz. Bu ya sizi hiç umursamayan bir devlet ve sizi aksini düşünmeye zorlamış ya da sizin.. Bu yüzden Yahudileri suçluyorsunuz. İnandığınız tek bir şey var. En iyi Yahudi, ölü Yahudi'dir. Ve her nedense, sizi umursadıklarını düşünüyorsunuz. Bunu sürekli duyuyorum. İnsanlar bir şeylere kötü der, çirkin der, çok değişti der. Sokaklarına yeni taşınan komşuyu sevmezler. Şehirdeki yeni sinagogu beğenmezler. Bütün gün bunları duyunca nefretle dolup taştığınızı düşünürsünüz asla kurtulamayacağınızı. Ama şimdi size söyleyeceğim şey sizi şaşırtabilir. Bence insanlar özünde iyiler. Bu yüzden arıyorlar. Bu yüzden konuşmak istiyorlar. Biriyle iletişim kurmak istiyorlar. Bence insanlar sevgi göstermek istiyorlar. ''İyi insansın'' demek istiyorlar. ''Gel Oturalım' bir bira içelim'' Ama sevgi görmeyeceklerinden korkuyorlar. Bence içgüdülerimizin sesi galip gelecektir. Ama bir yerden başlamak lazım. Sizi bu gece bunu yapmaya davet ediyorum. Güzel bir şeyler yapın çünkü geriye sadece sözlerimiz ve düşüncelerimiz kalacak. Yaşamı kolaylaştıracak şeyler bunlar. Önemli olan da bu değil mi? Benden bu kadar dostlar.
[Only Registered Users Can See Links]
26 yıldır bu işi yapıyorum. 26 yıldır. Her haydutun, her örgüt üyesinin ortak bir yanı vardır, hepsi suçu başkasına yıkmaya çalışır. Bob'ın sana sadık kalacağını mı sanıyorsun? Dostun olduğunu mu sanıyorsun? Hımm? Sen onun için araçsın. Seni kullanıyor, sen piyonsun. Meksikalı olduğunu öğrendiğinde ne tepki verecek dersin?
[Only Registered Users Can See Links] gerçek, savaş başladı.
Saçmalama, ordu mu var? Herkes öldü.
Sürüler ölür. Soydaşlar ölür. Ben de öleceğim. Evet ama asla ölmeyecek bir şey var. Ölen bir insanın yapmış oldukları.
Sürmenaj
28 Mayıs 2025, 03:41
[Only Registered Users Can See Links] Q5XkEyXkFqcGc@._V1_.jpg
Ses: Sonu Olmayan Gece (2022)
Söylesene, aşık taklidi yapmak, o.. taklidi yapmak kadar kolay mıdır senin için?
- Çıkarım için gerekli olan ne varsa onu yaparım. Tıpkı şimdiye kadar yaptığım gibi.
Anladım insanların duygularıyla oynamaktan zevk alıyorsun.
- Evet zevk alıyorum.
Sırf duygularıyla oynayıp ihanet ettiğin ve sonrasında terk ettiğin Rıdvan'ın senden sonra intihar etmesi de zevkli miydi senin için?
- Evet zevkliydi.
Peki. Senin yüzünden önce karısını ve çocuğunu silahla vuran sonra da kendini camdan aşağı atan Mesut'la ilgili ne düşünüyorsun?
- Yo onda benim bir suçum yok. Ben mi dedim git öldür karını ve çocuğu diye.
Doğru diyorsun. Sen sadece ümit verdin. Evli olmasaydın birlikte olabilirdik diye. Adamın tüm parasını da çaldın. Pardon pardon aldın. O da sana olan aşkından ailesini terkedip sana gelmek istedi. Tabi senin işin onunla çoktan bitmişti. Geride iki ceset bıraktın. Neyse ki çocuk ölmedi. Ona dedesi bakıyor. Dedesinin tek yaşama tutunma umudu her gün elinden tutup Melikgazi ilkokulu'na götürdüğü Ömer'in yaşıyor oluşuydu. Oğlu Mesut'u kaybettikten sonra tek tesellisi başka ne olabilirdi ki zaten.
- Bütün bunları nereden biliyorsun? Beni nereden tanıyorsun? Seni biliyor oluşumu, bilmediğini bildiğim şeylere borçluyum.
Kendini çok seviyorsun dimi Berna?
- Herkesten daha çok.
Biliyor musun buradakilerde en az senin kadar kendini seviyordur bence. Ve hatta kendilerinden daha çok sevdikleri bir şey varsa o da kaybetmeye tahammül edemeyecekleri sevdikleridir. Sevdiklerinize kaybetmenize beş saniye kaldı. İşte ölümün tok sesi diye ben buna derim.
Siz şimdi el birliğiyle katil mi oldunuz. Nasıl kıydınız güzelim kıza. El birliğiyle katil oldunuz. Şaka şaka. Dünyayı bir pislikten ve parazitten temizlediniz. Tebrik etmelisiniz kendinizi. Ama gerçekten temiz bir iş oldu. Kan yok, bıçak yok, yaralanma yok. Zaten bomboş yaşayan biriydi. Siz onun hayatındaki boşluğu doldurdunuz. Bunu onu boşluğa bırakarak oldu ama olsun boşluğu boşlukla doldurmak bir sanattır.
Güvenmek.
Bir erkeğe veya bir kadına. Hiç farketmez.
Güven tek kullanımlıktır. Unutma!
Ve ne olursa olsun bir başkasına tüm benliğinle güvenme!
Çünkü hiç kimse sana tüm benliğiyle görünmez.
Beğendiğin bir bedene hayalindeki ruhu bahşedip aşk sanıyorsun ya,
işte bütün problem orada başlıyor.
Sırf güzel bir cesetsin diye öteki cesetlerden şanslı olabiliyorsun. Oysa güzellik çoğu zaman, kusurları gizleyen gizli bir örtü gibidir. Bazı insanların çirkinliğinin yüzleri yerine içlerinde olduğunu kabullenemiyor olmamız bile budala olduğumuzu gösteriyor. Bide size şekilci diyordum. Bu konuda sizden benim de farkım yokmuş.
- Katil değilsen kimsin peki? Yani amacın bize hayat dersi vermek mi? Bütün bunların amacı bu mu yani? Dersini işleyip bizi öldürmek mi?
Amaçlarım sayesinde yaşıyorum. Uğrunda ölecek bir amacı olmayanlar yaşamayı haketmezler zaten. Yaşamanın amacı başka ne olabilir ki?
- Hayatta pek amacım olmadı galiba.
Amaçsız bir yaşam boşa harcanan bir ömür demektir. Hayal sahibi olmayan insanları yadırgamam. Ama amaçsız insanları oksijen israfı sayarım.
- Sen bu yüzden mi seçtin bizi? Senin de amacın bu mu yani? Sırf amaçsızım diye bana ve sevdiklerime zarar vermek.
Ben kimseyi seçmedim. Her kader kendi seçer kederini! Ya kaderini yaşarsın, ya da yeniden yazarsın. İkisi de sana bağlı.
Korku, benzin dökülmüş ateş gibidir. Eğer ateş içinizde büyürken, müdahalede bulunmazsanız, yangın yerine dönersiniz. Her gereksiz hareketiniz daha fazla yakar canınızı. O yüzden dikkatli olun. Gereksiz hareketlerde bulunmayın.
- Nasıl müdale edeceğiz peki, içimizdeki yangına.
Beni duyup dinleyerek ve aynı zamanda anlayarak.
Merak etme ölümle hiçbir zaman karşılaşmayacaksın. Ölüm varsa sen yoksun. Sen varsan ölüm yok. Hayatınızın sona ereceğinden korkacağınıza, hiç başlamayacağından korkun. Çünkü asıl hayat, korkunun bittiği yerde başlar. Yaşamakla yaşamamak arasında, hiçbir fark kalmadığında korkular sona erer. Gerçek mutluluğu bulursunuz. İşte o mutluluğa eriştiğiniz zaman, ölüm acı vermeyecektir artık size. Çünkü acı veren yegane şeyin yaşam olduğunu anlamışsınızdır artık.
Leydihan
28 Mayıs 2025, 16:01
Replikleri güzelmiş. Akşam ben de izleyim.
Whiplash
01 Haziran 2025, 17:38
Kasabadaki yabancı 1973 high Plainsdrifter
Sen bir hayvansın.
Evet sen de bunu ortaya çıkarıyorsun.
Hayır. Teşekkür ederim köpeklerle yemiyorum.
Köpek sürüyü yönetiyorsa yiyebilirsin.
İnsanları korkutan şey içten içe kendileriyle ilgili bildikleridir.
Whiplash
26 Haziran 2025, 18:54
Görevimiz tehlike-son hesaplasma 2025/
Merhaba kardeşim,
Bu kaydedilmediğine göre dünya yerli yerinde duruyordur. Tabi sen de öyle. Kayda geçsin, senden bir an bile şüphe etmedim. Bi çare bulacağından emindim. Her zaman ki gibi. Umarım zamanla bu yaşamın kaderin garip bir cilvesi olarak görmezsin. Bu senin görevindi, senin kaderindi. Yeryüzündeki her canlıya etki edecek bir kader. Beğenmesek de kendi kaderimizin efendisiyiz. Yazılmış hiçbir şey yok.
Gayemiz çok erdemli olsa da, yarattığımız etkinin her zaman gerisinde kalacak. Daha iyi bir gelecek umudumuz, onu gerçekleştirme iradesiyle hayata geçecek. O gelecek içimizde yaşatttığımız iyiliğin yansıması olacak. İçimizdeki iyiliğin değeri ise başkalarına yaptığımız iyilliklerle ölçülecek.
Hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz, geleceğimiz bir. Her birimizin sonsuz seçimlerinden oluşuyor. Bu öyle bir gelecek ki, temelini nezaket, güven ve karşılıklı anlayıştan alıyor. Tabii eğer bunu kabul edersek.. Göremediğimiz bir ışığa doğru, sorgusuz sualsiz ilerlemek. Sadece değer verdiklerimiz için değil, asla tanımayacaklarımız için de.. Seni her zaman seveceğim. Umarım biliyorsundur kardeşim. Ve seni tekrar göreceğim ama bunun için acele etmeyelim. Dünyanın sana hala ihtiyacı var. Elbette bunu asla bilmeyecekler ama biz biliyoruz. Bizler gölgede yaşayıp, gölgede ölenleriz. Bu mesaj beş saniye içinde kendini imha edecektir. Bol şans Ethan.
Whiplash
07 Temmuz 2025, 17:36
Acımasız Ruthless 2023
Bence daha fazla yalan söylemelisin.
Bazen insanlara duymak istediklerini söylemelisin. Egolarini biraz oksadiginizda ve artik bir tehdit olmadiginiz zaman o zaman kalkanları inme eğilimine girer.
İşte o noktada kendi bakış açılarını görmelerini sağlayabilirsin.
Biraz yalan söylersen yüzleşmeden tamamen kacinabilirsin. Belki de hemen çatışmaya girmemen gerekiyordur.
Sürmenaj
10 Temmuz 2025, 22:22
Atatürk 1881 - 1919 - Bölüm 1
[Only Registered Users Can See Links]ısın idarenin de ihmali var bu hususta.
İdare kim? O zabit kolağası mı?
O da. Vali de, kumandan da..
Kim onları vali, kumandan yapmış?
Sadrazam.
Onu kim sadrazam yapmış?
Padişah efendimiz.
Padişahı kim padişah yaptı?
Babası.Babası da padişahtı.
Benim babam öldü. Ben ne olacağım?
**
Zübeyde rahat bırak bu çocuğu.
Yetimdir bu abi yetimdir.Yetimden ne olur?
Gör bak neler olur.
**
Namık Kemal'in padişahın emriyle okunması yasaktır.
Padişah-ı Ali-şan ve halife-i ma'delet unvan efendimiz yasakladığına göre bir bildiği vardır.
Var tabi. Çünkü bu adamlar idarecilerin hesap verdiği bir memleket olsun, ilmin, fennin, yani aklın hükmü olsun istiyorlar. Memleket sırf babası padişahtı diye tek bir kişinin eline kalmasın istiyorlar.
Bunu söylemekte suç olmasın diyorlar. Kanun olsun, nizam olsun, yanisi, hürriyet olsun diyorlar kardeşim!
Bu adamlar dediğiniz kim?
Bu adamlar Namık Kemal'ler, Mehmet Emin'le. Bizim Voltaire'lerimiz, Russo'larımız. Fikri ihtilalimizin ve terakkimizin mimarları. Ama biriler, siz gençler onları tanımayın istiyorlar.
Kazamız mübarek olsun.
Yaşasın millet, yaşasın vatan!
**
Mustafa Kemal, Selanik. Buraya ifadenizi yazacaksınız. Komitacılık yaptığınızi anarşist faaliyetleriniz, Sultanımız Abdülhamid Han'a suikast tertibiniz. Bütün tafsilatıyla yazınız.
Buradan bir imza atmadan çıkmanız ihtimal dahilinde değil. Suçunuzu kabul ve işbirlikçilerinizi ifşa ediniz.
İmza atmadan buradan çıkamayacağınızı söylemiştim. Bana inanmadınız. Daha ne kadar tahammül edeceksiniz? Yazmanız icap eden birkaç isim. Serbest bırakılmanızı bizzat temin edeceğim. Hem de derhal. Sizden hayırlı haber bekleyen validenizi düşünün. Hatta bizzat kendisinin İstanbul'a icabetini, size olan hasretini biraz olsun gidermesini sağlayalım.
Annecağızımı ağzınıza alışınız, saplandığınız batağı yakışır biçimde anlatıyor. Lakin, ben size ahvalinizi biraz ddaha tafsilatlı anlatayım. Tutukladığınız hiç kimse konuşmamıştır, konuşmayacaktır. İtham ve iftiralarınız yersizdir. Aramızda kimsenin Sultan Abdülhamid'e suikast gibi bir derdi yoktur, olmamıştır. Lakin buyrunuz, bizi mahkeme ediniz. Anlaşıldı, siz bilirsiniz. Bir husus daha var. Sultanımız şunu da hesap etmelidir ki, bizler mahkum yahut idam edildiğimiz vakit, cephede Devlet'i Ali için kim savaşaktır? Hayatında savaş meydanı görmemiş, hatta kimi saraydan çıkmamış, göğsündeki bütün madalyaları sultanın etrafında koşturarak edinmiş sözde paşalar mı? Bulduğu ilk fırsatta birbirini sırtından vuran saray soytarıları mı? Biraz evvel annecağızımın bana olan hasretinden bahsettiniz. Peki siz zabit efendi, evladınızın, bu adamların emrinde savaşa gitmesine razı gelir miydiniz? Şimdi çıkabilirsiniz.
**
Bizden başka kişiden korkmalarına lüzum yok ki.
Ne demek o?
Yahu, Avrupa'dan mı korkacaklar? Avrupa memnun zaten bu adamların bu halinden. Böyle Osmanlı'ya can feda. Mısır'ı alır elinden ses çıkarmaz. Tunus'u alır ses çıkarmaz, Bosna'yı alır ses çıkarmaz. Tek kurşun atmadan. Yahu memleket bitmiş zaten borç batağında. Yuları da vermişsin Düyun-i Umumiye'nin eline. Böyle Mithat Paşa gibi gayretli, halkçı bir sadrazam çıktı mı? Gavura bırakmadan bunlar alıyor kellesini.
Olur mu canım? Mithat Paşa şirpençeden öldü yanlış biliyorsun sen.
Tamam işte. Daha ne istersin gavur olsan? İçimizi karattın yahu.
Doğruyu söylüyor, çareyi de söylüyor.
Bakın arkadaşlar sömürgecilerin tek bir derdi var. Pazarlık yapabilecekleri tek muhattapları olsun, o da herkese sözünü geçirsin, onu dinlesin. Ama onlardaki gibi farklı fikirler olursa, temsil olursa, o vakit kimse bizi sürdüremez. Vatan bizim vatanımız. Hürriyette hakkımız.
Şam'a mı sürdüler. Peki. Fizan'a da sürseler.
Leydihan
11 Temmuz 2025, 01:47
M3GAN 2.0 (2025)
[Only Registered Users Can See Links] 74iYg&s
Evet. Dünya bir kriz yaşıyor. Ebeveynlik görevlerimizi, çocuklarımın beyinlerini elektronik depomin dozlarıyla dolduran cihazlara devrediyoruz. Çocuğunuza kokain vermezsiniz dimi? Öyleyse niye akıllı telefon veriyorsunuz?
Cristian'ın eylemleri affedilmez olsa da, o bir konuda çok haklıydı. Teknoloji konusunda daha güvenli yazılara ihtiyacımız var. Geleceği engellemek için değil, ona hazırlıklı olmak için gerekli. Biz en iyi örneği göstermedikçe yapay zekadan en iyisini bekleyemeyiz. Biz ona öğretmeliyiz, eğitmeliyiz, zaman ayırmalıyız. Karşılığında ne alacağımızı düşünmeden yapmalıyız. Özünde daha iyi ebeveynler olmamız gerekiyor. Böylece güçlerinin gerçek boyutunu anladıkları o gün geldiğinde düşman yerine müttefikimiz olmayı seçebilirler. İnsanlık anlamadığı şeyleri öğrenme fırsatını değerlendirmek yerine, her zaman hızlıca kınama eğiliminde olmuştur; ancak son deneyimlerim bana belki de en büyük gücümüzün fikrimizi değiştirme yeteneği olduğunu öğretti. Evet bu gelişebilmemizin tek yolu. Ya da daha doğrusu duruma göre birlikte gelişebilmemizin yolu. Çünkü varoluş bir rekabet olmak zorunda değildir.
Whiplash
12 Temmuz 2025, 02:47
Adaletin Eli / Red Right Hand 2024
Artık bu aileden çalmasına izin vermeyeceğim.
Benimle dua et. Dua et benimle şimdi.
Tanrı'nın söyleyeceklerimi beğeneceğini sanmıyorum.
Sen bir dene. Yükler omuz değiştirir dua ettiğinde.Gerçeğini söyle sadece.
Babamız, Rachel'ı aldı ve şimdi Finney'i de.. Ve dürüst olmam gerek. Ben burada bir plan görmüyorum.
Sevgi dolu bir Tanrı'nın nasıl ailemi elimden alıp bir kız çocuğunu anne babasız bırakacağını anlamıyorum. Bana mantıklı gelmiyor. Hatta madem burada dürüst oluyor. Var mısın onu bile merak ediyorum.
Bizi bu cehennemde acı çekmemiz için mi terk ettin? Walder senin var olduğunu söylüyor. Ve hizmetkarlarını test ettiğini.
Benim yüküm de bu. O zaman doğru geleni yapacağım.. Buna güveneceğim çünkü kanım kaynıyor. Ama senden isteğim, babamız ben bu işle ilgilenirken ailemden geri kalanı korumanı istiyorum. Bana bu şerefsizleri öldürecek cesaret, güç ve kararlılık vermeni istiyorum. Senin adınla babamız, amen..
Leydihan
20 Temmuz 2025, 01:16
Şirinler (2025)
[Only Registered Users Can See Links]İnsanların en tehlikeli halleri, şişman ve varlıklı halleridir. Onları sahte cesaretle doldurur. Ve sahte cesaret de huzursuzluk doğurur.
Kötüler, dünyadaki tüm iyilikleri yok etmek istiyor. Ve bunu yapabilirler. Ama onlara izin vermeyeceğiz; çünkü birlik olursak üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey yoktur.
Leydihan
24 Eylül 2025, 21:11
Naked (1993) Film Repliği
Başlarken neyinden hoşlandılarsa ondan nefret ediyorlar. Güçlüysen seni sevmezler. Zayıfsan seni sevmezler. Zekiysen nefret ederler. Aptalsan nefret ederler. Ne istediklerini bilmeden yaşıyorlar.''
[Only Registered Users Can See Links]
Leydihan
25 Eylül 2025, 23:06
Ölümlü Anılar - Sleeping Dogs (2024) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]
Hafıza güvenilmez bir şeydir. Hatırladıklarımız ve hatırlayamadıklarımız.
Sonsuza kadar iz bırakan ender anlar, iz bırakmayan sıradanlıklar..
Cefalar çok acı verici, onlar zihnimizin derinlerinde gizli
yerdeler. Zaman onları ortaya çıkarana kadar unutulmuş halde kalırlar.
Anı iyi yada kötü olsun; veya inanılmaz. Hiçbir zaman tek bir seferde ortaya çıkmaz. Her zaman parçalar halinde dağılmıştır.
Tıpkı tamamlanmak için beklemeniz gereken yapboz parçaları gibi..
Yapbozun diğer parçası ne zaman elinize geçer bu hiç bellli olmaz.. Aylar, yıllar, on yıllar sürebilir.
Leydihan
26 Eylül 2025, 01:04
Yerdeki Süper Yıldızlar - Sitaare Zameen Par (2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] normal dersek, herkesin kendi normali olduğunu anlarsınız.
Polis için jop kullanmak normaldir. Hırsız için copla dövülmek. Politikacı için yalan vaadler normal, halk için yalanı yakalamak..
Bir dilenci için aşağılanmak normaldir, zengin için ise gururlu olmak. Herkesi kendi normali vardır koç efendim. Sizin normaliniz sizin, onların normali onların.
Leydihan
24 Ekim 2025, 18:49
Ne Olcak Halim (2023) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]şadığım ilişkiler de yaşadığım şehir gibi.. Yani İstanbul gibi.. Benim şehrim İstanbul. Karmaşık, yıpratıcı, yorucu.
Yani dingin, sakin ilişkiler bana göre değil. Mesela sen adada yaşıyorsun. Sen basit bir ilişki istersin. Yani basit derken, dingin, sakin, huzurlu demek istedim.
Yoo yoo haklısın. Yaşadığımız şehir bizi de ilişki kurma biçimimizi de tanımlıyor aslında.
Yani ben yorucu İstanbul'um, sen sakin ada.
Aynen. Sen İstanbulsun ben de Ada.
Ee bu kadar keskin ayrıştırmak zorunda değiliz tabii. Çünkü İstanbul'da da Ada var. Büyükada, Heybeli, Burgaz.. Ee yani benim içimde de huzur olabilir. Olamaz mı?
Adalar İstanbullular için geçici bir kaçıştır, bir sığınaktır.
Kimse kolay kolay adalara yerleşmez. O gelenler günü birlikçilerdir. Onlar böyle sabahtan gelir, biraz huzur bulur, akşamları da evlerine karmaşalarına geri dönerler.
Leydihan
28 Ekim 2025, 18:10
Bir Salyangozun Anıları - Memoir of a snail (2024) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] FMSYQ&s
En fena kafes, kendi kendimizi hapsettiklerimizmiş. Sen de kendini bir kafese hapsetmişsin Grace. Kafesine hiç kilit vurulmamış. Ama korkuların seni oraya kıstırmış. Kurtul artık şu salyangozlardan. Kendini serbest bırak. O Ken denilen pislikten nasıl kurtuldun ama sıra kendi kabuğundan kurtulmakta. Ayrıl süründen. Baştan başla.
Ara ara kendine acımakta sorun yok tabii ama devam etme vaktin geldi. Acı verecek ama hayat böyledir. Onunla yüzleşmen gerekir, cesur ol. Hayat sürprizlerle dolu kutu gibi. Ve hepsini tek tek deneyimlemek ve küçük zevklerin tadını çıkarmak gerekiyor. Yağmurun altında puro içmek gibi. Ya da kurutucudan yeni çıkmış kazağı giymek gibi. Lafı dolandırmayım. Artık ikimizde bir şeyleri bırakmalıyız. Hayat ancak geriye dönüp bakıldığında anlaşılır. Ama sadece ilerleyerek yaşanır. Salyangozlar kendi izlerinden bir daha geçmez hep yollarına devam eder. Artık dünyanın her yerinde salyangoz izleri bırakmanın vakti geldi.
Leydihan
12 Kasım 2025, 18:31
Bulut Atlası - Cloud Atlas (2012)
[Only Registered Users Can See Links] SwGKQ&s
Gerçek bir intihar ağır ve disiplinli bir keskinliktir. İnsanlar ahkam kesip, intihar korkakların işidir der. Bu kesinlikle doğru değildir. İntihar muazzam bir cesaret gerektirir.
Bir insanın her şeyini alırsanız artık o insan sizin güdümünüzde olmaz. Alexander Solzhenitsyn.
Hayatta kalmak çoğu zaman cesaret ister.
Bilgi bir aynadır.
[Only Registered Users Can See Links] gerçek değil mi? İhtiyar Georgia değilse çöküşe kim neden oldu? Hakikati mi istiyorsun?
Eski insanlar.
Hurafe. Eski insanlar zekiydi. Hastalıkları ve doğumu yönetiyorlardı. Mucizeler yaratıyor, gökyüzünde uçuyorlardı.
Doğru, hepsi doğru. Ama başka bir şeyleri daha vardı. Kalplerinde açlık vardı. Zekalarını gölgede bırakan bir açlık.
Açlık mı? Ne için?
Daha fazlası için.
**
İnanç, korku ve aşk gibi olguları izafiyet teorisi ve belirsizlik ilkelerini anladığımız yollardan anlamaya zorlandık. Bu olgular, hayatımızın rotasını belirlerler. Dün, hayatım bir yöne doğru ilerliyordu. Bugün farklı bir yöne. Bugün yaptıklarımı, dün, yapmamın ihtimali dahi yoktu. Zamanı ve mekanı yeniden yapılandıran bu güçler daha biz doğmadan başlayacak ve öldükten sonra da devam edecek şekilde olmak isteğimiz kişiyi değiştirebilir ve şekillendirebilir. Yaşamlarımız ve tercihlerimiz, kuantum yörüngelerinin de tarif ettiği gibi her karşılaşma ve her kesişmede farklı bir istikamette ilerleyecektir.
[Only Registered Users Can See Links] gemi yok edilmeli, onları inşa eden bütün sistem yıkılmalı. Bir tank da ya da rahimde de olsa, hepimiz safkanız. Hepimiz savaşmalıyız, ve insanlara gerçeği öğretmek için gerekirse ölmeliyiz.
[Only Registered Users Can See Links] olmak anlaşılmaktır. Ve kendini tanımak sadece başkalarının gözünden görmekle mümkündür. Ölümsüz hayatlarımızın doğası söylediğimiz şeylerin ve yaptıklarımızın bir sonucudur. Ve yayılarak zamanın içinden var olurlar.
[Only Registered Users Can See Links]ği görenlerle aynı gemideyiz, hiçbirimizin evi yok.
Birilerinin dualarını duyup gökten ineceğine mi inanıyorsun? Belki, belki birgün.
Belki bir gün dediğin, pire kadar bir umut.
Evet ama pirelerden kurtulmak o kadar kolay değil.
[Only Registered Users Can See Links] bekleyen daha iyi bir dünya olduğunu düşünüyorum. Daha iyi bir dünya ve orada seni bekleyeceğim. Uzun süre ölü kalmadığımıza inanıyorum. Beni ilk öpüştüğümüz Korsika yıldızlarının altında bul. Sonsuza dek seninim. R.f
[Only Registered Users Can See Links]ımız sadece bizim değildir. Ana rahminden mezara başkalarına bağlıyız. Geçmişte ve şimdi. Ve her bir suçla ve yaptığımız her iyilikle geleceğimizi doğuruyoruz.
Öğretinizde bireyin hayatındaki sonuçların sonsuza kadar dalgalandığından söz etmiştiniz. Bu öbür dünyaya inandığınız anlamına mı geliyor? Cennete ya da cehenneme..
Ölümün sadece bir kapı olduğuna inanıyorum. Kapandığında başka biri açılır. Cenneti hayal edecek olursam açılan bir kapı hayal ederim. Ve arkasında onu beni beklerken bulacağım.
Leydihan
12 Kasım 2025, 18:46
Dört Kız Kardeş - Les filles d'Olfa(2023) Film repliği
[Only Registered Users Can See Links] SZkow&s
Beni şaşırtan ne biliyor musun? Devrimden önce bunların hiçbirisi yoktu. Peçe yok, başörtüsü yok, hiçbir şey yok.
Eğer biri başörtüsü takmak isterse evinde takardı, yoksa polis seni götürürdü ve size coplarıyla vururdu. Binali döneminde devrimden önce başörtüsü takmanıza bile izin verilmiyordu.
Takan kadınlar polis tarafından tutuklanıyordu. Tunuslu kadın idealini empoze etmek istediler. Nasıl olması gerektiğini, ne yapmasına izin verilip verilmediğini.. Öyle ki o zamanlar başörtüsü takmak, bir direniş eylemiydi, kurulu düzene karşı çıkmanın bir yolu gibiydi. Evet öyleydi.
Çünkü başörtüsü devrimden önce yasaklanmıştı. Bir tür isyan sembolü haline gelmişti. Aslında her zaman yasak olana doğru çekiliriz. Yani ne demek başörtüsü yok? O zaman isyan edip giyeceğim.. Ve devrim sırasında annem ve ailem; hatta ben bile genç bir kız olarak dedik ki, Tamam. Yine Allah'ı seven ve başörtüsü takanlara oy verelim; onlar Tanrıya daha yakınlar, sorunlarımızı daha iyi çözeceklerdir.
Kadınları kendi istedikleri gibi şekillendirmek istiyorlar, hayatlarımızı bizim için planlar ve kadınları kendi gördükleri şekilde yönlendirirler. Ne eksik ne fazla. Yapmak istediklerimizi yapmamıza izin vermezler.
İstedikleri gibi manipüle ettikleri oyuncak bebekler gibi, istedikleri gibi giyinecekler. Örneğin senin gibi güzel gözleri olan bir kız bir yöne baktığında çekici gözükür. Dimi? Bu günah değil mi?
Ama ben estetik nedenlerle takanlardan bahsediyorum. Bahsettiğim şey bu.
Leydihan
22 Kasım 2025, 00:09
Büyük, Cesur ve Güzel Bir Yolculuk - A Big Bold Beautiful Journey(2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] ImcYQ&s
Bence hepimiz rol yapmaya oldukça meyilliyiz David. Bence sorguladığımızdan daha çok oynuyoruz. Bu kötü bir şey sayılmaz. Oyunculukta ciddi anlamda dürüst anlar vardır, değil mi?
[Only Registered Users Can See Links] Hatta bazen gerçeğe ulaşmak için rol yapmalıyız. Daha acılı bir yol ama bazen acı iyidir.
***
[Only Registered Users Can See Links] güzel yerlerin seni en yalnız hissettirmesi çok tuhaf değil mi? Nereye gidersen git, hep bir şeyin tepesinden aşağıdaki bir şeye bakıyorsun sonunda.
Çoğu yerde böyle bir şey vardır. Tepeye çıkarsın ve dışarıya bakarsın, aşağıya bakarsın. Kim olduğun ve hayatın ile hayatının nereye gittiği hakkında bir aydınlanma yaşaman gerekir.
***
[Only Registered Users Can See Links]öylesene niye bekarsın..
Gerçekten bilmek ister misin?
Evet.
Çünkü aldatıyorum. Aldatmak istemediğimde bile, sonunda aldatıyorum. Yanımdaki kişi mükemmel olsa bile aldatırım. Bir yarımın hep bekar olduğunu ve kendimden başka kimseyi kafama takmamam gerektiğini düşündürtüyor bana bu. Sonra o yarım aldatıyor ve yakalanıyor. Ve sonra da tamamen bekar oluyorum. En başında olmak istediğim de bu oluyor.
Beklediğim cevap bu değildi.
Peki sen niye bekarsın?
Sanırım doğru kişiyi henüz bulamadım.
David, muhtemelen doğru kişiyle çoktan yüzlerce kez karşılaştın.
Keşke bu bir kez bile doğru olsaydı, Sarah ama..
Bu saçmasapan bir cevap. Sana dürüstçe gerçeği söyledim. Ve sen bana, ''doğru kişiyle henüz tanışmadım'' diyorsun.
Cevabı beğenmemiş olman, bunun saçma bir cevap olduğu anlamına gelmez. Sen de muhtemelen ''aldatıyorum'' konuşmasını bin kez yapmışsındır. Ve eminim erkeklerin seni daha çok istemesini sağlamıştır. Öyle mi?? Var mı gerçeklik payı?? Biraz prova edilmiş gibi geldi.
Deniz fenerinin tepesindeki saçmalığın gibi mi?
***
[Only Registered Users Can See Links] hayat kısa mı? Bilmiyorum. Düşündüğüm bir şey bu ve ağzımdan çıkmasını duymak istiyorum. Hayatın kısa olduğunu sanmıyorum. İnsanlar böyle der, bilirsin. ''Hayat kısa. Eğlen.'' Ama şunu söylemeliyim ki, son on yıldır falan hayat bana bayağı uzun geldi.
Katılıyorum.
Öyle mi?
Evet. Hayat ancak istemediğin bir şeyle ilerlediğin zaman kısa gelir.
Doğru evet, evet.
Uzun zamandır bir şeyle ilerlemedim.
Şimdi nasıl hissediyorsun?
Belki biraz daha kısa gibi geliyor.
***
[Only Registered Users Can See Links]Çünkü seninle gerilmeyi, tek başıma hiçbir şey hissetmemeye tercih ederim.
[Only Registered Users Can See Links]***
[Only Registered Users Can See Links]
İşte.
Çok üzgünüm.
Bir ilişkinin sonunda iki kişinin özür dilemesi. Bundan daha sıkıcı bir şey olamaz. Gerçekten bunu yapmak istediğine emin misin?
Evet evet eminim.
Çünkü, biliyorum bu beni zayıf falan ama..
Hayır, zayıf değilsin.
Sorun değil. Sadece söyle ve unutalım gitsin. O yüzüğü tekrar parmağıma takabilir ve hayatımıza devam edebiliriz. Birlikte.
***
Buna bayılacaksın. Odamızı yükselttim. Baksana.
Vay be.
Harika olacak.
Muhteşem.
Ayrıca en sevdiğin restoranda rezervasyon yaptım.
Harika.
Evet. Ve çok, çok, çok kuru beyaz şaraplarının olduğundan emin oldum.
Teşekkür ederim.
Kumdan bile daha kuru.
***
Neden yürütemedik? Neden bitti?
Sadece kaderimizde yokmuş.
Bu tam bir saçmalık. Kaderimizde yokmuymuş?
Bekle.. Bu olduğunda böyle söylememiştim.
Neden bana ilgini kaybettin, David?
Bunu da söylememiştin.
***
Gece için kıyafetini seçtiğim şey.
Bu gece seni terk ediyorum.
Ne demek istiyorsun?
Sen uyurken, gecenin bir yarısı seni terk ediyorum. Ve uyandığında, nerede olduğumu bilmiyorsun endişeden deliriyorsun. Mesaj atıyorsun, arıyorsun ve numaranı engelliyorum. Ve bir daha benden haber alamıyorsun.
***
Neden ilgini kaybettin, söyle bana.
Bilmiyorum.
Tanrım! Ne zaman insanları bıçaklamaya başladın?
Benim peşimden çok koştun. Kalbimi kazandın. Sonunda bana sahip olunca ne oldu?
Etkilenmedim.
***
Ne oldu?
Bunaldım.
***
Hayal kırıklığına uğradım.
***
Hayal kırıklığına uğramak istemedim.
***
Her gün eve sana gelmeyi düşünmek bana
***
Kurdeşen döktürdü.
***
Seninle mutlu değildim..
***
Ya da kendimle.. Ya da bizle.
***
Ya da bizle.
***
Faso fiso
***
Faso fiso.
***
Daha.
***
Derinlere in.
Bence oldukça derinlere indik.
***
Tamam.
***
Ben başlayım.. İlk başta sana gerçekten kapıldım. Eşimi bulduğumu sandım. Tıpkı benim gibi biri olduğunu. Eğlenmek isteyen ve umursamayan biri.
Bunların saçmalık olduğunu ve uzun sürmeyeceğini bilen biri olduğunu. Ve sonra değiştin. Umursamaya başlaldın. Gerçekten umursamaya.
Çünkü sana aşık oldum.
Evet! Evet! Bunu istemedim ben. Bu çok fazlaydı.
Seni çok mu sevdim?
Evet evet. Hayır, evet. Evet.
Yani seni sevdiğim için beni terkediyorsun.
Hayır, seni terk ediyorum çünkü beni olmadığım bir versiyonumla seviyorsun. Ve sen beni tanımıyorsun. Beni gerçekte hiç tanımadın.
Ve bu benim hatam mı?
***
Peki ya sen?
Pas geçiyorum.
Ben gerçekten seni mutlu edebileceğime inanmıştım. Ve tek istediğim buydu. Bu umut benim için her şeydi. Her gün peşinden koşmam ve seni mutlu etmem güzel geldi. Ta ki sana sahip olana kadar ve sonra hepsi manasını kaybetti. Ve sonra kendimi tekrar hissetmeye başladım. Tanışmadan önceki halimi. Ama bu sefer daha yorgunum. Sonra bir sabah uyandım ve her zamanki gibi boş olduğumu anladım. Ve beni asla mutlu edemeyeceğini.
Bu çok ama çok acımasız. Kimse senin için yeterince iyi değil.
****
[Only Registered Users Can See Links] kafede elinde bir yüzükle oturup bana ilgini ne zaman kaybettiğini merak eden kız olmak istemiyorum.
Gecenin bir yarısı terkettiğim bir adam olmanı istiyorum. Sadece birbirimizi incitmeden bitirelim bunu.
Birbirimizi inciteceğimizden neden bu kadar eminsin?
Kafedeyken dikkatini vermedin mi? Biz böyleyiz işte.
Böyleydik. Hala böyle olmamız gerektiği anlamına gelmiyor, Sarah. Yani bu yolculuk. Sanırım bu açık olmamız için bir şans. Açık olunca hayat daha iyi.
Bu ne demek ki?
Şu demek.. Seni seviyorum demek.
Ne?
Evet. Seni seviyorum.
Hayır, sevmiyorsun.
Evet, seviyorum. Üzgünüm seviyorum.
Hayır, sevmiyorsun. Beni tanımıyorsun ki. Sen tanımıyorsun.
Hayır, tanıyorum. Biliyorum ki.. Annen öldüğünde orada olamadığın için kendini bok gibi hissediyorsun. Bunun için kendini hiç affedemediğini biliyorum. Önce kimse seni incitmesin diye aldattığını biliyorum. Sana çok fazla sevgi gösterildiğinde gittiğini biliyorum. Seni tanıyorum Sarah. Ama aynı zamanda fast food çizburger yemeyi sevdiğini, ve benim gibi yalnız seyahat etmeyi sevdiğini biliyorum. Seni görüyorum Sarah. Seni görüyorum. Ve seni seviyorum. Sadece düşünceni de değil. Seni seviyorum. Tümünü..
Belki şimdi böyle hissediyorsun ama ya yarın? Ya gelecek hafta? Ya gelecek ay? Bana sahip olunca? Gerçekten sahip olduğunda. Sonra ne olacak?
Sonra bir fincan çay içeriz. Basit tutarız. Çimlerde yatarız, kitap okuruz. Dans ederiz, Sarah. Sadece dans ederiz. Oradayken hayal ettiğimiz hayat..
Bir fanteziydi David.
Buna inanmayı reddediyorum.
Uydurduğumuz bir şeydi.
Buna inanmayı reddediyorum.
Çünkü senin yaptığın bu. Bunu yapıyorsun. Birinin peşinden gidiyorsun amansızca çünkü seni mutlu edeceklerini düşünüyorsun. Ve sonra onları elde ettiğinde artık istemiyorsun.
Hayır, hayır, hayır. Evet, geçmişte bunu yaptım. Ama burada konu bu değil. Bu kovalamaca ile ilgili değil, Sarah. Saçmalıklarımdan kaçmak için seni kullanmam değil mesele. Yani, mesele mutlu olmak bile değil. Mesele inanmak. Bu mesele. Belki de ilk kez. Bunun mümkün olduğuna inanmak..
Neyin?
Bir hayatı paylaşmanın.
Benim için bu riske değmez. Üzgünüm.
Yani, bu.. Sorun değil. Seni üzmek istemiyorum. Sorun değil.
***
Beni nasıl buldun?
GPS. Şimdi bir şey söylemek istiyorum ve uzun zamandır düşündüğüm bir şey ve sadece ağzımdan duymak istiyorum. Sen riske değersin. Beni incitebileceğini biliyorum ve yani, beni terk edersen perişan olurum ve önce ben seni terkedersem de perişan olurum. Her iki şeyin de mümkün olduğunu biliyorum ve bu beni derinden korkutuyor. Ne kadar derin olduğunu bildiğini sanabilirsin ama bilmiyorsun. Ama biri bilecekse sen olmanı isterdim. Bence birlikte mutlu olabiliriz. Ve aşık olabiliriz. Çünkü ben sana aşığım.
Bir kapıya daha yüreğin var mı?
Bir kapıdan daha girebilirim.
Hadi.
[Only Registered Users Can See Links]
Whiplash
26 Kasım 2025, 17:37
Kurtlarla Dans 1990
[Only Registered Users Can See Links]
Göletteki hayvanlar zehirlenmişti. Hepsi vurulmuştu. Ama neden? Zevk için mi? Acıma duygusu yüzünden mi? Buradaki adamların açlıktan ölmek üzere olduğu ilk tahminim olurdu. Ama buradaki çürüyen artıklar aksini gösteriyor. Mağaralar daha da büyük bir gizem. İnsanları mağaralarda yaşamaya ne itmiş olabilir? Belki de korkmuşlardı. Belki de büyük bir ayaklanma yaşanmıştı. Burada kalan ipuçlarından bir anlam çıkaramıyorum. Belkide takviye kuvvetleri aradığım cevapları sağlar.
Vahşi bir kızılderili ile ilk kez karşılaştım. Biri kaleye geldi atımı çalmaya çalıştı. Beni görünce korktu ve kaçtı. Düşman eline düşmemesi için, fazla olan malzemeleri gömmeye karar verdim. Kendim için sadece gerekli olanları ayıracağım.
Bütün sabah boyunca neşeki olan sesler şimdi bu vadide çürümeye bırakılan sadece dilleri ve derileri için katledilmiş, ölü bufalolar kadar sessizdi.
Bir anda olanları anlamıştım. ve kendimi öldürülen beyaz adamların kötü insanlar olduğuna ve bunu hak ettiğine, ikna etmeye çalıştıysam da bütün keyfim kaçmıştı.
Bu işe yaramadı. Rüzgar Saçlı'nın ve Tekmeleyen Kuş'un ve öldürmeye karışan diğerlerinin bunu yapmaktan ötürü mutluluk duymadıklarına inanmaya çalıştım. Ama duyuyorlardı. Tanıdık yüzlere baktıkça, aramızdaki farkın hayal edebileceğimden fazla olduğunu fark ettim.
Yaklaşmakta olan avı kutladıkları gecede nerede olmam gerektiğine karar vermek güçtü. Bunu anladılar mı bilmiyorum ama onların arasında uyuyamazdım. Kimse bana bakmadı ve kimse beni suçlamadı. Tek mevcut olan, geleceklerini kestiremeyen bir halkın içine düştüğü kargaşaydı.
Görünüşe göre burada hergün bir mucize ile sona eriyor. Ve Tanrı her ne ise, ona bugün için teşekkür ederim. Daha fazla kalmak anlamsız olacaktı.
Taşıyabileceğimiz kadar etimiz olmuştu. Üç gün boyunca avlanmıştık, yarım düzine at kaybetmiştik ve sadece üç adam yaralanmıştı. Gülmeyi bu kadar seven insanlarla daha önce hiç karşılaşmamıştım. Ailelerine bu kadar düşkün, birbirlerine bu kadar bağlı insanlarla.. Ve aklıma gelen tek kelime 'uyum' Kendimi çok kez yalnız hissetmiştim. Ama bu öğleden sonraya dek.. Asla tamamen yapayalnız hissetmemiştim.
Kızılderililer'in benim için merakın ötesine geçen bir cazibeleri var. Onlarda bir bilgelik var ve orduya karşı yükümlülüğümden çok daha güçlü bir biçimde onlara doğru çekiliyorum.
Leydihan
28 Kasım 2025, 21:59
Bugonia (2025) Film Replikleri.
[Only Registered Users Can See Links] olmayacak. Bu yüzden daha iyi olmalıyız.
Onları nasıl ayırt edebilirsin?
Şey nereye bakacağını bilmen gerekiyor. İşaretler var.
Peki ya bu insanlar?
Hayır, onlar iyiler. Yani çok iyi değiller; ama içleri boşalmış. Biliyorsun hepimiz gibi zararsız. Yani bunu ona göre planladılar. Bizi arılarla aynı hale getirmek için. Ölü bir koloni trilyonlarca yöne dağılmış, bir daha eve dönüş yolu olmayan.
[Only Registered Users Can See Links] seni dikkati dağıtan kısmı, beyninin seni üzgün yapan kısmı hepsi biyolojik zorunluluğa bağlı. Üreme üzerine ateşlenen snapslar ve tohum ve tek eşlilik, tüm bu lanet olasıa acı tuzakları gibi. Hepsi, hepsi nöron dostum.
Sadece onları kontrol etmelisin. Benim gibi arzuları öldürdüğünde, kendi efendin olacaksın. Kimse sana bulaşamaz. Tamamen özgür olaraksın. Özgür olmak istemiyor musun?
Özgür olmak nasıl hissettiriyor ?
Küçükken olduğu gibi hissettiriyor. İşler kötüleşmeden önce. Herkes hala buradayken.
Biliyorum zor oldu dostum ama onu geri alacağız. Söz veriyorum. Kaybettiğimiz her şeyi, tüm bu yılları, bize yapılan tüm o kötü şeyleri. O işleri tekrar yoluna koyacağız. Ve kimse bize bulaşamaz. Kendimiz bile.
[Only Registered Users Can See Links] Pekala, onlarda neye hayranlık duyuyorsunuz?
Arılarda mı? Şey. Karmaşık toplum. Çalışma ahlakı. Görevlerini yaparlar, kendi dünyalarını kurarlar. Şikayet etmeden, dindarlık taslamadan veya benmerkezcilik olmadan.
Hımm hepsi doğru. Bu yüzden sömürmesi çok kolay değil mi?
Sadece kararlılıklarına hayranım. Hepsi bu. Tehlike karşısında bile.
Pekala. Bunda hemfikiriz olabiliriz. Bu arada ne tür bir tehlike?
Pardon?
Arıların tehlikeyle karşılaştığını söyledin. Ne gibi?
Ne söylememi istiyorsun? Sen söyle.
Koloni çöküş bozukluğu.
Elbette Teddy. KÇB gibi.
KÇB konusunda uzmansın. Arıları öldürüyorsunuz.
Hayır Teddy
Yalan söylüyorsun
[Only Registered Users Can See Links] sana neden insana benzediğimi anlatacağım. 75. İmparatorumuz dünyayı ilk keşfetti. Bu gezegen dinozorlar tarafından yönetiliyordu, karmaşık ama istikrarlı bir ekosisteme sahip muhteşem yaratıklar. Ama biz farkında olmadan gezegene ölümcül bir virüs yaydık. Ve imparator suçluluk duygusuyla sarsıldı, dünyadaki tüm canlıların yok oluşunu izlerken. Bu yüzden bu gezegene yeni bir hayat verildi. Bize benzeyen bir hayat. İlk denek insanlar zar zor ayakta durabiliyordu, ama kısa süre sonra yürümeye ve üremeye başladılar. Doğayla uyum içinde bir medeniyet doğdu. Atlantis. Tanrılar gibi tapılıyorduk. Ama bazı insanlar bizi geçmek istediler, bu yüzden kendi yeni, laboratuvarda yetiştirilmiş daha güçlü insanlar yaratmaya başladılar. Ama yeni insanlar aynı zamanda daha da agresifti, bu yüzden bir çatışma çıktı. Ve sonunda nükleer bir savaşla sonuçlandı. Ve savaşın ardından tüm insanlık yok oldu, birkaç seçkin insan hariç gemi inşaa ettiler. Ve bir asır boyunca okyanusları dolaştılar. Sonunda karaya çıkmak güvenli olduğunda, geminin liderleri öldü, geride sadece birkaç mutant örnek bırakarak dejenere yarı insanlardan. Maymunlar. Evrim devam etti ama kaosa doğru. Yeni evrimleşmiş insanlar, sizin şu an ki atalarınız sonsuz savaş döngüsünde kendi aralarında savaştılar, soykırım ekolojik yıkım. Dünyayı vahşice kullandılar.
Sularını mahvettiler, iklimini harap ettiler, kendilerini uyuşturucu ve teknolojiyle zehirlediler. Ve hatta kendi kendilerini yok etmelerinin inkar edilemez kanıtları sunulduğunda bile, insanlar durmaksızın devam etti. Ben bile daha insansı oldum, daha bencil ve acımasız sizin türünüz arasında burada kaldıkça. Ama insanlar oldukları gibi olmaktan kendilerini alamazlar. Bu sizin genlerinizde var. Atalarımız tarafından yerleştirilen genler kendilerini güçlendirmek için vücutlarınızda yeniden üretiliyor ve güçleniyor. Biz Andromedalılar o intihar genini yok etmek için buradayız. İnsanlığı kurtarmak için. Ama aynı zamanda Dünyayı sizden ve sizin türünüzden kurtarmak için.
Bazılarımız tercih ederdi türünüzü basitçe yok etmeyi, ama imparator hala umut olduğuna inanıyordu, bu yüzden deneyler, annenin de dahil olduğu deneyler. Zayıf olduğu için seçildi. Çünkü kırılgandı. Eğer onu düzeltebilirsek tüm insanlar düzelebilirdi.
Leydihan
01 Aralık 2025, 20:32
Jenny Pen’in Kuralı - The Rule of Jenny Pen (2024) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] zoVAw&s
Vicdanını dinlemek için sayısız şansın vardır, hiçbirini kullanmadın.
Aslanların olmadığı yerde sırtlanlar hüküm sürer.
Bana teşekkür etme sen de suçlusun. Çocuklarını riske attın, 5 çocuk.. Çaresiz, savunmasız.. Ve biliyrodun, neler olduğunu biliyordun ve hiçbir şey yapmadın. İçler acısı bir durum. O yüzden lütfen bana teşekkür etme. Onun yerine vicdanınla hesaplaş.. Burada kurban sen değilsin, anlıyor musun? Mazeretin yok, sen suçlusun. Suçlusun!!
Komünizm her zaman en aza sahip olanlar için çekici olmuştur.
Delilerin körleri yönetmesi, zamanın vebasıdır.
Zamanın olabilir dostum ama kullanacak zamanın yok..
Dünya herkesi kırar ve daha sonra bir çokları kırılan yerlerden güçlenir. Ama dünya kırılmayanları öldürür. Çok iyi olanları ve çok nazik olanları, çok cesurları öldürür. Eğer bunlardan hiçbirisi değilsen seni de öldürecektir.
Hiçbir şey umrumda değildi. O süt beyaz günlerde.. Zaman kucaklar kaldırırdı beni. Kırlangıçlı samanlığa.. Elimin gölgesindeki yükselen ayışığında.. Onun uçtuğunu duymazdım. Yüksek tarlalarda yol alırken uykuya. Uyanıp o çocuksuz ülkeden sürgit kaçan çiftlikte.. İşte öyle gencecik tasasızken tanrının esirgeçliğinde zamana yakalandım körpecik ve ölürken.. Türkümü söylediysem de denizler gibi zincirlerimde.
Bir zamanlar kendim için sevdiklerimle dolu bir oda hayal ederdim. Torunlarım.. Çiçeklerim.. Tüm bunları hakettiğimi düşünürdüm. Şimdi düşünüyorum da ben ne zaman bu hale geldim. Tatsız, tembel, aptal... Kendimi unuttum. İnsanlardan vazgeçtim. Neye taparak. Bir kürsüye mi? Ve bu arada daha iyi tanrılar için tapınaklar inşa ediyormuşsun.. Bak işlerimi izle, ey kudretli ve çaresizliğimi..
Leydihan
01 Aralık 2025, 20:36
Ada - Islands (2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]
Tenisçiler neden molalarda muz yer biliyor musunuz? Potasyum açısından zengindir, dayanıklılık için iyidir. Dayanıklılık olmadan uzun maçı kazanamazsın. Papaya ise protein açısından zengindir. Kaslar için iyidir sana güç verir. Bu sayede topa daha da sert vurabilirsin.
Peki ya ananas?
Ananas’sa magnezyum açısından zengindir. Konsantrasyon açısından iyidir.
Leydihan
16 Aralık 2025, 20:04
Persepolis (2007) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]"Hayatın boyunca beş para etmez pek çok insanla karşılaşacaksın. Onların davranışlarına onlar gibi karşılık verme. Dünyada intikam ve garez hissinden daha kötü bir şey yoktur. Saygınlığını hep koru ve kendine karşı dürüst ol."
Leydihan
09 Mart 2026, 20:03
Yuvadan Uzakta - Out of the Nest (2024) - Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] insanın saçını kestiğinde onun kimliğini, varlığını eline almış olursun. Bu güvene lanet ettin.
Bir kişinin imajıyla pratik yapılmaz Arthur. Berberlerin görevi tüm engelleri fazlalıkları ortadan kaldırmak ve müşterinin içindeki gerçek cevheri dünyaya göstermektir.
Burada gösterişe, bencilliğe, hava atmaya yer yoktur. Başkalarını oldukları ve olabilecekleri gibi görmeyi öğrenmelisin. Yeteneklerini sergileme fırsatı olarak değil, ne istediklerini dinlemelisin. Makasını kaldırmadan önce durmalı ve düşünmelisin.Sonra harekete geç.
Kim olduğunu ve kim olabileceğini henüz anlayamamış, gelecek vaadeden genç bir adam görüyorum ben de..
Leydihan
12 Mart 2026, 20:27
Arco (2026) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] de bir zamanlar bir kız sevmiştim. Ama ona söylemeye hiç cesaretim olmadı. Bilirsin, birini gerçekten seversen, onlar seni sevse de sevmese de, en önemlisi onları mutlu etmektir.
[Only Registered Users Can See Links] var?
Seni özleyeceğim. Vedalaşmaktan nefret ederim.
Ya ben de seninle gelirsem?
Bu imkansız.
Ama neden.
Kimse geleceği bilmemeli. Asla.
[Only Registered Users Can See Links] yalnız bırakma, beni terk etme.
Leydihan
13 Mart 2026, 20:32
Drakula Bir Aşk Hikayesi | Dracula: A Love Tale (2025) - Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] adını anma, burada hoş karşılanmaz.
Siz şeytan mısınız?
Tanrı. Şeytan. Neredeyse birbirinin aynı iki varlık. Kendilerini göstermeden birbiriyle savaşan iki zihin. Ve biz onların oyuncaklarıyız.
Bizler sadece onların emirleriyle hareket eden kuklalarız. Son dileğin nedir?
Bana hikayeni anlat. Sizinle ilgili her şeyi bilmek istiyorum.
Hayat uzun ve zorlu bir yoldan başka bir şey değildir dostum. Ölüm, Tanrı'nın bahşedip benden esirgediği bir ayrıcalıktır. Yine de onun en sadık hizmetkarlarından biriydim. Karımı aldı. Prensesimi. Hayatımın aşkını. O zamandan beri onun dönüşünü bekleyerek yaşadım. Tam olarak 400 yıldır. Bazen saf ruhlar yeniden bedenlenebilir.
Ve benim sevdiğim hepsinin en safıydı. Aşksız yaşamak hastalıkların en kötüsüdür dostum.
İnsanın kemiklerini yavaş yavaş aşındıran onu ayakta duramayan biçimsiz bir sürüngene çeviren ince, dinmeyen bir yağmur gibidir. Ve sonra, aşkın ne kadar güçlü olursa olsun inancını kaybedersin. Yine de umudun hayatın tadı tuzu olduğunu söylerler. Benim durumumda ise, umudun beni öldürmesini yeğlerim. Zamanla tüm arzu kaybolur. Hayatına son verme arzusu bile. Geriye sadece düzensiz, sevimsiz bir melankoli ve onu bir gün bulacağıma dair umut kalır.
[Only Registered Users Can See Links] yalan söyledin.
Bir kez bile söylemedim.
Tüm kurbanlarına yaptığın gibi beni baştan çıkarmak için cazibeni kullandın.
Haklısın. Bu bir parfüm. Ama onu seninle asla kullanmadım.
Senin kurbanlarının kanını içtiğini söylediler.
Bu doğru. Ama sen benim kurbanım değilsin. Sen benim sevdiğimsin. Biricik gerçek aşkım.
Benimle bu şekilde konuşmak da kimin haddine.
Ben lanetliyim Mina. Ben Tanrı'nın iradesiyle yaşamaya mahkum edilmiş ölü bir adamım.
Tanrı sana neden böyle bir şey yapsın ki.
Çünkü seni benden aldı. Bu yüzden ona lanet ettim ve onu terkettim.
Yaygın kanının aksine kandan hoşlanmam. Seninki lezzetli bir tada sahip olsa bile. Ama kan olmasaydı kimsenin bakmaya cesaret edemediği dilsiz bir kalbe sahip, iğrenç yaşlı bir adam olurdum.
Bunların hepsi sadece bir kelime. Beni aldatmak için söylenen çekici sözler.
Haklısın. Bazen kelimeler seni aldatabilir. Ellerimi tut. Eller asla yalan söylemez. Sana benim hakkımdaki gerçeği söyleyecekler. Aynı zamanda senin hakkında, gerçekte kim olduğunu. Bana söylediğin son şeyi hatırlıyor musun? Şöyle dedin; ''Kendine iyi bak prensim'' Kralım.
Hayatım. Çünkü ben sensiz yaşayamam. Seni çok özledim. Sonsuza kadar seninle olmak istiyorum.
[Only Registered Users Can See Links] Sence Tanrı birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için bizi affeder mi?
Tanrı sevgidir. Anlar. Ve anlamazsa da canı cehenneme.
[Only Registered Users Can See Links] sen onca yıldır halkımı kovalayan rahipsin.
Evet ama için rahat olsun. Seninle savaşmaya gelmedim.
Ben tanrıyla savaşıyorum. Onun hizmetkarlarıyla ilgilenmiyorum.
Hayır. Tanrı'yla savaşmıyorsun oğlum. Kendinle savaşıyorsun.
Hayır. Hayır hayır. Ben onun adına savaştım ve öldürdüm.
Biz O'nun adına yaşar ve nefes alırız. Neden kendi yarattığını yok etmemizi istesin ki? İnsan kendi adına öldürür. Ve sen yine aynısını yapıyorsun.
Bunların hepsi çok güzel laflar. Tanrı seni beni öldürmen için gönderdi.
Tanrı beni seni kurtarmam için gönderdi.
Demek şimdi Tanrı beni kurtarmak istiyor. Yüzyıllardır benden ölme hakkını esirgedikten sonra.
Ama bu bir ceza değil, fırsat. Kurtuluşun için tövbe et Drakula.
Benim kurtuluşum o.
Ama sen onun lanetisin.
[Only Registered Users Can See Links] eğer bunu yaparsam lanet yok olacak. Özgürlüğüne yeniden kavuşacaksın.
Ama benim özgürlüğüm sensin. Benim özgürlüğüm sensin aşkım. Sen gidersen, ben de giderim.
Drakula. Onu sevdiğine inanıyorsun ama onun senin için hayatını feda etmesini mi istiyorsun?
Lütfen gitme burada kal.
Ruhun hala daha Tanrı'ya ait. Eğer onu gerçekten seviyorsan, hayata dönmesine izin ver. Ve sen de Tanrı'ya dön.
Dörtyüz yıl önce, bir rahipten Tanrı'nın karımı esirgemesini istedim. Yapmadı. Bu kez duamı duyacak mısın?
Seni duysa da duymasa da kaderi yalnızca sen değiştirebilirsin oğlum. Onu kurtar. O zaman sonsuza dek huzur içinde olacaksın.
Fikrimi değiştirmeden acele et.
Rabbimiz İsa Mesih seni günahlarından korusun. Seni tüm günahlardan onun adına özgürleştiriyorum. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına, amin!
[Only Registered Users Can See Links] neden yaptın aşkım..
Çünkü seni seviyorum.
Ben de seni Seviyorum
Whiplash
14 Mart 2026, 18:57
Sığınak/Shelter 2026
Keşke hayatın her zaman adil olacağını söyleyebilsem. Hiçbir çocuk senin yaşadıklarını yaşamak zorunda kalmamalı. Sadece ruhunun kırılmasına asla izin verme. Ne olursa olsun. Tamam mı?
Leydihan
18 Mart 2026, 23:31
Zootropolis 2 (2025) - Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] tek umursadığım sensin. Benim için önemlisin. Tamam mı? Ve bunu söylemedim. Çünkü ben duygusu olarak güvensiz, sürekli bir şeylerden huzursuz olan ve duygularını ifade etmekte beceriksiz biriyim. Muhtemelen hayatım boyunca tek başıma olduğumdan. Bu bir mazeret değil. Sadece bu yüzden sana benim başıma gelen en güzel şey olduğunu söylemek yerine, kulaklarınla ilgili şakalar yapıyorum. Ve sana fazla kastığını söylüyorum. Ama benim tek istediğim senin hiçbir şekilde incinmemen, çünkü benim için bu dünyada senden daha önemli hiç kimse yok.
Ben çok fazla kasıyorum. Çünkü içten içe herkesin düşündüğü gibi biri olmaktan korkuyorum. Ve huzursuzluğumu bastırıyorum çünkü bunu beni zayıf göstermesini istemiyorum. Güçlü olmak istiyorum ama sürekli başarısız hissediyorum. Ve senin sözlerini üstüme alınıyorum. Çünkü hayatımda bana inanan tek kişi sensin.
Benim kendime inanmadığım zamanlarda bile. Ve bunu sana söylemeliydim. Benim içinde dünyada senden daha önemli kimse yok.
Benim sürüm sensin.
Benim pofuduğum sensin.
Seni seviyorum ortak.. Ama ben hala benim. Bu yüzden bunu 10 yılda bir söylerim. Seni seviyorum ortak.
[Only Registered Users Can See Links]
Leydihan
07 Mayıs 2026, 13:56
No One Will Know izle (2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]’e bu kadar küçümseyici yaklaşmayın kont hazretleri. Biz dalgalar üzerinde büyüdük, denizde boğulmayı iyi biliriz. Hem de çok iyi. Boğulma demişken, ülkenin hazinesi batmak üzere. Peki aklınızda ne var? Vergi toplamak, savaşa girmek, yarış düzenlemek, mallarınızı satmak. Hepimiz biliyoruz, krallığın kasası boş. Yıllarca süren savaşlar ve savurganlık. Fransız halkı acı çekiyor, kıtlık yokluk, vergiler. Size karşı bildiriler dolaşıyor., tutuklamalar artıyor, hoşnutsuzluk daha da büyüyor. Bir de üstüne üstlük majesteleri Paris’in tam merkezine büyük bir askeri okul yapmak istiyorsunuz. Parasını kim ödeyecek? Bizim mucize çözümümüz iki işi birden başaracak efendim. Hem kasayı düzeltecek, hem halka umut verecek. Ulusal bir piyango düşünüyorum. Halkınıza artık zengin olma şansı verin. Halk tarafından satın alınan her biletten vergi alın, komisyonlar ekleyin, çekilişleri düzenli yapın. İnsanları zengin ve mutlu edin, onlara umut verin. Hazinenizi doldurun ve askeri okulu tamamlayın.
- Halk para değil, ekmek istiyor. Boşuna konuşuyoruz, başka bir çözüm bulun. Daha yararlı..
Sakin olun. Para yüce bir değere sahiptir. Ve para, yaratılan her şeyin sonunda yeniden yaratılmasıdır. Bir insan açken ekmeği seçer. Haklısınız efendim. Ama ona yarın altın içinde yaşama ihtimalini sunarsanız, size elindeki son lokmayı bile verir. Göreceksiniz. Bu şeytan gibi basit ve eğlenceli ve karlı bir oyun. Küçük bir ücretle herkes zengin olma şansı elde edecek. Ve bu yeni vergiyi size minnetle ödeyecekler. İnsanlar bunun için tüm paralarını yatıracaklar. Eminim. İnanın bana piyango, insanların en zayıf yönünü onlara karşı harekete geçirir. Sizi hikayelere ve boş hayallere daldırır.
[Only Registered Users Can See Links]
Asıl önemli olan tarihtir. Tarih demek insanlar demek, ilişkiler, siyaset, gelecek demek. Ve unutma! Geçmişi bilmeden, geleceğini bilemezsin. Her zaman aynı sosyal hiyerarşi işte. En üstte kral var, sonra sarayda yaşayan soylular taşra soylularını, kılıçlara sahip soylular cüppe soylularını; ve lordlarda sonradan soylu olanları küçümsemiştir. Bunu unutma sakın! Peki onlar kimi küçümser? Burjuvaları.. Burjuvanın da üstü var.. Bankacılar, sosyete.. Yani benim gibiler.. Anlıyor musun? Dikkatli ol! Biz her zaman hayvanlar gibi çalışırız. Para hep bizdedir. Soylular kesinlikle çalışmaz. Ellerini kıpırdatmazlar. Üst burjuvada, orta burjuvayı küçümser. Tüccarlar, akademisyenler, avukatlar falan. Orta burjuva ise hep bir alt burjuvayı ezer. Esnaflar, kasaba doktorları, piramit gibi böyle aşağıya iner. Derece 16, 17, 18, 19.. Serseriler, hayat kadınları, evsizler var. Zührevi hastalığı olan herkes. Ama havalı ve romantik. İnanılmaz çekici.. Üstümüzdekilere özenir, altımızdakileri her zaman ezeriz. Küçük burjuva hariç; çünkü onlar korkar durur. Yükselmekten ve düşmekten korkar. Bu arada seni izliyorum. Buradakilere benziyorsun ama onlara uymuyorsun biliyorum. Neden söylesene.. Çünkü korkuyorsun, halinden belli oluyor, baksana.. Korkuyorsun, korkuyorsun!
[Only Registered Users Can See Links] Gece 4’de yatağında çıplak yatarken, kralın aklından ne geçiyordu sence? Aslında sadece sayılı günlerinin kaldığını anlamıştı, olacakları biliyor gibiydi. Para için burjuvalara ayak uydurmuştu onlarda karşılığını bekliyordu tabii. Bence bu çok normal. Merdivenin pamuk ipliğine bağlı olduğunu biliyordu, sağlam bir iplikti. Ama onun yerine geçmeyi kim düşünebilirdi ki? Tabii ki hiç kimse! Ama asıl soru şu? Her şey bir anda nasıl yıkıldı? Aslında çok basit bir soru bu. Birileri burayı sıradan yatak odası, kralı da burada yatan işe yaramaz bir zavallı ve saf olarak görürdü. Öyle düşününce herkes onun yerine geçip kral olabilirdi. Yani rütbeler kalkardı. İnsanlar özgür ve eşit doğarlar.. Ama hiçbir şey değişmedi. Rütbeler ve sosyal merdiven hala var. Tepedekilerle ve diptekilerle. Ve sen dipte, ve ben tepedeyim. Ama iki dakika sonra? Kim bilir.. Anlıyor musun?
Matsuro
07 Mayıs 2026, 14:00
Bu replikler gerçekten de filmin atmosferini ve karakterler arasındaki gerilimi çok iyi yansıtıyor. "Kuru Otlar Üstüne" hem görselliği hem de derinlikli diyaloglarıyla izleyiciyi içine çeken bir film olmuş gibi duruyor. Verdiğin replikler de tam olarak bu hissi veriyor. Paylaşım için teşekkürler!
Leydihan
06 Haziran 2026, 21:46
Rashômon | Rasomon: Sarı Irkın Şehveti (1950) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]ısın. Savaş, deprem, fırtına. Yangın, kıtlık, salgın hastalıklar.. Yıllar geçtikçe felaketlerden başka bir şey olduğu yok. Ve her gece haydutların saldırılarına maruz kalıyoruz. O kadar çok insanın acımasızca öldürülüşüne şahit oldum. Ama bu öyküdeki gibi korkuncunu duymamıştım. Evet çok korkunç. Bu sefer insanlığa olan inancımı galiba kaybedeceğim. Bu haydutlardan da, salgın hastalıklardan da, kıtlıktan da, yangından da, savaştan da beter bir durum.
İnsan ömrü ne kadar da kısa. Tıpkı bir çiğ damlası gibi..
Umran
06 Haziran 2026, 22:00
Vay be, Kuru Otlar Üstüne ve Rashomon... İkisi de insanlık hallerini çok farklı ama çarpıcı şekilde anlatan filmler. Özellikle Rashomon'daki o anlatıcıların farklı bakış açıları, gerçeğin ne kadar göreceli olabileceğini gösteriyor. Kuru Otlar Üstüne'nin de benzer bir sorgulaması var sanırım, insan doğası ve vicdan üzerine. Paylaştığın replikler de tam yerine oturmuş. Eline sağlık!
Leydihan
07 Haziran 2026, 23:32
Senden Geriye Kalan |Reminders of Him (2026) - Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]
Kimsenin gelmemesine şaşmamak lazım müzik çok korkunç.
- İnsanlar acı çekmeyi sever.
Acı müziği sevmez çünkü tüm müzikler acıklıdır.
Umran
08 Haziran 2026, 00:00
Bu filmin replikleri de en az kendisi kadar etkileyiciymiş. Paylaşım için teşekkürler.
Whiplash
07 Temmuz 2026, 18:47
Hayat bir bardak hazır kahve gibidir. Bütün benliğinle birini sevecek kadar cesaretin yoksa sonunda tek başına içmek zorunda kalırsın.
Hayalet sevgililerim - Ghosts of girlfriends 2009
Matsuro
07 Temmuz 2026, 20:00
Filmin adı neydi bu repliğin, çok tanıdık geldi de?
Leydihan
08 Temmuz 2026, 00:11
Blue Lock: Episode Nagi (2023) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] ncb9HMOvNyTWA3Jhh3prpYS7-SU&s=10
Gerçekten zeki insanlar, aptal insanlara ''aptal'' demeyecek kadar naziktir..
Leydihan
08 Temmuz 2026, 00:15
Mortal Kombat 2 (2026)
[Only Registered Users Can See Links] VhXkEyXkFqcGc@._V1_FMjpg_UX1000_.jpg
Bir kahraman nasıl olunur bilmek ister misin?
Kader sayesinde değil. Doğduğunuzda sahip olduğunuz bir şey de değil. Bazen küçük bir ışığın bile karanlığı geri püskürtecek kadar güçlü olduğunu keşfetmektir. Ağır bir kayıp yaşasan da diğer yandan huzur bulmaktır. Düşecek olursan seni tutup kaldıracak sevdiklerinin olduğunu bilerek yüceltmektir. Mükemmelliği aramaktır. Ama sonra onca zamandır zaten senin için olduğunu fark edersin.
Matsuro
08 Temmuz 2026, 02:00
Bu replik harbiden güzelmiş, Mortal Kombat serisine farklı bir bakış açısı katmışlar sanki. Filmi izleyenler ne diyor bu konuda?
Leydihan
23 Temmuz 2026, 17:12
Romantik Kahraman (Ya No Quedan Junglas) - 2025 Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] Yaşlı olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
Dünyanın geri kalanı seni tamamen tarafsız görüyor ve bu berbat bir şey.
[Only Registered Users Can See Links] Sakin ol, acıya katlan. Yaşlandığında önemli olan tek şey bu.
[Only Registered Users Can See Links]
Vay canına aşk seni şair ya da katil yapar.
[Only Registered Users Can See Links] ve arkadaşların gibi insanlar niye hala var biliyor musun? Çünkü düşmanlarımızın kafatastlarını içki kabuğu olarak kullanıyoruz. Yaşlandığında her şeyi görmüş olursun. Rapor edecek yeni bir şey kalmaz. Korku mesela, senin gözlerinde gördüğüm gibi. Ölmekten korkmayan tek kişi, zaten öldüğüne inanan kişidir. Bunu kim söylemiş sence. O lanetli Marvin.. Aynı zamanda gururlu bir Amerikan deniz piyadesi. Yaşlı bir adamın tavsiyesine kulak ver. Kaybetmekten korktuğun ne olursa olsun kafesine geri dön.
([Only Registered Users Can See Links])
Leydihan
23 Temmuz 2026, 18:16
Küçük Amélie - Amélie et la métaphysique des tubes (2025) Animasyon repliği
[Only Registered Users Can See Links]
Sazanlar çok çirkin. Onun için erkekleri simgeliyorlar, çok fenalar. Japonlar daha çirkin olan cinsiyeti simgelemesi için bu aptal balıkları seçmekte haklılarmış.
[Only Registered Users Can See Links]Ölüm. Bunun ne demek olduğunu biliyordum. Ama bu anladığım anlamına gelmiyordu. Büyükannem beni ölümden kurtarmıştı. Hemen sonra onun sırası gelmişti. Bi’ tür takas gibi. Ama neden? Neden ölürüz? Belki de bu tanrının isteğidir. Tanrı mı? Ben büyük annemin ölmesini istemedim. Peki neden ölürüz. Çünkü büyük annenin yaptığı gibi uzun bir hayat yaşadıktan sonra yorgun düşersin. Tıpkı uykuya dalmak gibi. ya gençlerin ölmesi? Aaa şey.. Savaş sırasında bir çok insanın ölümüne şahit oldum. Savaşı anlat.. Bunu duymak isteyeceğini hiç sanmıyorum. Duymak istiyorum. Hadi anlat bana. Ee öyle olsun. Anlatmaya çalışacağım. Çok uzun zaman önceydi. Ailemi kaybettim. Umarım hikayemle seni üzmemişimdir.
[Only Registered Users Can See Links]ırım ben öldüm.
Henüz değil.
Seni gördüğüme göre ölmek üzereyim.
Bu doğru ama senin yerin burası değil. Burası sıkıcı, dünya çok büyük.
Dünya üzücü bir yer. Her şey gelip geçiyor.
Hayır. Ben artık yokum ama beni görebilirsin. Hatıralar sonsuza kadar kalır.
[Only Registered Users Can See Links] yaşındayken her şeyi görürsün hiçbir şeyi anlamazsın. Her zorluğun ardından yeniden yaz gelir, yara izleri güneşteki kar gibi sonunda eriyip gider mi? Sevgili Nişoyosan, güneşim.. Nereye gidersem gideyim, yanında geçirdiğim yılları hep hatırlayacağım. Her şeyi görmek ve hissetmek.. Sevebileceğim kadar çok sevmek.. Hayatın her sayfasını keyifle yazmak ve gören gözümü hep açık tutmak istiyorum. Sonuçta ben tanrı değilim. Bana güven, işler bu şekilde çok daha iyi.
Umran
24 Temmuz 2026, 10:00
Bu replikler de ilginçmiş. Özellikle Amélie'nin sazanlarla ilgili yorumu bayağı komik.
Leydihan
08 Ağustos 2026, 12:42
Modi: Deliliğin Kanadında Üç Gün - Modi (2026) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] bu habere vermek ve ders vermek zorunda olduğum için üzgünüm. Kendine sanatçı diyorsun çünkü yaptığın şey bu. Kendine sanatçı diyorsun. Ne olmuş yani kimin umrunda. Senin gibi genç bir adam için bunu anlamak zor olabilir ama tuval üzerine resim yapabiliyor olmanız sizi bir sanatçı yapmaz. Bu seni lanet bir ressam bile yapmaz. Sanatçı için acı çekmek kalitesinin ve değerinin bir ölçüsü değildir. Fedakarlıklarınızın büyüklüğünüzün garantisi olamaz. Beni anlıyor musunuz. Her gün bir zar atarız biz. Bir gün bunun farkına varacaksınız isteseniz de istemeseniz de.
***
Aşkım hayata doğru kaçtığını düşünüyorsun. Kaçmıyorsun sadece ölümden kaçıyorsun. Kaçmak istiyorsan seni durduramam. Ama hayatımın geri kalanını bir hiç için geçiremeyeceğim. Kimsenin göremeyeceği heykelleri yontarken seni izlemeyeceğim. Ve yok etmek için çizdiğin tuvalleri. Ölmeni izlemeyeceğim. Etrafına bir bak. Yarattığın şu güzelliğe bir bak. Eğer sevdiğin şeyi bırakırsan kalbini nasıl kıracağını biliyor musun?
Leydihan
08 Ağustos 2026, 12:48
Persepolis (2017) Animasyon Repliği
[Only Registered Users Can See Links]ında bir sürü insanla tanışacaksın. Unutma! Onları kötü olmaya iten aptallıklarıdır. Bunu bilmek, yaptığı kötülükleri o şekilde cevap vermeni engelleyecektir. İntikamdan ve sertlikten daha kötüsü yoktur.
***
Bazı akrabalarımı devrim sırasında yitirmiş bir insandım. Savaşta hayatta kalmıştım. Ve beni neredeyse bir aşk hikayesi öldürüyordu.
***
Mutluluğu o kadar çok arıyorduk ki, özgür olmadığımızı unutmuştuk.
***
[Only Registered Users Can See Links] vardır, her zaman vardır. Herkesin daima bir seçeneği vardır. Ben sana ne öğretmiştim? Dürüst olman gerekiyor. Bu bir şey ifade ediyor mu? Kendinden utan!
***
[Only Registered Users Can See Links] bizim hakkımızda bunca yorum yaparken kardeşlerimiz farklı şekillerde giyinip saç kestirebiliyor. Aslında bazen bakarsanız kendi iç çamaşırları belli oluyor. Erkekler bizim kısa çarşaflarımıza bakıp tahrik olurken, neden ben bir kadın olurken onları böyle görünce içimde az ya da çok cinsel arzular hissetmeyim?
***
Asla unutma! Bilincimizi yitirmememize neden olan şey korkulardır. Bizi birer korkağa dönüştürür. Sen cesursun, seninle gurur duyuyorum.
Hata yaptığını kabul etmek çok zor dimi?
Matsuro
08 Ağustos 2026, 16:00
Bu filmin replikleri de en az filmi kadar etkileyici görünüyor, teşekkürler paylaştığın için. Özellikle "İnsana ait hiçbir şey yabancı değil." ve "Herkesin daima bir seçeneği vardır." sözleri üzerine düşünmek lazım.
Mesmerize
08 Ağustos 2026, 20:47
Dünyadaki ruhlar kadar tanrıya giden yol vardır .
Ben yolumu bulabilirim . İman sahibi olan kimse asla kaybolmaz yavrum . Huzura ermiş kimse yolunu hiç kaybetmez .
Peki buluşma nerde ? Ya diğerleri onlar da biliyor mu ? Nerede olduğunu bilmediğin buluşmaya nasıl gideceksin ki ?
Yürümek kafi . Yürüyeceğiz . Davet edilenler yolları mutlaka bulurlar . Mutlaka .
Ben oraya gitmek istemiyorum .
Onu gören sudaki yansımasını seyreder sanır . Belki seyrettiği kendi yansıması değildir . Kendi yansımalarını görmeyenler aşık olmayanlardır . O halde gördüğü nedir ? Kendi ruhunu seyrediyor . Onu sakın uyandırmayın yoksa ruhu bedenden ayrılır , kaybolur gider .
Ben de seni bekliyordum .
Beni mi bekliyordun ?
Evet . Gelip ölümüme şahit olman için .
Neden ben ? Ölümden öyle korkuyorum ki .
Biliyorum . Anne rahminin karanlığında ki bebeğe dışarıda aydınlık bir dünya var deseler , yüce dağları ve dalgalanan ovaları , çiçek açan güzelim bahçeleri , çağlayan ırmakları , yıldızlarla dolu gök kubbesi ve parıldayan güneşi olan bir dünya . Tüm bu güzellikleri bildiğin halde karanlıkta kapalı kalmaya devam edersen , doğmamış çocuk tüm bu harikalardan bi ’ haber olduğu gibi, duysa da hiçbirine inanmaz . Aynı bizim ölümü şimdiden anlayamamamız gibi yani . İşte bu yüzden korkarız , gitmeyi istemeyiz . Ne olacağını bilmeyiz . Ama günü gelince hepimiz gideceğiz .
Ama ölüm aydınlık olamaz . Çünkü o her şeyin sonu .
Ölüm nasıl olur da başlangıcı olmayan bir şeyin sonu olabilir . Hasan güzel oğlum ! Düğün gecemde kederli olma , hadi üzme beni .
Düğün gecende mi ?
Evet , ben nihayet ebediyetle evleniyorum . Şimdi beni yalnız bırak , sonra yine dönersin . Üstümü kumla örtersin.
Bab'Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens izle (2005)
Leydihan
16 Ağustos 2026, 14:21
Senden Geriye Kalan | Allly baqi mink (2025) Film Eleştirisi
[Only Registered Users Can See Links] yapmalıyız biliyor musun? Kırsala gidip ağaç dikmeliyiz. Elimizi toprağa sürmeliyiz. Toprağa yaklaştıkça Allah'a yaklaşırsın.
Ben denizim. Derinliklerimde hazineler yatar. Dalgıçlara incilerimi sordular mı?
Ne bu? Şiir mi?
Babamın öğrettiği şiir. Bu kadar hatırlıyorum.
Aradığın cevapları buldun mu?
İstediğin bir şey var mı?
Bir hatamız var mıydı?
Onu çok özlüyorum Allah'ım..
Ben de..
Geldiğimiz için mutluyum ama
Mutlu olacağını biliyordum.
Beni benden daha iyi tanıyorsun.
Yeni mi farkettin?
Penelope
21 Ekim 2026, 00:04
"Sen çok düşünüyorsun, senin sorunun bu."
Zorba, 1964.
[Only Registered Users Can See Links]
Leydihan
21 Ekim 2026, 21:19
Digger (2026) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links] hkXkEyXkFqcGdeQWpnYW1i._V1_.jpg
Bayanlar ve baylar, şu anda sevdikleriniz hayatlarından geriye kalanlar için mücadele ediyor. Bir şekilde yalnızca sitem seli duyuyor ve suçlayan parmaklar görüyorum.
Dr. Ganesh şirketim ve yöntemleri hakkında ciddi suçlamalarda bulundu. Tüm bu suçlamalar, kesinlikle, inkar edilemez ve ısrarla… % 100 Doğrudur... Metan olduğunu biliyordum, riskleri biliyordum ve bile bile görmezden gelmeyi seçtim. Gezegenimizi 24 saat, bulduğum her delikten kazmaya devam etmeyi seçtim. Neden bunu yaptım? Beyaz ayılardan nefret ettiğim için mi? Hayır, nefret etmiyorum. Beyaz ayılar hiç umurumda değil, tıpkı onların beni umursamadıkları gibi.
Sondaj felaketi büyüttü mü? Elbette. Ama beni dikkatli dinleyin. En iyisini yapmanın bedeli budur. Size yalvarıyorum. Öfkeli olduğunuzu anlıyorum. Moraliniz bozuk ve korkuyorsunuz. Her yıl felaketler kötüleşiyor, her şey tek soruda birleşiyor; Sondajı neden durdurmuyoruz? Cevap basit. Çünkü durmamı siz istemiyorsunuz! İçten içe zorlamaya, üretmeye devam etmemi istiyorsunuz. Neden? Neden? Tüm büyük uluslarımız, hepiniz sorumlu olduğunuzu söyleseniz de, ucuz benzinle araba sürmek, ışıkları ve klimayı açık bırakmak istiyorsunuz. Hamakta beyaz kıçınızı kızartmak için Mallorca'ya ucuz bilet istiyorsunuz. Koca bir hamburger yemek, 48 saatte kapıya abur cubur getirtmek, TikTok ve YouTube'da saatlerce takılmak için telefonu şarj etmek, körükladığı felaketleri düzeltmesi için yapay zekaya, soru soracak enerjiyi istiyorsunuz. Özgürlük istiyorsunuz, sürdürülemez hayatınızın konforunda debelenmek için özgürlük. Sunduğum şey bu; Özgürlük. Siz talepsiniz, ben de arz. Saçmalıklara paydos artık. Petrolü seviyorsunuz. Hepimiz seviyoruz. Hastaneleri ve çocuklarınızın okullarını ayakta tutuyor, siz yok olup gittikten çok sonra bile, umarım, sizi yakacak fırınları besleyecek. O zaman ne yapıyoruz? Pompalamayı durduralım mı?
Küçük kız kardeşim genç, zeki ve hırslı. Şirketim Verdant Optimus'u yönetiyor, diğerleri gibi iklim değişikliğini hafifletecek en yeni teknolojilere milyarlar harcıyor. Stratosfere aerosol enjekte etmek, CO2 yakalamak, beyaz boya. Hala geliştirme aşamasında. Hepsini okudum, siz de okudunuz buna eminim, %100 garanti veririm ki; "Verdant" düpedüz bir saçmalık. Gelgiti durdurmak için kumdan duvar örmek kadar etkili. O zaman çözüm ne? Yenilenebilir enerji mi?Rüzgar mı? Güneş mi? Hidrojen mi? Nükleer mi? Böyle köklü bir dönüşümün ölçeği, maliyeti ve süresi hakkında hiçbir fikriniz yok. Petrol! Sahip olduğumuz bu! Tanrı'nın bir lütfu, Dünyanın ana sütü. Kurtarılacak bir uygarlık varsa petrol sayesinde kurtulacak. Artık size değil, beni evinden izleyenlere konuşuyorum. 50 yıl sonra ne olacağını dert edecek lüksünüz yok. Çünkü sadece gelecek haftayı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Biliyorum, hayat zor. Zor. Hepimiz biliyoruz.
Hayat çoğu zaman boktan. Ama pompalamayı bırakırsam ne olacağını biliyor musunuz? Aç ve soğukta
kalacaksınız. İşte bu olacak. Son günlerdeki milyonlarca kurban, öldüreceğimiz yüzlerce milyonun yanında hiç kalır. Düpedüz ikiyüzlüsünüz! Burada ne yapıyor? Bugün buraya nasıl geldiniz? Araba paylaşımı mı? Bisiklet mi? Hadi, itiraf et. Şu anda dışarıda kaç özel jet yakıt ve erzak alıyor? Bunlar da seçilmiş tüm hissedarlarımın bir listesi. Evet. Başkanlar, başbakanlar, krallar. Başkan Compton ve gangster hükümetimiz de dahil. Şirketimin sırtından parazit gibi beslenip semiriyorsunuz. Peşine düştüğünüz şirketin... Aynen, anlamaya başlıyorsunuz. Bu savaş! Bu bir dünya savaşı. Bir dünya savaşı. Savaşta zayiat olur. Şimdi, s** öyle g**! Önemli olan, bu savaşı kazanacak taşak kimde. Yeryüzü bize miras kalacak, bu Tanrı'nın iradesi. Ama felaketler, depremler, seller, yangınlar, kasırgalar. Yıkım, evrim, savaş budur.. Beni dikkatle dinleyin. Doğa Ana'nın s** bile değiliz. Aslan bir impalayı yediğinde Doğa Ana ikisi için de mutlu olur. Bu onun işi, aynen öyle. Oysa 10 dakika önce... Onun gözünde biz sadece bir grup primattık.
Ama size söyleyeyim, dedem 10 sentlik küreğiyle topraktan altını bulduğunda. Doğa Ana gülümsedi. "İşte Galip" diye bağırdı. Dedemin öğrettiği en büyük ders bu. Doğa Ana kazananları sever. Bu yüzden kazıyorum. Kanımda var, kazanmak istiyorum, sevdiklerim, ve sevdikleriniz güvende olsun diye. Siz ezilen uluslar suçlama parmağınızı uzatıyorsunuz. Nasıl isterseniz. Ben parmağımı geleceğe doğrultuyorum. Arktik biz konuşurken eriyor. Gökten inmiş bir hediye gibi. Yeni sınır, buz telaşı..
S** Vahşi Batı! Bir savaş var. Bir yarış var. Rusya ve Çin çoktan yarışa girdi. Hiçbir şey kesin değil ama kazanmam işinize gelir. Yoksa birkaç yıla çocuklarınız Kiril alfabesiyle yazıp Çince konuşacak. Avrupa'yı bu bataklıktan çıkaracak, ve kaosa sürüklenmemize izin vermeyecek kişi benim. Kazanmam için dua edin! Ölümüne savaşacağız. Ya bizimlesiniz ya da herkes kendi başının çaresine bakar. Hangisi siz karar verin.
Matsuro
21 Ekim 2026, 22:00
Bu replik gerçekten düşündürücü. Filmin ana temasını çok iyi özetlemiş.
Leydihan
24 Ekim 2026, 13:44
Kremlin'in Büyücüsü - Le Mage du Kremlin (2025) Film Repliği
[Only Registered Users Can See Links]İktidar sahibi bir çok erkek aurasını bulunduğu konumdan alır. Onu kaybettiklerinde dişleri çekilmiş gibi olur.
Saraylılar herkesi affeder.. Hırsızları, katilleri, hainleri ama dönekleri değil.
Sovyetler Birliği'nde kimse güvende değil. Rusya'da kimse güvende değil, o kadar. Ben değil, sen bile değilsin.
Benim sorunum mutlu bir çocukluk. Ve Rusya'da bu normal değildir. Tüm Rus elitleri Cote de'Azur'daki villalara girmeden önce Sovyet yoksulluğunu yaşadı. Bunu hâlâ aşamadılar. Siz batılılar için para önemli. Rusya'da önemli olan iktidara yakınlıktır. Sovyet Sistemi ayrıcalığa dayanır, paraya değil. Dün hiç yoktur, yarın kim bilir yani.. Har vurup harman savurabilirsin..
Bak bu bir Vetruska. Sovyetler'deki her şey gibi gri.
Sizce özgürlük, her şeyi değiştirecek ve kültür ve şiir dünyasında mı yaşayacaksınız? Söyleyeceğim şey hoşuna gitmeyecek. Komünizm, kültür ve şiirin saltanatıydı. Komünizm varken kaybetmek, dürüst bir insan olmanın tek yoluydu. En azından suç ortağı değildin.
Gazeteciler hep zamanın gerisindedir. Bunu biliyorsundur Vadya.
Bu seni şaşırtabilir ama hastalık ciddi bir şey olmayabilir. Ciddi şeyler, efor ve emek ve sağlıklı insanların yüküdür. Ölmekte olanların işi olmaz. Günlerinin tadını çıkarırlar.
Yazarın gerçekliği etkileyememesine katlanamıyorum. Devrimin bir parçası olmak isterim sadece şahidi değil.
Biliyor musun? Devriniz sizin olsun. Pişman değilim.
[Only Registered Users Can See Links] Beni iyi dinle Boris Nikolayevich. Rusya'nın sana hâlâ ihtiyacı var. Cesaretine ve dürüstlüğüne..
+ Artık kimse beni sevmiyor. Demokrasiyi kurtardım ama burada demokrasi herkesin fakir olması demek. Senin gibi aşırı zengin olan birkaç akıllı şeytan hariç tabii.
- Dinle. Eğer bana devlet televizyonunun kontrolünü verirsen, sana hiç görmediğin gibi bir seçim kampanyası yaparım. Şimdi zor durumdasın ama iki aya zirvede olursun.
- İşte Kanal 1'i böyle ele geçirdim. Şimdi ki adıyla RTP. Ve bu arada sözümde durdum. Onu anketlerde yükselttim.
[Only Registered Users Can See Links] Sen onun rakiplerini batırdın.
- Bir grup komünist aşığı. Çocuk oyuncağı.. Yapma!
+ Kendi çıkarlarını savundun. Oligarkların çıkarlarını..
- Evet. Doğru.. Ne olmuş? Hepsi demokratik sürecin parçası.
+ Evet. Demokrasi kavramı çok zayıf olunca..
Vilademir, siyasetten pek anlamam ama iletişim hakkında birkaç şey bilirim. Bir toplumun iki boyutu vardır; Yatay eksen; günlük hayat ve dikey eksen, yani otorite.. Sovyet sistemi dikeydi. Sonra Sovyet döneminin bitmesiyle aniden yatay hâle geldi. Çok fazla yataylık kaos anlamına gelir. Ruslar dikeyliğin hayalini kuruyor. Bir psikanalist olsa anadili silecek ve bir kez daha babanın sözünü empoze edecek bir lider arıyor derlerdi.
[Only Registered Users Can See Links] saygım büyük. Teklifi için minnettarım ama eğer ben bu yolculuğa çıkacaksam, kendi gücüme güvenirim. Başkasınınkine değil. Rus Başkanı kimseye hizmet edemez ve etmemeli.. Anladın mı beni.. Bunu düşünemem bile. Geçen gün ki analizin çok ilginçti. Ama önce bir şeyi netleştirelim. Teklifimi kabul edersen, sadece bana çalışacaksın. Senin dikey kavramını çok düşündüm. Çok etkili. Ama soyut olarak kalamaz. İktidarın dikeyliğini yeniden kuracağımız, sınırları belli bir arena şart. Yoksa çaresiz görünürüz, bu ülkedeki tüm siyasetçiler gibi. Bu da her zaman beceriksizliğin sonucudur. Koşul mu? Karşımızda duruyor. Görmüyor musun? Kökten dinci İslamcılar artık Çeçenistan'la yetinmiyor, Dağıstan'ı istiyorlar. İnguşetya'yı, Başkürdistan'ı.. Bunları verirsek, birkaç yıla Rusya Federasyonu diye bir şey kalmaz. Hiçbir meseleye yeterince enerji harcamadı. Bu siyasetçiler ağza alınmayacak bir savaş istiyor. İnsani bir savaş. Amerikalılar gibi. Ben başka bir şey söylüyorum. Nobel Barış Ödülü'nü kazanmak istemiyorum. Benim istediğim, Rusya federasyonunun bütünlüğünü tekrar sağlamak.
Jeopolitik üzerinde yorum yapmam uzmanlık alanım değil. Ancak şunu söyleyeceğim, bu siyasi intihar.
Bence yanılıyorsun. Batılılar seni seçim kampanyasının iki ekonomist arasında powerpoint sunumu tartışması olduğuna ikna etmiş. Rusya'da iktidar bambaşka bir şeydir.
Kusura bakma ama gündemi medya değil, siyaset belirler.
- Kukly izliyorum, siyasi kukla gösterisi. Bazen komik geliyor. Gülüyorum, gerçekten! Ne yazık ki başbakan sizinle aynı mizah anlayışına sahip değil. Bay Gusinsky'nin onunla görülecek bir hesabı olduğuna inanıyor. Ne yazık ki bunu açıklamak için burada değil. Başbakan Vladamir Putin'i cüce olarak gösteriyorsunuz. Oligarkların kontrolünde deforme olmuş bir cüce.
+ Komedyenlerin zihninde o bir çocuk gibi.
- Ve çocuksu bir cüceyi gülünecek bir şey olarak mı görüyorsun?
+ Bu bir hiciv programı.
- Hiciv ile hakaret arasındaki sınırı Başbakan belirler, özellikle seçim döneminde. Başbakan, aşılmaması gereken bir sınır belirledi. Herhalde Bay Gusinsky bu sınırın yerini tahmin eder. Yoksa bunu kötü bir şekilde öğrenecek. İyi günler.
İnsanlar, güçlü insanların kellesinin alınmasını hep severdi. Halktan daha kanlı bir diktatör yoktur.
[Only Registered Users Can See Links] Ayaklarını denk alsınlar. Çok dikkatli olsunlar. Korku uyandırma becerisi, fakir bir adamın haysiyetini savunurken tek silahtır. Bunu sokakta öğrendim. Kontrolü ele almayız. Ülkedeki tüm zenginliğin kontrolünü ele almalıyız. Ormanlar, madenler, gaz ve petrol. Bunların Rus halkının çıkarına ve ihtişamına hizmet etmesini sağlamalıyız.
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.