Penelope
17 Nisan 2026, 07:58
[Only Registered Users Can See Links]İbnü'l-Arabî'ye göre beddua, genellikle nefsin kendini ilahi adaletin yerine koymaya çalıştığı bir alandır. Kamil insan, şahsına yapılan kötülükleri kişisel bir mesele olarak görmez.
İbnü'l-Arabî'nin perspektifi, birine "yok olması" (beddua) için dua etmek yerine, o kişideki "haksızlık eden" vasfın (zulmün) yok olması için dua etmeyi teşvik eder. Çünkü zalimin ıslah olması, bir kişinin yok olmasından daha hayırlıdır.
Konuyla alakali kaynak:
1. Füsûsu'l-Hikem (Hikmetlerin Özü)
Bu eser, İbnü'l-Arabî'nin düşünce sisteminin özetidir.
Beddua meselesi özellikle şu bölümlerde (fıslarda) işlenir:
Nuh Kelimesindeki Hikmet (Fass-ı Nuhî): Burada Hz. Nuh’un kavmine ettiği bedduanın mahiyeti tartışılır. İbnü'l-Arabî, Nuh (as)'ın bedduasının aslında bir "gazap" değil, kavminin batıllık içinde yok olup hakikate ulaşmaları için bir tür "temizlik" talebi olduğunu, yani bir nevi "celal tecellisi" olduğunu savunur.
Musa Kelimesindeki Hikmet (Fass-ı Musevî): Firavun ve ordusunun başına gelenler üzerinden ilahi irade ve ceza konularını ele alır.
2. el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
Bu devasa eserinde İbnü'l-Arabî, duanın edebi ve mertebeleri üzerinde durur:
Dua ve Mertebeleri: Kulun kendi nefsine mi yoksa başkasına mı dua ettiği, bu duanın hangi "isim" (Esma) üzerinden yapıldığı burada detaylandırılır.
Zulüm ve Adalet Bahisleri: Bir mazlumun bedduasının "ok gibi" hedefini bulması meselesini, varlığın yasaları (sünnetullah) çerçevesinde açıklar. Ona göre beddua, mazlumun kalbindeki "Kahhâr" isminin tecellisidir.
Alıntı
İbnü'l-Arabî'nin perspektifi, birine "yok olması" (beddua) için dua etmek yerine, o kişideki "haksızlık eden" vasfın (zulmün) yok olması için dua etmeyi teşvik eder. Çünkü zalimin ıslah olması, bir kişinin yok olmasından daha hayırlıdır.
Konuyla alakali kaynak:
1. Füsûsu'l-Hikem (Hikmetlerin Özü)
Bu eser, İbnü'l-Arabî'nin düşünce sisteminin özetidir.
Beddua meselesi özellikle şu bölümlerde (fıslarda) işlenir:
Nuh Kelimesindeki Hikmet (Fass-ı Nuhî): Burada Hz. Nuh’un kavmine ettiği bedduanın mahiyeti tartışılır. İbnü'l-Arabî, Nuh (as)'ın bedduasının aslında bir "gazap" değil, kavminin batıllık içinde yok olup hakikate ulaşmaları için bir tür "temizlik" talebi olduğunu, yani bir nevi "celal tecellisi" olduğunu savunur.
Musa Kelimesindeki Hikmet (Fass-ı Musevî): Firavun ve ordusunun başına gelenler üzerinden ilahi irade ve ceza konularını ele alır.
2. el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
Bu devasa eserinde İbnü'l-Arabî, duanın edebi ve mertebeleri üzerinde durur:
Dua ve Mertebeleri: Kulun kendi nefsine mi yoksa başkasına mı dua ettiği, bu duanın hangi "isim" (Esma) üzerinden yapıldığı burada detaylandırılır.
Zulüm ve Adalet Bahisleri: Bir mazlumun bedduasının "ok gibi" hedefini bulması meselesini, varlığın yasaları (sünnetullah) çerçevesinde açıklar. Ona göre beddua, mazlumun kalbindeki "Kahhâr" isminin tecellisidir.
Alıntı