PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Herkes Yediğinden İkram Eder


Penelope
21 Ekim 2026, 00:19
[Only Registered Users Can See Links]

Meşhur bir hikayedir.

Zamanın birinde İran Şahı İsmail, Yavuz Sultan Selim’e kıymetli mücevherler ile süslenmiş bir sandık gönderir. Sandık padişahın huzurunda açılır. İçinden kıymetli mücevherler, çeşit çeşit değerli taşlar, kadife kumaşlar çıkarken aynı zamanda etrafa pis bir koku yayılır. Bir bakarlar ki sandığın dibinde insan dışkısı var.

Cihan Hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han’a ve Osmanlı'ya hakaret anlamına gelen bu terbiyesizliğe Osmanlı’nın şanına yakışacak şekilde cevap vermek gerektir.

Sultan Selim Han hemen emir verir, Şah İsmail’in gönderdiği sandıktan daha ihtişamlı bir sandık hazırlanmasını ister. Değerli mücevherler, çeşit çeşit değerli taşlarla süslenmiş, içerisinde elmaslar, yakutlar, kadife kumaşlar bulunan muhteşem bir sandık hazırlanır, içine de dönemin en nefis gül kokulu lokumlarından bir kutu yerleştirilir ve bir elçi ile birlikte Şah'a gönderilir.

Sandık Şah İsmail'in huzurunda açılır açılmaz etrafa mis gibi gül kokuları yayılır. İçindeki hediyeler tek tek Şah İsmail’e verilir. Kıymetli hediyeler bittikten sonra Osmanlı Elçisi, Şah tedirgin olmasın diye sandığın dibindeki gül lokumunu önce kendi tadar, sonra da büyük bir saygı ve nezaket ile Şah İsmail’e lokumdan ikram eder.

Şah İsmail ve huzurdakiler olan bitene anlam veremezler. Elçi lokum kutusunun altından bir pusula çıkarır ve sultana verir.

Şah İsmail pusulayı okuyunca ve yüzü kıpkırmızı kesilir. Pusulada şu yazar:

”İsmail, bizde adettir, herkes yediğinden ikram eder.”

*

Umran
21 Ekim 2026, 10:00
Bu hikaye, zekanın ve diplomatik inceliğin ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatıyor. Yavuz Sultan Selim'in cevabı gerçekten takdire şayan.

Leydihan
21 Ekim 2026, 11:33
Bu yıllardır internette dolaşan şehir efsanelerinden birisi. Osmanlı-Safevi dönemi arşiv belgelerinde böyle bir olay yer almaz. İşin doğrusu da Şah İsmail'in gönderdiği gerçek diplomatik hediyeler kötü kokulu şeyler değil; kıymetli kumaşlar, mücevherler ve içi afyon (afyon sakızı/maddesi) dolu altın bir kutudur. Muhtemelen burada Osmanlı Devleti’nin padişahını uyuşturucu kullanan biri gibi lanse etmemek için afyona, dışkı denilmiş; Yavuz Sultan Selim’in de kıvrak zekasını ve Osmanlı'nın nezaketini övmek amacıyla sonradan kurgulanmış, popüler tarih anlatılarından ve fıkralardan olmuştur.