PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Soru 7 - Animiz Nedir?


Krizantem
19 Şubat 2025, 01:25
[Only Registered Users Can See Links] Oikng&s




Animiz, cansız maddelerin de ruhlarının olduğuna inanılan Afrika, Asya ve Pasifik adalarında taraftarı olan din hayatında önemli olmayan bir inanış tarzıdır.

—-

Leydihan
03 Mart 2025, 00:03
Animizm kuramını kim ortaya atmıştır? Bu kuram dinin başlangıcını nasıl açıklamaktadır?

Etnoloji’de dinin başlangıcını açıklamaya çalışan çeşitli kuramlar vardır. Bunlardan birisi de animizm’dir. Bu teori İngiliz etnoloğu Edward B. Tylor (1832-1917) tarafından ortaya atılmıştır. İki ciltlik «Primitive Culture, 1917» (İlkel Kültür) adlı eserinde teorisini enine boyuna tartışmıştır. Tylor ’a göre, insanlık, ruh inancına rüya aracılığıyla varmıştır: İnsan rüyasında çeşitli olayları yaşamakta, uzak ve değişik yerlere gitmekte, tanımadığı kimselerle karşılaşmakta, bunlarla birlikte avlanmakta, dostluk kurmakta ya da savaşmaktadır. Oysa rüyayı gören kimse, bütün bunlar olup biterken kulübesinde yatmaktadır. O halde, uyuyan kimseyi, kendi başına buyruk, istediği gibi hareket edebilen bir “şey” terk etmektedir.

Bu ise, uyuyanın biraz uçucu, biraz flu olan benzerinden başka bir şey değildir; yani ruhudur. Aynı durum ölüm için de söz konusudur, ölen birinin hiç bir yaşama belirtisi göstermeden yatmasının nedeni, o kimseye canlılık veren “şey” in, yani ruhunun bedeni terk etmesidir. Ancak ruh, rüyada, insanı belli bir sure, ölümde ise tamamen terk etmektedir. İlkel insan, rüya ve olumun dışında vizyon, kendinden geçme, ateşli hastalıklar gibi ruhsal ve fizyolojik yaşantılarla da ruh kavramına varmış, bunu bedenden ayrı ve canlı bir ilke olarak tasarımlamıştır.

Tylor, insanların, yukardaki yaşantılardan sonra çevresindeki şeyleri de canlıymış gibi görmeye başladıklarına değinerek, animistik dünya görüşünün giderek animatistik dünya görüsüne dönüştüğünü ileri sürmüştür. Animistik tasarımla, animatistik tasarım arasındaki ayırım, birincinin, ruhun varlığına inanmasına; İkincinin ise, insanın tıpkı bir çocuk gibi çevresini ve doğayı dolduran şeyleri “canlandırma” sına, “canlı” görmesine dayanmasıdır.

Ölenlerin, öldükten sonra da, ruhları aracılığıyla hayatlarını sürdürmeleri inancı atalar ve ölüler ibadetini (manizm) doğurmuş; bu inançtan cin, peri, dev inancına geçilmiş; birtakım iyi ya da kotu, başka bir söyleyişle yararlı ve zararlı ruhların belli yerleri, ağaçları, kovukları ve nesneleri tuttuklarına inanılarak fetişizme varılmıştır. Doğal ögelerin (su, deniz, ay, güneş, yıldız, orman vb.) yukarıdaki basamakları aşarak önem kazanmaları politeizm’i (Çok Tanrıcılık) doğurmuş, bu dönemden de giderek animizmin son durağı olan monoteizm’e (Tek Tanrıcılık) varılmıştır. Böylece, Tylor, dinin başlangıç ve gelişimini açıklamaya çalışan kuramını, şırasıyla:

Animizm, tabiat inancı, manizm, fetişizm, politeizm ve monoteizm… …dönemlerinden geçirmiş oluyor.

Animizm kuramı bugün artık geçerli değildir. Bazı yanları, haklı olarak eleştirilmiştir. Etnolojik alanda yapılan çeşitli araştırmalar, ruh kavramı ve inancından yoksun, fakat “Yüce Varlık”, “Tek Tanrı” inanç ve tasarımına sahip ilkel toplumların varlığını göstermiştir. Evrimci bir karakter taşıyan bu kuramın geçerli yanı, ilkel insanın ruh kavramına varışını çok güzel açıklamasıdır.