Leydihan
30 Nisan 2025, 23:22
Bir ilişkide cinsellik yaşanıyorsa cinselliğe bağlı olarak hormonlardaki değişimi bilmek, kendimizi ve karşımızdakini anlamak adına pek çok ipucu sunacaktır. Cinsel ilişki öncesinde erkeklerde testosteron seviyesi yüksektir. Hemen sonrasında ise testosteron düşer ve östrojen artmaya başlar. Bu artışın nedeni evrimsel açıdan bağlanmanın sağlanması içindir. Fakat erkekler için testosteronun azalıp östrojenin artması stresin artması ve depresif ruh durumunun tetiklenmesi demektir. Erkek böylece enerjisinin büyük bir bölümünü yitirebilir. Bu yüzden erkek, testosteron seviyesi normal hale gelene kadar kendini toparlamak için kadından uzaklaşma ihtiyacı hisseder. Birliktelikten sonra arkasını dönüp yatan erkeklerde olan da budur, hatta bazen bu uzaklaşma ihtiyacı daha da artar. Bazen günlerce sürebilir.
Kadın ise cinsellikle artan östrojen nedeniyle daha da fazla bağlanma ihtiyacı hisseder. Böyle bir anda tam da erkeğe bağlanmak isterken erkeğin doğası gereği bu şekilde uzaklaşması kadında yanlış bir şeyler var hissini uyandırır. Bu endişe nedeniyle kadın erkeğe daha çok yakınlaşmak istediğinde, sorularla onu boğduğunda, erkek daha çok kaçar ve kadın değersizlik hisleriyle dolar. Diğer taraftan erkek tekrar enerjisini toplamak istediği bu dönemde kadının üzerine gelmesiyle kendini sıkışmış hisseder, daha çok kaçma hissiyle dolar ve o da yanlış giden bir şeyler var hissine kapılır. Tüm bunlar çiftlerin birbirinden uzaklaşmasına, ilişkinin bozulmasına sebep olur.
Kadın ve erkek doğasını anlamak demek ilişkinizin doğasını anlamak demektir.
Hormonların yarattığı kısırdöngüden kurtulmanın basit ama çok etkili yolları vardır. Gün içinde kendinizi bir gözlemleyin, sabahki ruh halinizle akşamki ruh haliniz aynı mı? Gece kendinizi gündüze göre daha farklı hissetmez misiniz? Kaygı, stres, üzüntü altındayken bir şeyleri yönetmek hepimiz için birazcık daha zor değil midir? Hormonlar her anımızı, saatimizi etkiler. Bazen kendimizi tanıyamayacağımız bir ruh durumuna bile sokabilir. Bu, gün içinde bir tahterevallide salınmaya benzer. Bazen aşağı ineriz, çünkü bu bize iyi gelir. Bazen de karşılıklı bir şekilde iniş-çıkışlar devam etsin isteriz. Ama tahterevallinin bir ucunda oturan erkek ve diğer ucunda oturan kadın için ihtiyaçlar birbirinden tamamen farklıdır.
İlişkilerde farkındalık çok önemlidir. Her iki taraf da bu uzaklaşma ve yakınlaşmanın ilişkinin daha sağlıklı devam edebilmesi için gerekli olduğunun farkında olursa, arada daha sağlam bir iletişim kurulur. Örneğin erkeğin “Hayatım seni çok seviyorum ama biraz da ayrı vakit geçirelim istiyorum. Bunun ilişkimiz için daha güzel olacağını düşünüyorum. Hem birbirimizi özleriz hem de birbirimize anlatacak şeylerimiz olur. Bu şekilde insanların birbirinin kıymetini daha iyi fark ettiğini düşünüyorum” şeklinde bir açıklama yapması kadının kaygısını azaltacaktır. Birlikte zaman geçirmiyor olsanız da birbirinizin aklında olduğunuza dair arada sırada yapacağınız ufak hatırlatmalar kaygılarınızı azaltmanıza yardımcı olur. Kadın olarak bu uzaklaşma dönemlerini kişisel algılamamak, hormonla dalgalanmaları aklınızın bir kenarında tutmak çoğu meselenin kendiliğinden çözülmesini olanaklı kılar. Böyle dönemlerde kendinizi yiyip bitirmektense kendi hayatınıza odaklanın, kendinizi rahatlatacak aktivitelere yoğunlaşın, kendiniz için denenmemişi deneyin. Tüm bunlar sadece size kendi değerinizi hatırlatmakla kalmaz aynı zamanda partnerinizin gözündeki değerinizi de gösterir parlatır.
Elbette her zaman bunları anlatıldığı gibi yönetmek kolay olmaz. Hepimiz derinlerimizde bir yerlerde kaybetme korkusunu hissedebiliriz. Korku, mantıklı davranmak ve sağduyulu olmanın önünü tıkayabilir. Ancak kendinizi bu korkuya teslim etmektense onunla başa çıkmanın formülünü icat etmelisiniz.
Başkalarından size mutluluk sunmalarını beklemeyin. Unutmayın mutluluğunuzun sorumluluğu sizdedir. Bu sorumluluğu üstlendiğinizde ve bunun için çabaladığınızda ışıltılı özgüveninizle kalpleri fethedebilirsiniz.
Hormonlarınızı anlamak özellikle flört ve yeni başlamış ilişkinizi yönetebilmek adına size iyi bir rehberdir. “İlişkide Cinsellik Nasıl Yaşanmalı?” başlığı altında bahsedeceğim cinsel tutumlarınızı yönetme kısmında, bu kısma tekrar dönerek okumanızı ve not defterinize kendinize notlar almanızı öneririm.
Uzman Psikolog Esra Ezmeci’nin “Kadınlar Sıcak, Erkekler Soğuk Sever” kitabından yazılmıştır.
Kadın ise cinsellikle artan östrojen nedeniyle daha da fazla bağlanma ihtiyacı hisseder. Böyle bir anda tam da erkeğe bağlanmak isterken erkeğin doğası gereği bu şekilde uzaklaşması kadında yanlış bir şeyler var hissini uyandırır. Bu endişe nedeniyle kadın erkeğe daha çok yakınlaşmak istediğinde, sorularla onu boğduğunda, erkek daha çok kaçar ve kadın değersizlik hisleriyle dolar. Diğer taraftan erkek tekrar enerjisini toplamak istediği bu dönemde kadının üzerine gelmesiyle kendini sıkışmış hisseder, daha çok kaçma hissiyle dolar ve o da yanlış giden bir şeyler var hissine kapılır. Tüm bunlar çiftlerin birbirinden uzaklaşmasına, ilişkinin bozulmasına sebep olur.
Kadın ve erkek doğasını anlamak demek ilişkinizin doğasını anlamak demektir.
Hormonların yarattığı kısırdöngüden kurtulmanın basit ama çok etkili yolları vardır. Gün içinde kendinizi bir gözlemleyin, sabahki ruh halinizle akşamki ruh haliniz aynı mı? Gece kendinizi gündüze göre daha farklı hissetmez misiniz? Kaygı, stres, üzüntü altındayken bir şeyleri yönetmek hepimiz için birazcık daha zor değil midir? Hormonlar her anımızı, saatimizi etkiler. Bazen kendimizi tanıyamayacağımız bir ruh durumuna bile sokabilir. Bu, gün içinde bir tahterevallide salınmaya benzer. Bazen aşağı ineriz, çünkü bu bize iyi gelir. Bazen de karşılıklı bir şekilde iniş-çıkışlar devam etsin isteriz. Ama tahterevallinin bir ucunda oturan erkek ve diğer ucunda oturan kadın için ihtiyaçlar birbirinden tamamen farklıdır.
İlişkilerde farkındalık çok önemlidir. Her iki taraf da bu uzaklaşma ve yakınlaşmanın ilişkinin daha sağlıklı devam edebilmesi için gerekli olduğunun farkında olursa, arada daha sağlam bir iletişim kurulur. Örneğin erkeğin “Hayatım seni çok seviyorum ama biraz da ayrı vakit geçirelim istiyorum. Bunun ilişkimiz için daha güzel olacağını düşünüyorum. Hem birbirimizi özleriz hem de birbirimize anlatacak şeylerimiz olur. Bu şekilde insanların birbirinin kıymetini daha iyi fark ettiğini düşünüyorum” şeklinde bir açıklama yapması kadının kaygısını azaltacaktır. Birlikte zaman geçirmiyor olsanız da birbirinizin aklında olduğunuza dair arada sırada yapacağınız ufak hatırlatmalar kaygılarınızı azaltmanıza yardımcı olur. Kadın olarak bu uzaklaşma dönemlerini kişisel algılamamak, hormonla dalgalanmaları aklınızın bir kenarında tutmak çoğu meselenin kendiliğinden çözülmesini olanaklı kılar. Böyle dönemlerde kendinizi yiyip bitirmektense kendi hayatınıza odaklanın, kendinizi rahatlatacak aktivitelere yoğunlaşın, kendiniz için denenmemişi deneyin. Tüm bunlar sadece size kendi değerinizi hatırlatmakla kalmaz aynı zamanda partnerinizin gözündeki değerinizi de gösterir parlatır.
Elbette her zaman bunları anlatıldığı gibi yönetmek kolay olmaz. Hepimiz derinlerimizde bir yerlerde kaybetme korkusunu hissedebiliriz. Korku, mantıklı davranmak ve sağduyulu olmanın önünü tıkayabilir. Ancak kendinizi bu korkuya teslim etmektense onunla başa çıkmanın formülünü icat etmelisiniz.
Başkalarından size mutluluk sunmalarını beklemeyin. Unutmayın mutluluğunuzun sorumluluğu sizdedir. Bu sorumluluğu üstlendiğinizde ve bunun için çabaladığınızda ışıltılı özgüveninizle kalpleri fethedebilirsiniz.
Hormonlarınızı anlamak özellikle flört ve yeni başlamış ilişkinizi yönetebilmek adına size iyi bir rehberdir. “İlişkide Cinsellik Nasıl Yaşanmalı?” başlığı altında bahsedeceğim cinsel tutumlarınızı yönetme kısmında, bu kısma tekrar dönerek okumanızı ve not defterinize kendinize notlar almanızı öneririm.
Uzman Psikolog Esra Ezmeci’nin “Kadınlar Sıcak, Erkekler Soğuk Sever” kitabından yazılmıştır.