PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Lozan'ın Tanığı: Ali Naci Karacan Kimdir?


Leydihan
23 Mayıs 2025, 07:03
Lozan Barış Konferansı’nı yerinde takip eden gazeteciden biri olan Ali Naci Karacan, tarihî süreci kalemiyle belgeleyerek hem basın hem de Türkiye tarihi için önemli bir iz bıraktı. Peki, Ali Naci Karacan kimdir?

[Only Registered Users Can See Links]
Ali Naci Karacan, Lozan Barış Konferansı’na katılan gazetecilerden biri olarak, diplomasi tarihine tanıklık etti ve izlenimlerini kalıcı bir esere dönüştürerek gelecek nesillere aktardı. Peki, Ali Naci Karacan kimdir?

ALİ NACİ KARACAN KİMDİR?

Ali Naci Karacan 1896'da İstanbul'un Mercan semtinde dünyaya gelen Ali Naci Karacan, Galatasaray Lisesi ve Fransız Frerler Okulu'nda (Saint Joseph Lisesi) eğitim aldı. Lise yıllarında edebiyata ilgi duymaya başladı; Tevfik Fikret'in etkisiyle aruz vezniyle şiirler yazdı ve bu şiirleri Servet-i Fünun ve Rübab dergilerinde yayımlandı.

GAZETECİLİK KARİYERİ

Gazeteciliğe, Yunus Nadi'nin yazı işleri müdürlüğünü yaptığı Tasvir-i Efkâr gazetesinde başladı. Daha sonra İkdam gazetesine geçti ve burada İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni eleştiren yazılar kaleme aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Bağdat'ta General Von der Goltz Paşa'nın tercümanı olarak görev yaptı. Savaş sonrası, Necmettin Sadık Sadak ve Falih Rıfkı Atay ile birlikte Akşam gazetesini kurarak, Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen yayınlar yaptı.

Karacan, gazetecilik kariyerinde birçok önemli gazetenin yayın yönetmenliğini üstlendi. İkdam, Tan, Politika ve İnkılap gibi gazeteleri çıkardı. 1936'da Anadolu Ajansı'nın Bulgaristan temsilciliği görevini üstlendi ve 1948'e kadar yurtdışında kaldı. 1950 yılında Milliyet gazetesini kurarak Türk basınına yeni bir soluk getirdi. Milliyet'in "Anayasa"sı adını verdiği yayın programını ve biçimini Peyami Safa ve Cemil Cahit Toydemir'le birlikte hazırladı.


[Only Registered Users Can See Links]

ESERLERİ

Ali Naci Karacan, gazeteciliğin yanı sıra edebi eserler de kaleme aldı. Lozan Barış Konferansı'nı takip eden gazetecilerden biri olarak İsviçre'ye gitti ve gözlemlerini "Lozan" adlı eserinde paylaştı.

ÖZEL HAYATI VE MİRASI

Ali Naci Karacan, gazete sahibi Ercüment Karacan'ın babası, iş insanı Ali ve Ömer Karacan'ın dedesidir. 7 Temmuz 1955 tarihinde İstanbul’da 59 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetti.

LOZAN'IN TANIĞI

Türk basınının öncü isimlerinden Ali Naci Karacan, yalnızca gazeteci değil, aynı zamanda tarihin kritik anlarına tanıklık eden bir gözlemciydi. Bu tanıklıkların en önemlisi, kuşkusuz Lozan Barış Konferansı sırasında yaşandı.

1923 yılında İsviçre’de düzenlenen Lozan görüşmelerine Türkiye'den katılan az sayıdaki gazeteciden biri olan Karacan, Lozan’daki atmosferi, kulisleri ve diplomatik temasları bizzat yerinde izleyerek halka aktardı. Onun kaleme aldığı yazılar, dönemin siyasi ruhunu anlamamıza yardımcı olan çok kıymetli belgelerdir.

Ali Naci Karacan, bu izlenimlerini daha sonra "Lozan" adlı kitabında topladı. Bu eser, gazeteciliğin yalnızca haber vermek değil, aynı zamanda tarihi belgelemek ve yorumlamak olduğunun da en önemli örneklerinden biridir. Kitap, o günlerde yaşananları sade bir dille anlatırken, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren kararların nasıl alındığını da detaylandırır.

Karacan’ın Lozan’daki çalışmaları, onun sadece bir yayıncı değil, aynı zamanda araştırmacı gazeteciliğin öncüsü olduğunu da ortaya koyar. Bu yönüyle hem mesleğine hem de ülkesine büyük katkı sağlamıştır.

Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])

Sürmenaj
06 Ağustos 2025, 21:47
Lozan kitabı varmış alıp okumak lazım.


İsmet paşa'nın, Serbes fırkaya karşı 'inkılap' adlı günlük gazete çıkarttırdığı kişi. Bu gazetede ali naci,
'Hürriyet değil, faşizm gibi bir idare istiyoruz' dedikten sonra başka bir yazısında 'evet esen hava ihtilal havasıdır' başlığı altında şu fikirleri savunmuştur:
Faşizm, nasıl milli bir idare ve inkılabın silahla emniyet altında alınması ve muhafazası demekse, bize de tıpkı onun gibi bir idare lazım değil, elzemdir.
İki gün sonra yine:
'Evet biz hürriyet değil faşizm gibi bir idare istiyoruz' başlığı altında, 'halkın istediği hürriyet değil, refahtır. (günümüzde bazı hükümet üyelerinden de duyabiliyoruz bu tür cümleler) Refahı getirecek olan çalışmadır ve çalışmak için huzur ve nizam lazımdır. Bunun içindir ki, biz faşizm gibi idare istiyoruz...
Başka bir yazısında ise:
'Rusya'da nasıl komüniz, İtalya'da nasıl bir faşizm varsa, bizde de bir kemalizm olmalıdır' demektedir.
Serbes cumhuriyet fırkası kapatıldıktan sonra gazetesini devam ettirmek için çaba sarfetmiş ancak başarılı olamamış, gazetesini batmaktan kurtaramamıştır.
Ali naci, İsmet Paşa'ya yaptığı hizmetlerin karşılığını, birkaç yıl sonra uzun süreler ve bol paralarla Bulgaristan'a Anadolu Ajansı muhabiri, Arjantin'e iş bankası mümessili ve İsviçre'ye basın ateşesi göreviyle gönderilerek görmüştür.

Mete Tuncay, Türkiye Cumhuriyeti'nde tek parti yönetimi'nin kurulması (1923-1931) s. 275-276


Faşist fikirleri olduğu söyleniyor.
O zamanın koşullarına göre gerekli olanın bu olduğunu düşünmüş herkes gibi.
Almanya'da Hitler'in sağ kolu Joseph Goebbels nasılsa Ali Naci'de aynıymış.