Oturum Aç

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölü Deniz Yazmaları Nedir, Ne Anlatır? | Esseniler’in Yolu Neydi?


Leydihan
12 Haziran 2025, 20:23
[Only Registered Users Can See Links]Ölü Deniz Yazmaları (Ölü Deniz Parşömenleri ya da Ölü Deniz Tomarları olarak da bilinir) bir kısmı İbranice, bir kısmı da artık ölü bir dil olan Aramice ile kâğıt, deri veya bakır plakalar üzerine kaydedilmiş kırk bin adet elyazması parçasından oluşmaktadır. Bu parçaların bir araya getirilmesiyle tam beş yüz kitap yeniden oluşturulmuştur. Hristiyanlığın ve Museviliğin bilinen en eski yazılı kaynakları sayılırlar.

1947 yılının Şubat veya Mart ayında, Muhammed Ahmed El-Hamid adlı, genç bir Bedevi keçi çobanı, kaybolan keçisini aramaktadır. Eriha kentinin 13 km güneyinde, Ölü Deniz'in batı yakasındaki bir tepede bulunan bir delikten aşağı taş atar ve duyduğu testi kırılma sesi üzerine aşağıdaki mağaraya iner. Mağaranın zemininde, içinde keten kumaşa sarılı deri yazmaların bulunduğu büyük testiler bulur. Testilerin ağzı sıkıca kapatıldığı için yazmalar yaklaşık 1900 yıl boyunca hiç bozulmadan saklı kalabilmişlerdir (bulgular, bu yazmaların MS 68 yılında mağaraya yerleştirildiklerini gösterir). 1947'deki keşif ve 1952-1956 yıllarında yapılan kazı çalışmaları sonucunda toplam on bir mağarada bu elyazmalarına rastlanmıştır. Bunları sınıflandırmak açısından mağaralar numaralandırılmıştır. 1 numaralı Kumran mağarasında bulunan yazmalardan beş tanesi, ismini aldıkları Kudüs'teki Suriye Ortodoks Manastırı Başpiskoposu tarafından satın alınmıştır. Diğer üç yazma ise İbrani Üniversitesi Profesörü E.L. Sukenik tarafından satın alınmıştır.


[Only Registered Users Can See Links]ın bulunduğu Kumran(en:Qumran) vadisindeki mağaralardan biri



Ölü Deniz Yazmalarının bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biridir. Bu yazmalar, MÖ birinci yüzyıldan MS ikinci yüzyıla değin Ölü Deniz kıyısındaki Kumran vadisine yerleşmiş olan dini bir topluluğun tarihçesini aydınlatmıştır. Bu topluluk, Kumran Topluluğu veya Esseniler olarak bilinen, dışa kapalı Yahudi bir toplumdu. "Zadokite Belgeleri", "Toplum Kuralları" ve "Disiplin El Kitabı" gibi yazılar, Kumran'daki günlük yaşam hakkında oldukça geniş ölçüde bilgi sahibi olunmasını sağladı.


[Only Registered Users Can See Links]Ölü Deniz Parşömenleri'nin en uzunlarından biri olan 11Q19 etiketli Tapınak Parşömeni'nin bir bölümü.



Yazmaların içeriği

Kumran Yazmaları

1 numaralı mağara, Bedevi çoban tarafından bulunan mağaradır. Buradan, eksiksiz sayılabilecek yedi tomar ve bir miktar tomar parçası almıştır.

Yeşaya A (IQIs a)

Yeşaya Kitabı'nın yazılı olduğu bu yazma, en tanınmış Yeşaya kopyalarından biridir. Satır üstlerinde ve sayfa kenarlarında birçok düzeltme vardır. Mevcut en eski tam kopyadır.

Yeşaya B (IQIs b)

Bu Yeşaya yazması tam değildir, ancak masoretik metinle karşılaştırıldığında Yeşaya A'dan daha fazla uyum sergiler.

1 numaralı Mağaradan çıkarılan diğer yazma parçaları

Bu mağarada aynı zamanda Yaratılış, Levililer, Yasa'nın Tekrarı, Hakimler, Samuel, Yeşaya, Hezekiel ve Mezmurlar (Zebur) gibi bazı kesimler tarafından Kutsal Yazılar arasında kabul edilen kitapların bazı parçaları ile Hanok, Musa'nın Sözleri (bu kitapla ilgili ilk bulgu burada keşfedilmiştir), Özgürlük Kitabı (Book of Jubilee), Nuh'un Kitabı, Levi'nin Vasiyetnamesi, Tobit ve Süleyman'ın Bilgeliği gibi eserlerin parçaları bulunmuştur. Aynı zamanda, Daniel Kitabı 2. bölüm 4'teki sözleri içeren bir kısım da burada bulunmuştur (bu kısımda metin dili İbraniceden Aramice'ye geçer). Ayrıca Mezmurlar (Zebur), Mika ve Sefanya kitaplarının yorumlarından bazı parçalar da yine bu mağarada bulunmuştur.

2 numaralı Mağara

Bu mağaranın ilk önce Bedeviler tarafından bulunup yağmalandığı tahmin edilmektedir. 1952 yılında yapılan kazı çalışmaları sonucunda burada yüz adet elyazması bulunmuştur. Bunların arasında Mısır'dan Çıkış (2), Levililer (2), Çölde Sayım (4) parça; Yasa'nın Tekrarı (2 veya 3), Rut (2), Yeremya, Eyüp ve Mezmurlar'dan da birer parça vardır.

4 numaralı Mağara

Keklik Mağarası olarak bilinen bu mağara Eylül 1952'de tekrar araştırılmış ve en fazla yazma içeren mağara olduğu görülmüştür. Binlerce yazma parçası, daha önce bu mağarada bağımsız keşiflerde bulunmuş bazı Bedeviler'den satın alınarak ve arkeologlar tarafından mağarada yapılan araştırmalar sonucunda gün ışığına çıkarılmıştır. Bu yazmalar, dört yüz tanesi tanımlanmış olan, yüzlerce elyazmasına aittir. Tanımlanmış bu dört yüz yazmanın içinde Ester Kitabı dışında tüm Eski Ahit kısımları yer almaktadır.

Bu mağarada bulunan MÖ üçüncü yüzyıldan kalma, Samuel Kitabı'ndan bir kısım ise (4qsam b) bilinen en eski Kutsal Yazılar İbranicesi ile yazılmıştır. Aynı zamanda Mezmurlar, Yeşaya ve Nahum kitapları hakkında yorumlar içeren parçalar da bulunmuştur. 4 numaralı mağaradaki bulguların, Kumran Kütüphanesi'nin kapsamını temsil ettiği tahmin edilmektedir. Bulunan parçaların sayılarına göre, Kumranlılar'ın en sık kullandıkları Eski Ahit kitaplarının sırasıyla Yasa'nın Tekrarı, Yeşaya, Mezmurlar, Kısa Peygamberlikler ve Yeremya kitapları olduğu anlaşılmaktadır. Daniel Kitabı 7:28 ve 8:1'i içeren bazı parçalarda dilin Aramice'den İbraniceye geçtiği gözlenmiştir.

7 ve 10 numaralı Mağaralar

1955 yılında 7 ve 10 numaralı mağaralarda yapılan araştırmalarda Eski Ahit'e ait önemli bir elyazması bulunmamıştır. Ancak Jose O'Callahan tarafından, Yeni Ahit'e ait olduğu iddia edilen, ancak üzerinde tartışmaların hâlâ sürdüğü bazı metin parçaları bulunmuştur. MS 50 veya 60 yılından kalan bu parçaların Yeni Ahit'e ait olduğu kanıtlandığı takdirde bunlar mevcut en eski Yeni Ahit elyazmaları olacaktır.

11 numaralı Mağara

Bu mağaradaki araştırmalar 1956 yılında başladı. Eksiksiz ve iyi korunmuş durumda olan otuz altı adet Mezmur ile daha önceleri sadece Grekçe metni olan Apokrif 151. Mezmur bu mağarada bulunmuştur. Levililer Kitabı'ndan bir bölümün çok iyi durumda korunmuş bir yazması, Yeni Kudüs Vahiyi'nin (Apocalypse of New Jerusalem) büyük parçaları ve Eyüp'ün Aramice çevirisi bu mağaradan çıkarılmıştır.

Murabba'àt Bulguları

Kumran'da daha önce keşiflerde bulunmuş olan Bedeviler araştırmalarını sürdürdüler ve Beytüllahim'in güneyindeki bazı mağaralarda, üzerlerinde yazım tarihleri olan ve İkinci Yahudi İsyanı'ndan (MS 132-135) kalan elyazması metinler ve belgeler buldular. Bu mağaralarda 1952 yılının Ocak ayında sistemli inceleme ve kazılar başlatılmıştır. Bu mağaralarda Yoel Kitabı'nın ikinci yarısından Hagay Kitabı'nın sonuna kadar, Masoretik metin ile uyumlu olan bir yazma daha bulunmuştur. Ayrıca Sami dilinde bilinen en eski papirüs (palimsest: Üzerindeki yazılar silinerek tekrar kullanılan papirüs) eski İbrani harfleriyle (MÖ yedinci ila sekizinci yüzyıllar) yazılmış şekliyle burada bulunmuştur.

Kumran Yazmalarının bulunmasından önce mevcut en eski Eski Ahit elyazmalarının yaklaşık tarihi MS 900 yıllarıydı. Kumran Yazmalarındaki Yeşaya, Habakkuk ve diğer bazı kitapların elyazmalarının yazılış tarihi ise MÖ 125'tir. Bu buluş böylelikle mevcut elyazmalarından bin yıl daha eski metinler sağlamıştır. Kumran'da ortaya çıkarılan Yeşaya yazması ile bin yıl sonrasına ait Masoretik Yeşaya metni arasında önemli bir farklılık görülmemiştir.

Kumran Yazmaları aynı zamanda bölge halkının yaşayışını gözler önüne sererek, tarih, din ve dini edebiyat konularındaki bilginin sınırlarını genişletmiştir.

İlgili belgeseller


Discovering the Dead Sea Scrolls25 Mayıs 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. YouTube video, süre: 8d.10s

İlgili animeler

'Neon Genesis Evangelion (Japonca: 新世紀エヴァンゲリオン Shin Seiki Evangelion)', (1995-96)

Dış bağlantılar

Ölü Deniz Yazmaları Online Görüntüleme ve İngilizce Tercümeleri 26 Eylül 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Hürriyet gazetesinde konuyla ilgili bir yazı

Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])

Leydihan
12 Haziran 2025, 20:27
Hazreti İsa kuracağı yeni düzen yani Hıristiyanlık için hazırlanırken, Yahudilik çileden çıkmış bulunuyordu. Bu iki önemli dönüm noktasının birbirleriyle çakışmaları tesadüf değildir.

Yeni peygamberin Yahudiliğin yaygın uygulamalarından rahatsızlık duyup ondan ayrılan Esseniler arasından çıkması da hiçbirimizi şaşırtmamalı.

Daha önce Kabala ile ilgili yazdıklarımda Ölü Deniz Yazmaları’ndan söz etmiş “Bu parşömenlerin Kumran’da yaşayan Essenilerce yazıldığını” söylemiştim.

[Only Registered Users Can See Links]
Ayrıca “bugün, Essenilerin başının M.Ö. 2. Yüzyılda tapınaktan sürülen isyancı rahipler tarafından çekildiğine dair yaygın bir kanaat var” da demiştim.

Ölü Deniz Yazmaları geçen yüzyılın ortalarından itibaren Kumran (bu nedenle Kumran Yazmaları da denir) civarında ortaya çıkmaya başlayıp bilim insanları tarafından tasnif edilmeye ve değerlendirilmeye girişildiğinde, bir tarih hazinesiyle karşı karşıya kalındığı anlaşıldı.

M.Ö. 3. Yüzyıla kadar giden yazmalarda Yaratılış, Levililer, Yasa’nın Tekrarı, Hakimler, Samuel, Yeşaya, Hezekiel, Mezmurlar (Zebur), Mısır’dan Çıkış, Çölde Sayım, Yeremya, Eyüp, Nahum gibi konularda, kısmen İbranice, kısmen Aramice olmak üzere kâğıt, deri ve bakır plakalar üzerinde kırk bin adet el yazması çıktı.

Böylelikle, Hıristiyanlığın ve Museviliğin bu en eski yazılı kaynakları sayesinde, beş yüz kitap oluşturulmuş oldu.

Ölü Deniz Yazmaları’ndan edinilen bilgilere göre, dönemin Yahudi din insanları tarafından Essenilerin neden “sapkın” olarak adlandırıldıklarını anlamak mümkün.

[Only Registered Users Can See Links]

Yahudiler “kovduk” deseler de esasen ayrılanların Esseniler oldukları açık seçik ortada.

Parşömenler, her şeyi ortaya koyuyor. Yahudi toplumuna o gün için yön veren din önderlerinin, insanlığın en önemli değerleri olarak bugün de zikrettiğimiz ahlâk ve vicdan yolundan ayrılmış olduklarını gösteriyor.

Evet, Esseniler ezoterizmi uygulayan bir topluluk.
Dışarıya kapalılar. Dadokite Belgeleri, Toplum Kuralları ve Disiplin El Kitabı gibi yasa kitapları yoluyla, Kumran’daki hayat düzenini sıkı bir şekilde kontrol altında tuttuklarını biliyoruz.

Ölü Deniz Yazmaları’ndan anlıyoruz ki, Esseniler içinde bulundukları toplumu Muhtediler, Tövbekârlar, Fakirler, Sıddıklar, Azizler, Tanrı Tarafından Seçilenler olmak üzere sınıflara ayırmışlar.

Esseniler, topluluklarına birini inisiye etmeden önce şu konulardan emin oluyorlardı:

Adayın dindar olduğu, adaletli davranacağı, kimseye zarar vermeyeceği, zalimliğe karşı olduğu, tanrı yolunda olan yöneticilerine sadık olacağı, despotluk yapmayacağı, üstünlük sağlamaya çalışmayacağı, değişik giyim kuşamlarla kendini farklılaştırmayacağı, hakikatin peşinde olacağı, yalana sapmayacağı, hırsızlığa ve öteki günahlara karşı duracağı, sonunda ölüm bile olsa Essenilere sadık kalacağı.

Hiyerarşik bir biçimde yaşayan Essenilerde beslenme, giyim ve barınma ortak kullanım şeklinde gerçekleşiyordu, ticarete izin verilmiyordu. Topluluğun üyeleri birbirlerini kardeş olarak görüyor, içlerinden birilerinin zenginleşip ötekilerinin fakirleşmesi hoş görülmüyordu.

Esseniler barışçı bir toplumdu, savaşa karşı olduklarından silah da üretmiyorlardı.

Kuvvetli bir öteki dünya inancına sahip olan Essenilerde ahirette iyilerin ödüllendirileceği, kötülerin ise cezalandırılacağı inanışı hakimdi.

Ölümden sonra vücudun çürüyüp yok olacağı ama ruhun ebedi bir biçimde varlığını sürdüreceği tartışmasızdı. Ruhun geleceği de dünyada nasıl yaşandığına bağlıydı.

Esseniler, vicdan ve adalet duygularından nasibini almamış ruhlar için okyanusun ötesinde hazırlanmış bir yer olduğu, orada karanlık ve soğuk çukurlar bulunduğuna inanıyorlardı.

Hıristiyanlığı teşkilatlarken, Hazreti İsa’nın Essenilerin yukarıda kısaca sözünü ettiğimiz Ölü Deniz Yazmaları’ndan yararlandığı görülüyor.

[Only Registered Users Can See Links]
En azından teklif ettiği hayat tarzı pek çok açıdan Essenilerinkiyle büyük benzerlikler gösteriyor.

Matta İncili’nde de Hazreti İsa’nın sınanmak için gittiği çöl ile Kumran’da bulunan çölün çok benzeştiğini görüyoruz.

Essenilerin bir dönem cemaat liderliğini yapan Sıddık Mürşid’e dair özellikler ile Hazreti İsa arasındakiler neredeyse aynı. Onun da M.Ö. 88 yılında tıpkı İsa gibi çarmıha gerildiği söyleniyor. Kaldı ki Essenileri idare eden üst kurul da on iki kişiden oluşuyordu. Tıpkı Yakup, Petrus ve Yuhanna gibi onlar arasından da üç kişi özel olarak seçilmişti.

Sürmenaj
14 Haziran 2025, 04:28
Ne iğrenç bir din bu ya, iyi ki İslam var.