PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Önce Kendi Söküklerini Dikeceksin


Penelope
18 Ekim 2026, 23:15
[Only Registered Users Can See Links]

Bir terzi kalfası vardı. Uzun yıllar ustasının yanında çalışmıştı. Eli yatkındı, gözü iyiydi, hızlıydı. Ama sabırsızdı.

Bir gün ustasına geldi: “Ben ayrılmak istiyorum,” dedi.

Usta başını kaldırmadan cevap verdi: “Bekle. Henüz değil.”
Dinlemedi.

Çevresi doldurdu: “Karşı köşede boş dükkân var.” “Sen ustadan iyisin.” “Geç kalırsan başkası kapar.”

Açtı dükkânı.
İlk birkaç hafta işler iyiydi.
Merak vardı, yeni dükkân heyecanı vardı.
Siftahlar yapıldı.
Sonra işler bozuldu.
Müşteri azaldıkça kalfanın dili uzadı.

Karşı dükkândaki ustayı kötülemeye başladı: “Bak bunu yamuk dikmiş.” “Ben onu bilirim, baştan savma iş yapar.” “Gözleri artık görmüyor.”

Bir gün bir müşteri durdu ve dedi ki: “Garip…

O seni hep över.
Ona gidin siftah olsun.
‘Benden iyidir, gençtir, eli hızlıdır’ der.
Sen ise hep kötülüyorsun.”

Kalfa sustu.
Aradan zaman geçti.
Bir sabah dükkâna yaşlı usta girdi.
Etrafa baktı, sessizce oturdu.

Kalfa içini döktü: “Usta, sen bana kesin bir şeyi eksik gösterdin. İşler kötü. Oysa ben daha becerikliyim, gözlerim de iyi.”

Usta gülümsedi.

Yavaşça konuştu: “Ben sana bir şeyi eksik öğretmedim.
Sen bir şeyi hiç öğrenmedin. ”Bunu hiç bir usta öğretemez çünkü aile terbiyesidir.

“Önce kendi söküklerini dikeceksin,” dedi.
“Elâlemin açıklarını yırtarak terzi de esnafta olunmaz.

Sonra kalktı, çıktı.
Kalfa dükkânda yalnız kaldı.
Masaya baktı.
İğne oradaydı.
İplik oradaydı.

Sürmenaj
19 Ekim 2026, 22:40
Vayy çok anlamlı,
usta lafı da gediğine oturtmuş.