PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk'ten Son Sultana Evlilik Teklifi


Sürmenaj
17 Haziran 2025, 20:28
[Only Registered Users Can See Links]

Atatürk Osmanlı Padişahı Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan ile evlenmek istedi. Çünkü... | Akademi Dergisi
Hürriyet Tarih Dergisi’nin sponsorluğunda hazırlanan ve Kanal D’de bu akşam saat 23.45’te yayına girecek olan "Son Osmanlılar" belgeselinde, Türkiye’den 1924’te sürgüne gönderilen hanedan mensuplarının maceralı hayatlarıyla beraber, Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan’ın hüzünlü öyküsü de yer alıyor.

Ama, Sabiha Sultan’ın hanedan mensupları arasında çok daha başka bir yeri var: Mustafa Kemal Paşa tarafından evlilik teklifi yapılmış bir sultan olması... Hadiseler başka türlü cereyan etseydi ve Sabiha Sultan genç Paşa’nın teklifine "Evet" demiş olsaydı tarih nasıl yazılırdı, kim bilir?

Türkiye’de, bundan 90 sene kadar önce, gerçek olması halinde tarihi baştan başa değiştirecek olan bir evlilik teşebbüsü yaşandı: Mustafa Kemal Paşa, Osmanoğulları’nın son hükümdarı Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan’la evlenmek istedi.

İşte, Türkiye’nin yakın tarihini baştan başa değiştirecek iken son anda mümkün olamayan bu evlilik girişiminin öyküsü:

Sultan Vahideddin’in iki kızı vardı: Ulviye ve Sabiha Sultanlar... Hükümdarın küçük kızı olan Sabiha Sultan 1894’te doğmuş, ablasıyla beraber Batılı bir prenses gibi büyütülmüş ve evlenme çağına geldiğinde birçok talibi çıkmıştı. Talipler arasında zamanın İran Şahı Ahmed Kaçar Han da yer almış ama Sultan Vahideddin "Sünni bir padişah kızını Şii bir hükümdara nasıl verir?" diyerek isteği ustalıkla geri çevirmişti.

Sabiha Sultan’a işte o günlerde bir başka talip çıktı: Çanakkale’deki kahramanlığı dillerde dolaşmakta olan genç bir asker, Mustafa Kemal Paşa...

Mustafa Kemal Paşa, Sabiha Sultan’dan hakikaten hoşlanmış mıydı, yoksa ezeli rakibi Enver Paşa’nın seneler önce yaptığını yapıp saraya damat mı olmak istemişti, bunları kimse bilmiyor. Ama evlilik olamadı ve her iki taraf da kendi yollarına gittiler. Sonrası, málum... Paşa, Látife Hanım ile kısa sürecek bir izdivaç yaptı; Sabiha Sultan da son Halife Abdülmecid Efendi’nin oğlu olan ve seneler öncesinden aláka duyduğu kuzeni Şehzade Ömer Faruk efendi ile evlendi ve üç kızları oldu: Neslişah, Hanzade ve Necla Sultanlar...

Sabiha Sultan, Mustafa Kemal Paşa’nın evlilik talebinden yakın dostlarına sonraki senelerde bahsederken hadiseyi doğrulayacak, hattá "Kendilerini bir defa görmüş ve hoşlanmıştım. Gayet yakışıklı idi. Ateş gibi gözleri vardı, alev alev yanıyorlardı. Ama evlenemezdim, zira Faruk’u seviyordum" diyecekti.

BAŞBAKANA YAZDIRDI

Bu evlilik meselesinden geriye tek bir belge kaldı: Sabiha Sultan’ın o günlerden 40 küsur sene sonra, Türkiye Cumhuriyeti’nde başbakanlık yapan ve ortanca kızı Hanzade Sultan’ın dünürü olan Suat Hayri Ürgüplü’ye yazdırdığı kısa hátıratının birkaç satır.

Mülákat şeklinde kaleme alınan bu hatıratta, Suat Hayri Ürgüplü, Sabiha Sultan’a"Duyduğumuza göre, Mustafa Kemal Paşa sizi istemiş, pederiniz razı olmamış. Doğru mudur?" diye soruyor ve Sultan şu cevabı veriyor:

➥ "Evet, istemiş. Benimle konuşmuş değildir ama ben çekindim ve istemedim. Zira, önümde hiç de iyi örnek olmayan Enver Paşa ile Naciye Sultan’ın hayatı vardı. Sonra, tanınmış ...bir kumandanla aile hayatı kurabileceğime inancım yoktu."

Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan arasındaki evlilik meselesinin Sabiha Sultan tarafı, işte böyle. Merak edenler için, Sabiha Sultan’ın 1924 sürgününden sonraki hayatını da kısaca anlatayım:

Sultan, 1924 Mart’ında ailesiyle beraber gurbete gitti ve birkaç ay İsviçre’de yaşadıktan sonra Fransa’ya, oradan da Mısır’a naklettiler. Ama, büyük bir aşkla evlendiği eşi Şehzade Ömer Faruk Efendi ile Mısır’da iken aralarına soğukluk girdi ve 1948 Mart’ında boşandılar

TAZİYE BEKLEDİ

Sabiha Sultan, Menderes Hükümeti’nin 1952 Haziran’ında hanedanın hanım mensuplarının Türkiye’ye girişini serbest bırakmasından sonra Türk vatandaşı oldu ve"Osmanoğlu" soyadını aldı. Sonra, İstanbul’a yerleşti; bir ara Avrupa’ya, kızlarının yanına gitti ve hayata 1971’in 26 Ağustos’unda, ortanca kızı Hanzade Sultan’ın Yeniköy’deki yalısında veda etti.

Sultan, boşanmış olmalarına rağmen, kocası Şehzade Ömer Faruk Efendi’ye duyduğu aşkı hayatı boyunca muhafaza etti. Hattá, Faruk Efendi’nin 1969 Mart’ında Mısır’da sürgünde vefat etmesinden sonra, kendisine başsağlığına gelmeyenlerle selámı sabahı kesti. "Boşanmıştınız, artık kocanız değildi, neden başsağlığına gelmelerini beklediniz?" diye soranlara da, "Evet ama amcazádemdi. Bana taziyede bulunmaları lázımdı" diyecekti.

Hadiseler başka türlü cereyan etseydi ve Sabiha Sultan genç Paşa’nın teklifine "Evet"demiş olsaydı tarih nasıl yazılırdı, kim bilir?

Son Osmanlılar artık kubbede kalan hoş bir sadadan ibaret

KANAL D’de ilk bölümü bu gece 23.45’te yayınlanacak olan "Son Osmanlılar"belgeselinde, Osmanlı Hanedanı’nın keder ve hüzün dolu sürgün hikáyelerini izleyecek, birçok acı hatıraların yanı sıra Sultan Reşad’ın torunu Mahmud Namık ve SultanAbdülhamid’in torunu Abdülkerim Efendiler’in zindanların ıslak hücrelerinde ıstırapla yahut otel odalarında meçhul namlulardan çıkan kurşunlarla can verişlerinin öykülerine şahit olacaksınız.

Ama, bir hususu unutmamamız gerekiyor: Son Osmanlılar’ın hiçbiri, sürgüne gönderilen diğer memleketlerin hanedanlarının yaptığı hatayı yapmadı: Türkiye üzerinde ümitsiz bir iktidar mücadelesine girişmedi, Cumhuriyet ile yaşanan büyük değişimi kabul ettiler. Altı asır boyunca hüküm sürmüş olan Osmanlı hükümdarlarının torunları şimdi dünyanın dört bir yanına dağılmış vaziyetteler ve ailenin az sayıda mensubu da vatanında, Türkiye’de yaşıyor. Son Osmanlılar, artık kubbede kalan hoş bir sadadan ibaret.*

Padişah torununun ıstırap mektubu

GEVHERİ Sultan, Osmanlı hükümdarı Sultan Abdüláziz’in küçük oğlu ve Türk Müziği’nin en seçkin bestekárlarından olan Seyfeddin Efendi’nin kızıydı.

İstanbul’da, 1904’te dünyaya gelen Gevheri Sultan, sürgünün acısını 20 yaşındayken tattı ve Türkiye’den sınırdışı edilmelerinin hemen ardından babasını kaybetti, son derece sıkıntılı bir hayat sürdü, 1952’de verilen izinden sonra Türkiye’ye döndü, o da"Osmanoğlu" soyadını aldı ve dünyaya 1980’de veda etti.

Aşağıda, Gevheri Sultan’ın Kahire’de sürgünde bulunduğu sırada 1951’in 8 Aralık günü maddi yardım istemek maksadıyla kuzeni Sabiha Sultan’a yazdığı bir mektubun bazı bölümleri yer alıyor:

"Pek muhterem sevgili hemşirem,

...Ailemiz efradından birçoğu gibi hayat tarzımı istikbal ümidine bağlayarak bugüne kadar yaşadım. Fakat ne şartlar içerisinde yaşadığımı burada tekrar etmek gereksizdir. Gördüğüm uygunsuzluklar dolayısıyla pansiyondan pansiyona naklederek hayatımı sürdürmekteyim.

...Vaziyetimi beni yakından görmekle anlayabilirsiniz. Bugün üstüme giyecek iki kombinezonumdan başka bir şeyim yoktur. İnsan gençliğinde her türlü sıkıntıya tahammül edebilir fakat yaş bir dereceye geldiği zaman tahammül etmek şöyle dursun, nefsine pek ağır geliyor. Cenáb-ı Hak’dan dilediğim tek şey, biran evvel rahmetli anneciğime kavuşmaktır.

...İşte, benim yüksek kalpli hemşireciğim! Benim gibi bedbaht bir kadına merhamet gösterip yardım etmek bir sevaptır. Bugün yardımınıza muhtacım. Sizi seven ve pek çok seven merhum amcanızın ruhuna hürmeten bilmeyerek size karşı bir hatada bulundum ise beni affediniz ve iltifatınızdan beni mahrum etmeyiniz. Bunu yüksek kalbinizden ve hakka ve adalete olan bağlılığınızdan beklerim. Bilvesile en derin hürmetlerimle mübarek ellerinizi öper, iltifatınızı beklerim efendim.

Gevheri"

Murat Bardakçı

Sürmenaj
17 Haziran 2025, 20:30
Atatürk Vahdettin'in kızına aşık oldu
Atatürk'ün Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'a aşık olduğu iddia edildi.

[Only Registered Users Can See Links] gazetesi yazarı Sevilay Yükselir, bugünkü yazısında Murat Bardakçı'nın kitabından alıntıladığı ilginç bir anekdota yer verdi. Mustafa Kemal Atatürk'ün Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'a evlilik teklifinde bulunduğunu fakat, Sabiha Sultan'ın "Önümde hiç de iyi örnek olmayan Enver Paşa ve Naciye Sultan'ın hayatı vardı. Enver Paşa'nın neler yapabileceğine şahit olmuştum. Mustafa Kemal Paşa daha fazlasını yapar diye korktum ve buna alet olmak istemedim!" dediği anlatılan anekdotta dikkat çeken bir ayrıntı da, Atatürk'ün manevi kızına verdiği isim: 'Sabiha'...

İşte Yükselir'in yazısının ilgili bölümü:

Kitapta benim ilgimi çeken en önemli anekdot ise o günlerin meşhur askeri olan Mustafa Kemal'in, Vahdettin'in güzeller güzeli kızı, Sabiha Sultan'a fena halde abayı yakmış ve evlenmek için alenen teklifte bulunmuş olmasıdır.

Ancak teklifi kabul görmemiştir.

Ne kadar ilginç bir ayrıntı değil mi?

Düşünsenize...

Sonraları kendisine bu konu sorulunca, "Kendilerini bir defa görmüş ve hoşlanmıştım. Gayet yakışıklıydı. Ateş gibi gözleri vardı. Alev alev yanıyorlardı. Ama onunla evlenemezdim. Zira önümde hiç de iyi örnek olmayan Enver Paşa ve Naciye Sultan'ın hayatı vardı. Enver Paşa'nın neler yapabileceğine şahit olmuştum. Mustafa Kemal Paşa daha fazlasını yapar diye korktum ve buna alet olmak istemedim!" açıklaması yapan Sabiha Sultan'ın o teklifi kabul o gün etmiş olduğunu varsaysanıza.
Tarih nasıl şekillenirdi acaba?

Kabul edilen o teklif sonrası, Osmanlı'nın son padişahı ve halifesi Vahdettin'in damadı olarak hayatını devam ettirecek olan Mustafa Kemal nasıl bir rota çizerdi kendisine?

Bir Osmanlı damadı olarak aynı direnişi, azmi ve kararlığı gösterebilir miydi acaba? Ailesini kaybetmeyi göze alıp, padişahlığın ve hilafetin kaldırılması için gözünü kırpmadan isyan bayrağını çekebilir miydi?

Tabii bu işin bir tarafı...

Bir de diğer tarafı var.

ACABA NASIL BİR SEVDAYDI

Onun özel hayatı konusunda ne kadar ketum bir karaktere sahip olduğunu ve başta Latife Hanım olmak üzere hayatına giren kadınlarla olan ilişkilerinin detaylarını bizzat kamuoyuyla, yakın çevresiyle paylaşmaktan hoşlanmadığını biliyoruz.

Okuyoruz bazı şeyleri ama hep üçüncü ağızlardan.

İnsan duyunca bu ilginç ayrıntıyı...

"Her daim gizemli bir özel hayatı olan Mustafa Kemal'in, Sabiha Sultan'a ilgisinin karşılığını alamaması filan acaba onda onarılamaz bir ruh haline sebep olmuş mudur? Sonrasında karşısına çıkan kadınlarla, düzgün ve sonsuz bir birliktelik kuramamış olmasının tek nedeni Osmanlı Prensesi'ne karşı duyduğu ve bir türlü unutamadığı o 'ilk aşk' mıdır? Acaba nasıl bir sevdaydı Atatürk'ünki? İçini burkan, ona 'bir daha asla' diye yemin ettiren ve zihnini kemiren bir aşk mıydı?" diye sormadan edemiyor.

SABİHA ADI TESADÜF MÜ?

Ve daha da önemlisi; "Yoksa, bazı çevreler tarafından Ermeni kökenli olduğu ve aslında resmi tarihte yazıldığı gibi Atatürk'ün 12'sinde değil, henüz 5 yaşındayken bir yetimhaneden evlat edindiği iddia edilen manevi kızına, 'Sabiha' adını vermesinin nedeni Osmanlı Prensesi'ne olan o unutamadığı platonik aşkı mıydı?" demeden geçemiyor!