Orijinalini görmek için tıklayınız : Güne Beğendiğin Şiiri Bırak
Leydihan
04 Şubat 2024, 22:22
[Only Registered Users Can See Links] Yudum Aşk Bir Dünya Ayrılık
[Only Registered Users Can See Links][1].jpg ([Only Registered Users Can See Links][1].jpg)
Uzak hayallerde farkında olmadan birbiri için çarpan iki kalp,
İki insan, bir gün tesadüfen çarpışan,
Başlayan Bir Aşk,
O günden sonra pervasızca açmaya başlayan kırmızı güller,
Güneşin etkileyici parlaklığı,
İki insanın mutluluğu,
Ve bir karar, aşka dair…
Sonra zamansız gelen üçüncü şahıslar,
Ortaya dökülen anlatılmamışlar,
Yanlış anlaşılmalar,
Kafaların karışıklığı,
Güllerin solmuşluğu,
Yıkılmışlığı bir adamın,
Bir kadının yorulmuşluğu,
Büyüyen Kavgalar ve Ayrılan İnsanlar…
Ama kurulan hayaller inadına,
Yeniden yeşertilmeye çalışılan ümitler,
Özlenen bir bakış,
Hasreti çekilen bir tutuş, bir dokunuş,
Fakat artık eskisi gibi olmayan bir çok şey…
Yavaş yavaş ayrılmaya başlayan fikirler,
Sudan sebepten çıkan kavgalar,
Bitmek bilmeyen sonbaharlar,
Yüzlere kapanan ve bir daha açılmayan kapılar,
Sonra tahammülsüzlük,
Sonra kırgınlık,
Sonra yalnızlık,
En nihayetinde; Bir Yudum Aşk Ve Bir Dünya Ayrılık ! ! !
Muhammet Necip Aksoy
Sürmenaj
13 Mayıs 2024, 21:25
Celladına aşık olmuşsa bir millet
İster ezan, ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstehaktır ona her türlü zillet.
Dünya üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm ilim kendilerinde
Üzülme, eşeği eşek beğenir
Bir hayır var sana bana kötü demelerinde.
Felek ne cömerttir aşağılık insanlara
Han, hamam, dolap, değirmen hep onlara
Kendini satmayan adama ekmek yok
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya.
Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeye
Altınlarıyla gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene sokar
Ecel çıkıverir pusudan: Benim, ben diye.
Ömer Hayyam
Asrevya
19 Ağustos 2024, 08:25
Sıyrılıp Gelen
[Only Registered Users Can See Links] bir ay dolanıyor
kentin üstünde her gece
Her gece bilge bir gezgin
tavrıyla adımlıyor yolunu
Güz yanığı bir durgun
sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi
savrulup duruyor zaman
Suların sesini dinle şimdi
ormanın fısıldayışlarını
usulca yarılıyor dağların göğsü
bir aşkı dinlendirmek için
Ve gözleri uzak yamaçlarda
aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte
bekledikçe bileylenen yürek
Belli ki dağların, denizlerin
ve göllerin üzerinden
sıyrılıp gelmektedir seher
Belli ki yakındır
doğayı ve hayatı sarsacak saat
Ahmet TELLİ
Asrevya
20 Ağustos 2024, 22:37
Senden Önce Ölürsem Eğer
[Only Registered Users Can See Links]
“… senden önce ölürsem eğer, dedin bana,
bayatlamış sözcüklerden ve gecikmiş buluşmalardan
esirge beni. Uyuduğum topraktan al götür beni,
zira belki de bir sap yeşillik, ölümün bir başka
dikim olduğunu gösterecektir sana…”
John Berger
Asrevya
23 Ağustos 2024, 04:43
Konuşan Zaman
[Only Registered Users Can See Links]
Güneş uykuya dalarken
Ufuktan karanlığa kapı açılıyorsa
Yıldızlar geceyi kucaklarken
Ay gökyüzünde parlıyorsa
Gecenin çiği düşüyorsa sabaha
İlk ışıkla buharlaşıp uçuyorsa semaya
Gökyüzünde beyaz bulut, siyah oluyorsa
Kızgın bir ateş olup şimşekler çakıyorsa
Rüzgarla karışıp fırtına oluyorsa
Dev yelkenler onunla doluyorsa
Her bir damla toprakla buluşuyorsa
Sarı benizler, çatlak yüzler, canlanıyorsa
Yeşil ot, çepecevre sarıyorsa
Toprak onu bağrına basıyorsa
Her canlı bu zamanda yaşıyorsa
Anlamaz mı bu evrende boşluk yok
Victor Hugo
Asrevya
23 Ekim 2024, 23:37
Kırlara Bahar Yetmiyor
[Only Registered Users Can See Links] kendince seviyor baharı
Kimi ufuklarda yaşamı karşılıyor
Kimi bakışlarda yeni başlayan aşkları
Ey yasa bürünen mayıs sabahları
Kimler onarıyor şimdi
Dallarda dağılan kuşsuz yuvaları
Yapraklar üstünde yanan gözyaşları
Tutulan yasın gizli sözleri
Damlalar
Yine tan vakti analar mı ağlıyor
Ben bu baharlara bahar diyemem
Dersem şivan düşer bahçelere
Nerde yaşamın o fidan coşkuları
Aşkın gelincik yangınları sevgiler
Kırlara bahar yetmiyor ne yapsak
Kara haberlerle soluyor güller
Kim kimden alınıyor bu topraklarda
Bu topraksa tohumu biz
Her bahar boy verip yeşermişiz
Şu çiçeklerse gözlerimiz
Gizli gizli açılıp sevinmişiz
Siz bu sevinmeyi yaşayabilir misiniz
Geleceği besleyen emeğin sabrını
Bir suyun akışında bulabilir misiniz
Ve karanlığın ihanetine karşı
Tetikte nöbetçi bütün sabahları
Ölürcesine sevebilir misiniz
Siz bu sevdayı öldürebilir misiniz
Adnan Yücel
Asrevya
25 Ekim 2024, 17:42
Yer
[Only Registered Users Can See Links]
Bir yerde o varsa,
Onda da bir yer vardır.
Yer nerede ya da ne kadarsa;
O yoksa, yok kadardır.
Ama bir de o varsa,
Yer hem hep kadar, hem her kadardır.
Özdemir Asaf
Asrevya
01 Kasım 2024, 18:14
[Only Registered Users Can See Links] güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
Nazım Hikmet
Asrevya
13 Kasım 2024, 02:00
[Only Registered Users Can See Links]
Anneme Mektup | Sergey Yesenin
Anacığım, hâlâ hayatta mısın?
Sağım ve selamlar yolluyorum ben.
Ve huzur veren ışığı akşamın
Dökülsün fakir hanen'in üzerinden.
Gamlıymışsın anne, öyle yazıyorlar,
Tükenmişsin özlemle yitik oğluna,
Sıkça görünüyormuşsun, iş bitişi,
Pejmürde hırkanla bakarken yoluna.
Kalınca alaca karanlıkta yapayalnız
Korkunç bir düş görüyormuşsun daima:
Meyhanede, sarhoş kavgasında, biri
Bıçağını saplıyormuş bağrıma.
Endişeyle, Anne, yıpratma kalbini,
Saçma, gülünç bir düş bu sadece.
İçsem de ne bir keş oldum ne cani
Ölmem ben, seni görmeden önce.
Seviyorum seni her zamanki kadar,
Özlüyorum, zihnimdeki şu bir tek
Dinsin diye kalp ağrım, geç olmadan
Alçak damlı fakirhanemize dönmek.
Döneceğim, beyaz bezensin dallar
Parlasın baharla meyva bahçesi.
Beni fakat artık seherde uyandır
Yaptığın gibi sekiz yıl öncesi.
İnce düşleri körükleme artık,
Kışkırtma gerçekleşmeyecek umudu.
Hayatımda çok erken, başıma gelen
Kayıp ve usanç, talihsizliğim oldu.
Dua öğretme bana. Lütfen, anne!
Geri dönüş yok, gücün neyse dayan.
Tek sensin destek ve avuntu bana,
Tek sen, büyülü bir nurla parıldayan.
Unut kaygını, lütfen. Böyle dertlenme
Hatırım için, tatlım, kendini yıkma.
Sırtında pejmürde hırkanla sık sık
Lütfen, böyle yol beklemeye çıkma.
Sergey Yesenin
Çeviri: Osman TUĞLU
LoNeLy
13 Kasım 2024, 20:06
Begendigim 3 siir var.Yani ne zaman okususam vrya dinlesem bendeki hissi hic degismez.Sezaki Karakoc Mona Roza,Nurullah Genc Ruveya ve Dilaver Cebeci Sitare.Nasil oluyor bilmiyorum ama bu 3 siir sanki birbirini tamamliyor.
Asrevya
13 Kasım 2024, 20:36
Begendigim 3 siir var.Yani ne zaman okususam vrya dinlesem bendeki hissi hic degismez.Sezaki Karakoc Mona Roza,Nurullah Genc Ruveya ve Dilaver Cebeci Sitare.Nasil oluyor bilmiyorum ama bu 3 siir sanki birbirini tamamliyor.
Öyleyse bu güzel şiirleri paylaşalım.:)
[Only Registered Users Can See Links]
MONA ROSA
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller
Ulur aya karsi kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavsanlar daga
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yagmur igri igri düser topraga
Ulur aya karsi kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakisin ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Acma pencereni perdeleri çek..
Zeytin agaçlari sögüt gölgesi
Bende çikar günes aydinliga
Bir nisan yüzügü, bir kapi sesi
Seni hatirlatiyor her zaman bana
Zeytin agaclari, sögüt gölgesi
Zambaklar en issiz yerlerde açar
Ve vardir her vahsi çiçekte gurur
Bir mumun ardinda bekleyen rüzgar
Isiksiz ruhumu sallar da durur
Zambaklar en issiz yerlerde acar
Ellerin ellerin ve parmaklarin
Bir nar çiçegini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadin
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmaklarin
Zaman ne de cabuk geciyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar
Zaman ne de çabuk geciyor Mona
Aksamlari gelir incir kuslari
Konar bahcenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sari
Ahhh! beni vursalar bir kus yerine
Aksamlari gelir incir kuslari
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Incir kuslarinin bakislarinda
Hayatla doldurur bu bos yelkeni
O masum bakislar su kenarinda
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza
Henuz dinlemedin benden türküler
Benim askim sigmaz öyle her saza
En güzel sarkiyi bir kursun söyler
Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza
Artik inan bana muhacir kizi
Dinle ve kabul et itirafimi
Bir soguk, bir garip, bir mavi sizi
Alev alev sardi her tarafimi
Artik inan bana muhacir kizi
Yagmurlardan sonra büyürmüs basak
Meyvalar sabirla olgunlasirmis
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsin ölüler niçin yasarmis
Yagmulardan sonra büyürmüs basak
Altin bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanli kus tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapali gece güne
Altin bilezikler o kokulu ten
Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller
SEZAİ KARAKOÇ
[Only Registered Users Can See Links]
RÜVEYDA
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına
adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğrildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı
sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkilap bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir ane gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
Nurullah GENÇ
[Only Registered Users Can See Links]
SİTARE
“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kenâre”
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
DİLAVER CEBECİ
LoNeLy
13 Kasım 2024, 21:30
Asrevya tesekkurler bende musait olunca.Seslendirmeli videolarini ekliyeyim.
[Only Registered Users Can See Links]
Asrevya
23 Kasım 2024, 13:01
MAVİ, MAVİYDİ GÖKYÜZÜ
[Only Registered Users Can See Links]
Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdı
Boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı...
Garip, güzel, sonra mahzun
Işıkla yağmur beraber,
Bir türkü ki gamlı, uzun,
Ve sen gülünce açan güller,
Beyaz, beyazdı bulutlar,
Gölgeler buğulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.
Mor aydınlıkta bir çınar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde...
Birden gülümseyen yüzün
Sabahların aynasında
Ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Asrevya
03 Aralık 2024, 23:28
Tsippora
[Only Registered Users Can See Links] çınar yaprağında iki güvercin
ben rüyamda kendimi hiç görmedim
tsippora
/ güneşten bir yüz aldım
gölgem ateşten
bir kadının kucağına bırakılan sepette
ülkesine yabancı bir adamım
senin çöl düşlerinde durulmak
kuma ayak izi bırakmak gibi
tsippora
/ bir çocuğun incecik gülümsemesi
ekmek sofralarına çağıran güzel
şaşkın bir ölüdür yakandaki gül
dünya vazosunun sonbaharında
omuz omuza duran yedi gülden birisin
tsippora
/ ne yana baksam
ağlayışı yüzüne dökülür yaprakların
gözleri siyah kokar maviden
koparır soluğunu ölü bir tomurcuğun
korku yatışır
saçları yıldızlarda taranır gece
tsippora
/ çölde suya gider gelir her sabah
su çeker kuyulardan
yürürüm
acı bir hikayenin kahramanıyım
okuyup ağlıyor sözlerimden bir çocuk
içini ısıtıyor
tsippora
/ sen kalbine saklıyorsun
ellerin üşür diye
çöl akşamlarında bir tek güvercin
ben rüyamda hep seni görüyorum
tsippora
/ güneşe bir yüz verdim
yüreğim paramparça
Mehmet Şamil Baş
Asrevya
08 Aralık 2024, 22:49
Gölgeden
[Only Registered Users Can See Links]ını kalbin olan bir kılıç gibi taşıdın masumiyeti
yoruluyor kapıların artık açılmaktan
yazgın bile yadırgıyor tüm bu olanları
kendini çıkartamıyorsun bir camın ardından bakınca
üzülme, herkes kendine dönüşür hikayenin sonunda..
neşen; o külden şato, bana eski bir yangını anımsatıyor..
ve sen seviniyorsun, yaşanmamış günleri hatırladıkça..
çünkü ben de hatırlıyorum:
elinde ince bir defter, yeşil ve telaşlı..
gölgeden soluk, ayın on dördünde gibi canlı..
öylece duruyordun, güzel olmak için hiçbir sebebe ihtiyacın yoktu..
şimdi iki kişi biniyor otobüse
biri sen değilsin, biri ben değil.
su almaz güneşi battığında güneşin
gözlerini kapat, göreceksin;
gerçeğe üstünlüğünü güzel düşlerin..
bırak, herkes unuttun sansın
sen al bu şiiri çeyizine kaldır..
Muzaffer Serkan Aydın
Asrevya
06 Ocak 2025, 02:24
Aldırma Gönül
[Only Registered Users Can See Links]şın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma
Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma
Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma
Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma
Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma
Sabahattin Ali
Asrevya
26 Ocak 2025, 00:20
Unutmayı Unutmak
[Only Registered Users Can See Links]
Hep hayalinle yaşamak kadar acınasıdır
senli anıları bir serçenin kanatlarında uyutmak...
Ve çöldeki bir çiçeğin gölgesine sığınmak kadar çaresizcedir
unutmayı unutmak.
Kadim Dolunay
Asrevya
26 Ocak 2025, 00:23
[Only Registered Users Can See Links] kalem kılıçtan
ne kılıç kalemden üstün olsun
öğrensinler birlikte yaşamayı
örneğin kalem
aşk şiirleri yazsın
ve köreldikçe kılıç yontsun...
Sunay Akın
Asrevya
11 Mart 2025, 22:36
Geciken
[Only Registered Users Can See Links] düşlere sızmakta
Güçlü kılıyordu sizi yalnızca izlemek
denenmemiş bir tutku
-nasıl olurdu-
öpseniz kocaman bir yüreği
-çatlatsanız nasıl-
ayın sarkacı
ağrılı gülüşünüz
tanımlar mı sizi bir parça
saat kaçı gösteriyor susuşunuzda
elleriniz neden utangaç
zili duymadınız
geç kaldınız bir şehri öğrenmeye
Bünyamin Gürel
丂卂爪ㄩ尺卂ㄚ
14 Mart 2025, 02:15
Kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
ayrılık sevgiyi hissettiğim ilk anda korkum oldu
seni bulup bulup yitirdim düşlerimde
sonra yeniden buldum yeniden yitirdim
bende kalacağın bir yarın kurgulayamadım
sevgiyi ve korkuyu birlikte yaşadım
bu yüzden bir daha göremeyecekmişim gibi uzun ve derindi bakışlarım
her yeni buluşma ilki kadar heyecanlıydı ve sensizlik hep seninleydi...
bu sonu önce ben yazdım
kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
bilseydin ayrılığa yazgılanmış bir sevgiye açar mıydın yüreğini
takvimden günleri birer ikişer çalmama
aylara yıllara yerleşmeme izin verir miydin
görüyor musun farkında olmadan ne çok şey paylaşmışız seninle
bu sonu önce ben yazdım
kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
hayallerin ardından serüvenlere sürüklendik seninle
hiç görmediğimiz ülkelerde hayatlar kurar evler döşerdik
kısa vadeler seçerdik hayatlarımızı yenilemeye
o gün gelmezdi bir türlü
vade dolmazdı
birileri çıkar yolumuzu değiştirirdi
yeni hayaller armağan ederdi bize
çocuk olur kanardık
sonuna kadar gidilecek yollar yerine böyle kopuk maceralara tutkunduk
seviyorduk
bir yaz gecesi dolunaydı
bana bakmıştın.
bende korkularımı yenmiştim
bizden başka inanacak kimsem kalmamıştı
yorgunduk kazanmak zorundaydık üstelik
adımlarımıza güç verecek sağlam zeminlerden yoksunduk
içimiz bir kararsa bir daha güneşi göremezdik
birbirimize güvendik, bize aşılmayacak dağ taş kalmadı sandık
en güzel günlerimizdi o günler
bu sonu önce ben yazdım
kimselerin başını bile bilmediği o günlerde
sonra her şey değişiverdi
umutlarımızı yitirdik
kendi ayak izlerimizden yürüdükçe birbirimize
dostluğun vermiş olduğu lezzeti üretmekten bıkkın
kışkırtıcı huysuzluklardan medet umduk
ayrı dünyaları özledik
kendi peşimizden koştuk başkaları diye
şimdi şarkılar söylediğimiz birbirimizin gözlerinde eriyip gittiğimiz puslu gecelerin kokusu burnumda tütüyor
beni beni böyle bir gecede öldürmeliydin
bir cennetten bir cennete geçmeliydim
itirazım olmazdı
sürgünleri bana vermemeliydin.
Beni beni böyle bir gecede öldürmeliydin
ayrılık çığlıkları kanımı dondururken
gemilerimi yakacak çılgınlıklarımı gemleyip
kendime ve sana en mutlu bölünmeleri vaat etmiştim
benden armağan olacak bütün bensizlikleri reddettin
ve ben hiç bilmediğim dokunuşlarınla yüreğimden izlerini kazıdım
bu sonu önce ben yazdım
Kahraman Tazeoğlu
Krizantem
29 Nisan 2025, 00:08
Bırak beni
Hayır yok bir şeyim yok
Olur bazen bana böyle şeyler
Gece yarısı uyanmak gibi
Uyanınca rüyayı özlemek gibi
Sevginin gerçeği rüya gibi yakalarsa
Sevdiğin karşında
Ve birden dışardaki
Dış ortamdaki yağmurun gürültüsü
Şimşek çakıp uyandırıyorsa
O rüya ya ikinci uykuyla nasıl girersin
Bırak beni
Bırak ben hayallerimde mutlu olayım
Bırak beni
Uyandırma beni
Bende biliyorum
Ellerimiz tutuşmayacak
Gölgelerimiz bile yan yana düşmeyecek
Bırak beni
Hayallerimden uyandırma
Ölüm bile sıcak bana
Bırak beni
Ölümde uyku var
Uykuda rüyalarım
Rüyamda körün sevdiği çirkin
Bırak beni uyandırma hayallerimden
Ve hiç bir şey söyleme
Sinekleri bile kovala başımdan
Rüyanın en tatlı halindeyken
Bırak uyandırma beni
Yahya Garip
Asrevya
04 Haziran 2025, 00:01
[Only Registered Users Can See Links]
Portre
Bir bahara açık duran penceresinde
Belki bir gün gelir geçmiş zamanı arar
Diyerek bu portreyi çizdi sanatkâr,
Bir oda içinin ışık ve gölgesinde.
Verdi bir başka renk, başka biçim, hasından;
Diledi ki bir ölümsüz ömür yaşasın,
Geçsin geceler kışın, günleri yazın,
Süzgün gözlerini seyredip aynasından.
Severdi, ağlardı, güler ve hatırlardı
Değişmeden önce sanatın fırçasında;
Onun bu güzel'e gebe Rönesansında
Günler birbirini güden hoş anılardı.
Şimdi çerçevede mahpus yaşamaktadır,
Alnında o yaman ölmezliğin zaferi;
Uzak bir rüyada yüzer gibi gözleri,
Artık ne gülmekte ne de ağlamaktadır.
Ahmet Muhip Dıranas
Asrevya
07 Haziran 2025, 17:14
Rüzgarla Bir
[Only Registered Users Can See Links]
Hangi günün gecesidir / yazı kışta kılan bilir
Gün içinde görünmeden / günü suya salan bilir
Dağlar düze iner birden
Aşkı sonsuz kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir
Göl göl olur damda biri / çentik atar günlerine
Sel sel akar diğerleri / güneş güler tenlerine
Biri bine döner birden
Yolu yakın kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir
Rüzgar çocuk sesleriyle / mavi bir düş kurar gökte
Sözde türkü dalda çiçek / olur açar her yürekte
Gözden perde iner birden
Düşü gerek kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir
Adnan Yücel
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.