PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye’nin En Gizemli Olayı: Tarsus Kazısı


Leydihan
18 Mayıs 2026, 20:04
Sıfır noktasından Tarsus kazısının hikâyesi ve kazıdan geriye kalanlar: Kazının tanıkları neler anlattı?


Şaibeli bir kurşunun hedefi olan polis memurunun ölümüyle başlayan Tarsus kazısı, görgü tanıklarının ifadeleriyle en net biçimde ilk kez şekilleniyor. Cumhuriyet.com.tr’nin yeni nesil hikâye anlatıcılığı stüdyosu Cumhuriyet360, Tarsus’ta yaklaşık bir yıl süren ve hakkında hiçbir mantıklı açıklama yapılmadan bitirilen kazıyı, görgü tanıklarıyla ele aldı.


[Only Registered Users Can See Links]

Yer: Mersin, Tarsus Tarih: 13 Kasım 2016

Mersin’in Tarsus İlçesi 82 Evler Mahallesi’nde, MİT ve Özel Harekât polislerinin gözetiminde 1 yıl boyunca 4 evin avlusunda 150 metrekarelik alan kazıldı. Gizemli kazı çalışmaları 3 Kasım 2017'de ani bir kararla bitirildi. Ancak bu kazı normal bir arkeoloji çalışmasından, bir keşiften çok farklı.

Cumhuriyet3 60 ekibinin hazırladığı belgesele konuşan Mersin Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Murat Durukan, Tarsus kazısının neden bir arkeolojik çalışma olmadığını şu sözlerle açıklıyor:

''Burada bir arkeolojik çalışma yapılıyor olsaydı bu çalışmadan iki kurumun haberdar olması gerekirdi; müze ve üniversite. Ancak kazıdan kimsenin haberi yok. Ben bu kazının, arkeolojik bir kazı olduğunu düşünmüyorum. Zaten arkeolojik kazıyı, arkeologlar yapar fakat orada bu çalışmayı güvenlik güçlerinin yürüttüğünü görüyoruz.''

[Only Registered Users Can See Links] olarak 1 yıl süren kazının içerisinden ne bir kare fotoğraf var ne de kapsamlı, halkı aydınlatan bir açıklama var. Haliyle kamuoyunun tüm ilgisi de bir süreliğine Tarsus’a yoğunlaştı. Cumhuriyet.com.tr’nin yeni nesil hikâye anlatıcılığı stüdyosu Cumhuriyet360, 'Tarsus kazısında ne oldu’ sorusuyla hareket ettiği dosyayı tanıklarıyla birlikte ele aldı.

Kazının hikâyesi aslında medyaya düşmeden çok daha önce başladı. Peki, olayı bu kadar dikkat çekici kılan ve okları Tarsus’a çeviren olay neydi, ipler nerede koptu?

TARSUS KAZISINDA SIFIR NOKTASI

Gündemden düşmeyen kazının hikâyesi, 2012’de polis memuru Mithat Erdal’ın öldürülmesiyle başladı. Polis memurunun eşi Sibel Erdal’ın 2016 yılında medya ile paylaştığı ifadelere göre, 2012 yılında trafik şubede görevli polis memuru Mithat Erdal, Emniyet'in gizlice kendisini görevlendirmesiyle bir define çetesine sızıyor ancak bu define çetesinin odaklandığı yer, sadece söz konusu kazının yapıldığı alan değil. Öldürülen polis memuru Mithat Erdal; eşine daha önce Tarsus, Yeşil Mahalle'deki bir evin altında çok değerli şamdanlar ve sikkeler çıkarttıklarını anlatır.

[Only Registered Users Can See Links]
Söz konusu kazıdan medyaya düşen haberlerde ise bahsedilen mahallede kaçak kazı operasyonunda 7 kişinin tutuklandığını yönünde. O dönem tutuklanan isimlerden biri olan Süleyman Karadağlı, Tarsus'un oldukça tanınan ailelerinden birine mensup. Aile geçmişte yaptıkları kuyumculuk işiyle biliniyor ancak Karadağlı şu anda esnaflıkla meşgul.

Meşhur kazı alanındaki evlerden birisine yıllar önce talip olduğunu öğrendiğimiz Süleyman Karadağlı tutuklandığı döneme ilişkin Cumhuriyet360'a ''Suçlamalar asılsız, zaten benim define arama ruhsatım vardı. Bu işlerle oradan ilgileniyorum'' açıklamasında bulundu ancak Süleyman Karadağlı'nın, 2016 yılında başlayan kazıda, ilgili ekiple de yakın ilişkiler kurduğu ortaya çıktı.

Öyle ki mahalle sakinlerinin anlattığı ‘her gün kesilen kurbanları’ tedarik eden kişi, Süleyman Karadağlı’nın ta kendisi.

Süleyman Karadağlı’nın konuya ilişkin Cumhuriyet360 ekibine aktardığı ifadeler ise şöyle:

''Kazı ekibindekiler beni çeşitli vaatlerle dolandırdı, çok param gitti. O kazıda ne olduğunu çıkaramazsınız, kimlerin ismi var o işin içinde.

Sizce Mithat Erdal cinayetini şu an içeride yatan kişi mi işledi mesela?''

''EVDE HER YER KAZILMIŞTI''

Polis memuru Erdal’ın ölümüne giden asıl kopma noktası ise 2012 yılında Tarsus’taki meşhur kırmızı evin avlusuna çıkan sokak girişindeki evi kiralamasıyla başlıyor. Tarsus’ta kiralanan evin sahibi Emel İpekoğlu, Mithat Erdal’ın evi kiralama sürecine ilişkin şunları belirtti:

''Ev, bana babamdan kaldı. Mithat Erdal evi kiralamadan önce evde oğlum yaşıyordu. Mithat Erdal ile oğlum vasıtasıyla tanıştım. Polis olduğunu ve eve çok ihtiyacı olduğunu belirtince evi kiraladık. Mithat Erdal’ın bu evde öldüğü söylentisi doğru değil. Şelale yolunda öldürülmüş.

Ben haberi alınca eve geldim ve evin içine girdiğimde her yer kazılmıştı. İnşaat malzemeleri olduğu gibi duruyordu. Evin arka penceresinden avluya çıkmış ve oraları da kazmış.''


[Only Registered Users Can See Links] KAZISININ BİLİNMEYENLERİ

Kazıya dair kamuoyuna yanlış aktarılan bir noktayla devam edelim. Kazının sadece söz konusu gizemli kırmızı evde yapıldığı bilgisi doğru değil. Kırmızı evin önündeki avluya çıkan 3 ev var. Bu evlerden biri Mithat Erdal’ın kiraladığı ev. Hemen yanındaki ev ise yine Emel İpekoğlu’nun gelininin kaldığı bir başka ev.

Mithat Erdal’ın kiraladığı evin yanında bir de yeşil ev bulunuyor. Avluya çıkan bu evin sahibi Nevin Aslan'ın, Mithat Erdal’ın evi kiraladığı döneme ve polis gözetiminde yapılan kazıya dair aktardıkları ise oldukça şaşırtıcı:

''Mithat Erdal’ın kiraladığı ev; çok bakımsız, yıkık dökük, harabe bir evdi. Hatta evi bir polis kiraladı dediklerinde ‘Bu evde polis mi yaşar?’ dediğimi hatırlıyorum. O evi normal bir insanın kiralaması mümkün değil. 2016 yılında başlayan kazı, bizi mahvetti.

Evimize giremez, penceresinden bakamaz hale geldik. Kazı alanındaki evimizde kızım, damadım ve torunum kalıyordu. Bizim evin altı da kazıldı. Her gece elektrikler aynı saate gidiyordu, çantalarda bir şey çıkarttıklarını kaç kez gördük.

Kızım ailesiyle evde oturamaz hale geldi.

Durum o kadar kötüydü ki ev çatlamaya başladı. Onlar içindeyken çökecekti. Sonra yanımıza taşındılar. Evin altı boş zaten, kazıldığını biliyoruz. Kazıda çok fazla yabancı da vardı, ne konuştuklarını anlayamıyorduk. Bizimle konuşan polis memuru nasıl polisti anlamadık. Dişleri çekilmiş, yüzü gözü çok garip. Adını sanını sorduğumuzda aldığımız tek cevap şu oluyordu: Dünyalıyım.''

[Only Registered Users Can See Links]

[Only Registered Users Can See Links]İPLERİ KOPARTAN NOKTADAKİ KİLİT İSİM: EMNİYET MÜDÜRÜ YAŞAR AKSOY

Mithat Erdal, eşi Sibel Erdal’ın o dönemki iddialarına göre, Emniyet'in kaçak kazılara operasyon düzenlemek için görevlendirdiği bir isim. Mithat Erdal’ın kiraladığı evle birlikte son dahil olduğu iş ise onu ölüme götüren sebep oluyor.

[Only Registered Users Can See Links]
Mithat Erdal’ın kiraladığı evdeki kaçak kazılarda ne olduğu belirsiz ancak eşinin ifadesine göre; Mithat Erdal, artık canından endişe eder hale gelince onu görevlendiren Emniyet Müdürü Yaşar Aksoy’a gidip, bildiği her şeyi Ankara’ya anlatacağını ifade etti. Bu süreçte Mithat Erdal’ın beylik silahına 15 günlüğüne el konuldu. Erdal, çocuklarını camlardan uzak tutuyor, sürekli takip edildiğinden söz ediyordu. Erdal, 2012 yılında beylik silahının kendisine iade edilmesinden bir gün sonra izbe bir yerde kendi silahıyla ensesinden vuruldu. Bu haberin medyaya yansıması ise şöyle oldu: ''Mersin'in Tarsus ilçesinde bir polis memuru, iddiaya göre esnaf arkadaşlarıyla şakalaşırken, başından silahla vuruldu.''

Daha sonra Mithat Erdal’ı vuran Hüseyin Yasak, 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Katil Hüseyin Yasak dışında cinayetin işlendiği esnada orada bulunan 3 kişi ise serbest bırakıldı.

Kazının fitili ise 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Erdal’ın ölümüyle suçlanan polislerin Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) bağlantısı iddiasıyla görevden alınması ve Mithat Erdal’ın eşi Sibel Erdal’ın 2016’da yazdığı mektupla ateşlendi. Ölen polis memurunun eşi Sibel Erdal, 2016 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup yazarak, dosyanın yeniden açılmasını talep etti.


[Only Registered Users Can See Links]
O dönem Sibel Erdal, ''Eşim, müdürleri tarafından define avcılarının arasına ajan olarak sokulmuştu. Bu evi kazı yapmak için kiraladılar.

Başka bir noktada kral mezarı bulundu. Fakat içindeki hazine talan edildi. Eşimin amirleri de işin içindeydi.

Ankara’ya durumu bildirmek isteyen eşim öldürüldü'' açıklamalarında bulunmuştu.


[Only Registered Users Can See Links]
2016 yılında Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonda bir süre tutuklu bulunan eski Emniyet Müdürü Yaşar Aksoy, Tarsus’ta yaptığımız görüşmede, Sibel Erdal’ın kendisine yönelttiği tüm iddialara karşılık açtığı iftira davasını kazandığını söyleyerek, mahkeme kararı üstüne bir söz söylenemeyeceğini ifade etti.

''DEVLETTEN BAŞKASI BİLMİYOR''

Söz konusu kazıya ilişkin ise Aksoy, ''O kazıdan ne çıktığını devletten başkası biliyorum derse yalan söylüyordur'' dedi.

Geçmişte FETÖ'nün ilçe imamı ve abisi ile sürekli ilişki içinde olduğu haberleriyle gündeme gelen Yaşar Aksoy, meclise kadar giden Çatalburun Operasyonları’nı da yöneten isimdi. 2008 yılında aralarında Tarsus’un sayılı işadamlarının da bulunduğu 82 kişiye yönelik FETÖ’ye himmet adı altında düzenlenen operasyon, daha sonra ‘kumpas operasyon’ iddialarıyla anıldı. Aksoy, operasyondaki ‘usülsüz dinlemeler’ ile ilgili ‘’Operasyonu yöneten kişi zaten benim, ama o dinlemeler Cumhuriyet Savcılığı’nın bilgisi dahilinde oluyor.

Haberler, doğru değil’’ ifadelerine yer verdi.

TBMM 27. Dönem MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, 2016 yılında Meclis’te söz konusu operasyona dair şu açıklamada bulunmuştu.

''Burada dinlemeyi yapan polis bugün FETÖ'den açığa alınmıştır. İddianameyi hazırlayan savcı MİT TIR'larını durduran savcıdır, şu anda FETÖ'den tutukludur. Kararı veren hâkim şu anda FETÖ'den tutukludur. Bunların verdiği cezayı işlemeyip o anda askerde olan ve cezaevinde olan, belgeleriyle sabit olan insanlara bile hapis cezası verilmiştir.''

Tarsus'ta en uzun süre Emniyet müdürlüğü yapmış isim olan Yaşar Aksoy, Emniyet müdürlüğü koltuğuna oturmadan önce yine Mersin İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı olarak istihbarat servisinde çalışıyordu.

GİZEMLİ KAZININ BAŞLAMA VE BİTİŞ HİKÂYESİ…

Tüm bu süreçlerden sonra, 13 Kasım 2016’da MİT ve Özel Harekât Polislerinin dahil olduğu özel bir ekip söz konusu alanda üst düzey güvenlik önlemleriyle bir çalışma başlattı.

Alanın bulunduğu sokağın giriş ve çıkışı zıhlı polis araçlarıyla kapatıldı, çatılara keskin nişancılar yerleştirildi. Kazı alanı kimsenin göremeyeceği şekilde mavi branda ve tel örgü ile çevrildi.


[Only Registered Users Can See Links]
1 yıl boyunca üstün bir gizlilik ve güvenlik çabasıyla yürütülen kazı, 3 Kasım 2017’de sessiz sedasız bitirildi.

1 yıl süren kazının sonucunda Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nden Mersin İl Kültür Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, kazıda elde edilenlerle ilgili şu ifadeler yer aldı:

''Söz konusu raporda, anılan alanda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında 1 adet bronz sikke, kırık sütun parçası, etütlük durumda seramik parçaları haricinde envanterlik nitelikte taşınır- taşınmaz kültür varlığına rastlanmamıştır.''

Yani resmî açıklamaya göre, büyük iddiaların yer aldığı bu titiz kazı çalışmasında dikkate değer bir şey bulunamadı.

TARSUS’A GİRİŞ: KAZI ALANINDA NE GÖRDÜK?

Uzun bir yolculuktan sonra nihayet Tarsus’un girişine vardığımızda ilçede bizi ilk karşılayan, Antik Tarsus’a dair ayakta kalan tek yapı olan Kleopatra Kapısı, oldu.

Rivayete göre bir zamanlar, Kraliçe Kleopatra ve genç imparator adayı Romalı General Marcus Antonius’un şehre geldikleri kapı, Tarsus kazısı dosyasına dair de bir öngörü sunuyor. Antik kentten kalan tek yapı olan asırlık kapı, çevresine çekilmiş ince kaldırım taşlarıyla sadece kızgın asfalttan değil, bugünden de ayrılıyor.

Çevresinde yükselen binalara ve kendisini çevreleyen asfaltın ortasında ihtişamlı hikâyesine nazaran absürd ve basit biçimde sıkıştırılmış bu kapı, Tarsus’un neden kaçak kazıların merkezi haline geldiğinin en net ifadesi. Tarsus, dün ile bugün arasına savunmasız bir şekilde sıkışmış, kurtarılmayı bekliyor.


[Only Registered Users Can See Links]
Tarsus kazısıyla özdeşleşen birçok mistik hikâye de var; cinler, büyülü hazineler, kral mezarları. Bu hikâyelerin çıkış noktası, Tarsus’un ta kendisi. Öyle ki attığınız her adım, gözünüzün değdiği her şey tarih.

Tarsus kazısının yapıldığı sokaktaki evlerin yüzde doksanı kazıdan sonra mecburen boşaltılmış. Kazının gerçekleştiği alanın büyüklüğü ve derinliği bilinenden çok daha fazla.

Öyle ki kazı alanının yakınında bulunan evlerin içinde ve dışında kazıdan sonra derin çatlaklar meydana gelmiş.


[Only Registered Users Can See Links]ının yapıldığı avlunun etrafındaki evler ise yıkıldı, yıkılacak durumda. Hal böyle olunca bir yıl boyunca metrelerce kazılan bu alanın bu şekilde bırakılmış olmasının arkasında, devletin eli olduğu gerçeği de trajikomik kalıyor. Tabloya bakınca ‘Devlet bunu yapar mı’ sorusu geliyor akla. Öyle ki kazılan alanın izleri silinememiş. Evlerin içinde kazı malzemeleri, kullanılıp bir kenara atılmış sim kartlar, yüzlerce pet bardak, kıyafet öylece bırakılmış, parkeler sökülmüş….


[Only Registered Users Can See Links]
Kazılan alanlar doldurulmaya çalışılmış ama nafile. Evlerin çevresinde dikkatsizce atacağınız bir adım sizi toprakla buluşturabilir. Bir yıl boyunca kazı sebebiyle yerin altından sürekli borularla mahalleye akıtılan su, kazıda ne kadar derine inildiği konusunda da bir izlenim sunuyor. Özellikle ön cephede kalan evlerin duvarları tamamen yıkılmış.

Mithat Erdal’ın kaldığı evin iskeleti, tek bir kalas yardımıyla ayakta duruyor. Avlunun durumu ise daha ilginç. Ürkütücü bir karanlık hâkim alana. Bir hayat emaresi gösteren tek şey, avluda hala meyve veren turunç ağaçları.


[Only Registered Users Can See Links]
Bugüne kadar Tarsus kazısıyla ilgili ortaya atılan iddialar efsanelere konu olacak cinsten ancak Tarsus kazısı olayındaki odak noktası, belki de hep gerçekleri perdelemek için yapılan çabalar idi.

Matsuro
18 Mayıs 2026, 22:00
Bu olayın üstü neden bu kadar örtülmeye çalışılmış, merak ettim doğrusu. Keşke daha fazla bilgiye ulaşabilsek.

Nemo Personne
19 Mayıs 2026, 00:17
O dönemde Mersin'de ne hikayeler döndü bilseniz.. Basit bir define işimi hala emin değilim.

Leydihan
19 Mayıs 2026, 00:26
.@Nemo Personn, ne gibi sohbetler döndü bahsetsene biraz.. Garip ilginç hikayeleri severim.

Nemo Personne
19 Mayıs 2026, 00:31
.@Nemo Personn, ne gibi sohbetler döndü bahsetsene biraz.. Garip ilginç hikayeleri severim.

Oranın etrafına güvenlik çemberiyle görünmeyecek şekilde kapattıkları için bu kadar hikaye döndü.. Ayrıca güvenlik güçleri olaya el attı.. Tabii bu yüzden söylentiler de bitmedi.. Birisi oraya bir ufo düştüğü ve devletin onun üzerinde inceleme yaptığı yönündeydi.. Var gersini sen düşün.. Ha bir de Amerika bağlantısından bahsediliyordu.. Ne biliyim MErsin gündemini bayağı meşgul etmişti o dönem..

Leydihan
29 Mayıs 2026, 22:06
Mersin'in Tarsus ilçesinde bir evde özel harekat polisleri gözetiminde gerçekleştirilen esrarengiz kazıyla ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı. CHP'li Aytuğ Atıcı Vatikan ve Aziz Paul İncili iddiasını ortaya atmıştı. Gizemli kazıyla ilgili yeni bir iddia daha geldi. Buna göre, kazı yapılan evde M.Ö. 300 yılında kurulduğu düşünülen bir yer altı şehrine giriş bulunuyor.

82 Evler Mahallesi'nde, birçok evin duvarlarının çatlamasına neden olan ve giriş-çıkışlara izin verilmeyen kazı alanında sondaj çalışması yapıldığı görülürken, kazı yapılan evden yeni görüntüler ortaya çıktı.

Özel harekat polisleri gözetiminde 1 yıldır yapılan esrarengiz kazıdaki tünel ve kurulan iskele cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Bir polis memurunun defineciler tarafından öldürüldüğü iddiasıyla başlayan kazı bölgesine kimse yaklaştırılmıyor.

CHP'Lİ AYTUĞ ATICIDAN VATİKAN İDDİASI
Beşinci kez kazı evine girmeye çalışan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, olaydaki esrarın Hıristiyanlığın önemli isimlerinden Tarsuslu Aziz Paul’ün kayıp İncil’i ile ilgili olduğunu iddia etti. Hürriyet'ten Bülent Sarıoğlu'na konuşan Atıcı şunları söylemişti: "İlk gittiğimde avluya aldılar. Ne göreyim ben, mağara ağzı gibi 4 delik var.

‘Vallahi de billahi de bir şey çıkmadı’ dediler. O zaman niye 24 saat Özel Harekât koruyor? O gün oranın en yetkilisi benimle çadırda görüştü. Polisler onu korumak için etrafımızı uzun namlulu silahlarla sardılar, adeta etten bir duvar ördüler. ‘Nereden geliyorsunuz?’ dedim, ‘Sormayın’ dedi. Sanıyorum MİT’ten bir yetkiliydi. O kişi, olayın pek çok uluslararası bağlantısı olduğunu söyledi. ‘Bu Vatikan’la ilişkilidir. Hocam bu milli bir meseledir. İnanın burada milli bir iş yapıyoruz. Sizden ricam 10 gün sabredin’ dedi. Ama 10 aydan fazla geçti üzerinden.

AZİZ PAUL'ÜN İNCİLİ...
3-5 kilo altın için bu yapılacak iş değil. Ben şunu iddia ediyorum; burada hesap, Aziz Paul’ün İncil’iyle ilgili. Aranan bu. İddia şu ki bu gizli kazıdan önce gayrimeşru olarak birileri kazı yapıyor ve bu da Vatikan tarafından destekleniyor. Hatta bizatihi arama koordinatları, nokta olarak Vatikan’dan veriliyor. İki evi önceden kiralamışlar.

Normalde aylık kira 300-500 lira iken 5 bin liraya kiralamışlar. Bir evi de çok uçuk bir fiyata satın almışlar.

İçlerindeki polis güya intihar ediyor. Nasıl bir intihar; tabancasını temizlerken ensesinden vurulmuş. O dönemin savcısı sözde buna inanmış ve dosyayı kapatmış. Yani çok boyutlu bir olay. Aziz Paul’ün Hıristiyanlık’ta İsa’dan sonraki en önemli kişi olduğu düşünülüyor. Dakyanus Hazinesi bu İncil’in yanında devede kulak tüyü kalır, kulak bile değil. Eğer o İncil gittiyse bir daha gelmez. Vatikan dünyayı verir o İncil’i vermez. Buna hiçbir şekilde paha biçilemez. Biz de bu kadar süreden sonra şeffaflık olsun istiyoruz. Şeffaflık suiistimalleri önler. Sonuçta buradan çıkan her şey milletin malıdır.”


[Only Registered Users Can See Links]

YENİ İDDİA: YER ALTI ŞEHRİNE GİRİŞ KAPISI VAR
A Haber'de bugün ortaya atılan iddiaya göre de esrarengiz kazının nedeni o evde, Roma dönemine ait bir yer altı şehrine giden kapı bulunuyor. A Haber İstihbarat Şefi Kubilay Gürbek, "Tarsus'un bir özelliği var, M.Ö 300 yıl öncesine dayanan bir tarihi var. Herkes bu bölgede bir imparatorluk kurmuş. Yer altı şehirleri oluşmuş. Her imparatorlukta kurulmuş olan gizli yer altı şehirlerinin olduğu bir bölge. Tarsus'un altında gizli yer altı şehirleri var. Meşhur Kırmızı ev, Roma dönemine ait olan bir yer altı şehrine açılan kapının bulunduğu ev" iddiasında bulundu.
Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])

Leydihan
29 Mayıs 2026, 22:10
CHP'li vekilden Tarsus'taki gizli kazıyla ilgili şok iddia!


[Only Registered Users Can See Links] 82 Evler Mahallesi’nde gizlilik kararı içinde birinci yılını dolduran kazıdaki gizem, yeni iddialarla boyut kazandı. Beşinci kez kazı evine girmeye çalışan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, olaydaki esrarın Hıristiyanlığın önemli isimlerinden Tarsuslu Aziz Paul’ün kayıp İncil’i ile ilgili olduğunu iddia etti.

Beşinci kez kazı evine girmeye çalışan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, olaydaki esrarın Hıristiyanlığın önemli isimlerinden Tarsuslu Aziz Paul’ün kayıp İncil’i ile ilgili olduğunu iddia etti.


[Only Registered Users Can See Links]

Atıcı, bu kazıdan önce doğrudan Vatikan’dan gönderilen koordinatla define avcılarının çalıştırıldığına dair bilgiler aldığını söyledi. CHP’li Atıcı, bir yıllık araştırmasıyla ilgili şunları söyledi:

ARKEOLOGLAR KORKUYOR
“Ben oraya arkeolog götüremiyorum. Arkeoloji Derneği’ni aradım, birçok arkeolog var. ‘Ben hekimim, oraya girsem de anlamam. Siz de gelin’ dedim. Ama arkeologlar korkudan giremiyorlar. İşin uzmanları bunun arkeolojik kazı olmadığını söylüyorlar. Orası bir define yeri, yani devlet define arıyor. İlk gittiğimde avluya aldılar. Ne göreyim ben, mağara ağzı gibi 4 delik var. ‘Vallahi de billahi de bir şey çıkmadı’ dediler. O zaman niye 24 saat Özel Harekât koruyor? O gün oranın en yetkilisi benimle çadırda görüştü.

Polisler onu korumak için etrafımızı uzun namlulu silahlarla sardılar, adeta etten bir duvar ördüler. ‘Nereden geliyorsunuz?’ dedim, ‘Sormayın’ dedi. Sanıyorum MİT’ten bir yetkiliydi. O kişi, olayın pek çok uluslararası bağlantısı olduğunu söyledi. ‘Bu Vatikan’la ilişkilidir. Hocam bu milli bir meseledir. İnanın burada milli bir iş yapıyoruz. Sizden ricam 10 gün sabredin’ dedi. Ama 10 aydan fazla geçti üzerinden.

[Only Registered Users Can See Links]İNE DEVEDE TÜY
3-5 kilo altın için bu yapılacak iş değil. Ben şunu iddia ediyorum; burada hesap, Aziz Paul’ün İncil’iyle ilgili. Aranan bu. İddia şu ki bu gizli kazıdan önce gayrimeşru olarak birileri kazı yapıyor ve bu da Vatikan tarafından destekleniyor. Hatta bizatihi arama koordinatları, nokta olarak Vatikan’dan veriliyor. İki evi önceden kiralamışlar.

Normalde aylık kira 300-500 lira iken 5 bin liraya kiralamışlar. Bir evi de çok uçuk bir fiyata satın almışlar. İçlerindeki polis güya intihar ediyor. Nasıl bir intihar; tabancasını temizlerken ensesinden vurulmuş. O dönemin savcısı sözde buna inanmış ve dosyayı kapatmış. Yani çok boyutlu bir olay. Aziz Paul’ün Hıristiyanlık’ta İsa’dan sonraki en önemli kişi olduğu düşünülüyor. Dakyanus Hazinesi bu İncil’in yanında devede kulak tüyü kalır, kulak bile değil. Eğer o İncil gittiyse bir daha gelmez. Vatikan dünyayı verir o İncil’i vermez. Buna hiçbir şekilde paha biçilemez. Biz de bu kadar süreden sonra şeffaflık olsun istiyoruz. Şeffaflık suiistimalleri önler. Sonuçta buradan çıkan her şey milletin malıdır.”

Leydihan
29 Mayıs 2026, 22:13
Sır kazıdan cinayet çıkacak!

Tarsus’ta bir yılı aşkın süredir devam eden gizemli kazının arkasında polis eşi Sibel Erdal’ın hikâyesi var. Erdal’ın Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektup hem bir yılı aşkın süredir devam eden kazıya hem de tartışmalı şekilde yaşamını yitiren polis memuru hakkındaki dosyanın açılmasına neden oldu.

2012 yılında beylik tabancasıyla vurulan 22 yıllık polis memuru Mithat Erdal’ın eşi Sibel Erdal o tarihten bu yana eşininin defineciler tarafından şehit edildiğini ispat etmeye çalışıyor. Olay gününde definecilerle işbirliği yaptıkları iddia edilen polislerin bunun bir cinayet olmadığı yönünde tutanaklar tutması Sibel Erdal’ın 5 yıldır kapı kapı dolaşmasına neden oldu. Ölüm tehditleri alan Sibel Erdal, sonunda çareyi Cumhurbaşkanı’na mektup yazmakta bulmuştu. Tarsus’ta süren gizemli arkeolojik kazılar işte bu mektupla başladı.

BENİ YAKACAKLAR
Mithat Erdal 22 yıllık polis memuruydu. Bir gün eve geldiğinde eşi Sibel, Mithat Erdal’ın canının çok sıkkın olduğunu fark etti. “Ne oldu” diye sordu. Sibel son dönemde eşinin telefon konuşmalarından bir şeylerin ters gittiğini anlıyordu ama sormaya da pek cesaret edemiyordu. “Beni yakacaklar” dedi eşi Mithat. Elinde bir CD’yi göstererek ‘’Bu benim teminatım, gerekirse Ankara’ya gidip olup biteni anlatacağım’’ dedi. Sibel Erdal telaşla “Neler oluyor çocuklara bir şey yapmasınlar’’ deyince polis eşi “Benim haricimde kimseye dokunmazlar” dedi ve anlatmaya başladı:

HAZİNE SIR OLDU
“Bir süredir definecilerin içine muhbir olarak sızdım. Önemli bir kral mezarını kazıyorlar. İlçe Emniyet Müdürü görevlendirdi. Kaçakçılık Şube adına sızdım.

Olup biteni rapor ediyorum. Lahtin içinde altından 32 şamdan, kadeh, sikke gibi çok değerli hazine var. Dün akşam lahit kapağı açılmadan Kaçakçılık Şube benim ihbarımla baskın yaptı. 7 kişi tutuklandı. Ancak bugün baktım ki tutanakta hazineden söz edilmiyor, lahtin içi boş yazıyor. İtiraz ettim. Emniyet Müdürü’ne anlatmaya gittim, beni susturdu. Meğer hepsi şebekenin içindeymiş.’’


[Only Registered Users Can See Links]


ENSEDEN KURŞUN
Polis memuru, eşine olan biteni Ankara’ya şikâyet edeceğini söyledi. Bu süreçte Mithat Erdal’ın beylik silahına 15 günlüğüne el konuldu. Erdal, çocuklarını camlardan uzak tutuyor, sürekli takip edildiğinden söz ediyordu. Defineci şebekesinin de hedef tahtasına oturmuş, tehdit ediliyordu.

Beylik silahının kendisine iade edilmesinden bir gün sonra izbe bir yerde kendi silahıyla ensesinden vuruldu. Arkadaşıyla şakalaşırken vurulduğu yönünde kayıt düşüldü.

Ne definecilerden söz edildi ne de cinayetten. Silahı ateşleyen Hüseyin Yasak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak bunun bir defineci cinayeti olduğu gizlendi.

EVE CD BASKINI
Sibel Erdal’ın iddiasına göre bunun sebebi Tarsus Emniyet Müdürü eşine yazılı değil sözlü olarak görev vermişti ve bu durum yasal değildi. Bir başka iddia ise defineci şebekesiyle ortak iş yapıp hazineyi paylaşmışlardı. Ancak Polis Memuru Mithat Erdal’ın söz ettiği hazine sırra kadem bastı. İki çocukla ortadan kalan Sibel Erdal hak mücadelesine başladı. “Eşimi defineciler öldürdü” diye haykırmaya başlayınca tüm kapılar birer birer yüzüne kapandı. Eşinin ölümünden 3 gün sonra kendisi baba evi Hatay’da eşinin yasını tutarken Tarsus’taki evlerini polisler hukuksuz şekilde basıp didik didik aradı. Öldürülmeden önce “Benim teminatım işte bu diye’’ eşi Sibel’e gösterdiği CD o baskında evden kayboldu. Bir daha da hiç ortaya çıkmadı.

ERDOĞAN’A MEKTUP
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Tarsus Emniyeti’ndeki ekibin FETÖ’cü oldukları ortaya çıkınca Sibel Erdal yeniden soruşturma açılması için Cumhurbaşkanına mektup yazdı. Kendisinin 2012’de ilk FETÖ mağdurlarından olduğunu söyledi. Ardından soruşturma başlatıldı. Sibel Erdal’ın yeniden ifadesi alındı.

Yeşilmahalle’deki define kazısından sonra Mithat Erdal öldürülmeseydi 82 Evler Mahallesi’nde definecilerle birlikte tuttukları evin bahçesinde kazıya devam edeceklerdi. İşte bu bilgi üzerine de Tarsus’taki gizemli kazı o evin bahçesinde başladı.

3 SAVCI DEĞİŞTİ
Bugün hâlâ korkuyla yaşıyor Sibel Erdal. Çocukları okul servisine binene kadar başlarında bekliyor. Hâlâ peşlerini bırakmadıklarına inanıyor. Yeniden açılan soruşturmada şimdiye kadar üç savcı değişti, tek güvencem Cumhurbaşkanı diyor: “2012’den 2016’ya kadar verdiğim mücadeleden sonuç alamadım. Deliller çıkmasına rağmen sürekli takipsizlik veriliyordu. Darbeden sonra FETÖ’cüler tutuklanınca ben yeniden adliyeye koştum. Dosya yeniden açıldı. Ama 3 oldu, savcı değişiyor. Sayın Cumhurbaşkanıma mektup yazdım. 82 Evler Mahallesi’nde sonra kazı başladı. Eşim zaten vurulmasaydı defineci ekiple o evde kazı yapacaklardı. O evi kiralamıştı. Soruşturma yeniden başladı. Benim ifadelerimi aldılar.”