PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hatırlayalım Dedim


SOLİDWORKS
27 Mayıs 2026, 12:45
“Gitarı olmayan yerde huzursuz oluyordu…”
Çünkü onun hayatı, tellerle atan ikinci bir kalpti...
1948’de Manisa’da doğdu. Çocukluğu Manisa’nın parklarında, Samsun’un merdiven boşluklarında geçti. Bir yanda ud çalan annesi, diğer yanda sevgisini susarak gösteren dürüst bir baba vardı.
Samsun’da bir apartmanın merdiven boşluğunda kendi sesinin yankısını dinleyen küçük İlhan, şarkılarla ilk bağını orada kurdu. Ortaokul yıllarında ilk kez sahneye çıktı. Henüz gitar çalamıyordu ama sesi, kalabalığın dikkatini çekmeye yetmişti.
İstanbul yıllarında Kızıltoprak’ta bir komşu gitarıyla tanıştı. Beziki öğretip gitar öğreniyordu. Bir gece eline aldığı gitarı sabaha kadar bırakmadı. Sonra hayatı boyunca da bırakmadı zaten.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukat oldu. Mersin’de, Bursa’da çalıştı. Düzenli bir hayat kurdu ama içinde hep başka bir ses vardı.
Haydarpaşa Garı’nda Anadolu’dan İstanbul’a gelen insanların yorgun yüzlerine bakıp ilk bestelerini yazdı. 1971’de “Kavga” adlı ilk plağını çıkardı. TRT tarafından yasaklanan şarkıları oldu, tutmayan plakları oldu, vazgeçtiği zamanlar oldu.
Tam o sırada ağabeyi ona unutamayacağı bir cümle söyledi:“Müziğe dönmezsen beni ağabeylikten sil.” Ve döndü.
Levent Kırca tiyatrosunun müziklerini yaptı. Ardından yeğenleriyle birlikte Grup Gündoğarken’i kurdu. “Ankara’dan Abim Geldi”, “Resimler Resimler”, “Bir Yaz Daha Bitiyor” derken, yıllar sonra “Neler Oluyor Bize” ile milyonların kalbine yerleşti.
Sokaklardan, radyolardan, plakçılardan kendi sesini duyduğu o gün, artık herkesin hayatında bir İlhan Şeşen şarkısı vardı.
O sadece şarkı yazmadı… “Ellerimde Çiçekler”, “Sarılınca Sana”, “Aşk Layık Olanda Kalmalı”, “Rüzgar” gibi şarkılarla insanların hayatındaki en kırılgan duygulara tercüman oldu. Oyunculuğu, yazıları, sakinliği ve mütevazılığıyla başka bir yerde durdu.
26 Mayıs 2025’te, 77 yaşında aramızdan ayrıldı.
Ardında, yarım kalmış aşkları, ince bir hüznü ve herkesin hayatına bir yerinden dokunan şarkılar bıraktı...

[Only Registered Users Can See Links] pg?_nc_cat=101&ccb=1-7&_nc_sid=127cfc&_nc_ohc=yq9w2cT77gkQ7kNvwGYAI8J&_nc_oc=AdonUJOFgyQoTBSRnPLx-VMBBdND_0IprDwGyskMcwaVc2BWhgF61GnzaEwx3d99S8WMvKd ZgqxIk5q28MkN_UjX&_nc_zt=23&_nc_ht=scontent.fadb2-1.fna&_nc_gid=0q-F51QV2IPx4ILG5D_4pA&_nc_ss=7b2a8&oh=00_Af6cSgOvrrH4B7pOnbxZNW-t9shpQ9hoFwmje8ZYuU8Oag&oe=6A1C8DCF

Kaynak: ([Only Registered Users Can See Links])

SOLİDWORKS
27 Mayıs 2026, 12:46
Sahnede bir bakışıyla karakterin içini açan, kelimeleri değil insan ruhunu oynayan bir adamdı...
1921’de Ankara’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden 1943 yılında mezun olduğunda perde henüz yeni açılıyordu onun için. Aynı yıl Shakespeare’in "Julius Caesar" oyunuyla sahneye çıktı. Genç yaşında yalnızca oyuncu olmadı, sahnenin dilini çözmeye çalışan bir anlatıcıya dönüştü.
1948’de Ahmet Kutsi Tecer’in Köşebaşı oyunundaki “Beybaba” rolüyle dikkat çekti. Ardından Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışırken konservatuvarda ders verdi, nice genç oyuncunun yoluna ilk ışığı düşürdü.
1953’te eşi Selçuk Uraz ile Fransa’ya gönderildi. Döndüklerinde siyasi suçlamalarla tutuklandılar. Fakat o, sahneden kopmadı.
1958’de Dormen Tiyatrosu’nda sahnelenen "Nina" oyunundaki performansıyla İlhan İskender Armağanı’nı kazandı. Bir yıl sonra Muhsin Ertuğrul’un yönettiği "Hamlet"'te Polonius olarak seyircinin karşısına çıktı.
Sonra kendi perdesini açtı. Önce Dost Oyuncular, ardından Ulvi Uraz Tiyatrosu… Haldun Taner’in Günün Adamı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Oktay Rifat’ın Zabit Fatma’nın Kuzusu, Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı… Türk tiyatrosunun belleğine kazınan eserlerde yalnızca rol almadı, yeni bir oyunculuk dili kurdu.
Sinemada da unutulmadı. "Denize İnen Sokak" filmiyle ödül aldı, "Yarın Bizimdir" ile 1964 Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” seçildi.
"Murtaza", "Dişi Kurt", "Tenten İstanbul’da" gibi filmlerde yüzüne hep aynı şey sinmişti: ölçülü ama derin bir oyunculuk.
25 Mayıs 1974’te, 53 yaşında aramızdan ayrıldı.
Ardında sahneye saygıyı, oyunculuğa zarafeti ve yetiştirdiği onlarca sanatçıyı bıraktı.

[Only Registered Users Can See Links] pg?_nc_cat=110&ccb=1-7&_nc_sid=127cfc&_nc_ohc=EuwQOP5308gQ7kNvwHX1kds&_nc_oc=Ador-JPdVx1yJcbZ2T6sznVTZepthStUTW4tPNL5cH4PkoMnDHMfRDr ezcVsXVee_z6eLLHCjE9DK53BnMe1t0eu&_nc_zt=23&_nc_ht=scontent.fadb2-1.fna&_nc_gid=gTRpa2bcOdAraqCHjRV7QQ&_nc_ss=7b2a8&oh=00_Af6nKcuwQLbm7nrCcaNmCSlitU2pfwegZeK6iRxaNpn8 6A&oe=6A1C96DE

Kaynak: ([Only Registered Users Can See Links])

Matsuro
27 Mayıs 2026, 14:00
İlhan İskender'i de unutmamak lazım. O da tiyatronun ustalarından biriydi.

Leydihan
27 Mayıs 2026, 22:12
Güzel şarkıları vardı. Mekanı cennet olsun.

Umran
28 Mayıs 2026, 00:00
Gerçekten de unutulmaz şarkıları var, Allah rahmet eylesin.

SOLİDWORKS
31 Mayıs 2026, 12:19
Sokaklarda yaşayan, donmamak için araba çalan ama arabaları tertemiz yıkayıp yerine bırakan bir adamdı...
1952'de Konya'da doğan Ahmet Uğurlu'nun hikâyesi, resim eğitimi almak için başladığı üniversite yıllarında yön değiştirdi. Devlet Tiyatroları'nın gençlik kursunda sahneyle tanıştı ve ardından Ankara Devlet Konservatuvarı'nın yolunu tuttu.
1977'de Bursa Devlet Tiyatrosu'nda başlayan yolculuğu, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda devam etti. "İki Efendinin Uşağı", "İstanbul Efendisi", "Kösem Sultan" ve "Çöplük" gibi oyunlarda sahneye çıktı. Özellikle "Çöplük"teki performansıyla tiyatro dünyasının unutulmaz isimleri arasına adını yazdırdı.
Sinemada ilk kez Atıf Yılmaz'ın "Mine" filmiyle görünse de onu geniş kitlelere tanıtan eser, 1996 yılında Derviş Zaim'in yönettiği "Tabutta Rövaşata" oldu. Sokaklarda yaşayan Mahsun karakterine verdiği ruh, ona Altın Portakal başta olmak üzere birçok ödül kazandırdı.
Daha sonra "Dayım", "Nemmeno in un sogno", "Memleket Meselesi" gibi filmlerde rol aldı. Televizyon izleyicileri ise onu "Eşref Saati"ndeki Terzi Yadigâr ve "Behzat Ç."deki Emekli Başkomiser Aziz karakterleriyle hatırladı.
Ne magazin figürü oldu, ne televizyon ekranlarının gediklisi. Her rolünü, bir şiir gibi işledi belleğimize.
Konuşmadan anlattı. Küçük rollerde büyük hayatlar taşıdı.
2017 yılında oyunculuğu bıraktığını açıkladı. Uzun yıllar süren kanser tedavisi gördü.
29 Mayıs 2024'te 72 yaşında aramızdan ayrıldı.
Ardında, sahiciliğiyle hafızalara kazınan karakterler, ödüllerle taçlanan performanslar ve Türk tiyatrosu ile sinemasında silinmeyecek izler bıraktı.

[Only Registered Users Can See Links] pg?_nc_cat=110&ccb=1-7&_nc_sid=127cfc&_nc_ohc=zFmHOgVV__oQ7kNvwH-jz3m&_nc_oc=Adoy5gwo4ivYSLcvlftsbopH7B7_nt0_d6IZZfpp71f XKEvp5ihKd13R3JcwResgzyPWaSO-1g3r4afLl1JuBC9X&_nc_zt=23&_nc_ht=scontent.fadb2-1.fna&_nc_gid=Jlr8ahYu2qiRO_gsWLqPBA&_nc_ss=7b2a8&oh=00_Af9QXfc77rLqsERAKL49vxXDgR3gARbLFB3lztCdA-BlZQ&oe=6A21C8DA

Kaynak: ([Only Registered Users Can See Links])